﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kefe &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kefe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Apr 2022 12:49:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kefe &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KAHRAMAN ŞAKUL: OSMANLILARIN LOJİSTİK SİSTEMİNE DÜŞMANLARI BİLE HAYRANDI</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/kahraman-sakul-osmanlilarin-lojistik-sistemine-dusmanlari-bile-hayrandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Munise Şimşek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Çehrin Seferi]]></category>
		<category><![CDATA[Kefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kili]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<category><![CDATA[Köprülü Mehmed Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Timaş Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Zaporog Kazakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8075</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK Timaş Yayınları’nın “Görsel Osmanlı Savaş Tarihi” serisinden Çehrin Seferi üzerine yeni bir kitabınız çıktı. Kitapta kuşatmanın Osmanlıların değişen kuzey politikasının bir alameti olduğunu ifade ediyorsunuz. Öncelikle Osmanlı’nın bu döneme kadar takip ettiği kuzey politikasının ne olduğunu soralım? Geleneksel kuzey politikası Karadeniz yoluyla payitahta hububat, köle ve kürk sağlayan ticaret yollarını emniyet altına alma hedefini güdüyordu. Bunun üç sacayağı vardı. Moskoflar ve Lehler arasında denge politikası gütmek; Tatarlar aracılığıyla bozkırları denetim altında tutmak; stratejik kıyı bölgelerinde güçlü garnizonlar bulundurmak. Böylece deniz yolu kadar bu limanlara inen kara yollarında da güvenliği sağlamak. Köprülüler döneminde benimsenen yeni politikayı nasıl tarif&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK</strong></p>
<p>Timaş Yayınları’nın “Görsel Osmanlı Savaş Tarihi” serisinden Çehrin Seferi üzerine yeni bir kitabınız çıktı. Kitapta kuşatmanın Osmanlıların değişen kuzey politikasının bir alameti olduğunu ifade ediyorsunuz. Öncelikle Osmanlı’nın bu döneme kadar takip ettiği kuzey politikasının ne olduğunu soralım?</p>
<p>Geleneksel kuzey politikası Karadeniz yoluyla payitahta hububat, köle ve kürk sağlayan ticaret yollarını emniyet altına alma hedefini güdüyordu. Bunun üç sacayağı vardı. Moskoflar ve Lehler arasında denge politikası gütmek; Tatarlar aracılığıyla bozkırları denetim altında tutmak; stratejik kıyı bölgelerinde güçlü garnizonlar bulundurmak. Böylece deniz yolu kadar bu limanlara inen kara yollarında da güvenliği sağlamak.</p>
<p>Köprülüler döneminde benimsenen yeni politikayı nasıl tarif edersiniz? Buna niçin ihtiyaç duyuldu?</p>
<p>Osmanlıları yeni bir kuzey politikası geliştirmeye iten sebepler zamana yayılmıştı aslında. Daha 1594’te Zaporog Kazakları şayka denilen hafif ve altı düz tekneleriyle nehirlerden Karadeniz’e inip Turla (Dinyester) Nehri’nin ağzını koruyan Akkerman Kalesi’ne saldırmışlardı. Zamanla Tuna Deltası’nda Kili, Kırım’da Kefe, Anadolu’da Trabzon, Sinop ve hatta İstanbul Yeniköy (1624) bu baskın ve yağma faaliyetlerine maruz kaldı. Demek ki Karadeniz bir iç deniz gibi düşünüldüğü vakitlerde bile tam anlamıyla tehlikeden yalıtılmış değildi. Sonra Osmanlılara bağlı ama özerk yapılarını koruyan Erdel, Eflak ve Boğdan Osmanlı muhalefetine rağmen Otuz Yıl Savaşları’na katıldılar. Kırım Hanlığı da Osmanlıların yarı rıza göstermesiyle iç karışıklıklarla çalkalanan Lehistan’a askerî müdahalede bulunmaya başladı. Uçlarda tampon bölge vazifesi görmesi beklenen bu beyliklerin Osmanlıların güvenliğini tehlikeye atan bir tavır içine girmeleri, İstanbul’da rahatsızlık yaratıyordu. Nihayet Köprülü Mehmed Paşa gibi güçlü bir şahsiyetin iktidarı tekeline almasıyla Osmanlılar harekete geçtiler. Paşa Macaristan’da Yanova ve Varad’ı fethedip burada yeni beylerbeylikler yaratarak Erdel ile Viyana’nın bağlantısını kesti. Oğlu Uyvar ve Kamaniçe’yi alarak Erdel ve Boğdan üzerindeki Osmanlı denetimini güçlendirdi. Nihayet Çehrin Seferi ile de Kırım Hanlığı’nı bir serhat ülkesinden iç memlekete dönüştürme imkânı doğdu. Bu özerk beylikleri yeni fetihlerle “iç il” haline dönüştürüp özerkliklerini törpüleme siyaseti 1683’te Viyana bozgunu ile başarısızlığa uğradı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Saraya Neden Damat Olamadı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/mustafa-kemal-saraya-neden-damat-olamadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kefe]]></category>
