﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Malazgirt &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/malazgirt/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Dec 2022 14:06:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Malazgirt &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Malazgirt Kadim Bir Şehrin Anatomisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/malazgirt-kadim-bir-sehrin-anatomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sait Sütcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:05:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatoru]]></category>
		<category><![CDATA[KonstantInos Porphyrogennetos]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8823</guid>

					<description><![CDATA[Savaştan bir asır önce Bizans İmparatoru VII. KonstantInos Porphyrogennetos, oğlu ve halefi için kaleme aldığı De Admınıstrando Imperıo adlı metinde Erciş ve Malazgirt’in düşmesi halinde Konstantinopolis’in de düşeceğini yazmıştı. Haklı da çıktı; zira zaferin hemen sonrasında Selçuklular İznik’i de aldılar. Ayrıca savaşın üzerinden 10 yıl bile geçmeden Üsküdar sahillerinde cirit atmaya başlamışlardı. Bu bakımdan Malazgirt zaferinin Türklere Anadolu’nun kapılarını açan hadise olarak değerlendirilmesi boşuna değildir. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Savaştan bir asır önce Bizans İmparatoru VII. KonstantInos Porphyrogennetos, oğlu ve halefi için kaleme aldığı De Admınıstrando Imperıo adlı metinde Erciş ve Malazgirt’in düşmesi halinde Konstantinopolis’in de düşeceğini yazmıştı. Haklı da çıktı; zira zaferin hemen sonrasında Selçuklular İznik’i de aldılar. Ayrıca savaşın üzerinden 10 yıl bile geçmeden Üsküdar sahillerinde cirit atmaya başlamışlardı. Bu bakımdan Malazgirt zaferinin Türklere Anadolu’nun kapılarını açan hadise olarak değerlendirilmesi boşuna değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sönük Bir Hatıradan Millî Bayrama</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/sonuk-bir-hatiradan-milli-bayrama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Özalper]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 08:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayazit]]></category>
		<category><![CDATA[Bizanslılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hasanan aşireti]]></category>
		<category><![CDATA[Haydaran aşireti]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklular]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8380</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklular ile Bizanslılar arasındaki büyük savaşa sahne olan Malazgirt, Cumhuriyet tarihinin ilk dönemlerinde uzak bir taşra kasabası görünümündeydi. TBMM’nin resmî kayıtlarında ilk defa 1921 tarihli zabıtlarda zikredilmişti ve kaza statüsündeydi. Muş milletvekillerinden Abdülgani Ertan’ın kazaya bir telgrafhane kurulması yönündeki önerisini ihtiva eden kayda ilave olarak, 1934 yılında Bayazit (Ağrı) vilayetine bağlanması yönündeki bir talebi yansıtan başka bir kayda daha denk geldiğimiz Malazgirt’in ne zaman ilçe haline getirildiğini bilmiyoruz. 1945 yılında Ankara’dan Malazgirt’e gelen bir inceleme heyetinin raporuna bakılırsa, ilçe idarî açıdan bağlı olduğu Muş’a 120, Ağrı’ya ise 90 kilometre uzaklıkta olduğu için ekonomik iş ve alışverişlerini Ağrı ile yürütüyordu. Bundan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklular ile Bizanslılar arasındaki büyük savaşa sahne olan Malazgirt, Cumhuriyet tarihinin ilk dönemlerinde uzak bir taşra kasabası görünümündeydi. TBMM’nin resmî kayıtlarında ilk defa 1921 tarihli zabıtlarda zikredilmişti ve kaza statüsündeydi. Muş milletvekillerinden Abdülgani Ertan’ın kazaya bir telgrafhane kurulması yönündeki önerisini ihtiva eden kayda ilave olarak, 1934 yılında Bayazit (Ağrı) vilayetine bağlanması yönündeki bir talebi yansıtan başka bir kayda daha denk geldiğimiz Malazgirt’in ne zaman ilçe haline getirildiğini bilmiyoruz. 