﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M. Kemal Paşa &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/m-kemal-pasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jul 2022 07:12:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>M. Kemal Paşa &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>M. Kemal’e Ordunun Başına Geçme Yetkisini Sultan Vahideddin Vermişti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/m-kemale-ordunun-basina-gecme-yetkisini-sultan-vahideddin-vermisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 07:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Reşid Rey]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Vahideddin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8233</guid>

					<description><![CDATA[Tarih araştırmalarında resmî arşiv kaynakları kadar olmasa da hususi kaynakların da büyük bir ehemmiyeti olduğu izahtan varestedir. Pek tabii olarak her hadise, resmî kaynaklara aksetmez, aksetse de teferruatını ve inceliklerini kimi vakit şahıs arşiv ve hatıralarında buluruz. Sultan Vahideddin’in, M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verip vermediği meselesi de bu kabildendir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar ve yayınlanan arşivler, Millî Mücadele’nin Osmanlı Devleti ve son padişahı ile genelkurmayının bir operasyonu olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu sebeple işin bu kısımlarına girmeden doğrudan bahsimize geçeceğiz. Sultan Vahideddin tarafından M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verilip&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih araştırmalarında resmî arşiv kaynakları kadar olmasa da hususi kaynakların da büyük bir ehemmiyeti olduğu izahtan varestedir. Pek tabii olarak her hadise, resmî kaynaklara aksetmez, aksetse de teferruatını ve inceliklerini kimi vakit şahıs arşiv ve hatıralarında buluruz. Sultan Vahideddin’in, M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verip vermediği meselesi de bu kabildendir.</p>
<p>Son zamanlarda yapılan araştırmalar ve yayınlanan arşivler, Millî Mücadele’nin Osmanlı Devleti ve son padişahı ile genelkurmayının bir operasyonu olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu sebeple işin bu kısımlarına girmeden doğrudan bahsimize geçeceğiz.</p>
<p>Sultan Vahideddin tarafından M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verilip verilmediği yakın tarih araştırmalarında tartışma konusu olmuş ve farklı şahısların kitap, arşiv ve hatıralarında çeşitli fikirler öne sürülmüştür. Literatürde konuya dair tespit edebildiğimiz ilk kayıt, Mevlânzâde Rifat’ın 1929’da Halep’te neşrettiği <em>Türkiye İnkılâbının İçyüzü</em> isimli kitabında yer almaktadır. Müellif, eserine ferman şeklinde bir hatt-ı hümâyun sûretini derç etmiştir.</p>
<p>Mevlânzâde -kendi ifadesiyle- bu fermanın sûretini Kadıköy Belediye Dairesi eski müdürlerinden Azmi Bey’den aldığını, ona da Sultan Vahideddin’in San Remo’dan gönderdiğini anlatmaktadır.</p>
<p>Konuya dair bir diğer kayda, lafzen de olsa Osmanlı son dönem şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi’nin 1950 senesinde Kahire’de neşredilen <em>Mevkıfü’l-Akl</em> isimli eserinde rastlanmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyet Türkiye’sinde ise tespit edebildiğimiz kadarıyla fermandan ilk defa bahseden, dahiliye nazırlarından Ahmed Reşid Rey olmuştur. O, 1945’te canlı tarihlerden neşredilen <em>Gördüklerim Yaptıklarım</em> isimli hatıralarında M. Kemal Paşa’nın siyasetinden bahsederken, “İçeride kendisine verilen müfettişlik fermanına dayanarak, … çalışıyor” cümlesiyle bu hususa atıf yapmakta fakat herhangi bir metin vermemektedir. Bu fermanın orijinal metnini ise ilk defa neşreden merhum Kadir Mısıroğlu olmuştur. İlk baskısı 1967’de yapılan <em>Kurtuluş Savaşı’nda Sarıklı Mücahidler</em> isimli eserine hatt-ı hümâyunun el yazısı sûretini derç etmiştir. Kadir Mısıroğlu bu sûreti, Şehzade Mahmud Şevket Efendi’den almış, ona da Hüseyin Avni Paşa’dan intikal etmiştir ki bu sûretteki istinsah da zaten paşaya aittir.</p>
