﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lawrence &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/lawrence/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jun 2020 05:50:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Lawrence &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’ye Sadık Arap Subayı: Yasin El-Haşimî</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/turkiyeye-sadik-arap-subayi-yasin-el-hasimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:50:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[Prens Faysal]]></category>
		<category><![CDATA[Süveyş Kanalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6039</guid>

					<description><![CDATA[Suriye’de Cemal Paşa’nın Kurmay Başkanı olarak görev yapan Ali Fuat Erden’in hatıralarında verdiği bilgiye göre, Çanakkale Cephesi’nde subay kayıplarının artması üzerine Cemal Paşa’nın Enver Paşa ile kurduğu iletişim sonrasında alınan kararla Suriye Cephesi’nde görev yapan 200 subay Çanakkale Cephesi’ne gönderilmişti. Bunlar arasında Arap milliyetçiliği konusunda oldukça aktif olan ve Suriye’de çıkabilecek bir isyanda yer alabileceklerinden şüphe duyulan 150 civarında Arap asıllı subay da vardı. Asıl gaye, gelecekte İngilizlerin ve Fransızların organizasyonuyla Suriye’de Osmanlı idaresine karşı çıkabilecek bu subayların bölgeden uzaklaştırılmasıydı. Çünkü iki devletin de bölgede aktif çalışmaları ve çok sayıda işbirlikçileri vardı. Konunun bu subaylara yönelik olduğunun belli olmaması için&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye’de Cemal Paşa’nın Kurmay Başkanı olarak görev yapan Ali Fuat Erden’in hatıralarında verdiği bilgiye göre, Çanakkale Cephesi’nde subay kayıplarının artması üzerine Cemal Paşa’nın Enver Paşa ile kurduğu iletişim sonrasında alınan kararla Suriye Cephesi’nde görev yapan 200 subay Çanakkale Cephesi’ne gönderilmişti. Bunlar arasında Arap milliyetçiliği konusunda oldukça aktif olan ve Suriye’de çıkabilecek bir isyanda yer alabileceklerinden şüphe duyulan 150 civarında Arap asıllı subay da vardı. Asıl gaye, gelecekte İngilizlerin ve Fransızların organizasyonuyla Suriye’de Osmanlı idaresine karşı çıkabilecek bu subayların bölgeden uzaklaştırılmasıydı. Çünkü iki devletin de bölgede aktif çalışmaları ve çok sayıda işbirlikçileri vardı. Konunun bu subaylara yönelik olduğunun belli olmaması için de aralarına 50 Türk subayı da konularak toplamda 200 subay Şam’dan Çanakkale Cephesi’ne gönderildi. Bu sırada İngiliz ajan Lawrence’ın ve Prens Faysal’ın bu subaylardan bazılarıyla daha sonra çıkacak olan Şerif Hüseyin isyanı için o dönemde görüştükleri istihbaratı alınmıştı.</p>
<p>O yıllarda Arap bağımsızlık hareketine büyük bir yakınlık ve ilgi duyan İzzet Derveze’nin hatıralarına göreyse Cemal Paşa, Süveyş Kanalı saldırısının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Kanal Harekâtı’nda yer alan Arap subay ve askerleri Çanakkale Cephesi’ne göndermiş, onların yerine Suriye’deki ordu birliklerine Türk subay ve askerlerini yerleştirmişti. Derveze’ye göre o dönemde Suriye’deki Osmanlı ordusunda kısa dönem yedek subay olarak askerlik yapan, üniversite mezunu, Arapçılık hareketine fiilen iştirak etmiş, Arap millî ruhu ile dolu yüzlerce Arap asıllı genç yedek subay vardı. Şam o dönemde bunların millî marşlarıyla inliyordu adeta. Cemal Paşa bunları Şam bölgesinin dışına göndererek dağıtmış, böylece bu dönemi sona