﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmed Akif &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/mehmed-akif/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Dec 2022 12:28:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Mehmed Akif &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Âkif’in Sadık Dostu, Hâmisi, Velinimeti: Abbas Halim Paşa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/akifin-sadik-dostu-hamisi-velinimeti-abbas-halim-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Bozbeşparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:28:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbas Halim]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8865</guid>

					<description><![CDATA[Vefalı bir dost, gönlü ve ufkuyla bulunmaz bir sohbet arkadaşı ve her türlü sıkıntıda gölgesine sığınılacak bir ulu çınar&#8230; Abbas Halim Paşa, Âkif için tüm bunlardı. Kendi deyişiyle velinimetiydi. Abbas Halim Paşa’nın Âkif’e ve dostluğuna verdiği kıymet ise bundan çok daha fazlasıydı. Paşa, bir sohbetinde şöyle diyordu: “Mehmed Âkif ne zaman istese bir Abbas Halim bulur fakat ben bir Mehmed Âkif bulamam.” &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vefalı bir dost, gönlü ve ufkuyla bulunmaz bir sohbet arkadaşı ve her türlü sıkıntıda gölgesine sığınılacak bir ulu çınar&#8230; Abbas Halim Paşa, Âkif için tüm bunlardı. Kendi deyişiyle velinimetiydi. Abbas Halim Paşa’nın Âkif’e ve dostluğuna verdiği kıymet ise bundan çok daha fazlasıydı. Paşa, bir sohbetinde şöyle diyordu: “Mehmed Âkif ne zaman istese bir Abbas Halim bulur fakat ben bir Mehmed Âkif bulamam.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dosya No: İrtica-906</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/dosya-no-irtica-906/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Mahmut Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[1925]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkiye Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8862</guid>

					<description><![CDATA[Ülkesinden uzakta geçirdiği gönüllü Mısır sürgünü (1925-1936) boyunca, Mehmed Âkif sürekli takibata uğramıştı. Türkiye’de dönemin devlet ricâli gerekli görmüş olmalıydı ki, gittiği ve kaldığı yerler, görüştüğü ve konuştuğu kimseler ayrıntılı bir şekilde rapor edilmişti. Âkif’in dosyası, “İrtica-906” şeklinde kodlanmış ve vesikalarda bu şekilde anılmıştı. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkesinden uzakta geçirdiği gönüllü Mısır sürgünü (1925-1936) boyunca, Mehmed Âkif sürekli takibata uğramıştı. Türkiye’de dönemin devlet ricâli gerekli görmüş olmalıydı ki, gittiği ve kaldığı yerler, görüştüğü ve konuştuğu kimseler ayrıntılı bir şekilde rapor edilmişti. Âkif’in dosyası, “İrtica-906” şeklinde kodlanmış ve vesikalarda bu şekilde anılmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nesiller Boyu İlham Kaynağı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/nesiller-boyu-ilham-kaynagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:35:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Abdürreşid]]></category>
		<category><![CDATA[Ayân Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Safahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tokyo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7289</guid>