<p>Hatt-ı hümâyunun varlığından bahseden ve sûretini veren bir diğer isim de Murat Bardakçı’dır. O da Sultan Vahideddin’in evrakından istifadeyle kaleme alıp 1998 senesinde neşrettiği <em>Şahbaba</em> isimli muhalled eserinde hatt-ı hümâyunun sûretini verdiği gibi, bu vesikayı sultanın evrakı içinde bulduğunu da ifade etmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meğer Yunan Ordusu İstanbul’a Girdiği Zaman Ayasofya Camii’nin Kubbesine Asacağı Devasa Bayrağı Bile Yanında Getirmiş!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/meger-yunan-ordusu-istanbula-girdigi-zaman-ayasofya-camiinin-kubbesine-asacagi-devasa-bayragi-bile-yaninda-getirmis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 07:49:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Arnold Toynbee]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahid Bey]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6289</guid>

					<description><![CDATA[Hüseyin Cahid (Yalçın) Bey’in sahibi bulunduğu Tanin gazetesi 24 Şubat 1924 tarihli nüshasının ikinci sayfasında şoke edici bir habere yer vermişti. Habere göre Fener (Rum) Patrikhanesi’ne baskın düzenleyen emniyet görevlileri ambarlarda çeşitli belge ve kitaplara rastlamış ve incelemek üzere bunlara el koymuştur. İncelemeler sırasında devasa boyutlarda bir bayrak da bulunmuş ve bunun 4 metre boyunda, 2,5 metre eninde, Yunan bayrağı renginde mavi ve beyaz atlastan özel olarak imal edilen bir “Ayasofya Bayrağı” olduğu anlaşılmıştı. Bayrağın ortasında ise çift başlı Bizans kartalı ile onun üzerinde bir Bizans tacı bulunuyormuş. Cümlenin malumu: Yeni sahibinin kim olacağına karar veremedikleri için Ayasofya’yı tekrar kilise&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Cahid (Yalçın) Bey’in sahibi bulunduğu Tanin gazetesi 24 Şubat 1924 tarihli nüshasının ikinci sayfasında şoke edici bir habere yer vermişti. Habere göre Fener (Rum) Patrikhanesi’ne baskın düzenleyen emniyet görevlileri ambarlarda çeşitli belge ve kitaplara rastlamış ve incelemek üzere bunlara el koymuştur. İncelemeler sırasında devasa boyutlarda bir bayrak da bulunmuş ve bunun 4 metre boyunda, 2,5 metre eninde, Yunan bayrağı renginde mavi ve beyaz atlastan özel olarak imal edilen bir “Ayasofya Bayrağı” olduğu anlaşılmıştı. Bayrağın ortasında ise çift başlı Bizans kartalı ile onun üzerinde bir Bizans tacı bulunuyormuş.</p>
<p>Cümlenin malumu: Yeni sahibinin kim olacağına karar veremedikleri için Ayasofya’yı tekrar kilise yapma hedeflerine Mütareke döneminde nail olamayan İtilaf devletlerinin Türkiye’ye 1930’ların başında “Kilise olmayacaksa cami de olmasın” diye diretmeleri gayet manidar. Kaldı ki Ayasofya Camii’nin müze yapılması fikri de bizden değil, bizzat İngilizlerden gelmiş (İngiliz tarihçi Arnold Toynbee fikir babalarından biridir), bu görev Lozan’dan sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne havale edilmiş ve 1930 yılında sırf Ayasofya’yı müze yapmak maksadıyla kurulmuş olan Amerikan Bizans Enstitüsü ertesi yıl resmî kanallardan devreye sokulmak suretiyle mozaiklerin restorasyonu perdesi arkasında cami olmaktan çıkarılarak müze yapılmıştır.</p>
<p>Tanin’deki haberin sonunda bu sözde “Ayasofya bayrağı”nın Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa’ya takdim edileceği belirtiliyorsa da bir daha akıbetinden haber alınamamıştır. Eğer Cumhurbaşkanına takdim edildiyse mutlaka Çankaya Köşkü’nde bir yerlerde bulunması gerekir bayrağın. Bundan sonrası ise kesif bir karanlık…</p>
<p>Lakin biz burada bir işaret fişeği atıyoruz. Bakarsınız birileri izlerini görür de ardını kovalar ve karanlık bir mahzende ortaya çıkarır. Kim bilir! Zavallı Ayasofya! Ne karanlık ve hazin bir mâzin var. Temizle, temizle bitmiyor…</p>
<p>Tanin gazetesindeki bu kısa haberi sadece bugün anlaşılmayan bazı kelimelerin açıklamalarını parantez içinde vermekle yetinerek noktasına ve virgülüne dokunmadan aynen aktarıyoruz. Unutmayın, tarih düşünmek için vardır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cephedeymiş Gibi Yaşanan Bir Hayat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/cephedeymis-gibi-yasanan-bir-hayat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Faruk Lermioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçiler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4609</guid>

