﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kuzey Kafkasya &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/kuzey-kafkasya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Feb 2021 07:20:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kuzey Kafkasya &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>FETHİ GÜNGÖR: KAFKASYA’NIN PARLAYAN KILICI İMAM ŞAMİL</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/fethi-gungor-kafkasyanin-parlayan-kilici-imam-samil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Munise Şimşek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 07:20:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Acarya]]></category>
		<category><![CDATA[Apşeron]]></category>
		<category><![CDATA[Hazar Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Transkafkasya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6794</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK Kafkas coğrafyası için “Asya’nın kilidi” denilmiş. İslam tarihçisi Mes’udî ise bölgeyi “diller dağı” olarak tanımlıyor. Kafkasları bu denli önemli kılan nedir? Hazar Denizi’nin batı sahilinden Karadeniz kıyısına kadar uzanan kıta koridoruna Kafkasya, Kafkas sıradağlarının güneyinde kalan kısma ise Transkafkasya (Kafkasötesi) denilmektedir. Aynı mânâyı ifade etmek üzere Araplar Mâverâ-yı Kafkas, Ruslar ise Zakavkaz tabirini kullanagelmiştir. İngur nehrini Apşeron’a bağlayan hattın alt kısmında yer alan Şapsığya, Ubıhya ve Abhazya Kafkasya’nın bir parçası olup Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Ahıska ve Acarya Transkafkasya’ya dahildir. Sovyet döneminde kullanılan Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya şeklindeki isimlendirme ilmî olmaktan uzak olsa da pratik bir ihtiyaç&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK</strong></p>
<p><strong>Kafkas coğrafyası için “Asya’nın kilidi” denilmiş. İslam tarihçisi Mes’udî ise bölgeyi “diller dağı” olarak tanımlıyor. Kafkasları bu denli önemli kılan nedir?</strong></p>
<p>Hazar Denizi’nin batı sahilinden Karadeniz kıyısına kadar uzanan kıta koridoruna Kafkasya, Kafkas sıradağlarının güneyinde kalan kısma ise Transkafkasya (Kafkasötesi) denilmektedir. Aynı mânâyı ifade etmek üzere Araplar Mâverâ-yı Kafkas, Ruslar ise Zakavkaz tabirini kullanagelmiştir. İngur nehrini Apşeron’a bağlayan hattın alt kısmında yer alan Şapsığya, Ubıhya ve Abhazya Kafkasya’nın bir parçası olup Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Ahıska ve Acarya Transkafkasya’ya dahildir. Sovyet döneminde kullanılan Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya şeklindeki isimlendirme ilmî olmaktan uzak olsa da pratik bir ihtiyaç saikiyle yerleşmiş olmalıdır. Ancak özellikle SSCB sonrası dönemde sıkça kullanılmaya başlayan Güney Rusya isimlendirmesi tarih ilmiyle bağdaşmayan yayılmacı bir yaklaşımın ifadesi olup Kafkasya gerçeğini perdelemeye muvaffak olamayacaktır.</p>
<p>11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkas Cumhuriyeti hakkında Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde neşrettiği “Kafkas Hükümetinin Beyannamesi” başlıklı makalesinde Ahmet Ağaoğlu sualinize cevap teşkil eden şu görüşü serdetmişti: “… Kafkas Müslümanlarıyla aramızdaki dinî, lisânî ve ırkî münâsebetler bizi Kafkas Müslümanlarının mukadderatına lakayt bırakamaz. Biz ister istemez bunların hâlini ve maruz kalacakları tehlikeleri nazar-ı dikkate almak mecburiyetindeyiz… Kafkasya’nın zaafından bilistifade Ruslar yeniden bizimle hemhudut olan bu memleketi yine ellerine geçirmeye teşebbüs edebilir. Bizim için bu mühim bir mesele olur. Biz Kafkasya’yı kuvvetli ve bizimle Rusya arasında muhkem bir hâil (engel) olarak görmek isteriz…”</p>
<p>Arap dünyasında “Cebelu’l-elsine, Diller Dağı” olarak bilinen Kafkasya coğrafyası, sadece Rusya ile Türkiye arasında değil, Rusya ile İslam âlemi arasında doğal bir hudut ve muhkem bir mânia teşkil etmekte, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye başta olmak üzere âlem-i İslam’ın hudut kapısı hüviyetini ihraz etmektedir.</p>
<p><strong>Rus Çarlığının 18. yüzyıldan itibaren Kafkasya’yı hedef alması ve 19. asır boyunca var gücüyle saldırmasının arka planında ne vardı?</strong></p>