erdirmişti. El-Ahd teşkilatının kurucularından Bağdatlı Cafer el-Askerî de Osmanlı ordusundaki milliyetçi Arap subaylar arasında ilk gizli ve ayrılıkçı faaliyetlerin, kurmaylık eğitimi için Osmanlı Devleti tarafından gönderildikleri Almanya’da, Alman istihbaratı tarafından başlatıldığını iddia eder. Ardından Balkan Savaşı sonrası Ekim 1913’te Enver Paşa ile Harbiye’de aynı sınıflarda okumuş, daha önce Balkanlarda Bulgar ayrılıkçılarla ölümüne mücadele etmiş, İttihatçı ve Teşkilat-ı Mahsusacı, Trablusgarp’ta gönüllü olarak Türk subaylarla birlikte İtalyanlara karşı savaşmış Çerkez asıllı Mısırlı Aziz Ali el-Mısrî3 öncülüğünde bu faaliyetler ilk kez İstanbul Beşiktaş’ta, bazı Arap subayların kiracı olarak kaldıkları bir evde başlatılmıştır. Sayıları oldukça az, daha çok Irak ve Suriye coğrafyasından gelmiş bir avuç genç Arap subayın kurduğu ayrılıkçı bir örgüttü bu. Gizlice oluşturulan “Hizbü’l-Ahd” adlı teşkilat adeta İttihat ve Terakki’nin ilk kurulurken kullandığı usulleri ve yemin şeklini kullanıyordu. O hareket içerisinde de yer almış bazı üyelerin yönlendirmesiyle birçok husus İttihat ve Terakki’den aynen kopya edilmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’ın Alman Lawrence’ı: Wasmuss</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/iranin-alman-lawrencei-wasmuss/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 03:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Sykes]]></category>
		<category><![CDATA[Dagobert von Mikusch]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[Wilhelm Wassmuss]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5263</guid>

					<description><![CDATA[Arabistanlı Lawrence adıyla şöhret bulan İngiliz casus Thomas Edward Lawrence’ı tanımayan yoktur. Perslerin Lawrence’ını ya da Alman Lawrence’ı duymuş muydunuz peki? Alman diplomat Wilhelm Wassmuss’un Arabistanlı Lawrence kadar şöhret bulamamış olması, tarihin kazananlar tarafından yazıldığına bir delil olsa gerek. Atatürk hakkındaki Avrupa ile Asya Arasındaki Adam başlıklı kitabından tanıdığımız Dagobert von Mikusch, 1938’de Wilhelm Wassmuss (1880- 1931)’un hayat hikâyesini anlattığı, Watzmutz &#8211; Der deutsche Lawrence (Wassmuss &#8211; Alman Lawrence) isimli bir kitap kaleme aldı. 13 bölümden oluşan eser, yazarın belirttiğine göre, Wassmuss’un hatıra defterlerinden elimize ulaşan bölümlerine -özellikle birinci ve üçüncü bölümler- raporlar ve yazışmalar gibi birtakım resmî kayıtlara ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arabistanlı Lawrence adıyla şöhret bulan İngiliz casus Thomas Edward Lawrence’ı tanımayan yoktur. Perslerin Lawrence’ını ya da Alman Lawrence’ı duymuş muydunuz peki? Alman diplomat Wilhelm Wassmuss’un Arabistanlı Lawrence kadar şöhret bulamamış olması, tarihin kazananlar tarafından yazıldığına bir delil olsa gerek.</p>
<p>Atatürk hakkındaki <em>Avrupa ile Asya Arasındaki Adam</em> başlıklı kitabından tanıdığımız Dagobert von Mikusch, 1938’de Wilhelm Wassmuss (1880- 1931)’un hayat hikâyesini anlattığı, <em>Watzmutz &#8211; Der deutsche Lawrence</em> (Wassmuss &#8211; Alman Lawrence) isimli bir kitap kaleme aldı. 13 bölümden oluşan eser, yazarın belirttiğine göre, Wassmuss’un hatıra defterlerinden elimize ulaşan bölümlerine -özellikle birinci ve üçüncü bölümler- raporlar ve yazışmalar gibi birtakım resmî kayıtlara ve özellikle daha önce (1936) aynı başlıkla <em>(The German Lawrence)</em> Christopher Sykes tarafından yayımlanan İngilizce versiyona dayanarak kaleme alınmıştı. Mikusch’un kitapta belirttiğine göre, aslında Wassmuss kendi hayatı hakkında yazmaya başlamış fakat ölüm diviti onu elinden almıştı <em>(Der deutsche Lawrence</em>, s. 5-6).