﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Malazgirt Savaşı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/malazgirt-savasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2021 07:25:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Malazgirt Savaşı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haçlı Seferleri’nin Nedeni Malazgirt Savaşı’ydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/hacli-seferlerinin-nedeni-malazgirt-savasiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:25:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Charlemagne]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı Seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyan Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7137</guid>

					<description><![CDATA[“Kutsal toprakları kurtarmak” sloganıyla 1090’lı yılların sonunda başlayan Haçlı Seferleri, Hıristiyan Avrupa’nın kısa ve orta vadede bazı başarılar elde etmesi ile sonuçlansa da, bu Seferleri’n nihai mânada kalıcı bir siyasî başarısı olmadı. Haçlıların Yakındoğu’daki varlığı 200 yıl tamamlanmadan bütünüyle sona erdi. Bununla birlikte Seferleri’n asıl kalıcı etkileri sosyal ve kültürel alanda gerçekleşti. İki asırlık Haçlı macerası Hıristiyan Batı ile Müslüman Doğu arasında bir çeşit sosyal ve kültürel alışverişin zemini olmuş, bu zemin üzerinden oluşan etkileşim sonucunda taraflar birbirlerinden birçok anlamda etkilenmişlerdi. Söz konusu etkileşim bağlamında Haçlı Seferleri’nin dünya tarihinin en önemli, belirleyici ve tarihî akışı yönlendiren hadiseleri arasında olduğu kabul&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kutsal toprakları kurtarmak” sloganıyla 1090’lı yılların sonunda başlayan Haçlı Seferleri, Hıristiyan Avrupa’nın kısa ve orta vadede bazı başarılar elde etmesi ile sonuçlansa da, bu Seferleri’n nihai mânada kalıcı bir siyasî başarısı olmadı. Haçlıların Yakındoğu’daki varlığı 200 yıl tamamlanmadan bütünüyle sona erdi. Bununla birlikte Seferleri’n asıl kalıcı etkileri sosyal ve kültürel alanda gerçekleşti. İki asırlık Haçlı macerası Hıristiyan Batı ile Müslüman Doğu arasında bir çeşit sosyal ve kültürel alışverişin zemini olmuş, bu zemin üzerinden oluşan etkileşim sonucunda taraflar birbirlerinden birçok anlamda etkilenmişlerdi. Söz konusu etkileşim bağlamında Haçlı Seferleri’nin dünya tarihinin en önemli, belirleyici ve tarihî akışı yönlendiren hadiseleri arasında olduğu kabul edilmektedir.</p>
<p>Peki, tarihî süreç içerisinde bu derece etkili olan ve tesirini asırlardan beri devam ettiren Haçlı Seferleri’nin nedeni neydi? Hıristiyan Avrupalılar İslâm dünyasına karşı neden bu türden seferler düzenleme ihtiyacı hissettiler? Bu sorular Haçlı tarihçileri tarafından epeyce tartışılmış ve bunlara sosyal, siyasî, dinî ve özellikle de ekonomik temelli cevaplar üretilmiştir.</p>
<p>Cevapları merak edenler Haçlı tarihi ile ilgili çalışmalara bakabilirler. Biz Haçlı Seferleri ile Malazgirt Savaşı arasında herhangi bir irtibat olup olmadığını anlamaya gayret edeceğiz. Bunun için öncelikle Hıristiyan Avrupa’yı Haçlı Seferleri’ne sürükleyen süreci özetleyelim.</p>
<p>Katolik Roma ile Ortodoks Bizans arasında kökenleri 5. yüzyıla dayanan ve “schisma” (bölünme) olarak bilinen teolojik ayrışma, 9. yüzyılın başında Papa’nın Frank İmparatoru Charlemagne’a taç giydirerek onu Kutsal Roma Germen İmparatoru olarak tanıması ile siyasî bir kisveye de bürünmüştü. Gerek Roma, gerekse Bizans tarafından zaman zaman sergilenen yakınlaşma eğilimleri Papalığın Ortodoks inancını dönüştürme ve Roma merkezli bir Hıristiyan birliği oluşturma yönündeki ısrarı nedeniyle asırlar boyunca herhangi bir sonuç vermemiş, hatta karşılıklı aforozlaşmalar, ithamlar ve konsil kararları ile