﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalizm &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kemalizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Mar 2022 07:22:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kemalizm &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Darbeci Gazeteci Doğan Avcıoğlu Operasyonu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/darbeci-gazeteci-dogan-avcioglu-operasyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 07:22:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Avcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Harp Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Rejim Buhranı]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Genç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7938</guid>

					<description><![CDATA[Gazeteci Doğan Avcıoğlu, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra darbecilerin yeni bir anayasa yapmak üzere kurduğu Kurucu Meclis’in üyelerinden biriydi. Ne var ki sonraki günlerde “yapılan darbe hedefine ulaşmadı” söylemiyle yeni darbe arayışının ve cunta gruplarının içinde yer almaya başlayacaktı. Söz konusu dönemi analiz eden Hasan Bülent Kahraman, o günlerin ruh halini şöyle özetler: 1961’den itibaren Yön dergisinde ortaya konulan Kemalizm, “Ordu olmadan Türkiye’de değişim olmaz” düşüncesine dayanıyordu. Doğan Avcıoğlu gibi bazı aydınlar “Ordu, Türkiye’de geleneksel olarak değişimin öncüsüdür. O bakımdan eğer Türkiye’de bir değişim olacaksa ordunun varlığını kaçınılmaz kabul etmek lazım” diyorlardı (Kahraman, 2010).                Başında bulunduğu Harp Okulu öğrencileri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Doğan Avcıoğlu, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra darbecilerin yeni bir anayasa yapmak üzere kurduğu Kurucu Meclis’in üyelerinden biriydi. Ne var ki sonraki günlerde “yapılan darbe hedefine ulaşmadı” söylemiyle yeni darbe arayışının ve cunta gruplarının içinde yer almaya başlayacaktı. Söz konusu dönemi analiz eden Hasan Bülent Kahraman, o günlerin ruh halini şöyle özetler: 1961’den itibaren <em>Yön</em> dergisinde ortaya konulan Kemalizm, “Ordu olmadan Türkiye’de değişim olmaz” düşüncesine dayanıyordu. Doğan Avcıoğlu gibi bazı aydınlar “Ordu, Türkiye’de geleneksel olarak değişimin öncüsüdür. O bakımdan eğer Türkiye’de bir değişim olacaksa ordunun varlığını kaçınılmaz kabul etmek lazım” diyorlardı (Kahraman, 2010). <strong>              </strong></p>
<p>Başında bulunduğu Harp Okulu öğrencileri ile 1962 ve 1963’te iki defa darbeye kalkışan Albay Talat Aydemir, gizli görüşmelerde muhataplarına kalın dosyalar göstererek, “Biz 27 Mayısçılar gibi tepeden inme gelmeyeceğiz. Bütün hazırlıkları yaptık. Gün gün ne yapacağımız bellidir” şeklinde açıklamalar yapıyordu. Aydemir, kendisine bütün bu dosyaları hazırlayan <em>Yön</em> ve <em>Devrim</em> dergilerinin sahibi Doğan Avcıoğlu ile yakın temas halindeydi. Avcıoğlu, “Rejim Buhranı” başlıklı yazılar<em>ıy</em>la çok partili hayatı kötülüyor, silahlı kuvvetleri ülkenin yegâne ilerici gücü olarak ilan ediyordu (Çavdar, 2000: 128).</p>
<p>Avcıoğlu’na göre 1960 Mayıs’ında iktidardan süngü zoruyla atılanlar, 1965’te büyük bir çoğunlukla karşı devrim yapmak üzere yeniden iktidara gelmişlerdi. Avcıoğlu “Türkiye’de parlamentoculuk yoluyla sağlıklı bir düzen kurulamayacağını, yeni çözümler aranması gerektiğini” savunuyor (Dursun, 2000: 111) ve “Muhafazakârlık Türkiye’nin üzerine çöreklendi. Türkiye feodal kalıntılarından kurtulamadı” diyordu (Özdemir, 1993: 243). 27 Mayıs darbesini “cici demokrasiden kurtuluş” olarak gören, gecikmiş olmasından dolayı hayıflanan Avcıoğlu, 9 Mart 1971 günü yeni bir darbe hazırlığı için Ankara’da bazı evlerde gizli cunta çalışmaları yürütüyordu.</p>
