﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Makedonya &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/makedonya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 07:30:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Makedonya &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Harâbâtî Baba Bektaşî Tekkesi’nin Elim Serencamı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/maziye-bir-nazar/harabati-baba-bektasi-tekkesinin-elim-serencami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:30:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Maziye Bir Nazar]]></category>
		<category><![CDATA[Harabâti]]></category>
		<category><![CDATA[Hürrem Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Server Ali Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Tetova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8359</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlılar beş asırdan fazla hâkimiyetleri altında tuttukları Balkan coğrafyasını birçok mimarî eserle donattılar. Ancak bölgede son yüzyılda yapılan tahribatlar neticesinde bu eserlerin ancak beşte biri ayakta kalabildi. Bu yapılardan biri de bugün Kuzey Makedonya sınırları içinde kalan Kalkandelen şehrindeki Harabâti Baba Tekkesi. Diğer adıyla Sersem Ali Baba Bektaşî Tekkesi, Şar Dağları’nın eteklerindeki Tekke Mahallesi’nde zamana var gücüyle direnmekte. Yugoslavya’nın dağılması ile bağımsız bir devlet olan Kuzey Makedonya’nın güneybatısında yer alan Kalkandelen’in yeni adı Tetova’dır. 1390 yılının ilkbaharında Timurtaş Paşa tarafından fethedilen şehirde, 1896 tarihli Kosova Vilayeti Salnamesine göre, on iki cami ve mescit, dört medrese, yedi tekke, yedi sıbyan mektebi,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlılar beş asırdan fazla hâkimiyetleri altında tuttukları Balkan coğrafyasını birçok mimarî eserle donattılar. Ancak bölgede son yüzyılda yapılan tahribatlar neticesinde bu eserlerin ancak beşte biri ayakta kalabildi. Bu yapılardan biri de bugün Kuzey Makedonya sınırları içinde kalan Kalkandelen şehrindeki Harabâti Baba Tekkesi. Diğer adıyla Sersem Ali Baba Bektaşî Tekkesi, Şar Dağları’nın eteklerindeki Tekke Mahallesi’nde zamana var gücüyle direnmekte.</p>
<p>Yugoslavya’nın dağılması ile bağımsız bir devlet olan Kuzey Makedonya’nın güneybatısında yer alan Kalkandelen’in yeni adı Tetova’dır. 1390 yılının ilkbaharında Timurtaş Paşa tarafından fethedilen şehirde, 1896 tarihli Kosova Vilayeti Salnamesine göre, on iki cami ve mescit, dört medrese, yedi tekke, yedi sıbyan mektebi, iki hamam, on han, beş köprü, bir şadırvan, bir devlet konağı ve bir hisar bulunuyordu. Harabâti Baba Tekkesi de bu eserlerdendir.</p>
<p>Tekkenin ilk bânisi olarak kabul edilen -aslen Kalkandelenlidir- Sersem Ali Baba’nın kimliğiyle ilgili kaynaklarda karşımıza şöyle bir rivayet çıkar: Kanûnî Sultan Süleyman’ın hanımı Mâh-ı Devrân Sultan’ın kardeşi olan vezir Server Ali Paşa, gördüğü bir rüya üzerine padişaha vezirliği bırakmak ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda derviş olmak istediğini bildirir. Bunun üzerine padişah, “Bre! Sersem mi oldun? Vezirlik bırakılır da orada dervişlik mi yapılır?” deyince Server Ali Paşa, “Kabulümdür sultanım, varsın bana Sersem Ali desinler” diye cevap verir. Bunun üzerine padişahın Server Ali’ye izin verdiği rivayet edilir. Server Ali Baba’nın 1551 yılında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda “dedebaba” unvanı alarak Dimetoka Bektaşî Tekkesi’nde bir müddet görev yaptığı, Hürrem Sultan’ın ikbali ile Kalkandelen’e geçerek yazımıza konu olan tekkeyi kurduğu kaydedilir. Sersem Ali