</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2019">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Ordusu Kudüs’ü Neden Kaybetti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/osmanli-ordusu-kudusu-neden-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sami Ağaoğlu-Sümeyye Bektaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2017 22:25:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Hüseyin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2947</guid>

					<description><![CDATA[Lloyd George’un 6 Aralık 1916’da Başbakan olmasıyla İngilizler Sina cephesinde strateji değişikliğine gittiler ve Kudüs’ün alınması için Filistin cephesini güçlendirmeye karar verdiler. Zira Bağdat’ın 11 Mart 1917’de düşmesi İngiliz hükümetini yüreklendirmişti. Savaş komitesinde Irak ve Hindistan’dan gönderilen yeni birliklerle Filistin cephesinin güçlendirilmesi hususu görüşüldü. Çıkan karara göre harekâtın hedefi Kudüs’ü işgal etmekti. İngilizler bölgede üçüncü defa büyük bir saldırıya hazırlanıyorlardı. Bu süreçte İngiliz İstihbarat Servisi’nin Yahudi kökenli casuslardan yararlandığı bilinmektedir. Ayrıca ABD istihbarat elemanları ve yerel casusluk örgütlerinin yardımlarıyla “İsrail’in geleceği hiçbir zaman engellenemeyecektir” (“Netzach Israel Loshakere”) sloganına uygun olarak bölge işgale hazırlanacaktı. Böylece İngiltere, Fransa ile 16 Mayıs 1916’da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lloyd George’un 6 Aralık 1916’da Başbakan olmasıyla İngilizler Sina cephesinde strateji değişikliğine gittiler ve Kudüs’ün alınması için Filistin cephesini güçlendirmeye karar verdiler. Zira Bağdat’ın 11 Mart 1917’de düşmesi İngiliz hükümetini yüreklendirmişti. Savaş komitesinde Irak ve Hindistan’dan gönderilen yeni birliklerle Filistin cephesinin güçlendirilmesi hususu görüşüldü. Çıkan karara göre harekâtın hedefi Kudüs’ü işgal etmekti.</p>
<p>İngilizler bölgede üçüncü defa büyük bir saldırıya hazırlanıyorlardı. Bu süreçte İngiliz İstihbarat Servisi’nin Yahudi kökenli casuslardan yararlandığı bilinmektedir. Ayrıca ABD istihbarat elemanları ve yerel casusluk örgütlerinin yardımlarıyla “İsrail’in geleceği hiçbir zaman engellenemeyecektir” (“Netzach Israel Loshakere”) sloganına uygun olarak bölge işgale hazırlanacaktı. Böylece İngiltere, Fransa ile 16 Mayıs 1916’da imzalanan Sykes Picot Anlaşması’nı uygulama, Suriye’yi ele geçirerek Fransa’nın Hıristiyan Araplar üzerindeki etkisini artırma, Filistin’i işgal ederek Yahudilere verdikleri yurt edinme ve bir Yahudi devleti (İsrail) kurulmasını destekleme sözünü yerine getirmek amaçlanıyordu.</p>
<p>Bu arada dünyada birtakım değişiklikler meydana gelmişti: Rusya’da 12 Mart 1917 devrimi olmuş ve ABD 6 Nisan 1917’de Almanya’ya savaş ilan etmişti. 20 Mayıs 1917’de İtalya, Haziran 1917’de ise Yunanistan İtilaf devletleri safında savaşa girdiler. Şerif Hüseyin ve Lawrence’a bağlı Arap kabileleri Mekke, Cidde, Taif, Yenbu ve Vech’i ele geçirerek -Medine hariç- Hicaz’ın işgalini tamamlamış ve Filistin cephesine yaklaşmışlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-aralik2017">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
