﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kemalist/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 12:40:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kemalist &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Batılı Türkiye İllüzyonu: La Turquie Kemaliste Dergisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/batili-turkiye-illuzyonu-la-turquie-kemaliste-dergisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Sami Kamadan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 03:20:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin Robins]]></category>
		<category><![CDATA[La Turquie Kemaliste]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7305</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet rejiminin belki de en bariz vasfı, kendisini, “köhnemiş” olarak tavsif ettiği eski dönemden tefrik etmek olmuştu. Bunu gerçekleştirmek üzere yeni bir hayat tarzı, içtimaî düzen ve insan modeli inşa etme teşebbüsünde bulundu. Bu yeni hüviyet, kaynağını, ne bir devlet politikası olarak övünülen İslâm öncesi Türk döneminden ne de Cumhuriyet’i kuran kadroların özgün fikirlerinden alıyordu. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Batı’yı rehber edinen, alfabeden kılık kıyafete kadar Batılı olma hevesindeki bu yapı, yeni insan modelini de aynı ölçüyü esas alarak inşa yoluna gitmişti. İnkılaplarla erkeğini ve kadınını “çağdaşlığa” icbâr eden yeni rejim, bir parçası olma hevesinde olduğu Batı dünyasına kendisini&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet rejiminin belki de en bariz vasfı, kendisini, “köhnemiş” olarak tavsif ettiği eski dönemden tefrik etmek olmuştu. Bunu gerçekleştirmek üzere yeni bir hayat tarzı, içtimaî düzen ve insan modeli inşa etme teşebbüsünde bulundu. Bu yeni hüviyet, kaynağını, ne bir devlet politikası olarak övünülen İslâm öncesi Türk döneminden ne de Cumhuriyet’i kuran kadroların özgün fikirlerinden alıyordu. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Batı’yı rehber edinen, alfabeden kılık kıyafete kadar Batılı olma hevesindeki bu yapı, yeni insan modelini de aynı ölçüyü esas alarak inşa yoluna gitmişti.</p>
<p>İnkılaplarla erkeğini ve kadınını “çağdaşlığa” icbâr eden yeni rejim, bir parçası olma hevesinde olduğu Batı dünyasına kendisini kabul ettirmek arzusundaydı. 1934-48 yılları arasında yayımlanan <em>La Turquie Kemaliste</em> (Kemalist Türkiye)1 dergisi de bu teşebbüsün ürünüydü. Fransızca ağırlıklı olmak üzere Almanca ve İngilizce gibi Batı dillerinde yayın yapan dergi, uluslararası sahada Türkiye’nin propagandasını yapacak, uluslararası kamuoyunda kabul görmesini sağlayacaktı. Hâlbuki Londra Üniversitesi profesörlerinden Kevin Robins’in de ifade ettiği gibi, “Avrupalılar arasında Türkiye’nin aslen Batılı olmadığı, Avrupa topluluğunun içerisine burnunu sokmaya çalışan dışarıdaki bir yabancı olduğu” algısı hiç değişmeyecekti.</p>
