﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kızılhaç &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kizilhac/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Dec 2021 11:58:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kızılhaç &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmanlı Askerleri İçin Can Veren İngiliz Doktorlar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/osmanli-askerleri-icin-can-veren-ingiliz-doktorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüsnü Ada]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 11:58:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilâl-i Ahmet Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Karadağ]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılhaç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7654</guid>

					<description><![CDATA[Dünya üzerindeki en büyük evrensel hayırseverlik hareketi olan Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi, 22 Ağustos 1864 tarihindeki Cenevre Sözleşmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. Sözleşmeye göre savaşlarda yaralananları cephede ve cephe gerisinde tedavi etmek için tarafsız sıhhiye heyetleri kurulacaktı. Sözü edilen sıhhiye heyetlerinin tarafsız kabul edilebilmesi için devletten bağımsız sivil bir örgüt olarak teşkilatlanmaları gerekiyordu. Osmanlı ordusu önceleri bazı Avrupa orduları gibi sivillerin askerin işine karışmaması gerektiği düşüncesiyle buna karşı çıkmıştı. Fakat 1876 Osmanlı-Sırp ve Karadağ Emaretleri Harbi ve bilahare Osmanlı-Rus Harbi sırasında Sırp, Karadağ ve Rus tarafının millî Kızılhaçları (Salib-i Ahmer Cemiyetleri) vasıtasıyla Avrupa Kızılhaçlarından ciddi yardımlar alması, bu tür yardımların&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya üzerindeki en büyük evrensel hayırseverlik hareketi olan Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi, 22 Ağustos 1864 tarihindeki Cenevre Sözleşmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. Sözleşmeye göre savaşlarda yaralananları cephede ve cephe gerisinde tedavi etmek için tarafsız sıhhiye heyetleri kurulacaktı. Sözü edilen sıhhiye heyetlerinin tarafsız kabul edilebilmesi için devletten bağımsız sivil bir örgüt olarak teşkilatlanmaları gerekiyordu. Osmanlı ordusu önceleri bazı Avrupa orduları gibi sivillerin askerin işine karışmaması gerektiği düşüncesiyle buna karşı çıkmıştı. Fakat 1876 Osmanlı-Sırp ve Karadağ Emaretleri Harbi ve bilahare Osmanlı-Rus Harbi sırasında Sırp, Karadağ ve Rus tarafının millî Kızılhaçları (Salib-i Ahmer Cemiyetleri) vasıtasıyla Avrupa Kızılhaçlarından ciddi yardımlar alması, bu tür yardımların Osmanlı ordusuna da yapılabilmesi için benzer bir cemiyetin kurulmasının zorunlu olduğunu gösterdi. Pragmatik bir yaklaşımla Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (OHAC) 1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşı arifesinde kuruldu. Uluslararası Kızılhaç Hareketi’nin Cenevre’deki merkezî organı Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin o sırada başkanı olan ve uzun yıllar bu görevi başarıyla sürdürecek olan Gustave Moynier, OHAC’ın 1877’de kurularak Uluslararası Kızılhaç Hareketine katılması ile beraber tarihte ilk defa İslâm dünyası ile Hıristiyan dünyasının ortak bir zeminde bir araya geldiklerini ve bunun tarihî bir dönüm noktası olduğunu belirtmişti.  Gerçekten de OHAC, Hindistan, Mısır, İran, Afganistan Hilâl-i Ahmer Cemiyetleri gibi birçok Hilâl-i Ahmer cemiyetinin öncüsü olmuştur.</p>
<p>OHAC, Osmanlı-Rus Harbi sırasında yerli ve yabancı yardımseverlerden 74 bin liradan fazla nakdî ve 35 bin liradan fazla aynî yardım toplanmıştı. Ayrıca İstanbul, cephe gerisi ve cephelerde yaralı-hasta askerler ile muhacirler için irili ufaklı teşkil edilen 28 hastane için 6.1087,39 liralık harcama yapmış ve bu çerçevede 65 cerrah, 32 cerrah muavini, 24 eczacı ve 676 hastabakıcı ve diğer görevliler olarak toplam 796 kişi istihdam ederek 47.723 yaralı-hasta asker ve muhaciri tedavi etmişti.</p>
