﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Londra &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/londra/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2023 14:17:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Londra &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Arkeolog Ajanlar Kaçırdıkları Eserlerle Coğrafyayı Dizayn Ettiler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/arkeolog-ajanlar-kacirdiklari-eserlerle-cografyayi-dizayn-ettiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:17:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[British Museum]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9084</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İngilizler, gittikçe yoğunlaşan biçimde, Ortadoğu’da arkeolojik faaliyetler yürütmüşlerdi. Elde edilen malzemeyle kendi müze ve koleksiyonlarını zenginleştirdikleri gibi, Anadolu ve Ortadoğu topraklarına gönderdikleri sözde arkeologlar sayesinde imparatorluğun dağılmasına giden yolun da taşlarını döşediler. British Museum’daki “Mısır ve Asur Eski Eserleri” bölümü bu kazılar sırasında çıkarılıp Londra’ya kaçırılan tarihî eserlerle kurulmuştur. Müzedeki Karkamış koleksiyonunun nasıl oluştuğunu da sözde arkeolog olan İngiliz ajanlarının hatıralarından takip etmek mümkündür. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İngilizler, gittikçe yoğunlaşan biçimde, Ortadoğu’da arkeolojik faaliyetler yürütmüşlerdi. Elde edilen malzemeyle kendi müze ve koleksiyonlarını zenginleştirdikleri gibi, Anadolu ve Ortadoğu topraklarına gönderdikleri sözde arkeologlar sayesinde imparatorluğun dağılmasına giden yolun da taşlarını döşediler. British Museum’daki “Mısır ve Asur Eski Eserleri” bölümü bu kazılar sırasında çıkarılıp Londra’ya kaçırılan tarihî eserlerle kurulmuştur. Müzedeki Karkamış koleksiyonunun nasıl oluştuğunu da sözde arkeolog olan İngiliz ajanlarının hatıralarından takip etmek mümkündür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halil Halid Bey</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-sasirtir/halil-halid-bey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[R. Serhat Arslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 09:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Şaşırtır]]></category>
		<category><![CDATA[Cambridge Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kraliyet Asya Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8908</guid>

					<description><![CDATA[Büyükelçilikte ikinci kâtiplik göreviyle gittiği Londra’da Cambridge Üniversitesi’nde Türkçe dersleri veren, Kraliyet Asya Derneği’ne üye kabul edilip çeşitli oryantalist kongrelere katılan Osmanlı’nın son dönem münevverlerinden Halil Halid Bey’in 1904 yılında kaleme aldığı, Pan-Islamic Society tarafından basılan A Study in English Turcophobia başlıklı metni geçtiğimiz aylarda tercüme edilerek İngiltere’de Türkofobi adıyla neşredildi. “Türkofobi” ifadesini erken tarihlerde kullanan Halil Halid Bey’in &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükelçilikte ikinci kâtiplik göreviyle gittiği Londra’da Cambridge Üniversitesi’nde Türkçe dersleri veren, Kraliyet Asya Derneği’ne üye kabul edilip çeşitli oryantalist kongrelere katılan Osmanlı’nın son dönem münevverlerinden Halil Halid Bey’in 1904 yılında kaleme aldığı, Pan-Islamic Society tarafından basılan <em>A Study in English Turcophobia </em>başlıklı metni geçtiğimiz aylarda tercüme edilerek <em>İngiltere’de Türkofobi</em> adıyla neşredildi. “Türkofobi” ifadesini erken tarihlerde kullanan Halil Halid Bey’in</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiliz Sömürgeciliğinin 7 Esası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ingiliz-somurgeciliginin-7-esasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[2.Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Britanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7617</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Britanya, 1600’lü yılların başından itibaren batıda ve doğuda sömürgecilik faaliyetlerini yoğunlaştırmış, birbiri ardınca ele geçirdiği yabancı topraklarda ilk sömürge idarelerini tesise başlamıştı. 