﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mimari &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/mimari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Mar 2022 06:59:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>mimari &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Son Halife Abdülmecid Efendi’nin Fırçasından&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/son-halife-abdulmecid-efendinin-fircasindan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 06:59:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[minyatür]]></category>
		<category><![CDATA[Mûsiki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7924</guid>

					<description><![CDATA[Altı asır boyunca birçok medeniyete, inanca ve kültüre sinesinde yer açan Osmanlı coğrafyasında köklü bir birikim üzerinden zengin bir sanat anlayışı teşekkül etmiştir. Mimari, edebiyat, musiki, tezhip, minyatür, cam, çinicilik, hat, seyirlik oyun ve tiyatronun yanı sıra pek çok zanaat dalı da filiz vermiş; dokuma, halı, ahşap gibi işlemecilik mahsulü ürünlerle ülke ihtişam, işçilik ve zarafet yurdu haline gelmişti. Bizi Osmanlı’nın sanat mirasıyla buluşturan bir serginin kapısını çaldık bu ay: “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” Sakıp Sabancı Müzesi’nde görebileceğiniz sergi Sultan Abdülaziz’in oğlu, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin sanatına dair yeni bir okuma vaat ederken, Osmanlı’da sanatın seyrini ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altı asır boyunca birçok medeniyete, inanca ve kültüre sinesinde yer açan Osmanlı coğrafyasında köklü bir birikim üzerinden zengin bir sanat anlayışı teşekkül etmiştir. Mimari, edebiyat, musiki, tezhip, minyatür, cam, çinicilik, hat, seyirlik oyun ve tiyatronun yanı sıra pek çok zanaat dalı da filiz vermiş; dokuma, halı, ahşap gibi işlemecilik mahsulü ürünlerle ülke ihtişam, işçilik ve zarafet yurdu haline gelmişti.</p>
<p>Bizi Osmanlı’nın sanat mirasıyla buluşturan bir serginin kapısını çaldık bu ay: “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” Sakıp Sabancı Müzesi’nde görebileceğiniz sergi Sultan Abdülaziz’in oğlu, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin sanatına dair yeni bir okuma vaat ederken, Osmanlı’da sanatın seyrini ve gelişim rotasını da gözler önüne seriyor.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in Venedikli ressamları saraya davet ederek portresini yaptırmasıyla resim sanatı saraya girmişti. Sanat saray tarafından desteklendiği gibi şahsî icraat da teşvik edilirdi. Padişahların hemen tamamı sanata alaka göstermiş, çoğu farklı sanat dallarında bizzat eser vermiştir. Geleneksel sanatlarda “Altın Çağ” olarak adlandırılan Kanûnî döneminden sonra şehzadelerin bir zanaat öğrenmesi gelenek haline getirildi. Şehzadeler kendileri için tayin edilen lala gözetiminde askerî ve fennî ilimlerde tahsil görürken, sanat alanında da işinin ehli bir sanatkâr tarafından eğitilirlerdi.</p>
<p>Resim sanatının Türk sanatında kendine yer bulması 19. yüzyıla tarihlenir. Batılılaşma hareketlerinin hâkim olduğu dönemin kaotik ortamında Abdülmecid Efendi, iyi bir bestekâr ve ressam olan babası Sultan Abdülaziz’den etkilenmiş olmalı. Dinlediğinizde Vivaldi yahut Mozart hissiyatı uyandıran “Gondol” adlı eseri Sultan Abdülaziz bestelemiştir. Sanata düşkünlüğü oğlu Şehzade Abdülmecid’e de zuhur etmiş olacak ki o da edebiyat, hat, müzik ve resim sanatları ile yakından ilgilenmişti.</p>
<p>Şeker Ahmed Paşa, saray ressamı Stanislaw Chelebowski, Osman Hamdi, Salvatore Valeri, II. Abdülhamid’in saray ressamı Fausto Zonaro, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Nazmi Ziya ve Şevket Dağ, çocukluk yılları sarayda geçen Abdülmecid Efendi’nin resim dersi aldığı ve ortak çalışmalara imza attığı sanatkârlardır.1</p>
<p>Tablolarında hem sokak hayatına hem de saray ve hususi hayata dair kompozisyonlara yer veren Abdülmecid Efendi 1909 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin fahri başkanlığını üstlenmiş, eserleri yurt içi ve yurt dışında sergilenmiştir. Çarşı, pazar, sokak ve harem tasvirlerinin yer aldığı tabloları Batı’nın ilgisini çeken Doğu dünyasını yansıtmaktadır. Ayrıca kompozisyonlarında Osmanlı hayatına girmekte olan modern zihniyeti okumak mümkündür.</p>
<p>Bu dağarcığı hatırınızda tutarak gezdiğinizde; Abdülmecid Efendi’nin hayatı ve sanatı üzerine kurgulanan serginin size görünenden daha fazlasını fısıldayacağı kesin.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cansever Yönetim Felsefesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/cansever-yonetim-felsefesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 21:35:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ağa Han Mimarlık Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Cansever]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4199</guid>

