﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kubbetü’s-Sahra &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kubbetus-sahra/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Nov 2020 05:30:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kubbetü’s-Sahra &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kudüs Uğruna 12 Asırlık Doğu Akdeniz Mücadelemiz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/kudus-ugruna-12-asirlik-dogu-akdeniz-mucadelemiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 05:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kubbetü’s-Sahra]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Papa II. Urbanus]]></category>
		<category><![CDATA[Tolunoğlu Ahmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6479</guid>

					<description><![CDATA[Türklerin Doğu Akdeniz’deki mücadelesi Kudüs’e hâkim olmak amacıyla başladı. Doğu Akdeniz’deki Türk egemenliği 878 yılına kadar geri gider. Tolunoğlu Ahmed 868’de Mısır’da kurduğu devletin sınırlarını 10 yılda Kudüs’ü kapsayacak şekilde genişletmeyi başarmıştı. Daha sonra İhşîdîlerin kurucusu Muhammed b. Tuğç da Kudüs’e ehemmiyet göstermiştir. Fâtımîlerin bir asır süren hâkimiyetleri sırasında da Kudüs, cazibesini korudu. Atsız b. Uvak Fatımîleri uzaklaştırarak (1071) Kudüs’te Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okuttu. 1099’da Haçlıların işgaline uğrayana kadar Kudüs, Fâtımîler ile Büyük Selçuklular arasında el değiştirdi. Papa II. Urbanus’un çağrısıyla, keşiş Pierre L’Ermit önderliğinde 1 Ağustos 1096’da harekete geçen Haçlı ordusu üç yıl süren yolculuk boyunca&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türklerin Doğu Akdeniz’deki mücadelesi Kudüs’e hâkim olmak amacıyla başladı. Doğu Akdeniz’deki Türk egemenliği 878 yılına kadar geri gider. Tolunoğlu Ahmed 868’de Mısır’da kurduğu devletin sınırlarını 10 yılda Kudüs’ü kapsayacak şekilde genişletmeyi başarmıştı. Daha sonra İhşîdîlerin kurucusu Muhammed b. Tuğç da Kudüs’e ehemmiyet göstermiştir.</p>
<p>Fâtımîlerin bir asır süren hâkimiyetleri sırasında da Kudüs, cazibesini korudu. Atsız b. Uvak Fatımîleri uzaklaştırarak (1071) Kudüs’te Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okuttu. 1099’da Haçlıların işgaline uğrayana kadar Kudüs, Fâtımîler ile Büyük Selçuklular arasında el değiştirdi.</p>
<p>Papa II. Urbanus’un çağrısıyla, keşiş Pierre L’Ermit önderliğinde 1 Ağustos 1096’da harekete geçen Haçlı ordusu üç yıl süren yolculuk boyunca geçtikleri kentleri yağmaladılar, katliamlar gerçekleştirdiler. İstanbul’a geldiklerinde İmparator I. Aleksios bu gözü dönmüş ordudan korkmuş, ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra onları Kudüs’e sevk etmekte bulmuştu çareyi.</p>
<p>7 Haziran 1099’da Kudüs önlerine gelen Haçlılar karşısında Fâtimîler fazla direnemeyince şehir düştü. Haçlılar Kudüs’te acımasız bir katliama giriştiler. Yahudi ve Müslümanlar kılıçtan geçirildi. Sinagoglar, içlerine sığınan insanlarla birlikte yakıldı. Kubbetü’s-Sahra yağmalanarak tepesine bir haç dikildi. Mescid-i Aksa’ya sığınan Müslümanlar vahşice katledildi.</p>
<p>Haçlıların Kudüs’ü kuşatması ve ardından kurulan Haçlı devletlerinin İslam topraklarının kalbinde 200 yıl hüküm sürmesi Müslümanlar arasındaki parçalanmanın bir neticesiydi. İslam dünyası Şii Fâtimîler ve Sünnî Abbasiler arasında bölünmüş, daha sonra bu mücadeleye Selçuklular dahil olmuştur. Fâtımîlerin Haçlılardan rövanş alma imkânı olmadı ancak Fâtimîleri yıkan</p>
<p>Nureddin Zengî Avrupalı işgalcilerle ciddi bir mücadeleye girişecekti. Nureddin Zengî 1144’te Edessa (Urfa) Haçlı Kontluğuna son verdi. Bunun üzerine 2. Haçlı Seferi düzenlense de başarısızlıkla sonuçlandı. Böylece Nureddin Zengî’nin bölgedeki hâkimiyeti pekişti. Mayıs 1174’de kurucusu vefat edince Zengîler devleti güçlü komutan ve valiler arasındaki iktidar mücadelesiyle parçalandı. Mücadeleden galip çıkan isim Selâhaddân Eyyûbî olmuştu. 1187 baharında Selâhaddîn Eyyûbî, Kudüs’ü ele geçirmek için ordusunu Havran’da topladı ve 4 Temmuz günü Hıttin’de Kudüs Kralı Guy karşısında büyük bir zafer kazandı.</p>