1670’lere gelindiğinde, bugünkü ABD ve Kanada’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, İngilizlerin artık kalıcı hale gelmiş ayak izlerine rastlamak mümkündü. 1800’lerin ikinci yarısında ise Büyük Britanya’yı tanımlamak için herkesin kullandığı ifade aynıydı: Üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk. Doğrudan yönetim, himaye, ittifak veya başka herhangi bir biçimde, İngiliz siyasetçi, asker ve bürokrat ordularının kontrol ettiği coğrafya öylesine uçsuz-bucaksızdı ki, Büyük Britanya, aynı zamanda “tarihte en geniş sınırlara ulaşmış devlet” unvanına da kavuşmuştu. 1900’lerin başında Ortadoğu’nun birçok noktasında da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Britanya, 1600’lü yılların başından itibaren batıda ve doğuda sömürgecilik faaliyetlerini yoğunlaştırmış, birbiri ardınca ele geçirdiği yabancı topraklarda ilk sömürge idarelerini tesise başlamıştı. 1670’lere gelindiğinde, bugünkü ABD ve Kanada’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, İngilizlerin artık kalıcı hale gelmiş ayak izlerine rastlamak mümkündü. 1800’lerin ikinci yarısında ise Büyük Britanya’yı tanımlamak için herkesin kullandığı ifade aynıydı: Üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk.</p>
<p>Doğrudan yönetim, himaye, ittifak veya başka herhangi bir biçimde, İngiliz siyasetçi, asker ve bürokrat ordularının kontrol ettiği coğrafya öylesine uçsuz-bucaksızdı ki, Büyük Britanya, aynı zamanda “tarihte en geniş sınırlara ulaşmış devlet” unvanına da kavuşmuştu. 1900’lerin başında Ortadoğu’nun birçok noktasında da İngilizler ön plandaydı. Bölgenin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin paylaşımında, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgiye uğratılmasında ve sonrasında imparatorluk bakiyesinin kurtlar sofrasında paylaşımında İngilizler hep başroldeydiler.</p>
<p>2. Dünya Savaşı’nın Avrupa’yı temellerinden sarstığı 1940’lı yıllarda, İngiltere, manda ve sömürge yönetimi altında tuttuğu bölgelerde zorlu sınavlarla karşı karşıya kaldı. Ya da en azından, dışarıdan bakıldığında, elindeki coğrafyalarda asayişi sağlamakta zorlanan, bütün kesimlerin şikâyet odağına yerleşmiş, adeta çözüm üretmekten aciz bir Britanya İmparatorluğu görüntüsü vardı. 1970’lerin başına kadar, İngiltere bütün sömürgelerinden kademeli olarak teker teker çekilecek, geride “bağımsız” devletler ve yönetimler bırakacaktı. Birçok tarihî kaynakta, İngilizlerin bilfiil yönetimi ve kontrolü altında geçen o uzun yıllar “kaos”, “karmaşa”, “iç çatışma” gibi sıfatlarla anılacak, İngiltere’nin “beceriksiz”, “acemi” ve “özensiz” yönetimine çeşitli eleştiriler yöneltilecekti.</p>
<p>Peki, gerçekten öyle miydi? İngiltere beceriksiz, özensiz ve acemi bir idare mi sergilemişti? Yoksa ortada ince düşünülüp tasarlanmış, sabırlı bir şekilde sahneye konmuş, uzun yıllara yayılmış ve neticeleri için gelecek kuşaklar hedeflenmiş bir strateji mi vardı?</p>
<p>Tarihî sürece ve coğrafyaya dikkatle ve çok boyutlu biçimde bakanlar, cevabın ikinci şıkta gizlendiğini göreceklerdir. Özellikle İslâm coğrafyasında, İngiltere tarafından yönetilmiş veya İngiliz tipi kontrol / himaye tecrübesini yaşamış bölgelerin hepsinde, zahirdeki kaos ve karmaşa bir yana bırakıldığında, Londra’daki “devlet aklı”nın aşağıdaki yedi esası titizlikle uygulamaya koymuş olduğu fark edilecektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Newton Kıyametin 2060’ta Kopacağını Hesaplamış</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/newton-kiyametin-2060ta-kopacagini-hesaplamis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 06:41:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[Newton]]></category>
		<category><![CDATA[Portsmouth]]></category>
		<category><![CDATA[Shalom Ezekiel Yahuda]]></category>
		<category><![CDATA[Sotheby]]></category>
		<category><![CDATA[Westfall]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7535</guid>