					<description><![CDATA[“Cansever Yönetim Felsefesi”nin dört ana sütunu şunlar olmalı: 1. Dünyada hiçbir çözüm ebediyen geçerli değildir. Açık uçlu, geliştirilmeye müsait, gelecek nesillerin iradesine ipotek koymayan çözümler peşinde olun. 2. Hükmetmeye değil, ahenge önem verin. Parça-bütün ilişkisini hakkaniyetle sürdürün. 3. Halka ve halkın yaşantısına yakın durun. Mütevazı olun. 4. Adil yönetimin temeli bilgidir. Bilgisiz eylem meşru değildir. 1- Bilge mimarın kafasını ömür boyu kurcalayan önemli meselelerden biri,  mağrur Fatih Camii ve külliyesinden mütevazı Beyazıt Camii ve külliyesine geçişteki esrardı. Birincisi katı, dikdörtgen, çevresine hükmeden, ilave kabul etmez emperyal bir yapı. İkincisi yumuşak, çevresiyle uyumlu, gelecek nesillerin katkılarına gülümseyen dervişane bir çözüm. Birincisi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Cansever Yönetim
Felsefesi”nin dört ana sütunu şunlar olmalı:</p>



<p>1. Dünyada hiçbir çözüm
ebediyen geçerli değildir. Açık uçlu, geliştirilmeye müsait, gelecek nesillerin
iradesine ipotek koymayan çözümler peşinde olun.</p>



<p>2. Hükmetmeye değil,
ahenge önem verin. Parça-bütün ilişkisini hakkaniyetle sürdürün.</p>



<p>3. Halka ve halkın
yaşantısına yakın durun. Mütevazı olun.</p>



<p>4. Adil yönetimin temeli
bilgidir. Bilgisiz eylem meşru değildir.</p>



<p>1- Bilge mimarın kafasını ömür boyu kurcalayan önemli meselelerden biri,  mağrur Fatih Camii ve külliyesinden mütevazı Beyazıt Camii ve külliyesine geçişteki esrardı. Birincisi katı, dikdörtgen, çevresine hükmeden, ilave kabul etmez emperyal bir yapı. İkincisi yumuşak, çevresiyle uyumlu, gelecek nesillerin katkılarına gülümseyen dervişane bir çözüm. Birincisi buyuruyor, ikincisi kucaklıyordu. Cansever’e göre Fatih’ten Beyazıt’a, tekebbürden tevazuya, bir defalık çözümden mütemadi çözüme uzanan köprü Şeyh Vefa Camii ve Külliyesiydi. Fatih, Şeyh Vefa’dan medreselerinin hepsinin başına geçerek ders vermesini rica etmesine rağmen o kendi küçük ortamından ayrılmıyor, önce kendi evinde tedrisatını yapıyor, sonra buna camii ve medreseyi ekliyor. Yani Şeyh Vefa’nın tesisi zaman içinde parçalar birbirine eklenerek meydana getiriliyor. “Bu, Fatih Külliyesi’ndeki karar verme sistematiğinin tam tersidir. (Orada) hükümdar yanında mimarla bir şema tayin ediyor ve o şemaya göre camii inşa ediliyor. O şemaya bir şey ekleyemiyor veya çıkaramıyorsunuz. Bu aslında geleceği dondurmaktır. Geleceğin oluşabilecek imkânlarının sizin yaptığınızdan daha iyi olması ihtimalinin olmadığını düşünmektir. Tabii bu da çok ciddi bir gururdur ve o gururun yeri yücelik değildir” (<em>Bir Semte Vefa</em>, Klasik Yayınları, 2009).</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2019">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a>&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