1945 yılında Ankara’dan Malazgirt’e gelen bir inceleme heyetinin raporuna bakılırsa, ilçe idarî açıdan bağlı olduğu Muş’a 120, Ağrı’ya ise 90 kilometre uzaklıkta olduğu için ekonomik iş ve alışverişlerini Ağrı ile yürütüyordu. Bundan dolayı da Ağrı’ya bağlanması hususu ciddi olarak düşünülmeliydi. Muş halkının Malazgirt’in Ağrı’ya bağlanabileceği düşüncesinden rahatsızlık duyduğu doğruydu; fakat Malazgirt ve Muş arasındaki bağlantıyı oluşturan karayolunun kötü olduğu unutulmamalıydı. Öte yandan, devlet de bölgedeki ulaşım hatlarının iyileştirilmesi hususunu ciddiye alıyordu. Mesele yerel basının da zaman zaman gündeme getirdiği konu başlıkları arasındaydı.</p>
<p>1534 kilometrekarelik yüzölçümü ile Muş’un ikinci büyük ilçesi olan Malazgirt’in ekonomisi Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayalıydı. Üç adet ot biçme makinesinin bulunduğu ilçede harmanlar düvenle dövülüyor, bir başka ifadeyle tarımsal faaliyetler geleneksel usullerle yürütülüyordu. Elde edilen buğday, arpa, mısır, nohut, mercimek ve fasulye türünden tarımsal ya da yün ve yağ gibi hayvansal ürünler coğrafî yakınlık dolayısıyla Ağrı’ya satılıyordu. Trabzon’un Sürmene ilçesinden Malazgirt’e gelip yerleşen bir topluluğun karpuz yetiştirdiği ve zaman içerisinde bunlar tarafından başlatılan tarımsal üretim faaliyetinin gelişerek Malazgirt’i karpuz ve kavunun yoğun olarak gerçekleştirildiği bir yer haline getirdiğini belirtmek ilgi çekici olabilir.</p>
<p>O yıllarda üç öğretmeni olan beş sınıflı bir ilkokulun varlığını bildiğimiz Malazgirt’te doktor ve eczane yoktu. Bundan dolayı da sıtma ve trahoma gibi hastalıklar yaygındı. Zaman zaman devlet büyükleri tarafından da ziyaret edilen ilçenin 1940’lı yıllardaki nüfusu 11 bin civarındaydı. Rus işgalinden önce 50 binlerde olduğu tahmin edilen nüfusun 1945 yılında henüz 20 bine ulaşamamış olması, şehrin yaşadığı toplumsal daralmayı göstermesi bakımından dikkate değer. Nitekim Rus işgalinden önce ilçenin merkez nüfusu 10 bin civarındayken, bu sayı 1945’e gelindiğinde 600’e düşmüştü. Eskilerden kalan aşiret yapılanmaları (örneğin Haydaran ve Hasanan aşiretleri) mevcutsa da ekonomik sıkıntılardan dolayı beli bükülmüş olan vatandaşlar bu yapılanmalara pek itibar etmiyordu. İlçe merkezinde dört büyük aile (isimlerini bilmiyoruz) vardı ve bunlar, “köylerden ve Bitlis’ten gelip” ilçeye yerleşen diğerlerinin aksine kendilerini Malazgirt’in en eski ve yerli sakinleri olarak tarif ediyorlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ADNAN ÇEVİK: MAKSADIMIZ, VAROLUŞUMUZUN MİLADINI HAKİKİ ZAMAN VE MEKÂNA OTURTMAK</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/adnan-cevik-maksadimiz-varolusumuzun-miladini-hakiki-zaman-ve-mekana-oturtmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarih Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk yurdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7270</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: DERİN TARİH “Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” hangi gayeyle başlatıldı? Savaşın vuku bulduğu sahayı tanımanın bize kısa ve uzun vadede ne kazandırması öngörülüyor? Projenin öncelikli amacı Anadolu’nun Türk yurdu olmasına zemin hazırlayan ve bu toprakları Türklere açan savaş olduğundan “kapı” metaforuyla ifade ettiğimiz Malazgirt Savaşı’nın yerinin noktasal olarak tespit edilmesidir. Bugün Malazgirt’e gittiğinizde gördüğünüz gibi savaş alanı olduğu tahmin edilen yer, geniş bir sahayı kapsıyor. Üstelik bu alanda bugüne kadar akademik bir çalışma da yapılmış değil. Savaşın nerede yapıldığı tahmine dayalı bir bilgi bu yüzden. Bunun noktasal olarak tespiti, -tıpkı Gelibolu yarımadasında ve Sarıkamış’ta&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="cevap" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; line-height: 115%;"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif; letter-spacing: -.05pt;">KONUŞAN: DERİN TARİH</span></b></p>
