﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kâzım Karabekir Paşa &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kazim-karabekir-pasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Dec 2021 12:12:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kâzım Karabekir Paşa &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tan Gazetesi Baskınının Gerçek Failleri Kimdi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/tan-gazetesi-baskininin-gercek-failleri-kimdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:12:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbıali]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7660</guid>

					<description><![CDATA[Yakın tarihimizde karanlıkta bırakılmış veya hakkıyla aydınlatılmamış birçok hadise mevcut. Bunlardan biri de tam 76 yıl önce, 4 Aralık 1945 tarihinde Tan gazetesine gerçekleştirilen saldırı. Tarihî gerçekleri ideolojik kalıplar ve efsaneler halinde belleten ve toplumu manipüle edilmiş gerçekler üzerinden yönetenler için Tan gazetesi saldırısının failleri “gözü dönmüş, yobaz sağcılar”dı. Hatta bir adım daha ileriye giderek bu olayı bir “irtica gösterisi” olarak niteleyenler de vardı. Buna karşın muhtelif kaynaklarda yer alan belgeler ve dönemin birinci derece şahitlerinin ifadeleri, hadisenin gerçekleşmesinde dönemin iktidarının parmağı olduğunu göstermekte; CHP’nin muhalif bir basın organizasyonuna karşı sevk ve organize ettiği bir provokasyon olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın tarihimizde karanlıkta bırakılmış veya hakkıyla aydınlatılmamış birçok hadise mevcut. Bunlardan biri de tam 76 yıl önce, 4 Aralık 1945 tarihinde <em>Tan</em> gazetesine gerçekleştirilen saldırı. Tarihî gerçekleri ideolojik kalıplar ve efsaneler halinde belleten ve toplumu manipüle edilmiş gerçekler üzerinden yönetenler için <em>Tan</em> gazetesi saldırısının failleri “gözü dönmüş, yobaz sağcılar”dı. Hatta bir adım daha ileriye giderek bu olayı bir “irtica gösterisi” olarak niteleyenler de vardı.</p>
<p>Buna karşın muhtelif kaynaklarda yer alan belgeler ve dönemin birinci derece şahitlerinin ifadeleri, hadisenin gerçekleşmesinde dönemin iktidarının parmağı olduğunu göstermekte; CHP’nin muhalif bir basın organizasyonuna karşı sevk ve organize ettiği bir provokasyon olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Eldeki verilere göre 4 Aralık 1945 tarihinde gerçekleşen <em>Tan</em> gazetesi baskını, iddia edildiği gibi muhaliflerin değil, devrin iktidarı tarafından organize edilmiş bir linç teşebbüsüdür. Saldırı CHP parti müfettişleri ve gençlik kolları tarafından organize edilmiş olup, CHP iktidarının ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün “Milli Şeflik” devrine damga vurmuş bir yüz karasıdır.</p>
<p>Peki, CHP neden buna tevessül etti, derseniz hemen konuya girelim. İstiklal Harbimizin Esasları hususunda söyleyeceği önemli hususlar olan, fakat ülkedeki baskı ortamından dolayı buna bir türlü fırsat bulamayan Kâzım Karabekir Paşa, bir dönem matbaadan çuvallarla alınıp yakılarak imha edilen hatıralarını 1945 yılında <em>Tan</em> gazetesinde tefrika etmeye başlar. Bu yüzdendir ki gazeteci İsmet Bozdağ, söz konusu saldırıda olaya ivme kazandıran unsurun bu yayınlar olduğu kanaatindedir: “İstanbul Üniversitesi gençliği bir sabah kaynamağa başladı. Bir kaç ateşli konuşmadan sonra gençler büyük bir kalabalık halinde Bâbıali’ye doğru yürüdüler ve <em>Tan</em> gazetesini taşladılar. Hükümet derhal harekete geçti. Gençlerden bazıları tutuklandı. <em>Tan</em> gazetesi, ertesi günü çıkan sayısında Kâzım Karabekir’in hatıralarının yayınının durdurulduğunu bildirdi” (Bozdağ, 1972: 231).</p>