					<description><![CDATA[“Uzun zamandır nâr-ı hicranla kavrulmakta olan hayat arkadaşım, Ellerinden öper, hürmetli selâm ba’dında, evlâtlarına yegân yegân selâm ve dua. Ben çok ihtiyarladım. Sıhhatim, hamd olsun. Sizi düşünmekteyim, lâkin benim kaderim gurbet hayatı imiş. Hak ve hukuku helâl etmeni kemâl-i hürmetle rica ederim. Mülakât ümidim bakidir, sevgili hayat arkadaşım. 16 Nisan 1943, Tokyo.” Abdürreşid İbrahim Efendi, vefatından bir sene kadar önce, Türkiye’deki eşi Ayân Hanım’a bu içli satırlarla seslenmiş. Vatanından ve doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, sürekli mücadele ve sabırla geçmiş bir ömrün gurûbunda kâğıda dökülen bu cümleler, insanı derinden sarıp sarmalıyor doğrusu. Bilhassa, dünyada maalesef mukadder olmayan o “mülakât ümidim&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Uzun zamandır nâr-ı hicranla kavrulmakta olan hayat arkadaşım,</p>
<p>Ellerinden öper, hürmetli selâm ba’dında, evlâtlarına yegân yegân selâm ve dua. Ben çok ihtiyarladım. Sıhhatim, hamd olsun. Sizi düşünmekteyim, lâkin benim kaderim gurbet hayatı imiş. Hak ve hukuku helâl etmeni kemâl-i hürmetle rica ederim. Mülakât ümidim bakidir, sevgili hayat arkadaşım.</p>
<p>16 Nisan 1943, Tokyo.”</p>
<p>Abdürreşid İbrahim Efendi, vefatından bir sene kadar önce, Türkiye’deki eşi Ayân Hanım’a bu içli satırlarla seslenmiş. Vatanından ve doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, sürekli mücadele ve sabırla geçmiş bir ömrün gurûbunda kâğıda dökülen bu cümleler, insanı derinden sarıp sarmalıyor doğrusu. Bilhassa, dünyada maalesef mukadder olmayan o “mülakât ümidim bakidir” kısmı…</p>
<p>İsmini ilk kez Mehmed Âkif ’in Safahât’ı vesilesiyle işittiğim Abdürreşid İbrahim Efendi, İslâm dünyasının büyük sarsıntıların ve krizlerin içinden geçtiği bir zaman diliminde yaşamış. “İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca” misali, yangını söndürebilmek için elinden ne gelirse yapmaya, yetişebildiği her yere koşmaya, sürekli anlatmaya ve bir şeyleri değiştirmeye çabalamış. Ve 87 yıllık dopdolu bir ömrün heyecanlarını, umutlarını ve hedeflerini kendisinden sonra geleceklere ilham kaynağı olarak bırakıp, 17 Ağustos 1944’de Japonya’nın başkenti Tokyo’da rahmete kavuşmuş.</p>
<p>Kendisine yetişemediğim bir insanın kabrini ziyaret, bana sanki onu hayattayken görmüşüm hissiyatını yaşatır. 2017’nin Eylül’ündeki Japonya seyahatim sırasında, Abdürreşid İbrahim Efendi’nin kabrinde de aynı şeyi yaşamıştım. O seyahatin benim için en heyecan verici ânı ise, Tokyo Camii’nde cuma namazı kıldırmak ve bir zamanlar Abdürreşid İbrahim Efendi’nin namaza durduğu mihraba geçmekti. Zaman çok değişmişti gerçi, cami yenilenmiş, cemaati çoğalmış, atmosferinin rengi ve dokusu çeşitlenmişti. Ama Abdürreşid İbrahim’in bıraktığı bereketli iz, her köşeye sinmişti. Bunu fark etmemek mümkün değildi.</p>
<p>Geçtiğimiz Mart ayında Derin Tarih’in genel yayın yönetmenliği emanetini devralır almaz, sonraki ayların kapak dosyalarına dair taslakları çalışırken, Ağustos’un kapak konusunda hiç tereddüt etmemiştim: Vefat yıldönümünde, ülkemizde hâlâ çok az tanınan bu büyük adamı anmak, bir vazifeydi. Hamd olsun, çok sayıda kıymetli ismin katkısıyla bu vazifeyi yerine getirdiğimizi görüyorum şimdi. Şunu belirtmem gerek: Dosyamızdaki fotoğrafların çoğu, Türkçe bir kaynakta ilk kez yayınlanıyor.</p>
<p>Sayfaları çevirirken, kıymetli okurlarımızın da bizim heyecanımıza katılacağına yürekten inanıyorum.</p>
<p>Hayırla görüşmek üzere…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O “İslâmiyetin Ümidi Anadolu Evladındadır” Dedi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/o-islamiyetin-umidi-anadolu-evladindadir-dedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:26:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abdürreşid]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Safahat]]></category>
		<category><![CDATA[Süleymaniye Kürsüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7279</guid>