<p>Yeni rejimin anlaşılması noktasında önemli eserlerden biri olan <em>Çankaya</em> isimli kitabında Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal’in Batılı bir zihniyete sahip oluşunu içeriden biri sıfatıyla samimi ifadelerle dile getirmişti. Bu bakımdan <em>La Turquie Kemaliste</em> dergisinin ilk vazifesi, Türkiye’nin artık Osmanlı dönemindeki gibi “gerici” bir zihniyette olmadığını ispatlamaktı. 14 yıllık yayın hayatı boyunca 49 sayı çıkan derginin sayfaları, iddiasını ispatlar nitelikte, yeni Türkiye’nin modern hüviyetteki erkek, çocuk, kadınlarının fotoğraflarıyla doluydu. Propaganda materyali olarak sıklıkla yer verilen fotoğrafların sahibi ise hususen görevlendirilen Avusturyalı fotoğrafçı Othmar Pferschy idi. Bu fotoğraflar kâh şortlu, kısa etekli, mayolu kadınlar ile atletli erkek sporcuları aynı sayfalara taşıyor, kâh kadınlı erkekli ortamları gösteren karelerle Türkiye’nin ne kadar modern olduğu mesajını veriyordu. Ne var ki, fotoğraflar Türkiye’deki küçük bir azınlığa ait olup Türk toplumunun tamamını temsil etmekten çok uzaktı. Bu gerçeğin farkında olan yönetici kadronun maksadı ise göz boyamaktan ibaretti.</p>
<p>Cumhuriyet’in kurucu kadrosu, 1. Türk Tarih Kongresi’nden (2-11 Temmuz 1932) itibaren antropoloji ve prehistoryaya (tarihöncesi arkeolojisi) ayrılan mesaide Osmanlı unsurundan azade, Batı’ya yakınlaştıran fikirler üretme gayretinde oldu. Bu minvalde Kemalist elitler, Avrupalılarla aynı ırktan olduklarını ispatlamak için de az mesai harcamamışlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köyü Romanla Kalkındırmak!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/koyu-romanla-kalkindirmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2021 06:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Hakkı Tonguç]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Burkay]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist]]></category>
		<category><![CDATA[ustaöğretici]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6693</guid>

					<description><![CDATA[Köy enstitüleri, gerçekleşmeden efsaneleşen bir eğitim ve kalkınma rüyası. Taraftarlarına göre “Bir yandan Batı uygarlığını anlama, öte yandan bu uygarlığa geçiş yollarını Türk toplumunun kendi gereksinmelerine göre bulma düşüncesinin bir zaferi.” Karşıtlarına göre “Köy çocuğunu köyden alıp köy şartlarında yetiştirerek yine 20 yıl köyde yaşamaya mahkûm eden bir anlayışın” eseri. Bir enstitü mezununa göre, Köy Enstitüleri “Derinden halk yaratılarının fışkırtılmasını, bunların çağdaş anlayışla değerlendirilmelerini amaçlıyordu. Halk ekininin değişik alanlardaki ‘topraktan öğrenen’ ustaları, arıcılık, bağcılık, dokumacılık, türkü ustaları enstitülerde ‘ustaöğretici’ görevine getiriliyordu.” Etkin ömrü altı, uğultusu altmışaltı yıldır süren bu teşebbüs hem bir eğitim, hem de bir kalkınma modeli. Sadece bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Köy enstitüleri, gerçekleşmeden efsaneleşen bir eğitim ve kalkınma rüyası. Taraftarlarına göre “Bir yandan Batı uygarlığını anlama, öte yandan bu uygarlığa geçiş yollarını Türk toplumunun kendi gereksinmelerine göre bulma düşüncesinin bir zaferi.” Karşıtlarına göre “Köy çocuğunu köyden alıp köy şartlarında yetiştirerek yine 20 yıl köyde yaşamaya mahkûm eden bir anlayışın” eseri. Bir enstitü mezununa göre, Köy Enstitüleri “Derinden halk yaratılarının fışkırtılmasını, bunların çağdaş anlayışla değerlendirilmelerini amaçlıyordu. Halk ekininin değişik alanlardaki ‘topraktan öğrenen’ ustaları, arıcılık, bağcılık, dokumacılık, türkü ustaları enstitülerde ‘ustaöğretici’ görevine getiriliyordu.” Etkin ömrü altı, uğultusu altmışaltı yıldır süren bu teşebbüs hem bir eğitim, hem de bir kalkınma modeli. Sadece bir okul gibi değil, bir “işyeri ve fabrika gibi” çalışmış! “Enstitüleri bitiren öğrenciler, gerçek yaşamda geçerli olabilecek bir meslek ya da sanata sahip olmuşlar ve görevlendirildikleri kırsal alanlarda, öğrendikleri bu meslekleri bizzat pratik yaşamda uygulayarak oradaki insanlara örnek olma görevini yerine getirmişlerdir.”</p>