<p>İsmet Bozdağ’ın bu cümlelerinden, faillerin Kâzım Karabekir’in hatıralarının yayımından rahatsız olan “Atatürkçü gençler” olduğu anlaşılmaktadır. Kâzım Karabekir’in İstiklal Harbimiz adını taşıyan hatıraları ise ancak 27 Mayıs 1960 İhtilali’ni izleyen dönemde yayınlanacaktır. Ancak bu yayın da dramatik gelişmelere neden olur. Hatıralar toplatılır ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İslenen Suçlar Hakkındaki Kanun’a muhalefetten dava açılır. Davanın beraatla sonuçlanması 1968 yılının Kasım ayını bulmuş ve anılar ancak bu tarihten, yani Millî Mücadele’nin sona ermesinden tam 45 ve <em>Nutuk</em>’un okunmasından da 41 yıl sonra kamuoyuna sunulabilmiştir (Koçak, 2013: 167).</p>
<p><em>Tan</em> gazetesi saldırısından kısa süre önce Bâbıâli’de esen hava bu fırtınanın çıkacağına dair önemli ipuçları vermektedir. Gazeteye ait olan <em>Görüşler Dergisi</em>’nin ilk sayısında “tek parti, tek-şef” sistemine karşı yazılan eleştirel yazılar döneme damga vuran bir tartışmaya sebep olmuştu. <em>Tan</em> gazetesinden Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel ile <em>Tanin</em> gazetesinden Hüseyin Cahit, <em>Akşam</em>’dan Necmettin Sadak, <em>Ulus</em>’tan Falih Rıfkı arasında devam eden gazeteciler düellosunu körüklemişti. Falih Rıfkı Atay <em>Ulus</em>’ta “Çirkin Bir Taktika” başlıklı yazısında, Sertellerin yazılarını “kızıl anarşi tahrikleri” olarak yaftalıyordu (Koçak, 2013: 283). Zekeriya ve Sabiha Sertel ile Falih Rıfkı arasında başlayan bu karşılıklı suçlama ve tartışmalar Kasım ayı içerisinde daha da şiddetlendi. Hatta tartışmalara bir süre sonra Necmettin Sadak ve Peyami Safa da katıldı. Özellikle Hüseyin Cahit Yalçın ile Serteller arasında geçen münakaşalar tam bir kalem savaşına dönüştü. Süreç en nihayetinde 3 Aralık 1945 günü Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Kalkın Ey Ehl-i Vatan!” başlığını taşıyan yazısıyla noktalanacaktı (Akandere,1998: 424).</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karabekir Paşa’nın Hayali: Duayla Okula Başlayan Çocuklar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/karabekir-pasanin-hayali-duayla-okula-baslayan-cocuklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 21:53:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş yılları]]></category>
		<category><![CDATA[şark kumandanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4120</guid>

					<description><![CDATA[Rahmetli anneciğim, belki de öğretmen olmasının etkisiyle beni marşlarla yetiştirmişti. Pek çok marş öğrendim ve hâlâ da unutmamışımdır. O marşlardan biri de “Türk Yılmaz” marşıydı. Hem şu sözleri söyler, hem de asker gibi dimdik yürürdüm. “Çelik gibi kollu, tunçtan ayaklı / Türk hiç yılar mı? Türk hiç yılar mı? / Türk yılmaz, Türk yılmaz! / Cihan yıkılsa Türk yılmaz!” Bilmiyordum bu marşın sözleri ve bestesinin Kâzım Karabekir Paşa’ya ait olduğunu. Araştırmam esnasında tevâfuken karşıma çıkınca o günlere gidip bir kez daha terennüm ettim marşı, Karabekir Paşa’yı da rahmetle anarak… O sadece hayatını zaferlerle taçlandırmış bir komutan, bir kahraman değil, bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahmetli anneciğim, belki de öğretmen olmasının etkisiyle beni marşlarla yetiştirmişti. Pek çok marş öğrendim ve hâlâ da unutmamışımdır. O marşlardan biri de “Türk Yılmaz” marşıydı. Hem şu sözleri söyler, hem de asker gibi dimdik yürürdüm. <em>“Çelik gibi kollu, tunçtan ayaklı / Türk hiç yılar mı? Türk hiç yılar mı? / Türk yılmaz, Türk yılmaz! / Cihan yıkılsa Türk yılmaz!”