		<category><![CDATA[Saruhan]]></category>
		<category><![CDATA[Şehinşah]]></category>
		<category><![CDATA[Şehzade Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Şehzade Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Kili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6435</guid>

					<description><![CDATA[Şehzade Selim’in kardeşleriyle -özellikle de Şehzade Ahmed ile- arasındaki saltanat mücadelesi, onun babasına isyanı yönünde yorumlanmış ve bu algı Şehzade Selim hakkında birtakım yanlış kanaatlerin oluşmasına yol açmıştır. Kardeşleri Ahmed ve Korkut kadar taht üzerinde hak sahibi olmasına rağmen Şehzade Selim’in bu mücadelede suçluymuş gibi gösterilmesi bir haksızlık olarak görülmelidir. Sultan II. Bayezid yaşlılığı ve hastalığı sebebiyle devlet işlerini yürütemez hale gelmiş, yönetimi vezirlere bırakmış, onlar işleri yürütemeyince ülke anarşi ve kargaşa içinde kalmıştı. Sultan bu nedenle tahttan çekilmek istedi. Taht mücadelesine girişen üç oğlundan en büyüğü Ahmed Amasya, ortanca oğlu Korkut Antalya, en küçük oğlu Selim ise Trabzon sancakbeyliğinde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şehzade Selim’in kardeşleriyle -özellikle de Şehzade Ahmed ile- arasındaki saltanat mücadelesi, onun babasına isyanı yönünde yorumlanmış ve bu algı Şehzade Selim hakkında birtakım yanlış kanaatlerin oluşmasına yol açmıştır. Kardeşleri Ahmed ve Korkut kadar taht üzerinde hak sahibi olmasına rağmen Şehzade Selim’in bu mücadelede suçluymuş gibi gösterilmesi bir haksızlık olarak görülmelidir.</p>
<p>Sultan II. Bayezid yaşlılığı ve hastalığı sebebiyle devlet işlerini yürütemez hale gelmiş, yönetimi vezirlere bırakmış, onlar işleri yürütemeyince ülke anarşi ve kargaşa içinde kalmıştı. Sultan bu nedenle tahttan çekilmek istedi. Taht mücadelesine girişen üç oğlundan en büyüğü Ahmed Amasya, ortanca oğlu Korkut Antalya, en küçük oğlu Selim ise Trabzon sancakbeyliğinde bulunuyordu. Şehzade Korkut aslında Manisa (Saruhan) sancağına atanmıştı; ancak Amasya valisi Şehzade Ahmed ile beraber hareket eden Hadım Ali Paşa’nın baskısı sonucunda Antalya’ya nakledildi. Şehzade Korkut bu durumdan memnun olmasa da kabullenmek zorunda kaldı. Bu arada Sultan Bayezid’in taht mücadelesinde yer almayan oğlu Şehinşah da Karaman valisi idi.</p>
<p>Sultan II. Bayezid’in tahttan çekilerek yerine Şehzade Ahmed’i geçireceği şayiası üzerine Şehzade Korkut Antalya’dan ayrıldı ve eski sancağı olan Manisa’ya (Saruhan), Şehzade Selim de 30 Eylül 1510 tarihinde Trabzon’dan ayrılarak Kefe’de bulunan oğlu Süleyman’ın yanına gitti. Şehzade Selim ile Korkut’un sancaklarından ayrılması, babalarını tahttan indirmeyi değil, hastalığı ve yaşlılığından dolayı devlet işlerini yürütemez hale gelen Sultan II. Bayezid’in vüzeranın tesiri ve baskısıyla Türk devlet geleneğine aykırı olarak tahtı Ahmed’e bırakmasını engellemeyi amaçlıyordu.</p>
<p>Kefe’den İstanbul’a doğru hareket eden Selim Kili’ye gelmiş, babasına bir elçi göndererek Silistre sancağını talep etmişti. Bu talepteki amaç, İstanbul’a yakın olmak suretiyle saltanatın Ahmed’e verilmesine mani olmaktı. Ancak kendisine Kefe sancağının verildiğine dair hüküm gönderildi. Şehzade Selim bunu kabul etmedi ve İstanbul’a doğru yoluna devam etti. Şehzade Ahmed taraftarları Selim’in bu hareketini devlete isyan olarak yorumluyor ve padişahı Selim’e karşı savaşa tahrik ediyorlardı. Şehzade Selim ise Edirne’de olup bitenleri haber alıyor ve babasına isyan etmediğine, bilakis onun elini öpmek için geldiğine dair arzlar gönderiyordu. Herhangi bir tuzağa düşmeden suhuletle babasıyla görüşmek istiyor, bunu yaparken de vezirlerin entrikalarına karşı son derece temkinli davranıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