Baba’nın 1569’da Kalkandelen’de veya Necef’e giderek orada vefat ettiği yönünde farklı rivayetler mevcuttur. Bu rivayetler onun her hâlükârda Kalkandelen’de belli bir süre yaşadığı ve burada bir Bektaşî dergâhı kurduğu şeklinde yorumlanabilir. Zira tarikat mensuplarının uzun müddet kaldıkları yerlerde tekkeler tesis ettikleri tarihî bir gerçektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiltere’de Gladstone Ve Dostları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/ingilterede-gladstone-ve-dostlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:16:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Les Temps]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Koloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7131</guid>

					<description><![CDATA[Orhan Koloğlu’na göre Sultan II. Abdülhamid’e “Kızıl Sultan” ve “eli kanlı katil” diye hakaret edilmesi 1894-96 Ermeni olayları sırasında başlamış, Yunan ve Makedonya olaylarıyla kökleşmişti. “Le Sultan Rouge” (Kızıl Sultan) tabirini ilk kullanan Fransız Albert Vandal’dır. “Katil” sıfatını en çok tercih eden ise İngiltere Başbakanı Gladstone’du. Bu tür hakaretlere katkıda bulunanlar da azımsanmayacak sayıdadır. Örneğin (Londra’da Ermenilerce yayınlanan) Arménié dergisi 15 Eylül 1890 sayısında şöyle diyor: “En iyi uyruklarını yiyen Yıldız Köşkü’nün minotaurunun (boğa başlı insan vücutlu, insan yiyen canavar) sertliği arttıkça bu propaganda da artacak ve karşı konulamaz şekilde Osmanlı Devleti’nin saygınlığını yıkacaktır.” Fransa’da anarşistlerin yayın organ Les Temps&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan Koloğlu’na göre Sultan II. Abdülhamid’e “Kızıl Sultan” ve “eli kanlı katil” diye hakaret edilmesi 1894-96 Ermeni olayları sırasında başlamış, Yunan ve Makedonya olaylarıyla kökleşmişti. “Le Sultan Rouge” (Kızıl Sultan) tabirini ilk kullanan Fransız Albert Vandal’dır. “Katil” sıfatını en çok tercih eden ise İngiltere Başbakanı Gladstone’du. Bu tür hakaretlere katkıda bulunanlar da azımsanmayacak sayıdadır. Örneğin (Londra’da Ermenilerce yayınlanan) Arménié dergisi 15 Eylül 1890 sayısında şöyle diyor: “En iyi uyruklarını yiyen Yıldız Köşkü’nün minotaurunun (boğa başlı insan vücutlu, insan yiyen canavar) sertliği arttıkça bu propaganda da artacak ve karşı konulamaz şekilde Osmanlı Devleti’nin saygınlığını yıkacaktır.” Fransa’da anarşistlerin yayın organ <em>Les Temps Nouveaux</em>’nun 5 Ağustos 1905 tarihli nüshasındaki bir yazıda “büyük katil” suçlamasının yanı sıra ilginç bir benzetme de vardı: “Vicdanında birkaç yüz bin yurttaşının cesedinin sorumluluğu bulunan en vahşi kaplan.”</p>
<p>Batılı devletler artık işlerini sadrazam ve diğer devlet adamlarıyla görüşerek çözme imkânını kaybetmeleri sebebiyle Yıldız Sarayı’na ve Sultan II. Abdülhamid’e düşman olmuşlardı. Koloğlu’na göre Sultan Abdülhamid’in Mısır meselesinde İngiltere’ye direnmesi sadece Batılı emperyalistlerin kendi aralarındaki ilişkilerin gerginleşmesine sebep olmakla kalmamış, İngiltere’nin bir Ermeni meselesi ortaya çıkarmasında ve Abdülhamid-İngiliz ilişkilerinin tam bir düşmanlığa dönüşmesinde de başrol oynamıştı.</p>