<p>Diğer taraftan, savaş boyunca birçok devlet ve cemiyet Osmanlı asker ve muhacirleri için aynî ve nakdî yardım yaptı. Fakat tüm taraflar içersinde en fazla desteği İngiliz halkı sağlamıştır. Bu çerçevede Stafford House Komitesi, Lord Blantyre, İngiliz Kızılhaç Cemiyeti, Viskontes (Lady) Strangford ile Barones Brudet-Coutts’un kurduğu cemiyetler vasıtasıyla OHAC dışında 48 İngiliz cerrah ve 20 cerrah muavini Osmanlı asker ve muhacirlerine yardımda bulunmuştur. Bunlar içerisinde açık ara en önde geleni olan Stafford House Komitesi tesis ettiği 19 ünitede 71.274 kişiyi tedavi etmiş ve bu uğurda topladığı 43.750 poundun 41.741’ini (yaklaşık 46.000 lira) harcamıştı. İngiliz Kızılhaç Cemiyeti ise 3 cerrah ve 11 cerrah muavini ile 3 seyyar ve 2 sabit hastane; Lady Strangford, Edirne, Sofya ve İstanbul’da hastaneler kurmuştu. Özellikle çocuk, kadın ve yaşlı muhacirler için kurduğu Sermaye-i Şefkat-i Osmaniyye (Turkish Compassionate Fund) ile Barones Brudet-Coutts muhacirler için 47.930 liralık harcama yapmıştı. Saydığımız İngiliz cemiyetlerinde görev alan doktorlardan 4’ü, hemşirelerden de 13’ü görev başında son nefeslerini verdi. Bunun yanı sıra vefat eden OHAC cerrahlarından birisi de İngilizdir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KEREM KINIK: MİLLETİMİZİN YARDIM ELİ KIZILAY, BÜTÜN DÜNYAYA ÖRNEK BİR KURUM</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/kerem-kinik-milletimizin-yardim-eli-kizilay-butun-dunyaya-ornek-bir-kurum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilâl-i Ahmer]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Kınık]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılhaç]]></category>
		<category><![CDATA[Solferino]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7585</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: DERİN TARİH Dünyaya örnek olan bir insanî yardım kuruluşunun, Kızılay’ın başında bulunan kişiyi okuyucularımıza tanıtmak isteriz. Kısaca bahseder misiniz, kimdir Kerem Kınık? 1970 yılında Malatya’nın Hekimhan ilçesinde doğdum. Öğrenim hayatımı İstanbul’da tamamladım. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1993 yılında mezun olduktan sonra Amasya’da doktor olarak çalışma hayatına başladım. Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde idarecilik görevlerinde bulundum. Ulusal ve uluslararası teknoloji firmalarında genel müdürlük yaptım. Öğrenciliğimden beri sivil toplum kuruluşlarının içerisindeyim. Bu arada Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde ilk “Afet Tıbbı” doktora programını bitirenler arasındayım. Hâlihazırda Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde çalışmakta ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak Afet Tıbbı dersleri vermekteyim. Bu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: DERİN TARİH</strong></p>
<p>Dünyaya örnek olan bir insanî yardım kuruluşunun, Kızılay’ın başında bulunan kişiyi okuyucularımıza tanıtmak isteriz. Kısaca bahseder misiniz, kimdir Kerem Kınık?</p>
<p>1970 yılında Malatya’nın Hekimhan ilçesinde doğdum. Öğrenim hayatımı İstanbul’da tamamladım. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1993 yılında mezun olduktan sonra Amasya’da doktor olarak çalışma hayatına başladım. Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde idarecilik görevlerinde bulundum. Ulusal ve uluslararası teknoloji firmalarında genel müdürlük yaptım. Öğrenciliğimden beri sivil toplum kuruluşlarının içerisindeyim. Bu arada Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde ilk “Afet Tıbbı” doktora programını bitirenler arasındayım. Hâlihazırda Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde çalışmakta ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak Afet Tıbbı dersleri vermekteyim. Bu sorulara görev yaptığım kurumun tarihini hatırlatmak bağlamında sıkça cevap verdiğim şekilde söylemem gerekirse, Hilâl-i Ahmer’in 33. Umum Reisiyim. Aynı zamanda Uluslararası Kızılhaç-Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun da Avrupa ve Asya’dan sorumlu başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum.</p>
