﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kastilya &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kastilya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 12:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kastilya &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>JAVİER ALBARRAN: İSPANYOL MİLLETİ, ŞEYTANLAŞTIRILAN ENDÜLÜS’ÜN “YENİDEN FETHİYLE” OLUŞTURULMUŞTUR</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/javier-albarran-ispanyol-milleti-seytanlastirilan-endulusun-yeniden-fethiyle-olusturulmustur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kocukeli Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 05:44:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Aragon]]></category>
		<category><![CDATA[Gırnata]]></category>
		<category><![CDATA[İber Yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[Kastilya]]></category>
		<category><![CDATA[Reconquista]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7826</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY Gırnata’nın düşüşü Reconquista için ne anlama geliyordu? Böylece İspanyolların “megali ideası” olan “Endülüs’ün yeniden fethi”, yani Reconquista hareketinin askerî ve siyasî aşaması tamamlanmış mı oluyordu? Eğer öyleyse, Reconquista için nasıl bir dönemin başladığını söyleyebiliriz? Her şeyden önce bazı kavramları açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Reconquista’dan bir süreç veya tarihî dönem olarak söz etmek doğru değildir. Çünkü böyle bir dönem mevcut değildir. Bu kavram 19. yüzyıl İspanyol milliyetçiliğinin, millî kurtuluş süreci olarak, İspanyol milletinin yabancı bir “dış” işgalciden kurtarılmasına yönelik icat ettiği bir fikirdir. Ortaçağ’da İber Yarımadası’nın kuzeyindeki Hıristiyan krallıklarının bölgesel yayılmacılığını ve hepsinden öte, kralların gücü elinde toplaması&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY</strong></p>
<p>Gırnata’nın düşüşü Reconquista için ne anlama geliyordu? Böylece İspanyolların “megali ideası” olan “Endülüs’ün yeniden fethi”, yani Reconquista hareketinin askerî ve siyasî aşaması tamamlanmış mı oluyordu? Eğer öyleyse, Reconquista için nasıl bir dönemin başladığını söyleyebiliriz?</p>
<p>Her şeyden önce bazı kavramları açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Reconquista’dan bir süreç veya tarihî dönem olarak söz etmek doğru değildir. Çünkü böyle bir dönem mevcut değildir. Bu kavram 19. yüzyıl İspanyol milliyetçiliğinin, millî kurtuluş süreci olarak, İspanyol milletinin yabancı bir “dış” işgalciden kurtarılmasına yönelik icat ettiği bir fikirdir. Ortaçağ’da İber Yarımadası’nın kuzeyindeki Hıristiyan krallıklarının bölgesel yayılmacılığını ve hepsinden öte, kralların gücü elinde toplaması ve merkezileştirmesini meşrulaştırmaya hizmet eden, sözde kayıp toprakların yeniden fethi veya düzenin yeniden kurulması ideolojisi doğrultusunda kullanılıyordu. Öbür yandan, el-Endülüs-Endülüsya ilişkisi de kurulmamalıdır. Endülüsya (toprak olarak Endülüs) İspanya’nın güney bölgesi olup, günümüzde bölgesel bir siyasî yönetime dönüşmüştür. El-Endülüs ise Arap kaynaklarında, yalnızca İspanya’nın güneyinin değil, Ortaçağ’daki haliyle bütün İber Yarımadası’nı ifade eden bir terimdir.</p>
