﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kutuz &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kutuz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 14:30:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kutuz &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Moğollar Ayn Calut’ta Durdurulamasaydı Ne Olurdu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/mogollar-ayn-calutta-durdurulamasaydi-ne-olurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayn Calut]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Han]]></category>
		<category><![CDATA[Hülâgû]]></category>
		<category><![CDATA[Kutuz]]></category>
		<category><![CDATA[Memlükler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7392</guid>

					<description><![CDATA[1260 yılının sonbaharında Filistin’in Celile bölgesindeki Ayn Calut mevkiinde Moğolların Batı kolu İlhanlılar ile Memlükler arasında gerçekleşen savaş Memlüklerin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Tarafların karşı karşıya gelmesinden bir süre önce Memlük sarayına mektup göndererek kendisine tabi olunmasını isteyen Hülâgû’nün elçilerini Kahire’de idam ettiren Sultan Kutuz, çeyrek asırdan daha uzun bir süreden beri İslâm dünyası açısından adeta bir kâbusa dönüşen Moğollara karşı savaşmayı seçmişti. Savaşın ardından Moğolların mağlup edilmesinde belirleyici bir rol üstlenen ve kendisinden sonra Memlük hükümdarı olan kumandanı Baybars tarafından planlanan bir suikasta kurban giderek tahtını kaybetse de, Kutuz’un seçiminin tarihî bir karar olduğunu belirtmek gerekir. Ortaçağ İslâm kaynakları tarafından&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1260 yılının sonbaharında Filistin’in Celile bölgesindeki Ayn Calut mevkiinde Moğolların Batı kolu İlhanlılar ile Memlükler arasında gerçekleşen savaş Memlüklerin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Tarafların karşı karşıya gelmesinden bir süre önce Memlük sarayına mektup göndererek kendisine tabi olunmasını isteyen Hülâgû’nün elçilerini Kahire’de idam ettiren Sultan Kutuz, çeyrek asırdan daha uzun bir süreden beri İslâm dünyası açısından adeta bir kâbusa dönüşen Moğollara karşı savaşmayı seçmişti. Savaşın ardından Moğolların mağlup edilmesinde belirleyici bir rol üstlenen ve kendisinden sonra Memlük hükümdarı olan kumandanı Baybars tarafından planlanan bir suikasta kurban giderek tahtını kaybetse de, Kutuz’un seçiminin tarihî bir karar olduğunu belirtmek gerekir.</p>
<p>Ortaçağ İslâm kaynakları tarafından artık “durdurulmaları mümkün olmayan ilahî bir ceza” olarak görülmeye başlandıkları özellikle vurgulanan Moğollar, Kutuz’un bu tarihî kararı sonucunda Ayn Calut’ta kazanılan zaferle durdurulmuş, böylelikle İslâm dünyasının son kalesi düşmekten kurtulmuştu. 1220’li yılların başından itibaren Cengiz Han’ın liderliğinde İslâm âleminin üzerine bir kasırga gibi çöken ve önlerine çıkan bütün hanedanları arkalarında on binlerce ölü bıraktıkları acımasız katliamlarla yok eden Moğolların en nihayet durdurulabilmiş olmasının, daha sonra yaşanması muhtemel birçok felaketin önüne geçtiği söylenebilir. Kuşkusuz tarih bir spekülasyon alanı değildir, fakat bunu Moğolların o tarihe kadar gerçekleştirmiş oldukları faaliyetlerden çıkarsamak mümkündür.</p>
<p>1219 yılında Otrar’daki Harezmşah valisinin Moğol ülkesinden gelen tüccarları katletmesini gerekçe göstererek İslâm dünyasını hedef alan Cengiz Han liderliğindeki Moğollar, Otrar’dan başlayarak Buhara, Semerkand, Mâzenderân, Rey, Hemedan, Tiflis, Meraga, Erdebil, Beylekan, Derbent, Fergana, Tirmiz, Mansurkûh, Merv, Nişabur, Tus, Herat ve Gürgenç gibi meşhur yerler başta olmak üzere burada sayılmaları bile uzun bir liste meydana getirecek olan dönemin birçok önemli şehir, kale ve bölgesini işgal etmiş; buralarda akıl almaz katliamlar gerçekleştirmişlerdi. Horasan, Mâverâünnehir ve Azerbaycan bölgelerini büsbütün talan eden Moğolların önünde kimse duramıyor, hiçbir şehir uzun süre Moğol kuşatmalarına direnemiyordu. Onlarca şehir haritadan silinmiş, tarihin gördüğü en büyük ve doğal olmayan yıkımlardan biri (belki de en büyüğü) Moğolların eliyle gerçekleşmişti.</p>
<p>İşgal ettikleri yerlerde taş üstünde taş omuz üstünde baş bırakmayan Moğollar, Cengiz Han’dan sonra da akıl almaz ilerleyişlerini devam ettirdiler. Harezmşahlar devletini adeta bir çırpıda tarihin karanlığına gönderen istilacılar, bir yandan Karadeniz’in kuzeyi boyunca ilerleyerek Avrupa içlerine doğru giderken, diğer yandan da kendilerine karşı dikkat çekici önlemler alan Sultan Alaeddin Keykubad’ın vefatının ardından Anadolu’ya girdiler. Türkiye Selçuklu ülkesinin sınır boylarını (Erzurum’da yaptıkları katliamı kaynaklar irkiltici tasvirlerle anlatmışlardır) talan etmekle kalmadılar, 1243 yılında Kösedağ’da Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’i büyük bir bozguna uğratıp Selçuklu yönetimini ele geçirerek bir çeşit müstemleke haline getirdiler. Musul ve Fars atabeyliklerini de tabiyetleri altına alan Moğollar, 1254 yılında Hülâgû’nün liderliğinde İran’a girerek İslâm dünyasının kalbine yöneldiler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dâvûdlara Dua, Câlûtlara Beddua</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/davudlara-dua-calutlara-beddua/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 04:55:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayn Calut]]></category>