Katoliklik ve Ortodoksluk arasındaki akidevî uçurum da giderek derinleşmişti. Bugün Hıristiyan dünyasında halen etkileri görülen bu farklılaşmanın esas itibarıyla iki farklı din ortaya çıkardığı da söylenebilir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Tarihinde 7 Malazgirt Mührü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/dunya-tarihinde-7-malazgirt-muhru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2017 21:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Halife Kâim Biemrillah]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Alparslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2611</guid>

					<description><![CDATA[İlk Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey 1055 yılında Bağdat’a gelmiş ve Şiî-Fâtımîlerin baskısı altında adeta bir ölüm kalım mücadelesi veren Abbâsîleri himaye altına almıştı. Halife Kâim Biemrillah, “Mü’minlerin emiri” olma bakımından “ortağı” olarak nitelendirdiği Selçuklu Sultanı’na “Doğu’nun ve Batı’nın hükümdarı” unvanını vermiş, bu şekilde Selçuklular Sünnî İslam âleminin askerî ve siyasî önder ve koruyucuları haline gelmişlerdi. Bu tarihten sonra Selçuklular bütün dış politika projeksiyonlarını Şiî-Fâtımîler ve onlar tarafından desteklenen siyasî hareketlerle mücadele ekseni üzerine kurdular. İlk Selçuklu sultanlarının en önemli siyasî hedefi, Fâtımî etkisini gerileterek İslam dünyasında Sünnî Bağdat merkezli bir birlik kurma gayreti oldu. Devlet merkezine güçlü sayılamayacak bağlarla bağlı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey 1055 yılında Bağdat’a gelmiş ve Şiî-Fâtımîlerin baskısı altında adeta bir ölüm kalım mücadelesi veren Abbâsîleri himaye altına almıştı. Halife Kâim Biemrillah, “Mü’minlerin emiri” olma bakımından “ortağı” olarak nitelendirdiği Selçuklu Sultanı’na “Doğu’nun ve Batı’nın hükümdarı” unvanını vermiş, bu şekilde Selçuklular Sünnî İslam âleminin askerî ve siyasî önder ve koruyucuları haline gelmişlerdi. Bu tarihten sonra Selçuklular bütün dış politika projeksiyonlarını Şiî-Fâtımîler ve onlar tarafından desteklenen siyasî hareketlerle mücadele ekseni üzerine kurdular. İlk Selçuklu sultanlarının en önemli siyasî hedefi, Fâtımî etkisini gerileterek İslam dünyasında Sünnî Bağdat merkezli bir birlik kurma gayreti oldu.</p>
<p>Devlet merkezine güçlü sayılamayacak bağlarla bağlı bulunan Türkmenlerin Anadolu’ya dönük sistematik olmayan akınlarının devam ettiği Tuğrul Bey ve Sultan Alparslan dönemlerinde, Selçukluların bütün gayreti söz konusu siyasî birliği tesis etmeye matuftu. Hatta Bizans tahtına yeni çıkan Romanos Diogenes’in gerek konumunu güçlendirmek, gerekse Anadolu’daki Türkmen hareketliliğini sona erdirmek amacıyla Selçuklular üzerine Malazgirt Savaşı ile sonuçlanacak olan sefere çıktığı esnada Sultan Alparslan Mısır seferindeydi. Gelişmeler Sultan açısından beklemedik bir sürpriz niteliğindeydi. Bizanslıların harekete geçtiğini öğrenince Mısır seferini yarıda keserek geri dönen Sultan Alparslan, Bizans kontrolü altındaki Anadolu topraklarını fethetmek gibi bir hedefi olmadığını ihsas ederek Romanos ile anlaşmak istese de mağrur İmparator buna yanaşmadı. Tarihin gördüğü en büyük savaş makinelerinden biri olan 200 bin kişilik ordusuna çok güvenen Bizans hükümdarı, 50-60 bin askerden müteşekkil Selçukluları mağlup etmekle kalmayıp devletin İran’daki merkezî topraklarını da işgal edeceğinden şüphe etmiyordu. Fakat beklediği gibi olmadı. 26 Ağustos 1071 tarihinde gerçekleşen ve Selçukluların tarihin en büyük askerî zaferlerinden birine imza attığı savaşta Bizanslılar hiç beklemedikleri, ağır bir hezimete uğradılar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-agustos2017">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