<p><strong>“Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” hangi gayeyle başlatıldı? Savaşın vuku bulduğu sahayı tanımanın bize kısa ve uzun vadede ne kazandırması öngörülüyor?</strong></p>
<p>Projenin öncelikli amacı Anadolu’nun Türk yurdu olmasına zemin hazırlayan ve bu toprakları Türklere açan savaş olduğundan “kapı” metaforuyla ifade ettiğimiz Malazgirt Savaşı’nın yerinin noktasal olarak tespit edilmesidir. Bugün Malazgirt’e gittiğinizde gördüğünüz gibi savaş alanı olduğu tahmin edilen yer, geniş bir sahayı kapsıyor. Üstelik bu alanda bugüne kadar akademik bir çalışma da yapılmış değil. Savaşın nerede yapıldığı tahmine dayalı bir bilgi bu yüzden. Bunun noktasal olarak tespiti, -tıpkı Gelibolu yarımadasında ve Sarıkamış’ta olduğu gibi- savaşın bir anlamda ete kemiğe büründürülmesi, gerçek zaman ve mekân üzerine oturtulması anlamına gelmektedir. Bu, ayak bastığımız topraklarda var oluşumuzun başlatıcı hikâyesi olarak Malazgirt’in yerinde anlaşılmasını sağlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Proje fikri ne zaman, nasıl çıktı ortaya? Ekibinizde kimler var?</strong></p>
<p>Proje fikri 2018 yılındaki Malazgirt törenleri münasebetiyle Malazgirt ve Ahlat’ta çeşitli aktiviteler için bulunduğumuz sırada Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Gökhan Yazgı Bey ile bir akşam sohbetinde olgunlaştı. Devletimizin ve özellikle son 4-5 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın törenlere bizzat katılması Malazgirt ve Ahlat bölgelerinde devletin bölgeye ilgisini daha görünür hale getirmiştir. Dolayısıyla bu kadar önemli bir hadisenin bilimsel arka planının bugüne kadar tam olarak ortaya konulamadığı ve savaşın noktasal olarak nerede cereyan ettiğinin hâlâ tartışmalı olduğu gibi konular konuşulunca böyle bir projenin zaruri olduğu ortaya çıktı. Daha sonra Ankara’ya dönüldüğünde Gökhan Bey bana bakanlık olarak böyle bir projeyi desteklemek istediklerini ve bunu hayata geçirip geçiremeyeceğimi sordular. Ben de bir ekiple bu projeyi gerçekleştirebileceğimi söyledim. Daha önce de bölgede akademik çalışmalarım olmuştu. Özellikle “Yukarı Dicle Havzasında Yeni bir Ortaçağ Başkenti Erzen” adıyla Türk Tarih Kurumu desteği ile 2007-2008 yıllarında 2 yıllık bir yüzey araştırması yapmıştım. Bakanlık bana Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini tanımamdan ve bu tip projeler yürütmüş olmamdan dolayı böyle bir talepte bulundu.</p>
<p>Biz de teklifi kabul ettikten sonra bir ekip oluşturmalıydık. Her şeyden önce Türkiye’de savaş alanı arkeolojisi çok yeni bir alan. Yapılan bazı çalışmalar var; fakat bunlar 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ya da Çanakkale Harplerine ilişkin. Bunlar da daha çok arkeolog ve sanat tarihçilerinin araştırmalarıyla sınırlı kalmış. Biz öncelikle böyle bir çalışmanın nasıl yapılacağını, dünyadaki araştırmacıların bunu nasıl yaptığını inceleyerek, kimlerle ve hangi disiplinlerin yardımıyla hayata geçirilmesi gerektiği üzerine kafa yorduk. Bunun için de interdisipliner bir takımın oluşması sağladık. Tarihçilerin yanı sıra arkeolog, sanat tarihçisi, antropolog, jeolog, coğrafyacı, jeofizikçi gibi temel alanlardan uzmanlar var. Çünkü projenin hem yüzey araştırması hem de arkeolojik kazı boyutu var.</p>
<p><strong> </strong><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Partinin Kuran ve Ezan Avı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sozlu-tarih/tek-partinin-kuran-ve-ezan-avi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:49:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlü Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Karayazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6423</guid>