<p>Olayın kökeninde Doğulu Hıristiyanlara hümanistçe bakıp onları Osmanlı yönetimine karşı ayaklanma ve bağımsızlık aramaya teşvik eden Avrupalıların, Mısır’da Avrupalılardan bağımsızlığını arayan Arabi Paşa hareketine tahammül edememeleri yatıyordu. Bu anlayışta ileri giden İngiltere, diğer ortaklarının muhalefetine rağmen yabancılara saldırı bahanesiyle İskenderiye’yi bombalamak ve suçsuz sivil halkı öldürmekle yetinmemiş, karaya asker çıkararak ülkeye el koymuş, bunu da “medeniyetin gereği” olarak sunmuştu. Ardından da dönemin İngiltere Başbakanı Gladstone “Güney Afrika ile Kuzey Afrika’yı İngiliz bayrağı altında birleştirme” projesini gerçekleştirmek için Sudan’ı işgale başlamıştı. 1885-87’de İngiltere’nin Mısır pazarlıklarına Sultan II. Abdülhamid’in direnmesi sonucu, 1890’da başta İngiliz gazeteleri olmak üzere bütün Avrupa’da Ermeni meselesi süratle gündeme taşınmış, İngiltere Başbakanı Lord Salisbury (Robert Gascoyne-Cecil) 1891’de “Rusya’nın İstanbul’u almasının artık kendileri için bir sıkıntı oluşturmayacağını” açıklarken, 1895’te İngiltere diğer Batılı devletlerle “Türkiye’nin paylaşılması” projesini konuşmaya başlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jön Türk Neşriyatının Kutsal Misyonu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/jon-turk-nesriyatinin-kutsal-misyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2020 10:39:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[İttihad]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Terakki Cemiyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5884</guid>

					<description><![CDATA[İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından Avrupalı güçlerin ve Balkan devletlerinin konsoloslukları için Fransızcaya çevrilen metindeki hitap, günümüzdeki Jön Türklerin de hitaplarını hatırlatıyor: “Ey vatanın evlatları! Ey Osmanlı kardeşler! Ey Rumeli’nin cesur halkı! Cesaretinizi göstermenin zamanı geldi nihayet. Bir araya gelip vatanımızı istila etmiş olan zulümlerden kurtarma zamanı geldi çattı. Eğer kendi kendimize yardım etmezsek, bize kim yardım edebilir? Toprak mı, yoksa taş mı? Vatan tehlikededir.”  “Köylerimiz ve köylülerimiz mahvolmuştur. Çok sevgili evlatlarımız (halkımızın ışığı) Yemen çölünde ve Rumeli’nin dağlarında şehit olmuştur. Ocaklarımız dumansız, kalplerimiz inançsız, tarlalarımız ekinsiz, kadınlarımız kocasız, ana babalarımız oğulsuz kalmıştır.” Gazete ve risaleler yayınlayıp broşürler dağıtarak gidişatı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından Avrupalı güçlerin ve Balkan devletlerinin konsoloslukları için Fransızcaya çevrilen metindeki hitap, günümüzdeki Jön Türklerin de hitaplarını hatırlatıyor:</p>
<p>“Ey vatanın evlatları! Ey Osmanlı kardeşler! Ey Rumeli’nin cesur halkı! Cesaretinizi göstermenin zamanı geldi nihayet. Bir araya gelip vatanımızı istila etmiş olan zulümlerden kurtarma zamanı geldi çattı. Eğer kendi kendimize yardım etmezsek, bize kim yardım edebilir? Toprak mı, yoksa taş mı? Vatan tehlikededir.”  “Köylerimiz ve köylülerimiz mahvolmuştur. Çok sevgili evlatlarımız (halkımızın ışığı) Yemen çölünde ve Rumeli’nin dağlarında şehit olmuştur. Ocaklarımız dumansız, kalplerimiz inançsız, tarlalarımız ekinsiz, kadınlarımız kocasız, ana babalarımız oğulsuz kalmıştır.”</p>
<p>Gazete ve risaleler yayınlayıp broşürler dağıtarak gidişatı Sultan aleyhine çevirmeye çalışan Jön Türkler, “imparatorluğun Makedonya’daki varlığı tehlikede” algısı yaratıp oradaki halka “vatanı kurtarma” (selamet-i vatan) sözü veriyorlardı.</p>
<p>Jön Türkler çıkardıkları gazete ve mecmualar ile k aleme aldıkları risalelerde Sultan Abdülhamid’e hakaret diye tabir etmenin hafif k alacağı çirkin iftiralarda bulunuyor, halkı cehaletle suçlarken bir yandan da vatanı kurtarma sözü veriyorlardı. Fakat Sultan’ın hal‘ edilişinden sonra, “Herkes gözleri dönmüş kendini kaybetmiş bir halde idi. Zihniyetimiz ne yanlıştı. Ne cahildik!” diye başlayan itiraflar gelecekti. Lakin artık çok geçti!</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2020">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
