﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırım Türkleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kirim-turkleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 May 2021 09:22:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.8</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kırım Türkleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Stalin’in Soykırım Vagonları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/stalinin-soykirim-vagonlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kemal Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 09:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[2.Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Çarlık Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılordu]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyet ihtilali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7094</guid>

					<description><![CDATA[Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) ile Osmanlı’dan koparılan Kırım, 1783’de Çarlık Rusyası tarafından ilhak edilmişti. Sovyet ihtilaline kadar buradaki Türk nüfusun büyük bir kısmı Romanya, Bulgaristan ve Ak Topraklar adını verdikleri Anadolu’ya göç ettirildi. Bolşevik ihtilalinden sonra kurulan özerk cumhuriyette Kırım Türkleri aktif rol almışlarsa da Lenin’in ölümünden sonra başa geçen Stalin dönemi felaket yılları oldu. Aynı dönemde patlak veren ve Sovyetler Birliği sınırlarına da sıçrayan 2. Dünya Savaşı sırasında Kırım’da yaklaşık 1 milyon kişi yaşıyordu ve bunların içinde Kırım Türklerin sayısı yaklaşık 220 bin kişiydi. Nüfus olarak yarımadada Ruslardan sonra ikinci sırada Kırım Türkleri geliyordu. Savaş kısa sürede Kırım’da da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) ile Osmanlı’dan koparılan Kırım, 1783’de Çarlık Rusyası tarafından ilhak edilmişti. Sovyet ihtilaline kadar buradaki Türk nüfusun büyük bir kısmı Romanya, Bulgaristan ve Ak Topraklar adını verdikleri Anadolu’ya göç ettirildi. Bolşevik ihtilalinden sonra kurulan özerk cumhuriyette Kırım Türkleri aktif rol almışlarsa da Lenin’in ölümünden sonra başa geçen Stalin dönemi felaket yılları oldu. Aynı dönemde patlak veren ve Sovyetler Birliği sınırlarına da sıçrayan 2. Dünya Savaşı sırasında Kırım’da yaklaşık 1 milyon kişi yaşıyordu ve bunların içinde Kırım Türklerin sayısı yaklaşık 220 bin kişiydi. Nüfus olarak yarımadada Ruslardan sonra ikinci sırada Kırım Türkleri geliyordu.</p>
<p>Savaş kısa sürede Kırım’da da etkisini gösterdi ve Alman orduları Ekim 1941’de Kırım’a girdiler. Almanların kısa sürede bölgenin geneline hâkim olduğu sırada Kırım Türk erkeklerinin büyük bir kısmı Kızılordu saflarında farklı cephelerde Sovyetler için mücadele ediyordu. Bir kısmı da Kırım’ı Almanlara karşı savunmak için oluşturulan partizan hareketlerde aktif olarak görev aldı. Bunun yanında bölgede yaşayanların bir kısmı baskıcı Sovyet idaresinden kurtuluş olarak gördükleri Almanları sevinç gösterileriyle karşılamış; Kırım Türklerinden bir grup da Almanlarla temasa geçerek Sovyet idaresinden kurtulmak için işbirliğine girişmişti. Bu temaslar neticesinde Alman ordusu bünyesinde kurulan askerî taburlarda bazı Kırım Türkleri yer aldı. “Gönüllü Nefsi Müdafaa Taburları” olarak da adlandırılan bu birliklere Alman esir kamplarında tutulan Kırım Türkleri zoraki dahil edilmişti.</p>