					<description><![CDATA[1341 Malazgirt doğumlu (Nüfus İdaresinden sorgulattığımda karşıma 1 Temmuz 1925 tarihi çıktı, 18 Ocak 2020 tarihinde vefat etmiş), Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Yiğityolu köyünden. YO7 seri no 740615 nolu nüfus cüzdanı 39973238486 TC kimlik no sahibi, Sabri ve Zarife’den doğma. Haber dinleyecek herhangi bir araç veya cihazımız yoktu. Dergi, gazete gibi şeyleri bilmiyorduk. Babalarımız Erzurum’a gidip geliyorlardı. Hem erzak ve yiyecek getiriyorlar, hem de ülke ile ilgili olup bitenleri haber alıyorlardı. Haber alma imkânlarımız o kadar güç ve zordu ki yan köyde biri ölse ancak bir haftada öğreniyorduk. Ülke ile ilgili olup bitenleri, çıkan kanunları, inkılapları ya büyüklerimizden bu şekilde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1341 Malazgirt doğumlu (Nüfus İdaresinden sorgulattığımda karşıma 1 Temmuz 1925 tarihi çıktı, 18 Ocak 2020 tarihinde vefat etmiş), Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Yiğityolu köyünden. YO7 seri no 740615 nolu nüfus cüzdanı 39973238486 TC kimlik no sahibi, Sabri ve Zarife’den doğma.</p>
<p>Haber dinleyecek herhangi bir araç veya cihazımız yoktu. Dergi, gazete gibi şeyleri bilmiyorduk. Babalarımız Erzurum’a gidip geliyorlardı. Hem erzak ve yiyecek getiriyorlar, hem de ülke ile ilgili olup bitenleri haber alıyorlardı. Haber alma imkânlarımız o kadar güç ve zordu ki yan köyde biri ölse ancak bir haftada öğreniyorduk.</p>
<p>Ülke ile ilgili olup bitenleri, çıkan kanunları, inkılapları ya büyüklerimizden bu şekilde öğreniyorduk ya da köye gelen askerlerden&#8230;</p>
<p>Doğuda devlet diye bir şey yoktu. Görevli askerler istediklerini yapıyor; yakıyor, yıkıyor ve devlet adına hareket ediyorlardı. Kimse karşı gelemiyor, dur diyemiyordu. Kendilerini devlet yerine koyuyor, öyle hareket ediyorlardı. Çoğunlukla şahsi davranıyor, haksız muameleler yapıyorlardı.</p>
<p>Yoksulluğun ve fakirliğin en kötüsünü yaşıyorduk. Bulduğumuz iki şey vardı; biri ekmek, diğeri bulgur. Üstüne üstlük devlet tarafından baş vergisi alınıyordu. Hatta malın (hayvanların-MA) kendisi vergisini karşılayamıyordu. Ekip biçtiklerimiz kendimize yetmezken bir de devlet bizi zor durumda bırakıyordu. Hal böyleyken köye gelen asker ve komutanlar da olanca yiyeceğimizi alıyordu.</p>
<p>Asker ve komutanlar genelde muhtarın evine gelirlerdi. Köy ağasını çağırır, ona türlü türlü hakaretler yaparlardı. Onu devlete karşı gelmekle, isyan etmekle suçlarlardı. O gece sabaha kadar herkes el pençe divan durur, hizmet ederdik. İstenilen bir şey evimizde bulunmasa da yok diyemezdik. Yediğimiz dayak ve falakaların hiçbirinin sebebini bilemez ve soramazdık.</p>
<p>Şöyle bir olay yaşanmıştı: Yan köyden iki kardeşi bizim köye getirdiler ve “bunlar eşkıyalara yardım ediyor, yiyecek veriyor” diye suçladılar. Onlar suçsuz olduklarını, eşkıyaların silah zoruyla yiyeceklerini ellerinden aldıklarını söyleseler de ölmekten kurtulamadılar. Öldürüldüklerini görmesem de cenazelerine şahit oldum.</p>
<p>Askerler gidişlerinde köyde işlerine yarar ne var, ne yok toplayıp götürüyorlardı. Binek hayvanlarımıza biner, sorgusuz sualsiz alıp giderlerdi. Hakkımızı hiçbir şekilde arayamıyorduk. Özellikle ana dilimizin Kürtçe olması işimizi iyice zorlaştırıyordu. Halimizi, derdimizi anlatamıyorduk. Köyde okul, öğretmen yani eğitim adına hiçbir şey yoktu.</p>
<p>Köyler harabe şeklindeydi. Asker çık derse köyden çıkıyorduk, dön derse tekrar köye dönüyorduk. Köyde bir aile ile diğer aile arasında bir sürtüşme, bir kavga olsa tüm aileler toplanıyor, karakola götürülüyordu. Orada herkes dövülüyor, suçlu da suçsuz da ayakta duramayacak kadar dayak yiyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Romanos Dıogenes’in Hıristiyanları Utandıran Sonu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/romanos-diogenesin-hiristiyanlari-utandiran-sonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 02:25:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatoru]]></category>
		<category><![CDATA[Eudokia]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[Romanos Diogenes]]></category>