<p>Modelin mimarı kabul edilen <em>Mürebbinin Ruhu</em> yazarı İsmail Hakkı Tonguç’a göre, zaten Türk eğitiminin amacı “ekonomik iş yapanlar arasında yeni bir işbölümü yaratmak” idi. Hangi sınıf veya zümrelerdir bunlar? Devlet memurları, kapitalistler, işçiler, büyük toprak sahipleri ve çiftçiler, özellikle de “ülkenin başlıca vergi ödeyicisi olan küçük toprak sahibi köylü nüfus.” Demek ki öyle bedavaya “milletin efendisi” olunmuyor; ödersin en yüksek vergiyi, alırsın efendilik şehadetnamesini! Fay Kirby, Tonguç’un sadece millî eğitimi değil, millî kalkınmayı da köyden başlatmayı öngören ülkücü görüşlerini şöyle özetliyor: “Köylünün Kemalist rejimin odak noktası olmakla kalmayıp, kurulacak tüm eğitim sisteminin yönünü ve içeriğini saptayacak başlıca etken olması gerekmektedir. Kent toplumu, beklenen eğitim reformunu yürütemeyecek kadar ülkenin ekonomik yaşamıyla bağını yitirmiş durumdadır. Köy toplumunu bir yana bırakın kent, Tanzimat’tan beri kendi toplumunu bile düzeltmekte ve çağdaşlaştırmakta güçsüz olduğunu kanıtlamıştır. Tüm bilgisizliğine, yanlış inançlarına vb. karşın, Türk köylüsü yüz yıldan fazla bir süre Osmanlı ve Türk devletini savaşta, barışta sırtında taşımıştır. Çağdaş kent yaşamının inceliklerini bir yana bırakırsak, köy toplumu çağdaş uygarlıkla daha çok uyuşabilir özellikleri olduğunu göstermiştir. Örneğin, üzerinde o kadar gürültü koparılan kadının toplum yaşamından uzak tutulması kentlilerin uygulamasıydı. Köy kadını, toplum yaşamından da, ekonomik iş yaşamından da ayrı tutulmuyordu. Köy toplumu, Türkiye’nin çağdaşlaşma yolundaki iradesinin deneneceği el sürülmemiş bir doğa kaynağı, Kemalist rejimin gerçekleştirmek istediği manevi ve toplumsal evrimin bir esin kaynağı olmalıydı.” Kemal Burkay, Tonguç’un bu Maoculuğu önceleyen ülkücülüğünün Kemalist burjuvazinin hedefi olmadığı gibi, fazla da abartılmaması gerektiğini söylüyor. Köyler belirli bir evrimle kapitalist pazara açılıyor ve kentlerle bütünleşiyorlar zaten. Ekonominin ihtiyaç duyduğu kalifiye işgücünü ise meslek okulları ve üniversiteler sağlıyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2021">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİKRET BAŞKAYA: “TÜRKİYE’DE SOL BURJUVA İDEOLOJİSİ OLAN KEMALİZM’LE ARASINA MESAFE KOYMADA BAŞARISIZ OLDU.”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/fikret-baskaya-turkiyede-sol-burjuva-ideolojisi-olan-kemalizmle-arasina-mesafe-koymada-basarisiz-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Havva Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:41:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist]]></category>
		<category><![CDATA[Paradigma]]></category>
		<category><![CDATA[Resmî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6150</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: HAVVA AKDAĞ Paradigmanın İflası kitabınızda İstiklal Savaşı’nın anti-emperyalist olmadığını, Kemalist rejimin aslında Bonapartizm olduğunu, lider kültünün ardına saklanmış bir burjuva sınıfı yaratma çabasının bulunduğunu, devlet eliyle modernleşmenin çok 0daha evvel başlatılmış olduğunu yazarak tabuları sarstınız. Tabiî bunları söyleyince de başınız bir hayli derde girdi. Şimdi aradan çeyrek asra yakın bir zaman geçti. Bir değerlendirme yaparsanız yazdıklarınız bir karşılık bulabildi mi? Resmî ideolojinin zırhında bir gedik açabildi mi? Paradigmanın İflası 1991 yılının Nisan ayında yayımlandı. O zamandan bu zamana 30 yıla yakın bir zaman geçti ki, bu az bir zaman değil. Bu zaman zarfında resmî ideolojide kayda değer bir aşınmanın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: HAVVA AKDAĞ</strong></p>