<p>Ülkemizin merhametli eli Kızılay’ın bugüne uzanan yolculuğu nasıl başladı?</p>
<p>Kızılay ve Kızılhaç hareketinin başlangıcından fazla bir zaman geçmeden Kızılay’ımızın kuruluşu da gerçekleşti. Fransız ve İtalyan kuvvetlerinin 1859 yılında Solferino’da Avusturya ordularına yenilgisi ile biten savaşın kanlı çarpışmalarını şahsen izleyen Jean Henry Dunant’ın, yaralı ve hasta askerlerin milliyet farkı gözetilmeden, sağlık personeli tarafından tedavisi, tedavi merkezlerinin uluslararası anlaşmalar güvencesinde saldırılardan uzak tutulması ve insanî gereksinimlerin sağlanması önerisinde bulunmasıyla bugünkü Kızılay ve Kızılhaçların temeli atıldı. İlk olarak İsviçre’de 1864’teki Cenevre Sözleşmesi ile resmîleşen ve İsviçre’nin ulusal bayrağının tersi, beyaz üzerine kırmızı haç bulunan, amblem olarak kabul gören kızıl haç işareti benimsendi.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu da 1867 yılında Paris’te toplanan ilk uluslararası Kızılhaç Kongresi’ne Macar asıllı Dr. Abdullah Bey’i göndererek katıldı ve bu toplantıda kuruluşun daimi üyeliğine seçildi. Dr. Abdullah Bey’in ısrarlı girişimleri neticesinde Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa ve Kırımlı Dr. Aziz Bey’in de çabalarıyla bir süre sonra Tıbbiye Nazırı Marko Paşa’nın başkanlığında 11 Haziran 1868’de “Mecruhin ve Marda-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti” kuruldu. Hareketin başlangıcından sadece dört yıl sonra, 11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan ve dünyanın ilk Kızılay’ı olan cemiyetin faaliyetleri, dönemin şartlarına bağlı olarak kesintiye uğrasa da, Kızılaycılık ruhu hiçbir zaman insanların içinden eksik olmadı. Batılı hümanist düşüncelere dayalı Hilâl-i Ahmer görüşü, yeni oluşan aydın kitle arasında da destekçiler kazanmakta gecikmedi. Unutulmaması gereken bir nokta, Hilâl-i Ahmer’e bir sosyal yardımlaşma kurumu olarak bakıldığında, taşıdığı düşüncenin Anadolu topraklarında yaşayan toplumun geleneksel yapısında bulunduğudur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hindistan’daki Esirler Çanakkale Şehitleri İçin Mevlit Okudu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/hindistandaki-esirler-canakkale-sehitleri-icin-mevlit-okudu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:13:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Basra]]></category>
		<category><![CDATA[Bellary]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Irak Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılhaç]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7562</guid>

					<description><![CDATA[1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusundan 200 bin civarında askerin esir düştüğü tahmin edilir. Osmanlı Devleti esir düşen İtilaf Devletleri askerleriyle ilgili olarak şeffaf bir tutum sergilerken, İngilizlerin kendi esirleri hakkında bu yönde bir teşebbüste bulunduğunu söylemek güçtür. Irak Cephesi ve civarındaki cephelerde İngilizlere esir düşen Türk askerleri öncelikle Bağdat’a getirilir. Sorgulama sonrasında Basra’ya gönderilen esirler çalıştırılmak üzere burada tasnif edilir. Bir kısmı Kûtül‘amâre veya Bağdat tarafına yollanır. Vaziyete göre Hindistan’a da sevkleri yapılır. Hindistan’a getirilenler önce Bombay’da tutulur; buradan ülkenin farklı bölgelerine sevkleri gerçekleşir. 26 Kasım 1916 tarihinde 65 Osmanlı subayının getirilmesiyle, ismini, içinde bulunduğu, Bombay yakınlarındaki şehirden alan Bellary&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusundan 200 bin civarında askerin esir düştüğü tahmin edilir. Osmanlı Devleti esir düşen İtilaf Devletleri askerleriyle ilgili olarak şeffaf bir tutum sergilerken, İngilizlerin kendi esirleri hakkında bu yönde bir teşebbüste bulunduğunu söylemek güçtür.</p>