		<category><![CDATA[Şebinkarahisar]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Alparslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5510</guid>

					<description><![CDATA[26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te Sultan Alparslan karşısında tarihî bir hezimete uğrayan Bizans İmparatoru Romanos Diogenes yanına bir askerî muhafız birliği de vermiş olan Selçuklu hükümdarı ile bir tabîyet antlaşması yaptıktan sonra İstanbul’a dönmek üzere harekete geçmişti. Savaşta aldığı yaranın iyileşmesi için Erzurum’da birkaç gün konaklamış, yolu üzerindeki Hıristiyan köylerinden asker toplaya toplaya yoluna devam etmişti. Bu sırada İmparatoriçe Eudokia’ya başından geçenleri anlattığı bir mektup göndermiş ve ülkesini yeniden toparlayacağına dair umutlarını dile getirmişti. Hayatta olduğu için muhtemeldir ki kendini şanslı hissediyordu. İstanbul’a giderek tahtına oturacak ve kısa süre içerisinde imparatorluğun yaralarını sarabilecekti. Fakat Attaleiates’in bildirdiğine bakılırsa Şebinkarahisar’a geldiğinde kötü haberi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te Sultan Alparslan karşısında tarihî bir hezimete uğrayan Bizans İmparatoru Romanos Diogenes yanına bir askerî muhafız birliği de vermiş olan Selçuklu hükümdarı ile bir tabîyet antlaşması yaptıktan sonra İstanbul’a dönmek üzere harekete geçmişti. Savaşta aldığı yaranın iyileşmesi için Erzurum’da birkaç gün konaklamış, yolu üzerindeki Hıristiyan köylerinden asker toplaya toplaya yoluna devam etmişti. Bu sırada İmparatoriçe Eudokia’ya başından geçenleri anlattığı bir mektup göndermiş ve ülkesini yeniden toparlayacağına dair umutlarını dile getirmişti. Hayatta olduğu için muhtemeldir ki kendini şanslı hissediyordu. İstanbul’a giderek tahtına oturacak ve kısa süre içerisinde imparatorluğun yaralarını sarabilecekti. Fakat Attaleiates’in bildirdiğine bakılırsa Şebinkarahisar’a geldiğinde kötü haberi aldı. Saraydaki muhalifler tarafından tahtından indirilmiş ve yerine üvey oğlu Mikhail Dukas geçirilmişti. İlk şoku atlatmakta zorlanmadığı görülen Diogenes, aldığı haberler üzerine Amasya yakınlarındaki Dokheia (Tokat) Kalesi’ne çekildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malazgirt’i Ne Zaman Keşfettik?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/malazgirti-ne-zaman-kesfettik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 07:33:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[Romanos Diogenes]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4798</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 26 Ağustos 1071 tarihinde Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’i tarihin en büyük hezimetlerinden birine uğrattığı Malazgirt Savaşı, Türk ve İslam tarihinin en önemli hadiselerinden biri, kendisinden sonraki çağları belirleyen bir dönüm noktasıdır. Bugünden geriye doğru bakıldığında, Türk ve İslam tarihinin “Malazgirt öncesi” ve “Malazgirt sonrası” olarak iki farklı devir şeklinde ele alınmasının mümkün olduğu söylenebilir. Fakat bu derece önemli bir hadise, aşağı yukarı 100 yıl öncesine kadar tabir yerindeyse küller altına kalmış, sahip olduğu anlam fark edilmemiştir. Bunun nedeni ise kuşkusuz bazılarının iddia ettiği gibi Malazgirt’in anlamının sonradan kurgulanmış olması değil, tarihin okunma biçimlerinde meydana gelen dönüşümdür. Tarihin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 26 Ağustos 1071 tarihinde Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’i tarihin en büyük hezimetlerinden birine uğrattığı Malazgirt Savaşı, Türk ve İslam tarihinin en önemli hadiselerinden biri, kendisinden sonraki çağları belirleyen bir dönüm noktasıdır. Bugünden geriye doğru bakıldığında, Türk ve İslam tarihinin “Malazgirt öncesi” ve “Malazgirt sonrası” olarak iki farklı devir şeklinde ele alınmasının mümkün olduğu söylenebilir.</p>