<p>CHP milletvekili Süleyman Genç, Avcıoğlu’ndan şöyle bahseder: “Doğan Avcıoğlu hiçbir zaman demokrat olmamıştır. 9 Mart 1971 öncesi ve sonrası hep darbecidir. O, ‘Türkiye darbeyle kurtulur’ diye düşünüyordu” (Genç, 2010). Gazeteci Kurtul Altuğ’un tabiriyle, aydınlar Türkiye’yi halkın oyuyla seçilmiş Başbakan Süleyman Demirel’e bırakmak istemiyorlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalistlerin Yapamadığını Aihm Yaptı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/gundem/kemalistlerin-yapamadigini-aihm-yapti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 05:59:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Yayla]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalistler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Fırka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5780</guid>

					<description><![CDATA[Biz talebeleri olarak bilirdik de Atilla Yayla ismini; Türkiye bilmezdi. Ta ki 18 Kasım 2006 tarihinde düzenlenen, “AB ve Türkiye İlişkileri” konulu panelde yaptığı konuşmaya kadar. Buradaki konuşmasında Atilla Hoca “Atatürk’e hakaret ettiği” gerekçesiyle başta Yeni Asır gazetesi olmak üzere linç kampanyasına maruz bırakıldı. Keza Kemalistlerin en iyi yaptığı şeydir biliyorsunuz. Gazete “Haine Tepkiler Yağıyor” başlığıyla ortalığı velveleye verirken, haberler de bu konuyu işledi durdu. Neler demişti Prof. Dr. Yayla, kısaca bir bakalım mı? “Kemalizm ilerlemeden çok, gerilemeye tekabül etmektedir. ‘Kemalizm olmasaydı Türkiye medenîyetleşemezdi’ deniliyor. Bir kere Ortaçağ tarihi İslam dünyasını değil, Avrupa’yı ilgilendirir. Cumhuriyet dönemini bir bütün olarak düşünemezsiniz.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard"><span lang="EN-US">Biz talebeleri olarak bilirdik de Atilla Yayla ismini; Türkiye bilmezdi. Ta ki 18 Kasım 2006 tarihinde düzenlenen, “AB ve Türkiye İlişkileri” konulu panelde yaptığı konuşmaya kadar. Buradaki konuşmasında Atilla Hoca “Atatürk’e hakaret ettiği” gerekçesiyle başta Yeni Asır gazetesi olmak üzere linç kampanyasına maruz bırakıldı. Keza Kemalistlerin en iyi yaptığı şeydir biliyorsunuz. Gazete “Haine Tepkiler Yağıyor” başlığıyla ortalığı velveleye verirken, haberler de bu konuyu işledi durdu.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Neler demişti Prof. Dr. Yayla, kısaca bir bakalım mı? “Kemalizm ilerlemeden çok, gerilemeye tekabül etmektedir. ‘Kemalizm olmasaydı Türkiye medenîyetleşemezdi’ deniliyor. Bir kere Ortaçağ tarihi İslam dünyasını değil, Avrupa’yı ilgilendirir. Cumhuriyet dönemini bir bütün olarak düşünemezsiniz. Çünkü soyut bir öznedir. Soyut özneyi yüceltmek anlamsız. 1925-1945 ile 1950 ve sonrasını da aynı değerlendiremezsiniz. Bu dönemler birbirinin panzehiridir. İlk dönemde sınırlanamaz siyaset varken muhalefet, ifade özgürlüğü gibi durumlar yoktu. Nitekim 1930’da İzmir’de Serbest Fırka’nın başına gelenleri biliyorsunuz.” Yayla sözlerini, “Kemalizmle ilgili tezime karşı bir tez bekliyorum. Ama umutlu değilim. Önemli olan bunun tartışılmasıdır. Ancak kavga ortamı doğmasın. Kemalizm medeniyeti çözücü bir süreçtir” şeklinde bitirmişti.</span></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2020">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalistler Faşist Mi Tapınakçı Mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/gundem/kemalistler-fasist-mi-tapinakci-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 03:40:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Yayla]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5274</guid>

