﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaos &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kaos/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 08:15:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>kaos &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İngiliz Sömürgeciliğinin 7 Esası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ingiliz-somurgeciliginin-7-esasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[2.Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Britanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7617</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Britanya, 1600’lü yılların başından itibaren batıda ve doğuda sömürgecilik faaliyetlerini yoğunlaştırmış, birbiri ardınca ele geçirdiği yabancı topraklarda ilk sömürge idarelerini tesise başlamıştı. 1670’lere gelindiğinde, bugünkü ABD ve Kanada’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, İngilizlerin artık kalıcı hale gelmiş ayak izlerine rastlamak mümkündü. 1800’lerin ikinci yarısında ise Büyük Britanya’yı tanımlamak için herkesin kullandığı ifade aynıydı: Üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk. Doğrudan yönetim, himaye, ittifak veya başka herhangi bir biçimde, İngiliz siyasetçi, asker ve bürokrat ordularının kontrol ettiği coğrafya öylesine uçsuz-bucaksızdı ki, Büyük Britanya, aynı zamanda “tarihte en geniş sınırlara ulaşmış devlet” unvanına da kavuşmuştu. 1900’lerin başında Ortadoğu’nun birçok noktasında da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Britanya, 1600’lü yılların başından itibaren batıda ve doğuda sömürgecilik faaliyetlerini yoğunlaştırmış, birbiri ardınca ele geçirdiği yabancı topraklarda ilk sömürge idarelerini tesise başlamıştı. 1670’lere gelindiğinde, bugünkü ABD ve Kanada’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, İngilizlerin artık kalıcı hale gelmiş ayak izlerine rastlamak mümkündü. 1800’lerin ikinci yarısında ise Büyük Britanya’yı tanımlamak için herkesin kullandığı ifade aynıydı: Üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk.</p>
<p>Doğrudan yönetim, himaye, ittifak veya başka herhangi bir biçimde, İngiliz siyasetçi, asker ve bürokrat ordularının kontrol ettiği coğrafya öylesine uçsuz-bucaksızdı ki, Büyük Britanya, aynı zamanda “tarihte en geniş sınırlara ulaşmış devlet” unvanına da kavuşmuştu. 1900’lerin başında Ortadoğu’nun birçok noktasında da İngilizler ön plandaydı. Bölgenin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin paylaşımında, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgiye uğratılmasında ve sonrasında imparatorluk bakiyesinin kurtlar sofrasında paylaşımında İngilizler hep başroldeydiler.</p>
<p>2. Dünya Savaşı’nın Avrupa’yı temellerinden sarstığı 1940’lı yıllarda, İngiltere, manda ve sömürge yönetimi altında tuttuğu bölgelerde zorlu sınavlarla karşı karşıya kaldı. Ya da en azından, dışarıdan bakıldığında, elindeki coğrafyalarda asayişi sağlamakta zorlanan, bütün kesimlerin şikâyet odağına yerleşmiş, adeta çözüm üretmekten aciz bir Britanya İmparatorluğu görüntüsü vardı. 1970’lerin başına kadar, İngiltere bütün sömürgelerinden kademeli olarak teker teker çekilecek, geride “bağımsız” devletler ve yönetimler bırakacaktı. Birçok tarihî kaynakta, İngilizlerin bilfiil yönetimi ve kontrolü altında geçen o uzun yıllar “kaos”, “karmaşa”, “iç çatışma” gibi sıfatlarla anılacak, İngiltere’nin “beceriksiz”, “acemi” ve “özensiz” yönetimine çeşitli eleştiriler yöneltilecekti.</p>
<p>Peki, gerçekten öyle miydi? İngiltere beceriksiz, özensiz ve acemi bir idare mi sergilemişti? Yoksa ortada ince düşünülüp tasarlanmış, sabırlı bir şekilde sahneye konmuş, uzun yıllara yayılmış ve neticeleri için gelecek kuşaklar hedeflenmiş bir strateji mi vardı?</p>
<p>Tarihî sürece ve coğrafyaya dikkatle ve çok boyutlu biçimde bakanlar, cevabın ikinci şıkta gizlendiğini göreceklerdir. Özellikle İslâm coğrafyasında, İngiltere tarafından yönetilmiş veya İngiliz tipi kontrol / himaye tecrübesini yaşamış bölgelerin hepsinde, zahirdeki kaos ve karmaşa bir yana bırakıldığında, Londra’daki “devlet aklı”nın aşağıdaki yedi esası titizlikle uygulamaya koymuş olduğu fark edilecektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Emre Gör: İstihbarat Merkezinin Yıldız Sarayı Olması Devletin Elini Güçlendirmiştir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/istihbarat-merkezinin-yildiz-sarayi-olmasi-devletin-elini-guclendirmistir-konusan-mirza-mahmut-demir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Mahmut Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 08:07:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Arap İzzet Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Bey]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yeni silah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4828</guid>