<p>İlk zamanlar Rus çarları Kafkasya’nın coğrafi zenginliğinden haberdar değildi ve bölgeyi sürgün yeri görüyorlardı. Ancak bölgenin çok katmanlı ehemmiyetini idrak etmekte gecikmediler. Rusya açısından Kafkasya sadece Türkiye’ye ve İslam âlemine açılan bir kapı değil, sıcak denizlere inme stratejisini gerçekleştirebilmek için aşılması gereken zorlu bir engeldi. Keza dünya ticaretinin can damarı kabul edilen İpekyolu’nu kontrol edebilmenin de ön şartıydı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya’nın Çerkes Soykırımı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-aynasi/rusyanin-cerkes-soykirimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Walter Richmond]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Aynası]]></category>
		<category><![CDATA[Çar Pavel]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkes]]></category>
		<category><![CDATA[General Sergey Bulgakov]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kafkasya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6027</guid>

					<description><![CDATA[Çerkesler Rusların 18. asırda memleketlerini işgal etmesine kadar yaklaşık 4 bin yıldır Kırım yarımadası ile orta Kuzey Kafkasya arasında yaşayan birkaç akraba kabileye sahip, sayıca ufak bir etnik topluluktur. Çerkes kabilelerinin en istikrarlısı olan ve kuzey Kafkasya’nın stratejik bakımdan önemli orta bölgesinde yaşayan Kabartaylar, Rusların ilk kurbanları olduğu zamana kadar 200 yıl boyunca Rusların müttefiki olmuşlardı. 1763 yılında Rusya Kabartay’da bir kale inşa ederek bölgeyi ele geçirme planlarına başladı ve savaşı başlattı. Vaziyet, General Sergey Bulgakov’un vebayla boğuşmakta olan Kabartay’ı kuşattığı 1805 yılına kadar fazla değişmedi. General Kabartaylıların artık direnemeyecekleri hale gelinceye kadar aç bırakılmalarına karar verdikten sonra hücuma geçti,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çerkesler Rusların 18. asırda memleketlerini işgal etmesine kadar yaklaşık 4 bin yıldır Kırım yarımadası ile orta Kuzey Kafkasya arasında yaşayan birkaç akraba kabileye sahip, sayıca ufak bir etnik topluluktur. Çerkes kabilelerinin en istikrarlısı olan ve kuzey Kafkasya’nın stratejik bakımdan önemli orta bölgesinde yaşayan Kabartaylar, Rusların ilk kurbanları olduğu zamana kadar 200 yıl boyunca Rusların müttefiki olmuşlardı. 1763 yılında Rusya Kabartay’da bir kale inşa ederek bölgeyi ele geçirme planlarına başladı ve savaşı başlattı. Vaziyet, General Sergey Bulgakov’un vebayla boğuşmakta olan Kabartay’ı kuşattığı 1805 yılına kadar fazla değişmedi. General Kabartaylıların artık direnemeyecekleri hale gelinceye kadar aç bırakılmalarına karar verdikten sonra hücuma geçti, köyleri ve erzaklarını yaktırdı. Bulgakov aşırı şiddet uyguladığı için görevinden alındıysa da, yerine getirilen Aleksey Ermolov, olayı artık savunmasız kalmış ve açlıktan kırılmakta olan Kabartaylılara karşı soykırım seviyesine taşıdı. En yıkıcı sefer ise 1822 kışında yapıldı. Ermolov’un müfrezeleri evleri ve erzakları yakmak ve sığırlarını çalmakla yetinmiyor, insanları açlıktan ölüme terk ediyordu. Sık sık bütün köylere katliam yapmaya çıkıyorlardı. Ermolov’un öfkesi bütün Küçük Kabartay kazasında -ki baştan beri Rusya’ya sadık kalmıştıtek bir insan bırakmamıştı. Ermolov Kabartay’daki tahribatına 1827 yılına kadar devam etti. Sonuçta Kabartay nüfusu 1790 yılında 300 bin kişi iken 1830 yılında 30 bine (yani 10’da birine) düştü.</p>
<p>Çar Pavel’in bölgede yaşayan Koşaklara Kafkasya’ya hücum izni verdiği 1800 yılında diğer kabilelere karşı da savaş başladı. Bununla beraber 1829 yılında Osmanlı Devleti Kafkasya’yı Rusya’ya “terk edince” çatışma nispeten duruldu ve her iki taraf da fiilî işbirliğine başladı, hatta ticarî ilişkiler kuruldu. Gerçekte Osmanlı’nın Kafkasya üzerindeki kontrolü sadece kâğıt üzerindeydi; fakat Rus Çarı I. Nikola bu anlaşmadan bölgenin tamamen işgali için bir fırsat olarak yararlandı. Fakat Kafkasların tahmin edilenden daha kalabalık bir nüfusa malik olduğu ortaya çıkınca Ruslar hayal kırıklığına uğradı ve giderek daha acımasızca taktiklere başvurdular. 1840 yılı itibariyle soykırım bir tercih olarak önlerindeydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