<p>Son olarak, 15. yüzyılın sonu itibariyle, bağımsız bir siyasî varlık olarak İspanyollardan da söz edemeyiz. Bu, iki krallığın, yani Kastilya ve Aragon krallıklarının evlilik yoluyla birleşmesi ve sonunda Hispanik monarşisinin doğmasıyla mümkün olmuştur. Buna göre Gırnata’nın düşüşü İber Yarımadası’ndaki son İslâm devletinin yok olmasıdır ve bu olay Kastilya’nın ideolojik yapısı için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu işgal Haçlı anlayışı çerçevesinde görülmüş, hatta bu hadiseye Mesihci anlamlar bile yüklenmiştir. Ancak bu olay “yeniden fetih” sürecini sona erdirmemiştir; zira daha önce belirttiğimiz üzere, bu bir süreç değil, ideolojidir. İdeoloji olması nedeniyle de, kullanılmaya devam edilmiştir. Örneğin 16. yüzyılda Kuzey Afrika’daki İspanyol seferlerinde, hatta Amerika’nın fethi söyleminde bile yerini almıştır.</p>
<p>Hıristiyanların Endülüs topraklarını ele geçirme hareketleri, İber Yarımadası’nın siyasî egemenliğini İspanyollara yeniden açmaktan mı ibaretti? Gırnata’nın düşüşüyle İspanyolların ne tür kazanımları oldu?</p>
<p>El-Endülüs’ü oluşturan toprakları fetheden Kastilya ve Aragon için Gırnata’yı ele geçirmek birçok anlam taşıyordu. Kendilerinden çok farklı bir sosyal yapıya sahip toprakların birleştirilmesi, bir şekilde bütünleştirilmesi gereken bir toplum anlamına da geliyordu. Bu toplumsal bütünleşme; Arapça eserlerin Latinceye ve Roma dillerine tercüme edilmesi, Tuleytula (Toledo) gibi şehirlerde Hıristiyan olup Arapça konuşan nüfusun varlığı veya Hıristiyan şehirlerinde Müslüman mahallelerin teşekkülüyle neticelenmiştir. Sanat da bu ortamdan çok etkilenmiştir. Böylece Mudejar (Müdeccenler) sanatı ortaya çıkmıştır. Bir başka deyişle, bu toprakları ele geçiren Hıristiyan krallıklar, tek ve en önemli mirasçılar olmasa da, Endülüs mirasının varisleri haline gelmişlerdir. Mimari yapılardan önemli kültürel, entelektüel ve sanatsal mirasa, tarım tekniklerinden zengin söz dağarcığı gibi daha pragmatik alanlara kadar birçok bilgi ve beceriyi devralmışlardır. Bu bağlamda bu Hıristiyan krallıkları ve daha sonra da Hispanik monarşi, İslâmî geçmişi kendi tarih söylemlerine entegre etme ve bu potada eritme sürecini başlatmışlardır. Bu soruya birçok şekilde cevap verilebilir: Yeniden fetih ideolojisi yoluyla dışlamadan, bu yolla entegre etmeye kadar çeşitli cevaplar verilebilir. Örneğin, Başpiskopos Jiménez de Rada (13. yüzyıl) gibi yazarların önemi, Mozarap toplumunu (Roman lehçeleriyle Arapça konuşan topluluk) doğurmuştur. Geri alınan topraklarda kalan Müslüman nüfus da kendi tarih söylemlerini bu yeni realiteye uydurmak zorunda kaldılar ve zaman içinde Mağribîler (Moriskolar) için bir İslâmî-Hıristiyan geçmiş inşa etmeye kalkışan Lead Books of Sacromonte gibi ilginç fenomenler de ortaya çıkmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2022">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gırnata’nın İşgali İspanya’ya Küresel Bir Güç Olmanın Kapısını Araladı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/girnatanin-isgali-ispanyaya-kuresel-bir-guc-olmanin-kapisini-araladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feridun Bilgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 05:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Benî Ahmer]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs]]></category>
		<category><![CDATA[İberik Yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[İsabel]]></category>
		<category><![CDATA[Kastilya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7822</guid>