					<description><![CDATA[Newton’un teoloji ve simyaya ilişkin metinleri hakkında ne biliyoruz? Newton’ın teoloji ve simyaya ilişkin makaleleri 1936 yılına kadar Portsmouth ailesi tarafından kamuoyundan gizlendi. Bu tarihte Londra’da Sotheby’s müzayedesinde satıldı. Teolojik belgelerin en kapsamlı koleksiyonunu Yahudi bilim adamı Abraham Shalom Ezekiel Yahuda satın aldı. Yahuda 1951 yılında vefat ettiğinde, bu belgeleri yeni kurulmuş olan İsrail Devleti’ne bıraktı. Vasiyetnamesine itiraz edilerek dava konusu yapıldığından, elyazmaları 1969 yılına kadar İsrail’e verilmedi. O tarihte Kudüs’teki Yahudi Millî Kütüphanesi ve Üniversite Kütüphanesi’nin envanterine dahil edilmesiyle yazmalar umuma açılmış oldu. Ancak Newton’ın bilimsel, teolojik ve simyaya ilişkin el yazmalarının tamamına ulaşmak, bunların 1991 yılında mikrofilme kaydedilmiş&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Newton’un teoloji ve simyaya ilişkin metinleri hakkında ne biliyoruz?</strong></p>
<p>Newton’ın teoloji ve simyaya ilişkin makaleleri 1936 yılına kadar Portsmouth ailesi tarafından kamuoyundan gizlendi. Bu tarihte Londra’da Sotheby’s müzayedesinde satıldı. Teolojik belgelerin en kapsamlı koleksiyonunu Yahudi bilim adamı Abraham Shalom Ezekiel Yahuda satın aldı. Yahuda 1951 yılında vefat ettiğinde, bu belgeleri yeni kurulmuş olan İsrail Devleti’ne bıraktı. Vasiyetnamesine itiraz edilerek dava konusu yapıldığından, elyazmaları 1969 yılına kadar İsrail’e verilmedi. O tarihte Kudüs’teki Yahudi Millî Kütüphanesi ve Üniversite Kütüphanesi’nin envanterine dahil edilmesiyle yazmalar umuma açılmış oldu. Ancak Newton’ın bilimsel, teolojik ve simyaya ilişkin el yazmalarının tamamına ulaşmak, bunların 1991 yılında mikrofilme kaydedilmiş halde kamuoyunun hizmetine sunulduğunda mümkün olacaktı. 1991 yılından bu yana, teolojik el yazmaları uzman bilim insanlarından oluşan küçük bir grup tarafından değerlendirilmeye başlandı ve sonrasında Newton araştırmalarında bir devrim gerçekleşti. Bu devrimin önemli bir adımı, 1998 yılında Londra Emperyal Koleji ve Cambridge Üniversitesi’nde Newton Projesi’nin başlatılmasıydı. Proje aslında Newton’ın yayınlanmamış teolojik elyazmalarının dünyaya açılması ve okunması süreciyle zaten başlamıştı. BBC 2’de yayınlanan belgesel Newton’ın hayattayken yaptığı çalışmaların yakın dönemdeki devrimsel sonuçlarını ilk kez ve dramatik bir biçimde kamuoyuna duyurdu.</p>
<p>İlk haber olan <em>Daily Telegraph</em>’taki yazıda yer almadığı halde, sonraki bazı medya haberleri Newton’ın belgelerindeki 2060 tarihinin keşfini hatalı olarak bana atfettiler. Doğrudan benimle yapılan mülakatlara dayanan diğer medya haberlerinde ise, 2060 tarihinin Newton çalışmaları yapan bilim insanları tarafından (ve genellikle haber yapmayan televizyon belgesellerinin aksine akademik yayınlarda) bir süredir bilinmekte olduğunu doğru biçimde yansıttılar. En azından üç önemli Newton araştırmacısı David Castillejo, Frank Manuel ve Richard Westfall Yahuda elyazmalarını (ya orijinal nüshalarını veya Westfall’ın yaptığı gibi mikrofilme alınmış halini) 1969 yılında Kudüs’e ulaşmasından kısa süre sonra incelediler. 2060 tarihiyle ilk karşılaşan büyük ihtimalle Castillejo idi. Çünkü Yahuda koleksiyonunu inceleyen ilk bilim insanı odur. 2060 tarihinden, 1981 yılında yayınlanan <em>The Expanding Force in Newton’ın Cosmos </em>(Newton’ın Evreninde Genişleyen Güç, s.55) adlı kitabında bahsetmişti. Westfall bu tarihi 1980 tarihli <em>Never at Rest </em>(Asla Rahat Yok) adlı Newton biyografisinde (s. 816-817) belirtti. Bense bu tarihe 1997 yılında Cambridge Üniversitesi’ndeki doktora çalışmalarım sırasında rastladım ve o sırada henüz Castillejo ve Westfall’ın eserlerini okumamıştım. Konuya 1999 yılında <em>British Journal for the History of Science</em> dergisinde yayınlanan “Isaac Newton, heretic: The Strategies of a Nicodemite” başlıklı makalemde (s. 391-392) yer verdim. Asıl hikâye, 2060 tarihinin keşfedilmesi değil, Newton’ın bilimsel olmayan bu eserinin dikkat çekici biçimde kamuoyuna tanıtılmasıdır.</p>
<p><strong>Kutsal kitaptaki kehanet Newton için ne kadar önemli?</strong></p>
<p>Çok çok önemli. Newton için kutsal kitaba ilişkin kehanet, ilahî kaderin gelecekte olmasını öngördüğü olayları haber vermektedir. Kutsal kitaptaki kehanetin yorumlanması “önemsiz bir konu değil, zamanın en önemli görevidir”. Bu kehanetler Newton’ın tarihi önceden görmesini mümkün kılıyordu. Bu kehanetlerde ayrıca bir felaket, saf Hıristiyanların mutlaka yıkımdan ve Tanrının lanetinden kaçtığı dinden dönme sistemi anlatılıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
