﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>marksizm &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/marksizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2022 08:14:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>marksizm &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Divitçioğlu’nun Tarihe Dahil Oluş Tarzı&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/defter/divitcioglunun-tarihe-dahil-olus-tarzi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Kara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 08:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Defter]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[marksizm]]></category>
		<category><![CDATA[mikroiktisatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Saim Çağrı Kocakaplan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8168</guid>

					<description><![CDATA[9 Nisan 2013 Bugün Dergâh Yayınları’nda iktisat tarihçisi Saim Çağrı Kocakaplan’la da karşılaştık ve üniversitelerin, arşivlerin, memleketimizdeki ilim-fikir ortamlarının, tarih araştırmalarının pek de ümit verici olmayan vaziyetlerine, bu arada iktisat tarihi çalışmalarına dair de bir miktar sohbet ettik. Sencer Divitçioğlu’ndan (1927-2014) okuduğum, bir “mikroiktisatçı” olarak “tarihçi”liğe, “Kök Türkler”e nasıl dahil olduğuna dair hikâye de bir yerlerden gelip sözlerimizin arasına girdi. Daha doğrusu hoş ve aynı zamanda düşündürücü tarafları olan “menakıb”ı ona da aktardım. Sohbetin konusu ve problemi “yüksek” eğitim kurumlarının, ilim ve fikir adamlarının Türkiye’yi taşıma kapasitesi olan derin meselelerinin olmayışı; çalıştıkları konularla kendileri, Türkiye ve dünya arasında kuvvetli ilişkiler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>9 Nisan 2013</p>
<p>Bugün Dergâh Yayınları’nda iktisat tarihçisi Saim Çağrı Kocakaplan’la da karşılaştık ve üniversitelerin, arşivlerin, memleketimizdeki ilim-fikir ortamlarının, tarih araştırmalarının pek de ümit verici olmayan vaziyetlerine, bu arada iktisat tarihi çalışmalarına dair de bir miktar sohbet ettik. Sencer Divitçioğlu’ndan (1927-2014) okuduğum, bir “mikroiktisatçı” olarak “tarihçi”liğe, “Kök Türkler”e nasıl dahil olduğuna dair hikâye de bir yerlerden gelip sözlerimizin arasına girdi. Daha doğrusu hoş ve aynı zamanda düşündürücü tarafları olan “menakıb”ı ona da aktardım.</p>
<p>Sohbetin konusu ve problemi “yüksek” eğitim kurumlarının, ilim ve fikir adamlarının Türkiye’yi taşıma kapasitesi olan derin meselelerinin olmayışı; çalıştıkları konularla kendileri, Türkiye ve dünya arasında kuvvetli ilişkiler kuramayışlarıyla alakalıydı. Bir tür felsefe ve düşünce yahut iddia ve dava yoksunluğu… Derinlik ve kendilik arayışının kaybı… Belki de merkezin, merkez fikrinin kayboluşu… Aslında tarafların, taraf gibi görünenlerin zayıflığı karşılıklı olarak işlerine yarıyor, bu sayede herkes adam idâdına girebiliyor, “rahat” yaşıyor.</p>
<p>Fakat menakıbı nerede okuduğumu hatırlamak ve bulmak, anlattığım talebe ve meslektaşlara, hususen iktisatçı ve tarihçilere, sosyal bilimlerle uğraşanlara, elbette ilahiyatçılara da konuşmanın tamamını göndermek için sarfettiğim mesailerin bir netice vermediğini de söyledim. Bulamadım, bulunmadı… Bu işle ilgili olduklarını düşündüklerime de sordum, hiç haberdar gözükmediler. Âlem-i mânada mı görmüştüm!?</p>
<p>Ben de bakayım, sanki öyle bir şey hatırlıyorum dedi Saim Çağrı. Sevindim buna. Bakarsın o bulur, ben de âlem-i şehadete avdet ederim. Bekleyelim, görelim…1</p>