					<description><![CDATA[Yakın zamanda karıştırdığım eserlerden biri Atilla Yayla’nın Kemalizm adlı kitabı. Sebebiyse münferid meseleler haricinde teorik olarak bu tuhaf zihniyeti anlayabilme gayretinden ibaret. Lâkin işin içinden çıkmak o kadar da kolay değil. Zira çok elastik bir dünya görüşüyle karşı karşıyayız. Zaten bu yüzden hem Batıcı hem milliyetçi hem de sözüm ona dindarlardan taraftar bulabiliyor. Atilla Hoca entelektüel dünyasına hiçbir katkısı bulunmayacağını düşündüğü Kemalizmin üzerine önceleri pek eğilmemiş. Fakat 28 Şubat gibi bir meşum hadisenin vukuundan sonra bir siyaset bilimci olarak bîgâne kalamamış. Diyor ki: Kemalizm bir ideoloji değil, olsa olsa faşizmin bir alt dalıdır. Bazen demokrat, bazen solcu, bazen de devletçi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın zamanda karıştırdığım eserlerden biri Atilla Yayla’nın <em>Kemalizm</em> adlı kitabı. Sebebiyse münferid meseleler haricinde teorik olarak bu tuhaf zihniyeti anlayabilme gayretinden ibaret. Lâkin işin içinden çıkmak o kadar da kolay değil. Zira çok elastik bir dünya görüşüyle karşı karşıyayız. Zaten bu yüzden hem Batıcı hem milliyetçi hem de sözüm ona dindarlardan taraftar bulabiliyor.</p>
<p>Atilla Hoca entelektüel dünyasına hiçbir katkısı bulunmayacağını düşündüğü Kemalizmin üzerine önceleri pek eğilmemiş. Fakat 28 Şubat gibi bir meşum hadisenin vukuundan sonra bir siyaset bilimci olarak bîgâne kalamamış. Diyor ki: Kemalizm bir ideoloji değil, olsa olsa faşizmin bir alt dalıdır. Bazen demokrat, bazen solcu, bazen de devletçi görüntüsü veren Kemalizmin hakikatini anlamak için şu son hadiselere bakmanın şablon keyfiyetinde olduğunu düşünüyorum. Zira öz her ne kadar suret değiştirmeye çalışsa da bir yerde yeniden zuhur ediyor.</p>
<p>Evvelâ 10 Kasım merasimlerinde başladı tuhaflık. Bendenizin de en ağırına giden bu pagan ritüel oldu. Bin yıldır küffara kılıç sallayan bir milletin çocuklarını bir fotoğrafın önünde secdeye kapandırmak hangi münasebetsizin fikri olabilirdi? Üstelik bunun bir değil birçok mektepte yapılıyor oluşu, kareografinin tek bir elden çıktığını gösteriyor. Yaptıkları kepazelik bir tarafa, kendilerinde buldukları cüret şayan-ı hayret.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2019">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Solun Kemalizmle İntiharı” Başlığı Daha İsabetli Olabilirdi!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/solun-kemalizmle-intihari-basligi-daha-isabetli-olabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ufuk Uras]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalist]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyet]]></category>
		<category><![CDATA[Takrir-i Sükûn Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TKP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4925</guid>

					<description><![CDATA[1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu’ndan beri solun başı Kemalizmle dertteydi. Oysa günümüzde sol/sosyalist dünya görüşü Kemalizme eklemlenmiş bir görüntü veriyor. Sol/sosyalist görüşün Kemalizme bir burjuva düzeni olarak karşı olması gerekirken zamanla nasıl onu sahiplenen bir konuma evrildi?   Bu trajedinin birkaç boyutu var. İlki, uluslararası komünist hareketin ya da Sovyetlerin kemalist hareketle uzlaşması sonucu tarihsel TKP’nin de bu doğrultuda hareket etmiş olmasıdır. Genel olarak modernleşme projesini ve burjuvazinin aklına tekabül eden aydınlanma düşüncesini sorgulamamış olması da bu tuhaflığın fikrî arka planını oluşturur. Siyaseten de ana akım sosyalist hareketin Stalinist bir gelenekten beslenmesi otoriter zihniyetlerle arasına mesafe koyamamasının en önemli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu’ndan beri solun başı Kemalizmle dertteydi. Oysa