					<description><![CDATA[İspanyol yönetim erkinin İberik Yarımadası’nda tek din (Katoliklik) ve tek ulus yaratmak maksadıyla başlatmış olduğu Endülüs’ü işgal hareketi Kastilya Kraliçesi İsabel ile Aragon Kralı Ferdinand’ın evlilikleri ile (1479) önemli bir ivme kazanmıştır. Bu tarihten sonra, Endülüs’te kalan ve başkenti Gırnata olan son İslâm devleti Benî Ahmer’in ortadan kaldırılması için kararlı adımlar atılmış ve 1492’de nihai hedefe ulaşılmıştır. Tarihte Katolik krallar olarak da bilinen Ferdinand ve İsabel ikilisi, İspanya içinde siyasî ve askerî istikrarı sağladıktan sonra, ülkelerinin sahil kentlerine yönelen korsan saldırılarının engellenmesi ve Akdeniz’deki ticaretin emniyeti için sınır ötesi askerî operasyonlara başladılar. Gırnata’nın işgali her ne kadar dahili düşmanları (Müslümanları)&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İspanyol yönetim erkinin İberik Yarımadası’nda tek din (Katoliklik) ve tek ulus yaratmak maksadıyla başlatmış olduğu Endülüs’ü işgal hareketi Kastilya Kraliçesi İsabel ile Aragon Kralı Ferdinand’ın evlilikleri ile (1479) önemli bir ivme kazanmıştır. Bu tarihten sonra, Endülüs’te kalan ve başkenti Gırnata olan son İslâm devleti Benî Ahmer’in ortadan kaldırılması için kararlı adımlar atılmış ve 1492’de nihai hedefe ulaşılmıştır.</p>
<p>Tarihte Katolik krallar olarak da bilinen Ferdinand ve İsabel ikilisi, İspanya içinde siyasî ve askerî istikrarı sağladıktan sonra, ülkelerinin sahil kentlerine yönelen korsan saldırılarının engellenmesi ve Akdeniz’deki ticaretin emniyeti için sınır ötesi askerî operasyonlara başladılar. Gırnata’nın işgali her ne kadar dahili düşmanları (Müslümanları) etkisiz hale getirmiş olsa da, İspanyol yönetiminin korkularını gidermeye yetmemişti. İspanyol idarecilerinin zihninde 711 yılında ülkeyi istilâ eden anlayış ve kuvvetin Cebeli Tarık Boğazı’nın öte yakasında (Kuzey Afrika’da) sapasağlam durduğuna dair kuvvetli bir inanç mevcuttu. İspanya sekiz asır sonra ontolojik bir tehdit altında bulunduğuna inanmış ve bu tehdidi bu kez İberya topraklarında değil, kaynağında kurutma veya durdurmaya yönelmiştir. Kastilya Kraliçesi İsabel’in ölüm döşeğinde Berberistan’ın işgal edilmesini vasiyet etmesi (ona göre “…Kuzey Afrika’nın istilası sürdürülmelidir, din için din düşmanlarıyla savaş kesintiye uğramamalıdır”) kraliçenin koyu bir Katolik olmasıyla açıklanamayacak kadar siyasî ve ekonomik boyutları olan yeni bir dış politikanın takip edilmesiyle ilgilidir.</p>
<p>İspanya, Kuzey Afrika topraklarını işgale başlamadan önce bölgenin siyasî, sosyo-ekonomik yapısı hakkında önemli tetkiklerde bulunmuştur; toplumsal barışı sağlayacak dinî ve siyasî formüller bulma konusunda güçlük çeken mahallî yönetimler, rakip kabilelerin savaşlarından veya kırsal-kent geriliminden doğan sorunları aşacak idarî mahareti gösteremedikleri tespit edilmiştir. İdaredeki ve toplumdaki fay hatlarını harekete geçiren İspanyollar, çok geçmeden işgal planlarını devreye soktular. Melilla’nın işgali (1497) ile başlayan çeyrek asırlık istila süreci, bölgenin tüm dinamiklerini alt-üst etti.</p>
<p>İspanyol işgali öncesinde Kuzey Afrika topraklarında üç hanedanın hâkimiyeti sözkonusuydu; Cezayir’in doğu kısımları ve Trablusgarp’ın da dahil olduğu toprakları elinde tutan Tunus merkezli Hafsîler; Fas’ta Vattasîler; Orta ve Batı Cezayir topraklarının da hâkimiyet alanında yer aldığı Tilimsân merkezli Zeyyânîler. Bu hanedanlıkların dış düşmanın saldırılarını karşılayacak ne askerî ne de malî güçleri vardı. Bilhassa, denizden gelecek saldırılara karşı koyacak donanmalara sahip değillerdi. Bu nedenle savunmasız kalmışlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2022">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
