﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Libya &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/libya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Nov 2022 12:07:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Libya &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İtalya’nın Trablusgarb’ı İşgaline Karşı Senûsiyye Cihadı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/italyanin-trablusgarbi-isgaline-karsi-senusiyye-cihadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadir Özköse]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 12:03:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Senûsiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8771</guid>

					<description><![CDATA[Libya’nın merkez addedildiği Senûsiyye cihadında Senûsîler Tunus ve Cezayir’in bağımsızlığı için mücadele verirken, bir yandan da Sudan, Çad, Somali, Nijer, Kongo topraklarında Sahraaltı coğrafyasının istiklali adına direnişlerini sürdürürler. 1911 yılına kadar Sahraaltı coğrafyasındaki halkların umudu olan Senûsiyye müntesipleri sonunda kendi yuvalarından vurulurlar: Afrika’daki son Osmanlı toprağı olan Trablusgarb eyaleti İtalyan işgaline uğrar. Osmanlı güçlerinin İtalyan işgal kuvvetlerine karşı verdikleri mücadelede yanlarında buldukları yegâne organize güç Senûsiyye zaviye teşkilatı olmuştur. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Libya’nın merkez addedildiği Senûsiyye cihadında Senûsîler Tunus ve Cezayir’in bağımsızlığı için mücadele verirken, bir yandan da Sudan, Çad, Somali, Nijer, Kongo topraklarında Sahraaltı coğrafyasının istiklali adına direnişlerini sürdürürler. 1911 yılına kadar Sahraaltı coğrafyasındaki halkların umudu olan Senûsiyye müntesipleri sonunda kendi yuvalarından vurulurlar: Afrika’daki son Osmanlı toprağı olan Trablusgarb eyaleti İtalyan işgaline uğrar. Osmanlı güçlerinin İtalyan işgal kuvvetlerine karşı verdikleri mücadelede yanlarında buldukları yegâne organize güç Senûsiyye zaviye teşkilatı olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afrika&#8217;yı Parselleyen İngiliz Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/kara-kitayi-parselleyen-ingiliz-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kavas]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Etiyopya]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[İber Yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7607</guid>

					<description><![CDATA[Sömürgeciliğin en başarılı hamlelerinden biri olarak tarihe geçen ve 1885 Şubat’ında Berlin’de düzenlenen konferansta bütün taraftarlarca imzalanan anlaşma ile Afrika fiilen parçalanma sürecine girecekti. Tahmin edilenler kadar beklenilmeyen durumlar da dâhil yaklaşık 20 yıl alan bir zamanda kıtada işgal edilemeyen üç bölge kalmıştı. Bunlardan biri, bugünkü Libya olup henüz Osmanlı Devleti’nin bir parçası olarak varlığını sürdürüyordu. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri tarafından azatlık verilip kıtaya geri gönderilen çok az sayıdaki eski kölelerin idaresinde korunup kollanan Liberya idi. Üçüncüsü, en az beş asırdır Müslüman yöneticilerin büyük çoğunluğu hâkimiyetinde iken Hıristiyan Etiyopya krallığının denetimindeki bölge idi. Avrupalı sömürgeci yedi devletin, kendilerine ait gördükleri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sömürgeciliğin en başarılı hamlelerinden biri olarak tarihe geçen ve 1885 Şubat’ında Berlin’de düzenlenen konferansta bütün taraftarlarca imzalanan anlaşma ile Afrika fiilen parçalanma sürecine girecekti. Tahmin edilenler kadar beklenilmeyen durumlar da dâhil yaklaşık 20 yıl alan bir zamanda kıtada işgal edilemeyen üç bölge kalmıştı. Bunlardan biri, bugünkü Libya olup henüz Osmanlı Devleti’nin bir parçası olarak varlığını sürdürüyordu. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri tarafından azatlık verilip kıtaya geri gönderilen çok az sayıdaki eski kölelerin idaresinde korunup kollanan Liberya idi. Üçüncüsü, en az beş asırdır Müslüman yöneticilerin büyük çoğunluğu hâkimiyetinde iken Hıristiyan Etiyopya krallığının denetimindeki bölge idi. Avrupalı sömürgeci yedi devletin, kendilerine ait gördükleri bölgeleri istedikleri gibi idare edebilmek için de yaklaşık 20 yıllık bir süreye daha ihtiyaçları vardı.</p>