<p><strong><em>Paradigmanın İflası</em> kitabınızda İstiklal Savaşı’nın anti-emperyalist olmadığını, Kemalist rejimin aslında Bonapartizm olduğunu, lider kültünün ardına saklanmış bir burjuva sınıfı yaratma çabasının bulunduğunu, devlet eliyle modernleşmenin çok 0daha evvel başlatılmış olduğunu yazarak tabuları sarstınız. Tabiî bunları söyleyince de başınız bir hayli derde girdi. Şimdi aradan çeyrek asra yakın bir zaman geçti. Bir değerlendirme yaparsanız yazdıklarınız bir karşılık bulabildi mi? Resmî ideolojinin zırhında bir gedik açabildi mi?</strong></p>
<p><em>Paradigmanın İflası</em> 1991 yılının Nisan ayında yayımlandı. O zamandan bu zamana 30 yıla yakın bir zaman geçti ki, bu az bir zaman değil. Bu zaman zarfında resmî ideolojide kayda değer bir aşınmanın olduğunu söyleyebiliriz. Fakat son dönemde İslamcı dalganın da kendi ‘resmî ideolojisini’ dayatma zorlaması, Kemalist resmî ideolojinin sınırlı bir ‘toparlanmasını’ sağlasa da aşınma devam edecektir. AKP ve bir bütün olarak İslamcı kanat Kemalist resmî ideolojiye karşı ama kendi resmî ideolojilerini onun yerine koymak istiyorlar. Tabiî oradan bir şey çıkmaz. Mesele her türlü resmî ideolojiye karşı çıkabilmektir.</p>
<p><strong>Kemalist ideoloji kendi aydınlarını yaratabilmiş midir? Günümüze ulaşan yayınlar (<em>Kadro, Yön, Devrim vs.</em>) Kemalist ideolojiyi ne kadar yansıtmıştır? Solun ve sağın resmî ideolojiden bağımsız düşünememesinin nedeni ne sizce?</strong></p>
<p>Öncelikle neden egemen ideoloji demiyoruz da resmî ideoloji diyoruz? Şundan dolayı: Devletler bidayetten itibaren şiddete, baskıya ve teröre dayanarak inşa edilmiş aygıtlardır. Yine şiddete, baskıya ve teröre dayanarak da varlıklarını sürdürürler. Fakat egemen sınıflar içinde sürekli şiddet ve terör durumu ‘uygun’ değildir. Bu sorunu da bir ‘rıza’ veya aynı anlama gelmek üzere ‘gönüllü kabullenme’ yaratarak çözüyorlar. İşte egemen ideoloji denilenin işlevi bu. Fakat bir egemen ideoloji yaratmak için de kitlelerin hayatında az da olsa bir iyileşme yaratmak, değilse bir umut yaratmak gerekir. Bu mümkün olmayınca işte resmî ideoloji dayatılıyor. Mesela Amerika, İngiltere, Fransa vs. gibi ülkelerdeki ideoloji “egemen ideolojidir.” Türkiye’de Cumhuriyet kurulduğu dönemde emekçi kitleler lehine kayda değer bir şeyler yapılabilseydi, bir resmî ideoloji zorlamasına gerek kalmazdı. Mesela radikal bir toprak reformu yapılsaydı, çiftçilere kredi ve girdi kolaylığı sağlansaydı, işçi haklarına ilişkin iyileştirmeler, teşkilatlanma, sendika kurma, ifade ve örgütlenme özgürlüğü vs. gibi açılımlar yapılsaydı&#8230; Resmî ideoloji resmî tarihe dayanır, resmî tarih onun hammaddesidir. Resmî tarih de yalana, tahrifata, yok saymaya&#8230; Resmî tarihçi, bir ‘şanlı tarih’ yaratmaya girişir. Tarih, yeni egemen sınıfın veya rejimin ihtiyacına göre yeniden kurgulanır. Resmî ideoloji sadece düzenin zihin gardiyanları tarafından değil, yasalarla, mahkemeler tarafından da