<p>Fakat bu derece önemli bir hadise, aşağı yukarı 100 yıl öncesine kadar tabir yerindeyse küller altına kalmış, sahip olduğu anlam fark edilmemiştir. Bunun nedeni ise kuşkusuz bazılarının iddia ettiği gibi Malazgirt’in anlamının sonradan kurgulanmış olması değil, tarihin okunma biçimlerinde meydana gelen dönüşümdür. Tarihin ilerlemeci bir hatta sahip olduğu, ileriye doğru gittiği ve birikerek ilerlediği şeklindeki modern yaklaşımlar, birçok tarihî hadise ile birlikte Malazgirt’in öneminin de doğru bir şekilde değerlendirilebilmesine zemin hazırlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haçlıların Hedefi Neydi? Kutsal Topraklar Mı, Türkleri Durdurmak Mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/haclilarin-hedefi-neydi-kutsal-topraklar-mi-turkleri-durdurmak-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 22:35:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1071]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı Seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1625</guid>

					<description><![CDATA[Haçlı Seferleri en azından başlangıç itibarıyle bir tür Müslüman-Türk karşıtı refleks olma niteliğine sahipti. 1071’de gerçekleşen Malazgirt’te Bizans’ı dize getiren Selçuklu Türkleri aradan 10 yıl bile geçmeden İstanbul’un burnunun dibine kadar gelmiş, İznik’te yeni bir devletin temellerini atmışlardı. Bu şartlar altında Türklerle mücadele Bizanslılar için ölüm kalım meselesi haline gelmişti. Bizans İmparatoru Mikhael Dukas, Ortodoks Bizans ile Katolik Roma arasında köklü bir mezhep farklılığı ve buna dayalı derin bir düşmanlık olmasına rağmen 1074’te Papa VII. Gregoire’den yardım istedi. Hıristiyan dünyası kendi içerisindeki ihtilafları çözerek Müslüman Türklere karşı birleşmeliydi. Aksi halde onları durdurmak mümkün olmayacaktı ve Boğazları aşan Selçukluların soluğu Roma’da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haçlı Seferleri en azından başlangıç itibarıyle bir tür Müslüman-Türk karşıtı refleks olma niteliğine sahipti. 1071’de gerçekleşen Malazgirt’te Bizans’ı dize getiren Selçuklu Türkleri aradan 10 yıl bile geçmeden İstanbul’un burnunun dibine kadar gelmiş, İznik’te yeni bir devletin temellerini atmışlardı.</p>
<p>Bu şartlar altında Türklerle mücadele Bizanslılar için ölüm kalım meselesi haline gelmişti. Bizans İmparatoru Mikhael Dukas, Ortodoks Bizans ile Katolik Roma arasında köklü bir mezhep farklılığı ve buna dayalı derin bir düşmanlık olmasına rağmen 1074’te Papa VII. Gregoire’den yardım istedi. Hıristiyan dünyası kendi içerisindeki ihtilafları çözerek Müslüman Türklere karşı birleşmeliydi. Aksi halde onları durdurmak mümkün olmayacaktı ve Boğazları aşan Selçukluların soluğu Roma’da almaması için hiçbir neden yoktu. İmparator haklı olsa da yardım talebi girişiminden herhangi bir sonuç çıkmadı. Fakat bu süreçte kurulan ilişkiler, yaklaşık çeyrek asır sonra başlayacak olan Haçlı Seferleri için sağlam bir zemin oluşturacaktı.</p>
<p>Bizans’ın yinelediği Türklere karşı yardım çağrılarının, aralarındaki dinî ihtilafın Roma lehine çözümü için bir fırsat içerdiğini fark eden Papalık, mevcut durumu Ortodoks Kilisesi’nin yeniden Katolik Roma’nın kontrolüne alınabilmesi için bir imkân olarak gördü. Nitekim 1088’de Selçukluların Kutsal Topraklar’ı ele geçirerek Kudüs’e hâkim olmalarından kısa bir süre sonra Papalık makamına getirilen II. Urban, Hıristiyanlar arasında o döneme kadar bir türlü tesis edilemeyen birliğin Müslüman-Türklere karşı kurulabileceğini görerek harekete geçti. Bizans imparatoru Aleksios Komnenos birlikte hareket edebileceği bir karaktere sahipti. Fazla dindar değildi ve Türklere karşı birlikte mücadele etmeyi üstlenen askerî bir birliğin temin edilebilmesi karşılığında Ortodoks kilisesinin bağımsızlığından vazgeçmeye hazırdı.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-kasim2016" target="_blank">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