</em> Bilmiyordum bu marşın sözleri ve bestesinin Kâzım Karabekir Paşa’ya ait olduğunu. Araştırmam esnasında tevâfuken karşıma çıkınca o günlere gidip bir kez daha terennüm ettim marşı, Karabekir Paşa’yı da rahmetle anarak… O sadece hayatını zaferlerle taçlandırmış bir komutan, bir kahraman değil, bir fikir adamı, savaşta yetim kalmış çocukların elinden tutan “yetimler babası”dır. Onları geleceğe hazırlamaya gayret gösteren bir eğitimci, musikişinas, sanatçı, şair ve bestecidir. Bütün kabiliyetlerini bu vatan için, bu vatanın evlatları için harcayan bir vatanperver…</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2019">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâzım Karabekir Paşa 73 Yıl Önce Sansürcüleri Böyle Uyarmış:  “Hakikatlerin Örtbas Edilmesi Tarihimize Karşı Suçtur”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/kazim-karabekir-pasa-73-yil-once-sansurculeri-boyle-uyarmis-hakikatlerin-ortbas-edilmesi-tarihimize-karsi-suctur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 11:34:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet devri]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklâl Mücâdeleleri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2538</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Cumhuriyet devrinde mazinin yıkılması ve tarihin gerçekler­den koparılması girişimlerine karşı göğsünü siper ederek unutulmaz ikinci bir millî mücadele vermiş bulu­nan Kâzım Karabekir Paşa’nın aşağıda bu hâliyle ilk kez yayımladığımız 29 Eylül 1944 tarihli mektubu yakın tarih tartışmalarına ışık tutması bakımın­dan çok mühimdir. 2. Dünya Savaşı yıllarında yakın ta­rihteki bütün emeklerinin silindiğin­den mustarip iki paşa arasındaki ya­zışma, yakın tarihimize ışık tutacak kıymettedir. Mektubun aslının kendi arşivinde bulunduğunu yazan Cemal Kutay ne var ki, tamamının değil, mu­tadı olduğu üzere sadece ilk sayfasının başı ile ikinci sayfasının fotokopisini neşretmiş, öte yandan Latin harflerine çevirdiği metnin de ilgili yerlerine (…..) işaretini koymak suretiyle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Cumhuriyet devrinde mazinin yıkılması ve tarihin gerçekler­den koparılması girişimlerine karşı göğsünü siper ederek unutulmaz ikinci bir millî mücadele vermiş bulu­nan Kâzım Karabekir Paşa’nın aşağıda bu hâliyle ilk kez yayımladığımız 29 Eylül 1944 tarihli mektubu yakın tarih tartışmalarına ışık tutması bakımın­dan çok mühimdir. 2. Dünya Savaşı yıllarında yakın ta­rihteki bütün emeklerinin silindiğin­den mustarip iki paşa arasındaki ya­zışma, yakın tarihimize ışık tutacak kıymettedir. Mektubun aslının kendi arşivinde bulunduğunu yazan Cemal Kutay ne var ki, tamamının değil, mu­tadı olduğu üzere sadece ilk sayfasının başı ile ikinci sayfasının fotokopisini neşretmiş, öte yandan Latin harflerine çevirdiği metnin de ilgili yerlerine (…..) işaretini koymak suretiyle ancak san­sürlü olarak yayımlayabilmiştir. Kâzım Karabekir Paşa’nın can dostu Cafer Tayyar Eğilmez Paşa’nın mektu­buna cevaben kaleme aldığı mektubun fotokopisi ilk olarak Cemal Kutay tara­fından önce <em>Türkiye Hürriyet ve İstiklâl Mücâdeleleri Tarihi</em>’nin Ocak 1962 tarih­li nüshasında (cilt 20, Sayı: 26-27, s. X-XII), bundan 6 yıl sonra ise <em>Tarih Sohbetleri 3 </em>adlı kitap dizisi içinde yayımlanmıştır (İstanbul, Kasım-1968, s. 192-6). <em>Tarih Soh­betleri 3</em>’te neşredilen orijinal belgenin fotokopisinin altında ise itiraf mahiye­tindeki şu cümleler yazılıdır:</p>
<p>“Cafer Tayyar Paşa’nın, İnkilâp Enstitüsüne hitaben hazırladığı AÇIK MEKTUB’u gönderme bahsindeki soru­suna Kâzım Karabekir Paşa’nın verdi­ği 29 Eylül 1944 tarihli cevabın ikinci sahifesi (<strong>Metin, kanunların yasak­ladığı kısımlar hariç, yazının için­dedir</strong>).”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-temmuz2017">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