savunulur ve korunur. Devletin doğrularını tartışma konusu yapmak, mayınlı alana girmektir. Sansür ve oto-sansür yaratacak şekilde devlet her zaman ‘Demokles’in Kılıcı’ gibi entelektüellerin tepesindedir. Resmî ideolojide bir gedik açılması ihtimaline karşı her zaman teyakkuzdadırlar. <em>Kadro</em> Hareketi ve <em>Yön</em>, aslında resmî ideolojiye halkçı-sol bir renk katma girişimiydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkücüler Kemalistleşiyor Mu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ulkuculer-kemalistlesiyor-mu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vedat Bilgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 08:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[GLADYO]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkücü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=5065</guid>

					<description><![CDATA[Uzun zamandır Ülkücüler arasında ağırlıklı olarak siyasî gündemin ve bilhassa MHP etrafındaki bazı hizipleşmelerin ötesine uzanan düşünce probleminin altını çizmeye çalışıyorum. Ülkücülük geçmişten günümüze milliyetçi düşünceyi ideal olarak benimsemiş bir akımken, şimdilerde Kemalist iddialara ve sloganlara benzer bir söylem haline dönüştürülmek istenmektedir. Bu faaliyet içinde bulunanlar geçmişte Ülkücü hareket içine yerleştirilmiş GLADYO veya bazı operasyonel elamanları da kullanarak, bunların ilişki ağları üzerinden milliyetçilik düşüncesini tahrip ederek tamamen Kemalist bir söyleme mahkûm edilmeye çalışıldı. Bu yolla bir yandan da antidemokratik provokasyonel eylemlere kapı açılmak istenmektedir. Konunun operasyonel yönü bir tarafa konulunca, daha önemli bir boyutunun fikrî çalışmalar ve meselelerle ilgili olduğu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır Ülkücüler arasında ağırlıklı olarak siyasî gündemin ve bilhassa MHP etrafındaki bazı hizipleşmelerin ötesine uzanan düşünce probleminin altını çizmeye çalışıyorum. Ülkücülük geçmişten günümüze milliyetçi düşünceyi ideal olarak benimsemiş bir akımken, şimdilerde Kemalist iddialara ve sloganlara benzer bir söylem haline dönüştürülmek istenmektedir. Bu faaliyet içinde bulunanlar geçmişte Ülkücü hareket içine yerleştirilmiş GLADYO veya bazı operasyonel elamanları da kullanarak, bunların ilişki ağları üzerinden milliyetçilik düşüncesini tahrip ederek tamamen Kemalist bir söyleme mahkûm edilmeye çalışıldı. Bu yolla bir yandan da antidemokratik provokasyonel eylemlere kapı açılmak istenmektedir.</p>
<p>Konunun operasyonel yönü bir tarafa konulunca, daha önemli bir boyutunun fikrî çalışmalar ve meselelerle ilgili olduğu görülecektir. Bu durum yeterince anlaşılmadığı takdirde milliyetçilik düşüncesi etrafında yaşanan deformasyon veya sapmalar sadece bir kurgunun eseri olarak görülebilir ki, bu bakış yanıltıcıdır. Hatta esas meselenin düşünce ve zihniyet dünyasıyla ilgili olduğunu, yaşanan sorunların yapılacak operasyonlara da alan açtığını söyleyebiliriz. Burada aslında meselenin milliyetçi düşünce çevrelerinde görülen entelektüel düzeyle ilgili olduğu söylenebilir. Kemalist ideolojinin dayandığı geri zihniyet dikkate alındığında, milliyetçilerin bu söylem karşısındaki mahcup, edilgen ya da taklitçi tutum takınmaları, Kemalist/ulusalcı dile hapsolmaları elbette ciddi bir sorundur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2019">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