<p>Kırım Türklerinin bu mücadeleleri savaş sonrası Sovyet literatüründe karşılık bulmadı. Nihayet Sovyetler Birliği’nin son dönemlerinde yayınlanan eserlerde bu konulara yer verilmeye başlanmış, Almanlarla işbirliği yapanların aksine, Kırım Türklerinin çoğunluğunun “vatanlarına sadık kaldıkları” ifade edilmiştir. Bu mücadelede yer alan birçok Kırım Türkünün yüksek derecede madalya ve nişanlarla taltif edildiği de bilinmektedir. Bu mükâfatlardan biri ise savaş sırasında 30 tane Alman uçağını düşürdüğü iddia edilen ve bu kahramanlıklarından ötürü iki kere “Sovyetler Birliği Kahramanı” unvanı alan Ahmet Han Sultan’a takdim edilmiştir.</p>
<p>Almanların savaşı kaybetmeleri neticesinde Kızılordu birlikleri 10 Nisan 1944’te Kırım’a yeniden hâkim oldu. Sovyet hâkimiyetinin yeniden tesisinden sonra, savaş sırasında Almanların yapmış oldukları cinai faaliyetler ile onlarla işbirliği yapanları tespit etmek amacıyla Olağanüstü Devlet Komisyonu kuruldu. Bu komisyonun çalışmaları sonunda hazırlanan raporlar neticesinde Kırım Türklerinin Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle topluca sürgüne gönderilmelerine karar verildi. Bu itibarla, 13 Nisan 1944 tarihinde Kırım Özerk SSC’nin “Sovyet karşıtı unsurlardan temizlenmesi” hususunda bir genelge yayınlandı. Bu genelgeden yaklaşık bir ay sonra, 18 Mayıs 1944’te saat 03.00 civarında Kırım Türklerinin vatanlarından sürgünü operasyonu başladı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım Türklerine Neden Tatar Denildi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/kirim-turklerine-neden-tatar-denildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahsudoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 08:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Çingiz Han]]></category>
		<category><![CDATA[Kıpçak]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mongollar]]></category>
		<category><![CDATA[Tartary]]></category>
		<category><![CDATA[Tatar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7078</guid>

					<description><![CDATA[Türk kavminin başlıca iki büyük kolu var: Güney kolu Oğuzlar ve Kuzey kolu Kıpçaklar. Oğuz kolu, Selçuklu ve onun devamı olarak Osmanlı Devleti’nin esas unsurudur. Kıpçaklar ise Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyinde varlık gösterdiler. Kırım Türkleri, Kıpçak kolundandır. Kıpçaklara, Avrupalılar Kuman derlerdi. Kuman, Kıpçak Türkçesinde ve günümüz Kırım Tatarcasında ibrik demektir. Kıpçaklar 12. yüzyılda, temiz su doldurdukları ibriği atın boynuna asar, gittikleri yerde onunla abdest alırlardı. Yanında temiz su taşımak Avrupalı için çok garip bir olaydı! Onun için olmalı ki, Avrupalılar, kuman/ibrik kullanan Kıpçakları ‘Kuman’ adıyla tanımış olmalılar. Mongollara 13. yüzyılda “Tatar” deniliyordu: Arapça bütün çağdaş kaynaklarda, Mongollardan Tatar diye&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk kavminin başlıca iki büyük kolu var: Güney kolu Oğuzlar ve Kuzey kolu Kıpçaklar. Oğuz kolu, Selçuklu ve onun devamı olarak Osmanlı Devleti’nin esas unsurudur. Kıpçaklar ise Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyinde varlık gösterdiler. Kırım Türkleri, Kıpçak kolundandır. Kıpçaklara, Avrupalılar Kuman derlerdi. Kuman, Kıpçak Türkçesinde ve günümüz Kırım Tatarcasında ibrik demektir. Kıpçaklar 12. yüzyılda, temiz su doldurdukları ibriği atın boynuna asar, gittikleri yerde onunla abdest alırlardı. Yanında temiz su taşımak Avrupalı için çok garip bir olaydı! Onun için olmalı ki, Avrupalılar, kuman/ibrik kullanan Kıpçakları ‘Kuman’ adıyla tanımış olmalılar.</p>