					<description><![CDATA[Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr ammâ, Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîmâ. Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destârı, O mehîb alnı, pek mûnis olan didârı, Her taraftan kuşatıp, bedri saran hâle gibi, Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi! Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki: Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki. Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun, Bağlı her târ-ı füsunkârına bin rûh-i zebûn! Mehmed Âkif merhumun Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde büyük bir sitayişle bahsettiği, kürsîdeki beyaz sakallı, temiz yüzlü vaizi bırakın genç nesilleri, yetişkinlerin kaçı bilir? Bendeniz de üzerinde çalıştığım bir yazı vesilesiyle kendisinden haberdar olmuştum. Japonya bile onu bizden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr ammâ,</em></p>
<p><em>Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîmâ.</em></p>
<p><em>Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destârı,</em></p>
<p><em>O mehîb alnı, pek mûnis olan didârı,</em></p>
<p><em>Her taraftan kuşatıp, bedri saran hâle gibi,</em></p>
<p><em>Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi!</em></p>
<p><em>Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki:</em></p>
<p><em>Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki.</em></p>
<p><em>Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun,</em></p>
<p><em>Bağlı her târ-ı füsunkârına bin rûh-i zebûn!</em></p>
<p>Mehmed Âkif merhumun Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde büyük bir sitayişle bahsettiği, kürsîdeki beyaz sakallı, temiz yüzlü vaizi bırakın genç nesilleri, yetişkinlerin kaçı bilir? Bendeniz de üzerinde çalıştığım bir yazı vesilesiyle kendisinden haberdar olmuştum.</p>
<p>Japonya bile onu bizden iyi tanıyıp tanıtırken biz kendisinden bihaberiz. Ne yazık ki bu dine, bu ülkeye hizmet eden kıymetli şahsiyetleri hafızalarımızdan silmişler satır satır. Yazıklar olsun onlara! Eyvahlar olsun bana da!</p>
<p>Farklı yayınevlerine ait <em>Safahat</em>’ları taradığımda Abdürreşid İbrahim’den bahsedilmeyişine hayretle şahit oldum. Sadece iki baskıda çıktı karşıma. 1958 tarihli, Neriman Malkoç Öztürkmen hanımın hazırladığı <em>Safahat</em>’ta pek anlaşılır şekilde olmasa da bir cümle ile bahsedilmiş. 2018 yılında Fatih Bayhan’ın hazırladığı <em>Safahat</em>’ta geçiyor bir de. “Mehmed Âkif’in Süleymâniye Kürsüsünde isimli eserinde konuşturduğu kişi Abdürreşid İbrahim’dir” denilerek kendisi birkaç cümle ile tanıtılmış. Başkaca bir yerde çıkmadı karşıma, en azından ben bulamadım.</p>
<p>“Otuz yıldır milletim milletim dedim, bu uğurda bütün Rusya’yı karış karış dolaştım, milletim için bin bir meşakkate göğüs gerdim, tek gayem milletimi bir araya toplamaktı” diye gayesini dile getiren Abdürreşid İbrahim’in seyahatleri <em>Japonya Mektupları</em> başlığıyla yayımlanır.</p>
<p>Bir yandan “demir çarık, demir asa” gezer; diğer taraftan elinden kalemini düşürmeyerek mücadelesini sürdürür. Ayak bastığı topraklardaki konferans, vaaz ve konuşmalarıyla gönülleri ihya eder. Yanında Japon Müslüman Hacı Ömer olduğu halde İstanbul’da tamamladığı seyahatlerin ardından konferanslar verir, seyahat intibalarını anlatır. “Seyyah-ı Şehir”, “Hatib-i Şehir” unvanlarıyla anılacaktır artık.</p>
<p>Hilâfet merkezi İstanbul olmadan Rusya’da İslâm varlığının korunamayacağı kanaatindedir. Bu düşünce ile 1880-1910 yılları arasında kayda giren 10 İstanbul ziyareti vardır. Mehmet Âkif, Bediüzzaman Said-i Nursi, Tahirü’l-Mevlevî gibi isimleri Rusya Müslümanları ve Japonya hakkında bilgilendirir.</p>