<p>Irak Cephesi ve civarındaki cephelerde İngilizlere esir düşen Türk askerleri öncelikle Bağdat’a getirilir. Sorgulama sonrasında Basra’ya gönderilen esirler çalıştırılmak üzere burada tasnif edilir. Bir kısmı Kûtül‘amâre veya Bağdat tarafına yollanır. Vaziyete göre Hindistan’a da sevkleri yapılır. Hindistan’a getirilenler önce Bombay’da tutulur; buradan ülkenin farklı bölgelerine sevkleri gerçekleşir.</p>
<p>26 Kasım 1916 tarihinde 65 Osmanlı subayının getirilmesiyle, ismini, içinde bulunduğu, Bombay yakınlarındaki şehirden alan Bellary esir kampı açılır. Kamp, kısa müddet sonra, 12 Mart 1917’de Kızılhaç heyeti tarafından ziyaret edilir. Heyet esirlere maddî yardımda bulunurken sorunlarını dinler; buradaki gözlem ve temaslar rapor haline getirilir.  Kızılhaç’ın geldiği günlerde esir sayısı 500’dür. Sonraki günlerde 6 bini bulur. Türk esirleri şikâyetlerini Hilal-i Ahmer’e mektupla bildirebilmektedirler; lakin kendilerine Anadolu’daki yakınlarından mektup ulaştırıldığını söylemek zordur.</p>
<p>Buradaki esir subaylardan 156. Alay Kumandanı Yarbay Hasan Yetimi tarafından kaleme alınan layiha mühim bilgiler ihtiva etmektedir. 1916-20 yılları arasında kamptaki intiba ve gözlemlerini kaleme alan Yetimi’nin 71 sayfalık layihasında kampın açılışı, esirlerin gelişi, tercümanlar, binaların yerleşim durumu, yönetim, hastane, subayların ve erlerin vaziyeti hakkında bilgiler mevcuttur. Hasan Yetimi, Osmanlı esirlerinin Bellary’e getirilişini anlatırken, aralarında sivillerin de olduğuna dikkat çeker: “Kûtül‘amâre civarında ve Bağdat etrafında ve Deli Abbas ve Karatepe yörelerinde yapılan muharebelerde esir düşen ve kendilerini Türk kaydettiren üstsubay, subay ve erler. Önceki anılan mevzilere kadar düşman yayılması içindeki yerlerde kalmış ve başlangıçta İngiltere hükümetince savaş esiri olarak tanınmış olan memurlar ve emeklilerden Türk olanlar veya Türk din görevlileri ile ileri gelenleri. Halkın bir kısmı, yapılan ihbar üzerine yakalanarak birbiri ardı sıra 1917 miladi yılı ortasına kadar bu karargâha gönderilmişlerdir. Remadiye Grubu Kumandanı ve Türk kayıtlı bulunan üstsubay, subaylar ve Tatar Taburu, 1918 yılı ortalarında da 50. Tümenin üstsubay ve subayları buraya ulaşmışlardır.”</p>
<p>Esirler Bellary’de çetin günler yaşasalar da dinî vecibelerini yerine getirmeyi ihmal etmezlerdi. Kamp yönetimi mescit veya cami inşa etmese de, Türklerin ibadetlerine karışmıyordu. Esir askerler bir süre sonra mescit inşa ettiler. Esir düşen Bağdat müftüsünün verdiği izinle hutbe okunur, beş vakit namaz dışında bayram namazları da eda edilirdi. Erler için okuma-yazma kursu, bütün esirler için de İngilizce dil kursu açılmıştı.</p>
<p>Esir Türk erlerine maaş verilmiyordu. Sigara, şeker ve çay dışında birçok şeye para ödemek zorundaydılar. Çoğu, sabahları 3-4 saat İngilizlerin angarya işlerinde çalıştırılan erlerin bir kısmı burada ticarete atılmıştı. İngilizlerin izni olmadan ticaret yapmak yasak olmasına rağmen bu yasağı delenler vardı. İngilizler tarafından kendilerine maaş verilen esir subaylar, erlere kıyasla ayrıcalıklı konumdaydı; günlerini okumak, dil öğrenmek ve sosyal faaliyetlerle geçirirlerdi. Musiki ve spor cemiyeti de kurulmuştu. Bölük ve tabur çavuşları esirler arasından seçilip maaşa bağlanmıştı. Bazılarının maaş ve mevkilerini kaybetmemek için esirlere zulmettiğini de vakidir. Esir subaylar izin kâğıdı ile kamp dışına çıkıp dolaşabilirken, erler bunu hayal bile edemezdi. Tel örgüye yaklaşmak vurulma nedeniydi. Vurulup da hayatta kalan, en az bir ay hapis cezasına çarptırılırdı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