<p>Bu savaşta Kudüs Krallığı’nın askerî gücü büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Zaferin ardından Taberiye, Akka, Nablus, Yafa, Sayda, Beyrut, Cübeyl, Askalan ve Gazze art arda fethedildi. Bundan sonraki hedef Kudüs’tü. Nihayet 20 Eylül 1187’de kuşatılan şehir, Ekim ayının başında teslim oldu. Fetih sonrasında Kubbetü’s-Sahra’nın tepesindeki haç kaldırıldı ve Mescid-i Aksa için Nureddin Zengî tarafından hazırlanan minber yerine konuldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kudüs, ey Kudüs!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/kudus-ey-kudus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 22:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Kubbetü’s-Sahra]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs-i Şerife]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid-i Aksa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2899</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Âdem’in (as) ayak izi, Hz. Süleyman’ın (as) tahtı, Hz. Meryem’in (as) inzivagahı, Hz. İsa’nın (as) gökyüzüne çekildiği billur burç, Hz. Peygamber’in (sas) peygamberlere serdarlık yaptığı altın mekân, İsra ve Miraç mucizelerinin canlı şahidi, Hz. Ömer’in (ra) pervasız adalet rüzgârı, Selâhaddin Eyyûbî’nin kalbine tiryak olup yapışan, Sultan Baybars’ın kara sevdası, Yavuz Sultan Selim’in açtığı elleri uyuşturan bitimsiz duası, Hürrem Sultan’ın fukara adağı, Sultan II Abdülhamid’in gözbebeği, şehidler bargâhı, veliler dergâhı ve nihayet bir asırdır esaret otağı olan kutlu şehir, Kur’an’da kutsal kılınmış şehir. Kudüs-i Şerif, Beytülmakdis, İliya veya yalnızca Kudüs… Mescid-i Aksa’nın nermin toprağının 142 dönümünün her santimini kuşatan kutsallık&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Âdem’in (as) ayak izi, Hz. Süleyman’ın (as) tahtı, Hz. Meryem’in (as) inzivagahı, Hz. İsa’nın (as) gökyüzüne çekildiği billur burç, Hz. Peygamber’in (sas) peygamberlere serdarlık yaptığı altın mekân, İsra ve Miraç mucizelerinin canlı şahidi, Hz. Ömer’in (ra) pervasız adalet rüzgârı, Selâhaddin Eyyûbî’nin kalbine tiryak olup yapışan, Sultan Baybars’ın kara sevdası, Yavuz Sultan Selim’in açtığı elleri uyuşturan bitimsiz duası, Hürrem Sultan’ın fukara adağı, Sultan II Abdülhamid’in gözbebeği, şehidler bargâhı, veliler dergâhı ve nihayet bir asırdır esaret otağı olan kutlu şehir, Kur’an’da kutsal kılınmış şehir.</p>
<p>Kudüs-i Şerif, Beytülmakdis, İliya veya yalnızca Kudüs…</p>
<p>Mescid-i Aksa’nın nermin toprağının 142 dönümünün her santimini kuşatan kutsallık buğusu hala tüterken, bize asırlar ve asırlar öncesinden kâh mahzun, kâh neşeli mektuplar gönderemeye devam eden revnaklı şehir. Kıble Mescidi’n ve Kubbetü’s-Sahra’nla, Kıyamet Kilisesi ve Hz. Ömer Camii’nle, Sultan Kayıtbay’ın şipşirin sebili ve zarif kemerleriyle, işgalci Yahudilerin yaşadığı Batı Kudüs’te kalan garip tren istasyonuyla, Mervan Mescidi’nin bir köşesine gizlenmiş Hz. Meryem’in inzivagâhıyla, Zeytin Dağı ve Elemli Yolu’yla orada bir hazine bizi bekliyor.</p>
<p>Gidelim kardeşlerim Kudüs’e. Her şeye rağmen ecdad yadigarı eserlerimize sahip çıkalım ve orada yaşayan kardeşlerimizin ümit ateşini bir an için de olsa yelpazeleyelim. Paramıza değil, varlığımıza ihtiyaçları var. Bizim de onların hiç yaşlanmayan, tükenmeyen ümidine.</p>
<p>Kudüs’ün kutsal yorganı hepimizi içine almaya kadirdir çünkü.</p>
<p>*</p>
<p>Dergimizin özel sayılarından 10’uncusunu Kudüs-i Şerife veya Beytülmakdis’e tahsis ederken bu fikrin nereden çıktığına da birkaç cümleyle değinelim.</p>
<p>Bundan belki 1,5 sene önce Prof. Abdülfettah el-Aveysi ziyaretime geldiğinde ufak bir ricada bulundu. Beytülmakdis Vakfı için bir tanıtım yapabilir miydik dergide? Güzelliğe güzellikle mukabele en güzelin şanındandır. Ben de “Tanıtım işi mühim değil, gelin biz bir Kudüs özel sayısı çıkaralım” teklifinde bulundum. Abdülfettah hocanın kollarını açıp bana sarıldığı o anı hiç mi hiç unutmayacağım. Start verilmişti!</p>
<p>İşte o kucaklaşmanın mahsulünü elinizde tutuyorsunuz. Kudüs-i Şerif veya Abdülfettah hocanın tercihiyle söylersek Beytülmakdis tükenmez bir hazine. Biz burada onun rengârenk hevenklerinden topladığımız bir avuç ışığı sizinle paylaşıyoruz.</p>
<p>Hakikaten dolu dolu bir dosya oldu. Her yerde bulunmayacak zengin ve ilginç ayrıntılarla örülü sayımızın uzun yıllar saklanacağından ve döne döne okunacağından eminim. Emeği geçen bütün yazarlarımıza ama özellikle Prof. El-Aveysi’ye en kalbi şükranlarımı takdim ediyorum. (Not: İstekleri üzerine Beytülmakdis Vakfı’ndan gelen yazılarda İngilizce imla kullanılmıştır.)</p>
<p>Yeni sayılarda beraber olmak ümidiyle.</p>
<p><em><strong>Mustafa Armağan</strong></em><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