<p>Nasıl olmuştu da bu devasa kıta, hiç beklenmedik şekilde, sözlü toprak iddialarını fiilî işgallerine çevirmişti? Gerçek anlamda dört dörtlük bir idareden bahsedilebilir miydi? Afrika gerçekten parçalanmış olabilir miydi ve eğer bu gerçekleşmişse, kullanılan yöntem neydi? Küçücük Avrupa’da asırlarca birbirleri ile savaşan, akan kanın hesabının sorumlusu milletler tarih boyunca belirgin olmayan farklı coğrafyalarda sınırları hangi usullerle çizeceklerdi? Bu ve benzeri birçok sorunun cevabı henüz tam anlamıyla verilebilmiş değil. Belki de hiçbir zamanda ikna edici açıklamalar olmayacak. Sebebi de herhangi bir mantık içinde belirlenmedikleri için ikna edici sonuçlara varılamayacak olmasıdır.</p>
<p>Avrupalı sömürgeci devletlerin Afrika sevdası ne zaman başlamıştı ve neden bu tarz bir girişimi dünyayı modernleştirdiklerini iddia ettikleri bir dönemece girerken uyguladılar? Bilhassa Büyük Roma’nın en gözde eyaletlerinin bugünkü Kuzey Afrika coğrafyasında olduğu, sıradan tarih bilgisine sahip Avrupalı insanca malumdu. Hatta bir ara yine kendilerinden bir kavim olan Vandallar tarafından 5. yüzyılda yağmalansa da kıtanın bu bölgesi bu defa da Doğu Roma, yani Bizans’ın idaresine geçmişti. Epeyce yerleşim yeri, önemsedikleri şahsiyet ve yaşayış biçimi, özellikle de gıda depoları konumunda bulunan araziler buradaydı. Fakat İslâmiyet’in 7. yüzyılda Arap Yarımadası’ndan Mısır’da başlayan tüm Berberi yurtlarına yayılması 70 yıl kadar sürerken, neredeyse 700/800 yıllık göz kamaştırıcı antik çağ da bütün değerleriyle kapanıyordu. Müslümanlar için altın bir çağ başlarken, onlar için içine düştükleri dogmalarla boğuştukları karanlık devrelere girilmiş oldu.</p>
<p>İber Yarımadası olarak da ifade edilen bugünkü İspanya ve Portekiz’in tamamını, kısmen de Fransa içinde ve Sicilya adası gibi İtalya’ya ait yerlerde etkin olan ve özellikle Endülüs ile insanlık medeniyetinin zirvesine ulaşma becerisi gösteren Müslümanlar asırlarca elde ettikleri üstünlükleri aralarında yaşadıkları gerginliklerle kaybettiler. Son idari merkez Gırnata’daki Beni Ahmer Hanedanlığı da 1492 yılında yıkılınca, adeta zincirden boşanmış gibi önce Portekizliler, ardından İspanyollar gidebildikleri her yere gitmeyi vazife bildiler. Birinciler daha çok Batı Afrika sahillerinde dolaşmaya başlamışlar ve 1470’li yıllarda Gine Körfezinde Sao Tome ve Principe adalarına kadar ulaşmışlardı. İspanyollar ise daha ziyade Akdeniz’de etkinlik alanı açıyor, özellikle Endülüs’ün adeta en büyük insan ve ekonomik kaynağı olan Kuzey Afrika’ya yapabilecekleri tüm hamleleri yapıyorlardı. Burada Mısır’da Memlükler, Libya ve Tunus’ta Hafsiler, Cezayir’de Zeyyaniler ve Fas’ta Sadiler gibi dört güçlü hanedan devleti vardı. Ancak Müslümanların İber Yarımadası’ndaki iktidarlarını kaybetmelerine sebep olan taht kavgaları ve Hıristiyan güçlerle birbirlerine karşı kurdukları ittifaklar İspanya’nın burada da işine yaradı. Zaten perdenin arkasında her türlü gelişmeyi yönlendiren Papalık da büyük beklentiler içerisindeydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cahit Tanyol’a Göre Tarihimiz Cumhuriyet ile Başlatılamaz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/iz-birakanlar/cahit-tanyola-gore-tarihimiz-cumhuriyet-ile-baslatilamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkan Çav]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:59:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Nihat Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Tanyol]]></category>