<p>*</p>
<p>Uzun zamanın, tarihin vereceği kararı ve hükmü benim erkenden vermem doğru olmaz ama tahminlerimi söylememde bir mahzur görmezsiniz zannederim: Sencer Divitçioğlu Türk ilim ve fikir tarihine esas sahası olan iktisat-mikroiktisattan ziyade tarih arayışlarıyla, tarihçiliğiyle geçecek zannederim. Hatta Marksizmle olan ileri derecedeki hukuku da bu topraklara mahsus bir anlam ifade edecekse muhtemelen o da sonradan teşekkül eden “Türk” tarihçiliği, tarih ilgisi ile derinleşen yönleri üzerinden edecek.2 Fakat onun tarihle, Türk tarihiyle irtibatları katmanlı olarak bazı problemleri ve sorgulanmaya değer derin meseleleri de ihtiva ettiği için bunları hatırlatmak veya çalışacaklar için altını çizmek faideden hali değil.</p>
<p>Menakıptan kurtulabilirsek buraya tekrar döneceğiz. Tarih nasıl olsa menakıp da kaldırır!</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alparslan Türkeş’in Kemalizmle İmtihanı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/alparslan-turkesin-kemalizmle-imtihani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 08:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[devrimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[marksizm]]></category>
		<category><![CDATA[Obskürantizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=5084</guid>

					<description><![CDATA[Aklın ve mantığın dersine kulak verirsek şu sonuca varırız: Türkiye Cumhuriyeti 1950 Mayısında kurulmuştur. ~Nihal Atsız Merhum Cemil Meriç vefatından beş yıl önce kendisine yöneltilen “Obskürantizm nedir?” sorusuna o muhteşem üslubuyla şöyle cevap vermiş: “Yarasanın karanlığa sığınışı… Her ümide, her canlanışa duyulan husumet. Obskürantizm bir çeşit bukalemun hastalığıdır. Kendini korumak için her renge bürünür. Obskürantizm şahsiyetsizliktir. Düşünceden, kitaptan, güzelden, insanı insan yapan bütün vasıflardan iğreniştir.” Arkasından kavramı fikir planına aktaran Meriç, obskürantizmin İslamiyetin, yani “gerçek imanın zıddı” olduğunu, hiçbir mukaddesi (kutsalı) olmadığını, “ebedi ve şifasız bir korku” içinde bocalayıp durduğunu tespit eder ve şunları ekler sözlerine: “Bu mel’un marazı teşhis&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aklın ve mantığın dersine kulak verirsek şu sonuca varırız: Türkiye Cumhuriyeti 1950 Mayısında kurulmuştur.</em></p>
<p><em>~Nihal Atsız</em></p>
<p>Merhum Cemil Meriç vefatından beş yıl önce kendisine yöneltilen “Obskürantizm nedir?” sorusuna o muhteşem üslubuyla şöyle cevap vermiş:</p>
<p>“Yarasanın karanlığa sığınışı… Her ümide, her canlanışa duyulan husumet. Obskürantizm bir çeşit bukalemun hastalığıdır. Kendini korumak için her renge bürünür. Obskürantizm şahsiyetsizliktir. Düşünceden, kitaptan, güzelden, insanı insan yapan bütün vasıflardan iğreniştir.”</p>
<p>Arkasından kavramı fikir planına aktaran Meriç, obskürantizmin İslamiyetin, yani “gerçek imanın zıddı” olduğunu, hiçbir mukaddesi (kutsalı) olmadığını, “ebedi ve şifasız bir korku” içinde bocalayıp durduğunu tespit eder ve şunları ekler sözlerine:</p>
<p>“Bu mel’un marazı teşhis etmek son derece güç. Çünkü her kılığa bürünebilir. Kâh marksizm olur, kâh anti-marksizm. Daha çok devrimcilik maskesine bürünür ama devrim düşmanı olduğu da sık sık görülür.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2019">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
