﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>karanlık oda denemeleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/karanlik-oda-denemeleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Mar 2017 16:46:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>karanlık oda denemeleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ânı Durduran Şipşak Feveran</title>
		<link>https://www.derintarih.com/esyanin-kalbi/ani-durduran-sipsak-feveran/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İkbal Betül Armağan Gözlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2017 21:43:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşyanın Kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[17. yüzyılda ressam­lar]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık oda denemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2305</guid>

					<description><![CDATA[“Karşımdasın işte&#8230; / Bana bakmasan da oradasın, görü­yorum seni / Ah benim sevdasında bencil, yüreğin­de sağlam sevdiğim” diyerek anlatıyor birkaç mısra­da Nazım Hikmet, fotoğrafın hüzne bulanık, efsunlu yanını. Bazen başkalarına, bazen kendi suretimize ayna olup gözbe­beklerimize doluşmuş hissiyatı içine sığdıran bir kare diye­rek de tarif edebiliriz aslında fotoğrafı. Özel gün ve toplan­tılarımız, tatil günlerimiz, izdivacımız gibi hayatın can alıcı durakları fotoğraflarla can bulur, tabiri caizse “an”lar “anı” olur, albümlerimizdeki yerlerine buyurur. Peki, hoş zaman­larımızı tekrar tekrar yaşatan bu gizemli ve eşsiz karelerin öyküsünü merak ettiniz mi hiç? O halde buyurun, 36 poz sürecek bir seyahate çıkalım. Her yeteneğe hitap eden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Karşımdasın işte&#8230; / Bana bakmasan da oradasın, görü­yorum seni / Ah benim sevdasında bencil, yüreğin­de sağlam sevdiğim” diyerek anlatıyor birkaç mısra­da Nazım Hikmet, fotoğrafın hüzne bulanık, efsunlu yanını. Bazen başkalarına, bazen kendi suretimize ayna olup gözbe­beklerimize doluşmuş hissiyatı içine sığdıran bir kare diye­rek de tarif edebiliriz aslında fotoğrafı. Özel gün ve toplan­tılarımız, tatil günlerimiz, izdivacımız gibi hayatın can alıcı durakları fotoğraflarla can bulur, tabiri caizse “an”lar “anı” olur, albümlerimizdeki yerlerine buyurur. Peki, hoş zaman­larımızı tekrar tekrar yaşatan bu gizemli ve eşsiz karelerin öyküsünü merak ettiniz mi hiç?</p>
<p>O halde buyurun, 36 poz sürecek bir seyahate çıkalım.</p>
<p>Her yeteneğe hitap eden makineleriyle yaygınlaşan fotoğ­raf bugün bilimden sanayiye, belgecilikten sanata önemli iş­levleri haiz. Aslına bakarsanız fotoğraf kavramına giriş yap­madan evvel fotoğrafın “karanlık oda”larından bahsetsek hiç fena olmaz. Fotoğraf filmi ve banyosunun yapıldığı ışık­sız odaya karanlık oda deniliyor. 11. yüzyılda Arap bilginler, 15. yüzyılda Leonardo Da Vinci, 16. yüz­yılda Giovanni Battista Della Porta karanlık oda denemeleri yapmışlar. 17. yüzyılda ressam­lar portre çalışmalarında karanlık oda sisteminden yararlanmışlardır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-nisan2017">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