		<category><![CDATA[Grigoriy Petrov]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6430</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz ay, 11 Ağustos 2020 günü vefat eden Cahit Tanyol 1914 yılında 1. Dünya Savaşı başlayınca doğar. “Padişahım çok yaşa” nidalarıyla başladığı ilkokulu “Mustafa Kemal Paşa çok yaşa” diyerek bitirir. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını bütün ağırlığı ile yaşayan, devlet ve toplum duvarından dökülen her tuğlanın altında kalmasa bile tozlarının içinde boğulan Osmanlı tebaasından biridir. Trablusgarp Savaşı’nın (Libya-1911) ardından arka arkaya gelen Balkan, 1. Dünya ve İstiklâl savaşlarını yaşayan bir toplumun yorgun varlığında geçirir çocukluğunu. 1918 yılındaki Sevr Anlaşması ile Anadolu’yu işgale yönelen düşmanlardan Fransız askerlerinin payına düşen Antep’in Nizip kazasında, bu zamanların bütün yükünü yaşar. İlkokuldan sonra 5 yıl okuyacağı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay, 11 Ağustos 2020 günü vefat eden Cahit Tanyol 1914 yılında 1. Dünya Savaşı başlayınca doğar. “Padişahım çok yaşa” nidalarıyla başladığı ilkokulu “Mustafa Kemal Paşa çok yaşa” diyerek bitirir. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını bütün ağırlığı ile yaşayan, devlet ve toplum duvarından dökülen her tuğlanın altında kalmasa bile tozlarının içinde boğulan Osmanlı tebaasından biridir. Trablusgarp Savaşı’nın (Libya-1911) ardından arka arkaya gelen Balkan, 1. Dünya ve İstiklâl savaşlarını yaşayan bir toplumun yorgun varlığında geçirir çocukluğunu. 1918 yılındaki Sevr Anlaşması ile Anadolu’yu işgale yönelen düşmanlardan Fransız askerlerinin payına düşen Antep’in Nizip kazasında, bu zamanların bütün yükünü yaşar. İlkokuldan sonra 5 yıl okuyacağı Adana Erkek Muallim Mektebi’ne girer. Burada Osmanlı’nın son yıllarında eğitimlerini almış, alanında yetkin hocalardan dersler alır. Osmanlı metinlerini, edebiyatı, tarihi, coğrafyayı iyi şekilde öğrenir. Bu süreçte şiir yazmaya başlar.</p>
<p>1928 yılında, Harf Devrimi’nden önce “Taşbaş’ta Akşam” ve “Gurub” isimli iki şiiri Adana <em>Maarif Mecmuası</em>’nda eski (Arapça) harflerle yayınlanır. Edebiyat hocası Arif Nihat Asya zamanla kimliğinde bütünleşecek milliyetçi ve dinî duyguları bu yıllardan itibaren öğrencilerine aktarır, derslerde henüz yasaklı olmamış ve “Vatan Şairi” olarak görülen Nazım Hikmet’in plaklarından kendi sesinden şiirler dinletir. Tanyol kuşağının çocukları-gençleri gibi “Cumhuriyet ideali” ile yetişir, yetiştirilir. Muallim mektebinde Grigoriy Petrov’un <em>Mefkûreci Muallim </em>kitabını piyese çevirir ve bu oyun hem kendi okulunda, hem de Adana’daki diğer okullarda bir yıla yakın oynanır. Bu sırada 15 yaşında olan Tanyol, idealizmi hissederken yazı yazmanın toplumdaki etkisini de görmektedir. Şiire ve yazıya yönelişi artar. Adana Erkek Muallim Mektebi’nde (1926-31) henüz tümüyle Osmanlı’dan kopmayan ama aynı zamanda yeni devletin “ideolojisi” ile yavaş yavaş tanışan bir süreç yaşar, tarih bilincinin ilk tohumları bu yıllarda atılır.</p>
<p>Cumhuriyet ideolojisinin çok yönlü eğitimini 1931-35 yılları arasında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde alır. Burada üzerinde en etkili olan hocalardan bir isim öne çıkar: Ahmet Hamdi Tanpınar. Onun “medeniyet dramı” boyutunda ilerleyen değerlendirmelerinden Batı ile Doğu (Osmanlı/İslâm) medeniyetlerinin karşılaştırmalı olarak ele alınmasına yönelik bir tarihsel yaklaşım geliştirir. Anadolu’da birkaç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra geldiği İzmir’de düşünce dünyasının temellerini oluşturacak <em>Aramak</em> dergisini çıkarmaya başlar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