<p>Âkif onun Japonya’da İslâmiyet’in yayılması için gösterdiği gayretin ancak Osmanlı’nın yardımı ile mükemmele ulaşabileceğini şöyle şiirleştirmiştir:</p>
<p><em>Müslümanlık, sanırım parlayacaktır orada;</em></p>
<p><em>Sade Osmanlıların gayreti lazım arada</em></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Partimizin Kurucusu Abdülhamid Han’dır”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/partimizin-kurucusu-abdulhamid-handir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 21:05:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Parti kurucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Hamid Hazretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4157</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz bir coşku ve heyecan içerisinde kürsüdeki hatipleri dinlemektedir. Milletvekili Hasan Aksay, Üstad Necip Fazıl, Mehmed Akif’in dostu, bir ara dergimizin yanında hediye ettiğimiz Kara Kitap’ın yazarı Eşref Edip sırayla kürsüye gelmiş ve kalabalığı coşturdukça coşturmuşlardır. Nihayet kongrede Genel Başkan seçilecek olan Necmettin Erbakan’a gelir sıra. O da o günler için olduğu gibi bugünler için de tokat gibi bir konuşma yapar ve partisinin kurucularını saymaya başlar. Gazetelere göre şöyle bir liste çıkarmıştır: “Sizden niye saklayayım. Asıl kurucularımız Alparslan, Melikşah, Nizamülmülk, Kılıç Arslan, Sultan Murad, Sultan Yıldırım Hazretleri, Sultan Fatih Hazretleri, Akşemseddin Hazretleri, Ulubatlı Hasan, Sultan Yavuz, Orhan Gazi ve Sultan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz bir coşku ve heyecan içerisinde kürsüdeki hatipleri dinlemektedir. Milletvekili Hasan Aksay, Üstad Necip Fazıl, Mehmed Akif’in dostu, bir ara dergimizin yanında hediye ettiğimiz Kara Kitap’ın yazarı Eşref Edip sırayla kürsüye gelmiş ve kalabalığı coşturdukça coşturmuşlardır. Nihayet kongrede Genel Başkan seçilecek olan Necmettin Erbakan’a gelir sıra. O da o günler için olduğu gibi bugünler için de tokat gibi bir konuşma yapar ve partisinin kurucularını saymaya başlar. Gazetelere göre şöyle bir liste çıkarmıştır: “Sizden niye saklayayım. Asıl kurucularımız <strong>Alparslan</strong>, <strong>Melikşah</strong>, <strong>Nizamülmülk</strong>, <strong>Kılıç Arslan</strong>, <strong>Sultan Murad</strong>, <strong>Sultan Yıldırım</strong> <strong>Hazretleri</strong>, <strong>Sultan Fatih Hazretleri</strong>, <strong>Akşemseddin Hazretleri</strong>,<strong> Ulubatlı Hasan</strong>, <strong>Sultan Yavuz</strong>, <strong>Orhan Gazi </strong>ve <strong>Sultan Hamid Hazretleri</strong>dir. Onların ve diğer İslam liderlerinin ışığında yürüyeceğiz.” Dikkat edilirse listede sadece İslama hizmet etmiş dünya sultanları yoktur; Fatih’in Şeyhi Akşemseddin hazretleri gibi manevî sultanlar, Nizamülmülk gibi vezir-filozoflar da ihmal edilmemiştir. Bu, partinin değil, davanın manifestosudur ve müteakip 50 yılda Türkiye’yi dönüştürecek büyük dinamik o sözlerin ruhunda yatmaktadır. Vefatının 8. yıldönümünde merhum Necmettin Erbakan’ı dosya halinde işlemeye karar verişimizin altında bu dinamiği anlama çabası yatmaktadır. Yani bir bakıma 50 yıl önceye giderek bugünün temellerini, potansiyellerini, filizlerini bulmaya çalışacağız. Dava arkadaşlarından gazeteciler ve araştırmacılara kadar onu bize tanıtacak kalemlere açtık sayfalarımızı. Beğeneceğinize inanıyoruz. İkinci bir dosyamız var bu sayıda. Bu defa vefatının 10. yıldönümünde Bilge-Mimar Turgut Cansever’i yakından tanıyanlara sorduk, sayfalar dolusu anlattılar. <em><strong>Derin Tarih</strong></em> her zamanki gibi dopdolu sayılarla yoluna devam ediyor. Mart sayımızda buluşmak dileğiyle. Hayırla kalınız efendim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