					<description><![CDATA[“Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten!” Nâmık Kemâl Hayatını İslam davasının galebesi için “bir cephedeymiş gibi” yaşayan Üstad Kadir Mısıroğlu, 1933 yılı Ramazan ayında, gitmeye niyetlenen herkese, “Git de memleket görsün gözün!” dediği Trabzon’un Akçaabat kazasında bir Kadir gecesi doğmuştur. Doğduğu evde fikrî muhtevası bozulmamış, nesilden nesile devam edip gelen hiss-i dinî kuvvetliydi. Annesi Sâire Hanım ve babası Eyüp Sabri Bey ehl-i tarîkti. Doğduğu mübarek geceye nispetle “Kadir” ismi kendisine verildi. Dedesinin adının ilâvesiyle muhitinde “Kadir Paşa” olarak tanındı. Din ve tarih şuurundan kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışılan bir devirde büyüdü. İlk mektep&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten!”</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Nâmık Kemâl</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Hayatını İslam davasının galebesi için “bir cephedeymiş gibi” yaşayan Üstad Kadir Mısıroğlu, 1933 yılı Ramazan ayında, gitmeye niyetlenen herkese, “Git de memleket görsün gözün!” dediği Trabzon’un Akçaabat kazasında bir Kadir gecesi doğmuştur. Doğduğu evde fikrî muhtevası bozulmamış, nesilden nesile devam edip gelen hiss-i dinî kuvvetliydi. Annesi Sâire Hanım ve babası Eyüp Sabri Bey ehl-i tarîkti. Doğduğu mübarek geceye nispetle “Kadir” ismi kendisine verildi. Dedesinin adının ilâvesiyle muhitinde “Kadir Paşa” olarak tanındı. Din ve tarih şuurundan kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışılan bir devirde büyüdü. İlk mektep yıllarını şöyle anlatırdı: “Bize ilk mektepte şu marşı öğretmişlerdi: Bugün 23 Nisan tarihin dönüm günü/Kan içici sultanın, hakanın ölüm günü. Hatta bir gün hocamız, ‘Allah’tan şeker isteyin bakalım verecek mi?’ dedi ve ardından, ‘Bakın veren yok! Benden isteyin bakalım?’ demek sûretiyle cebindeki şekerleri bize dağıtarak, Allah’ın var olmadığını ispata çalışıyordu.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">İlk mektebi bitirdiğinde Osmanlıca okur-yazar haldeydi. Mücadelesi daha o yıllarda başladı. M. Kemal Paşa münakaşasından dolayı mektepten bir haftalık “tard-ı muvakkat” (geçici uzaklaştırma) cezası aldı. 1948 yılında Yeni Pulathane gazetesinde kendi adıyla ilk şiiri yayınlandı. Bu gazeteyi bulup kendisine verdiğimde yüzünde oluşan memnuniyet görülmeye değerdi. 1950’de başladığı Trabzon Lisesi yıllarında Türk Milliyetçiler Derneği’nin Akçaabat şubesini açtı ve şeriattan bahsetmenin yasak olduğu bir ortamda “milliyetçilik” çatısı altında mücadelesini sürdürdü.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1954’te başladığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürüttüğü mücadele ise dillere destandı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal’i Anadolu’ya Sultan Vahdettin Mi Gönderdi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/mustafa-kemali-anadoluya-sultan-vahdettin-mi-gonderdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Budak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 22:18:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun'a çıkış]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Vahdeddin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4502</guid>

					<description><![CDATA[Bu, muhafazakâr çevrelerce yıllardır savunulan bir görüştür. Bunda en büyük delil, M. Kemal Paşa’nın Samsun için İstanbul’dan ayrılmadan önce Yıldız Sarayı’nda Sultan Vahdeddin ile görüşmesi ve o görüşmede Sultan’ın söylediği “Paşa Paşa, şimdiye kadar vatana çok hizmet ettin. Bunların hepsi bu kitaba girmiştir. Vatanı kurtarabilirsiniz Paşam” hitabıdır. Aynı sözlerin kendisine de söylendiğini Kazım Karabekir anılarında dile getirmektedir. Ancak Sultan’ın bu sözleri M. Kemal Paşa’da şaşkınlığa sebep olmuş ve samimiyeti konusunda tereddüde düşmüştür. Ona göre Sultan’ın bu sözlerdeki maksadı kendi teslimiyetçi siyasetine hizmet ederek devleti kurtarmasıdır. Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Bu, muhafazakâr çevrelerce yıllardır savunulan bir görüştür. Bunda en büyük delil, M. Kemal Paşa’nın Samsun için İstanbul’dan ayrılmadan önce Yıldız Sarayı’nda Sultan Vahdeddin ile görüşmesi ve o görüşmede Sultan’ın söylediği “Paşa Paşa, şimdiye kadar vatana çok hizmet ettin. Bunların hepsi bu kitaba girmiştir. Vatanı kurtarabilirsiniz Paşam” hitabıdır. Aynı sözlerin kendisine de söylendiğini Kazım Karabekir anılarında dile getirmektedir. Ancak Sultan’ın bu sözleri M. Kemal Paşa’da şaşkınlığa sebep olmuş ve samimiyeti konusunda tereddüde düşmüştür. Ona göre Sultan’ın bu sözlerdeki maksadı kendi teslimiyetçi siyasetine hizmet ederek devleti kurtarmasıdır.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