		<category><![CDATA[Deccâl]]></category>
		<category><![CDATA[Hülâgû]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Dâvûd]]></category>
		<category><![CDATA[Kutuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7377</guid>

					<description><![CDATA[Ayn Calut: Câlût’un gözü. Câlût’un gözünün çıkarıldığı yer, yani Filistin toprakları… Tâlût, Hakk’ın; Câlût ise bâtılın ve zulmün bayraktarıdır. Câlût kibirlidir. Devasa vücudundan ve yenilmez sandığı kuvvetinden, büyük ordusundan gelmektedir bu kibir. Ama Hz. Dâvûd’un (as), Allah’ın izniyle alnının ortasına attığı bir taş o kibri yok etmiştir. Sapandan başka silahı olmayan Dâvûd’un bu taşı, Hakk’ın bâtıla indirdiği öldürücü bir darbedir. Hadisenin yaşandığı mekân sonraları “Ayn Calut” olarak anılmıştır. Kur’an’da Tâlût-Câlût kıssası olarak yer alan bu vaka ile Müslümanlara, kalabalık oluşlarından dolayı müşrik ordularından korkmamaları ve yılmamaları hatırlatılmış olabilir. Câlût gibiler farklı zamanlarda yine zuhur eder. Ama yine bir taşla devrilir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayn Calut: Câlût’un gözü. Câlût’un gözünün çıkarıldığı yer, yani Filistin toprakları… Tâlût, Hakk’ın; Câlût ise bâtılın ve zulmün bayraktarıdır. Câlût kibirlidir. Devasa vücudundan ve yenilmez sandığı kuvvetinden, büyük ordusundan gelmektedir bu kibir. Ama Hz. Dâvûd’un (as), Allah’ın izniyle alnının ortasına attığı bir taş o kibri yok etmiştir. Sapandan başka silahı olmayan Dâvûd’un bu taşı, Hakk’ın bâtıla indirdiği öldürücü bir darbedir. Hadisenin yaşandığı mekân sonraları “Ayn Calut” olarak anılmıştır.</p>
<p>Kur’an’da Tâlût-Câlût kıssası olarak yer alan bu vaka ile Müslümanlara, kalabalık oluşlarından dolayı müşrik ordularından korkmamaları ve yılmamaları hatırlatılmış olabilir. Câlût gibiler farklı zamanlarda yine zuhur eder. Ama yine bir taşla devrilir bütün Câlûtlar. Bu taş bazen Dâvûd’un elindedir, bazen de Kutuz’un. Dâvûdlar da tükenmez, Câlûtlar da! O gün Câlût olan, başka bir zaman Moğol olur. Hadise yine aynı bölgede cereyan eder: Ayn Calut.</p>
<p>İbranicede Dâvûd “en sevilen kişi, göz bebeği” anlamına gelir. Allah Dâvûd’a hükümdarlık ve peygamberlik vermiştir. Kutuz ise “Tanrıdan kut almış Oğuz” demektir. Yüce Mevla ona da Câlût gibi olan Moğolları yenmesi için güç ve hükümdarlık vermiştir. Müslümandı Kutuz. Hülâgû Budist. Hülâgû’nun annesi Sorgaktani Hatun, karısı Dokuz Hatun, yakın arkadaşı ve komutanı Ketboğa (Kitboğa) ise Nestûrî Hıristiyanlardı. Moğol İmparatorluğu’nun farklı dinlere gösterdiği hoşgörüye rağmen Hülâgû’nun Müslümanlara düşmanlığının sebebi buydu. Onun devrinde Hıristiyanlığın nüfuzu artmış, birçok kilise ve manastır yapılırken bazı mescitler kiliseye çevrilmiş, Müslümanlar zulüm, işkence ve katliama maruz kalmıştır.</p>
<p>İbnü’l-Esîr Moğol girdabını şöyle dile getirir kitabında: “…Buhtunnasr’ın İsrâîloğullarına karşı giriştiği katliam ve Kudüs şehrini tahrip etmesi kaydedilir. Bu lanetli heriflerin (Moğolların) tahrip ettiği ve Müslümanların başına getirdiği felaket ne İsrâîloğullarının başına gelen felakete benzemiştir, ne de Kudüs’ün tahrip edilmesine. Harabeye çevrilen her bir şehir Kudüs’ün başına gelen felaketi yaşamıştır. Müslümanlardan öldürülenlerin sayısı İsrâîloğullarından öldürülenlerle kıyaslanamaz. Moğolların bir şehirde öldürdükleri Müslüman sayısı belki yeryüzünde yaşayan bütün Yahudilerin toplamından çok daha fazla idi. (&#8230;) Dünyanın sonlarına doğru zuhur edecek olan Deccâl, kendisine tâbi olan insanlara dokunmayacak, fakat kendisine muhalefet edenleri yok edecektir. Ama Moğollar yeryüzünde hiç kimseyi sağ bırakmadılar. Kadınları, erkekleri, küçük yaştaki çocukları toptan katliama uğrattılar; hatta hamile kadınların karınlarını deşerek taşıdıkları ceninleri bile öldürdüler. Böyle bir musibet karşısında, innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci‘ûn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-‘Aliyyi’l-‘Azîm (Şüphesiz biz Allah’ın kullarıyız ve yine ona döneceğiz, güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımı iledir) demekten başka çaremiz yoktur (&#8230;) Kulaklar bir benzerini daha işitmiş değildir. Bu felaket başka bir hiçbir felakete benzememektedir.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