<p>Mongollara 13. yüzyılda “Tatar” deniliyordu: Arapça bütün çağdaş kaynaklarda, Mongollardan Tatar diye söz edilir. Sözgelimi tarihçi İbnü’l-Esîr, Mongollardan söz ederken daima Tatar kelimesini kullanmaktadır. İbn Haldun da “Bu sultân, Cingiz Hân, Tatarların sultanıdır” demektedir (İbn Haldûn, <em>Kitâbul İber</em>, Beyrut 1981,  c. 5, s. 593). Mongol kökenli olup bu dili konuşan halklar da kendilerine daima Tatar demişlerdir. “Çingiz Han, ülkesinde resmî olarak Mongol isminin kullanılmasını emretmiştir. Ne var ki, Batı’nın büyük bir kısmında Mongol kelimesi, Tatar kelimesinin yerini tutamamıştır&#8230;” (Hasan İbrâhim Hasan, <em>Siyâsî-Dînî-Kültürel-Sosyal İslâm Tarihi</em>, çev. İsmâil Yiğit,  c. V, s. 162, İstanbul 1986).</p>
<p>13. yüzyılda Mongolların Tatar adıyla anılmaları o kadar yaygındır ki, Avrupa’da basılmış olan haritalarda, Asya’nın Mongol hâkimiyetindeki bölgeleri “Tartary” (Tatar yurdu) adıyla tanımlanmıştır. Tatar/Mongol ordusu 1237 yılında Moskova’yı zapt etti. Bu orduda kalabalık Kıpçak ve diğer Türk kitleleri de vardı (Shirin Akiner, <em>Islamic Peoples of the Soviet Union</em>, London: 1986, s. 55). Bu vakıa yüzünden Ruslar, Avrupa Rusya’sındaki bütün Türk kökenli Müslümanlara Tatar dediler. Ruslara göre, Avrupa Rusya’sında yaşayan Müslüman Türklerin hepsi, Tatarların (Mongolların) torunlarıdır.</p>
<p>Çingiz Han’ın ölümünden sonra oğulları arasında bölüşülen Mongol varlığının batıdaki, Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyindeki kısmının başında Cuci oğlu Batu Han (ö. 1255) vardı. O ölünce yerine kardeşi Burka Han geçti. Burka, bir sûfî vâsıtasıyla Müslüman olmuştu. Adı Bereke(t) olarak değişti. Oryantalistler Bereke(t) adını Berke diye okumuş olmalılar ki, bu yanlış okuyuştan dolayı bizim okul kitaplarımızda bile ismi yanlış yazılmaktadır. Gök Ordu: Kök Orda, Arapların Altın Ordu, Rusların Zolotay Orda dedikleri bu devlette halk esas itibariyle Hunların, Göktürklerin torunları, Bulgar ve Kıpçak Türklerinden oluşmaktaydı. Hanlar, ileri gelenler, asilzadeler, üst düzey yetkililer Mongol (Tatar) idiler. Türk nüfusunun ezici çoğunluğu etkisiyle Mongollar da son Han Toktamış’ın adının da gösterdiği gibi Türkleşmişlerdi. Emîr Timur, Litvanya’ya sefer hazırlığı yapmakta olan Toktamış Han’ı 1396’da yenince, Gök Ordu yıkıldı ve yerinde dört hanlık ortaya çıktı: Kazan, Kırım, Kasım (Sibir) ve Astrahan.</p>
<p>Kısacası Osmanlı hanedanı idaresinde yaşayan herkesin, “Osmanlı” diye anılması gibi, “Tatar” sözü etnik (kavmî) değil, siyasî bir anlam ifade etmektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Men Bu Yerde Yaşalmadım, Yaşlığıma Toyalmadım”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/men-bu-yerde-yasalmadim-yasligima-toyalmadim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zafer Karatay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 08:24:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Çarlık Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Sibirya]]></category>
		<category><![CDATA[Urallar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7066</guid>

					<description><![CDATA[Kırım Türklerinin 18 Mayıs 1944 günü, bir günlük bebekten yürüyemeyecek haldeki ihtiyarlara kadar istisnasız hepsinin sürgün edilmesi, 1783 yılında Çarlık Rusya’sı tarafından işgal ve ilhak edilmesinden sonra Kremlin’in yürüttüğü Kırım’ı Türksüzleştirme siyasetinin son ve en dehşetli halkasıdır. Çarlık Rusya’sının sıcak denizlere inme politikasının tarihteki Türk-Rus savaşlarının temel sebeplerini oluşturduğu bilinir. Kremlin’in bu tarihî hedefinin önündeki en büyük engellerden biri Kırım Hanlığı idi. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Osmanlı Devleti’nden ayırdığı Kırım’ı 1783 yılında ilhak ettikten sonra, Çarlık Rusya’sının hızla ilerleyerek Karadeniz’in batısından Yeşilköy’e kadar; Kafkasları, Azerbaycan’ı, Doğu Karadeniz’i ve Doğu Anadolu topraklarını ele geçirdiğini unutmamak gerekir. Çeşitli baskılarla, propagandalarla toprakları ellerinden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kırım Türklerinin 18 Mayıs 1944 günü, bir günlük bebekten yürüyemeyecek haldeki ihtiyarlara kadar istisnasız hepsinin sürgün edilmesi, 1783 yılında Çarlık Rusya’sı tarafından işgal ve ilhak edilmesinden sonra Kremlin’in yürüttüğü Kırım’ı Türksüzleştirme siyasetinin son ve en dehşetli halkasıdır. Çarlık Rusya’sının sıcak denizlere inme politikasının tarihteki Türk-Rus savaşlarının temel sebeplerini oluşturduğu bilinir. Kremlin’in bu tarihî hedefinin önündeki en büyük engellerden biri Kırım Hanlığı idi. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Osmanlı Devleti’nden ayırdığı Kırım’ı 1783 yılında ilhak ettikten sonra, Çarlık Rusya’sının hızla ilerleyerek Karadeniz’in batısından Yeşilköy’e kadar; Kafkasları, Azerbaycan’ı, Doğu Karadeniz’i ve Doğu Anadolu topraklarını ele geçirdiğini unutmamak gerekir.</p>
<p>Çeşitli baskılarla, propagandalarla toprakları ellerinden alınan Türkler göç ettirilirken, Rusların iskân edilmesiyle 1500 yıllık Türk yurdu Kırım hızla Slavlaştırılmaya başlandı. Kırım’ın Rusya’nın hâkimiyetine girmesi, Osmanlı Devleti için ağır bir travmaydı. Çünkü silme Müslüman tebaanın yaşadığı, kaybedilen ilk toprak parçasıydı. 1853-56 Kırım Savaşı Osmanlı Devleti’nin ve müttefikleri İngiltere ve Fransa’nın galibiyetiyle sonuçlandı. Ancak bu zaferin sonuçları Osmanlı Devleti ve Kırım için sanki mağlup edilmişçesine ağır ve yıkıcı oldu. Osmanlı Devleti’ne savaşta yardım edenlerin Urallara ve Sibirya’ya sürgün edileceği söylentileri üzerine büyük göç dalgaları yaşandı ve Kırım Tatarları kendi vatanlarında azınlık durumuna düştüler. 1783’ten 1923’e kadar Osmanlı Devleti topraklarına, Dobruca ve Anadolu’ya göç edenlerin sayısını Prof. Dr. Kemal Karpat 1.800.000 olarak vermektedir.</p>
<p>Bu yıl 170. doğum yılını kutladığımız İsmail Gaspıralı’nın başlattığı “Türk dünyasında aydınlanma” hareketiyle millî uyanışlarını gerçekleştiren Kırım Türkleri kısa sürede muhteşem bir başarı elde ettiler. İsmail Gaspıralı’nın Kırım’ın Çarlık Rusya’sının esaretine düşmesinin 100. yılında, <em>Tercüman</em> gazetesini yayınlamaya başladığı 1883 yılından sadece 34 yıl sonra, kadınların Türk-İslam dünyasında ilk defa seçme ve seçilme haklarını kullandığı seçimlerle millî kurultaylarını topladılar. Kırım Tatar millî kurultayı 26 Aralık 1917’de Kırım Ahali Cumhuriyeti’ni ilân etti ve hükümetin başına daha önce Kırım, Ukrayna, Lehistan ve Litvanya Baş Müftüsü seçilen Numan Çelebi Cihan seçildi. Kırım Türkleri uzun yıllar süren esaret döneminden sonra büyük bir heyecanla bağımsızlıklarını sağlamlaştırmak, millî medeniyetlerini yükseltmek için çalışmaya başladılar. Bu, daha önce Kırım’dan göç etmek mecburiyetinde bırakılan Dobruca ve Türkiye’deki Kırım Türkleri arasında da büyük heyecan yarattı. Kırım Tatar aydınları, Romanya’dan ve İstanbul’dan hizmet için heyecanla, umutla ülkelerine gittiler.</p>
<p>Ne yazık ki, Akyar’da (Sivastopol) bulunan Bolşevik denizciler Kırım Türklerine saldırdılar. Bahçesaray ve Akmescit’i ele geçirdiler, Numan Çelebi Cihan’ı tutuklayıp Akyar hapishanesine götürdüler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