günümüzde sol/sosyalist dünya görüşü Kemalizme eklemlenmiş bir görüntü veriyor. Sol/sosyalist görüşün Kemalizme bir burjuva düzeni olarak karşı olması gerekirken zamanla nasıl onu sahiplenen bir konuma evrildi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bu trajedinin birkaç boyutu var. İlki, uluslararası komünist hareketin ya da Sovyetlerin kemalist hareketle uzlaşması sonucu tarihsel TKP’nin de bu doğrultuda hareket etmiş olmasıdır. Genel olarak modernleşme projesini ve burjuvazinin aklına tekabül eden aydınlanma düşüncesini sorgulamamış olması da bu tuhaflığın fikrî arka planını oluşturur. Siyaseten de ana akım sosyalist hareketin Stalinist bir gelenekten beslenmesi otoriter zihniyetlerle arasına mesafe koyamamasının en önemli nedeni olmuştur. 1927 sularında TKP operasyonları gerçekleşirken, eşanlı olarak İtalya’da Mussolini İtalyan solunun peşine düşmüş; Gramsci ve arkadaşlarını hapse attırmıştı. Türkiye’de o dönemde bütün dünyada otoriter eğilimlerin varlığına işaret edilerek savunmaya geçilirken, bu otoriter rejimlere teslim olmayı reddedip mücadele eden bir damar olduğu hep örtbas edilmeye çalışıldı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Solu Hareketi Nasıl Kemalize Edildi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turk-solu-hareketi-nasil-kemalize-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Can Kaplan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:12:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Komünist Partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4939</guid>

					<description><![CDATA[Dönemlere ayırmak gerekirse, Türk tarihinde üçüncü ve en kapsamlı modernleşme hamlesi Cumhuriyetin kuruluş devrinde gerçekleşmiştir. Hiç şüphesiz bu “yoğunlaştırılmış” modernleşme çabalarının amiral gemisinde kaptan köşkünün sahibi Mustafa Kemal’dir. Onun Batı tipi modernleşme hamlesi, geçmişi iki asır önceye dayanan bir fikrin “şeksiz-şüphesiz” kabullenilmesiyle vücuda getirilmiş ve tabiri caizse “demir yumruk”la topluma dayatılmıştır. Farklı dünya görüşlerine sahip, toplumun her kesiminden vatandaş bu modernleşme hamlelerinden nasibini almıştır. Kemalizm ile solun yollarının kesiştiği noktalar olmakla birlikte Türkiye Komünist Partisi’nin önde gelen isimlerinin (Mustafa Suphi ve arkadaşlarının) Karadeniz’de “boğdurulmasıyla” ilk büyük ayrılıkların yaşandığı görülür. Millî mücadele sırasında SSCB’nin desteğini almak ihtiyacı hisseden lider kadro Türk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dönemlere ayırmak gerekirse, Türk tarihinde üçüncü ve en kapsamlı modernleşme hamlesi Cumhuriyetin kuruluş devrinde gerçekleşmiştir. Hiç şüphesiz bu “yoğunlaştırılmış” modernleşme çabalarının amiral gemisinde kaptan köşkünün sahibi Mustafa Kemal’dir. Onun Batı tipi modernleşme hamlesi, geçmişi iki asır önceye dayanan bir fikrin “şeksiz-şüphesiz” kabullenilmesiyle vücuda getirilmiş ve tabiri caizse “demir yumruk”la topluma dayatılmıştır. Farklı dünya görüşlerine sahip, toplumun her kesiminden vatandaş bu modernleşme hamlelerinden nasibini almıştır. Kemalizm ile solun yollarının kesiştiği noktalar olmakla birlikte Türkiye Komünist Partisi’nin önde gelen isimlerinin (Mustafa Suphi ve arkadaşlarının) Karadeniz’de “boğdurulmasıyla” ilk büyük ayrılıkların yaşandığı görülür. Millî mücadele sırasında SSCB’nin desteğini almak ihtiyacı hisseden lider kadro Türk komünistlerden faydalanma yoluna gitmişti. Ama ne zaman Türkiye’de “müesses rejim” inşa edildi, ilk dostlar da anında Karadeniz’in karanlık sularına gömüldüler. Bu “boğdurma vakası” Kemalist rejimin ilk sol vukuatı olarak tarihte kendine yer bulacaktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