					<description><![CDATA[Kitabınızda Abdülhamid devri için, “Dönemin istihbarat sistemi kimileri için devletin iç ve dış düşmanlarla çevrili olduğu bir dönemde otoriter bir iktidarın sembolüdür, kimileri için ise denetim ve ahlak boşluğundan kaynaklanan ispiyon ve gammazlık düzenidir” diyorsunuz. Bu yaklaşımları göz önünde bulundurarak, dönemle ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün mü? Aslında Sultan Abdülhamid devri istihbarat sisteminin otoriter bir iktidarın parçası olduğu algısı, Cumhuriyet döneminde değil, 1908’de başlayan 2. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkıyor. Çünkü Meşrutiyet döneminde iktidarda güç kazanmaya başlayan İttihat ve Terakki mensupları, Sultan Abdülhamid’in mutlakıyet sistemiyle uzun yıllar bire bir mücadele etmiş ve çoğu kez bu sistemin istihbarat ağına takılmış kadrolardan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kitabınızda Abdülhamid devri için, “Dönemin istihbarat sistemi kimileri için devletin iç ve dış düşmanlarla çevrili olduğu bir dönemde otoriter bir iktidarın sembolüdür, kimileri için ise denetim ve ahlak boşluğundan kaynaklanan ispiyon ve gammazlık düzenidir” diyorsunuz. Bu yaklaşımları göz önünde bulundurarak, dönemle ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Aslında Sultan Abdülhamid devri istihbarat sisteminin otoriter bir iktidarın parçası olduğu algısı, Cumhuriyet döneminde değil, 1908’de başlayan 2. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkıyor. Çünkü Meşrutiyet döneminde iktidarda güç kazanmaya başlayan İttihat ve Terakki mensupları, Sultan Abdülhamid’in mutlakıyet sistemiyle uzun yıllar bire bir mücadele etmiş ve çoğu kez bu sistemin istihbarat ağına takılmış kadrolardan oluşuyordu. Örneğin Kazım Karabekir’in hatıralarına baktığınız zaman şunu açıkça görürsünüz: Enver Bey dâhil birçok İttihat ve Terakki mensubu, Sultan Abdülhamid’e ya da Arap İzzet Paşa gibi yakın adamlarına İstanbul’da suikast düzenlemenin yollarını defalarca aramışlar. Mesela Enver Bey, 1908 Meşrutiyet hareketi başlamadan önce, Ramazan ayındaki Hırka-yı Şerif alayında Sultan Abdülhamid’e suikast düzenlemeye karar verdiğini Karabekir’e ifade ediyor, bu ifade hatıratta aynen yer almakta. Yine hemen aynı tarihte İttihat ve Terakki’nin Selanik Merkez-i Umumisi Arap İzzet Paşa’yı öldürerek, İstanbul’da bir hareket ortaya çıkarmanın planlarını yapıyor.</p>
<p>Tabii tüm bunların hayata geçirilmesini engelleyen kuvvetli bir istihbarat ağı var, bilhassa İstanbul ve çevresinde. Peki bu adamlar bunu neden yapmak istiyorlar. Bir Enver Bey ya da bir Kazım Karabekir Rumeli’de birçok kez komitelerle silahlı çatışmalara girmiş, başlarından çok şey geçmiş vatansever insanlar. Bunlar bu çatışma ve kaos ortamının da etkisiyle Sultan Abdülhamid idaresini keyfi idare olarak görüyorlar. Eğer iktidar bir şekilde değişirse işlerin düzeleceği yönünde bir fikre sahipler. Ama 2. Meşrutiyet ve sonrasında gelişen olaylar bunun pek de o kadar kolay olmadığını gösteriyor. “Otoriter bir iktidarın sembolü” ya da “ispiyon-gammazlık düzeni”, adına ne denirse densin, tarihî gelişmeler bize şunu gösteriyor: Osmanlı İmparatorluğu 19. yüzyılda içinde bulunduğu durum itibariyle kuvvetli ve iyi işleyen bir istihbarat ağına sahip olmak zorundaydı. Bu, imparatorluğun varlığını devam ettirmesi için bir anlamda zorunluluktu. Çünkü 19. yüzyıl, bir yandan insanoğlunun her alanda gelişim gösterdiği aydınlık, fakat yeni tehditlerin ortaya çıkması bakımından bir o kadar karanlık bir yüzyıl. Bu dönemde imparatorluğun genelini tehdit eden ve</p>
<p>özellikle 1880-90’larda zirveye tırmanan Batı emperyalizmi, yükselmeye devam eden milliyetçilik hareketleri, suikastlar, komiteleşmeler, üretilen yeni silahlar, ideolojik çatışmalar, artan anarşizm ve daha sıralanabilecek onlarca farklı kaynaklı tehdit, sözünü ettiğimiz istihbarat çalışmalarından yararlanılarak karşılanmaya çalışılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
