﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muâviye &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/muaviye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Feb 2018 10:29:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Muâviye &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Muâviye Hz. Ali Yanlısı Sahabeyi Niçin İdam Ettirdi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/muaviye-hz-ali-yanlisi-sahabeyi-nicin-idam-ettirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 21:35:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Muâviye]]></category>
		<category><![CDATA[“Hucrü’l-hayr”]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3214</guid>

					<description><![CDATA[İslam tarihinin en tartışmalı kişiliklerinden Muâviye’nin halifeliği döneminde yaşanan bir hadise kendisi hakkındaki eleştirilere bir yenisini daha eklediği gibi fıkhî tartışmalara da kapı aralamıştır. Bu, faziletleri dolayısıyla “Hucrü’l-hayr” diye anılan Hucr b. Adî ve bir grup arkadaşının Hz. Ali (ra) taraftarlığı nedeniyle idam cezasına çarptırılması olayıdır. Hucr b. Adî, Kinde kabilesinden bir sahabîdir. Kardeşi Hâni b. Adî ile beraber Hz. Peygamber’i (sas) ziyaret ettiğini ve Kâdisiye Harbi’ne katıldığını biliyoruz. Hz. Ali ile beraber Cemel ve Sıffîn savaşlarında bulunmuştu. “Düşmanına karşı seninle beraber savaşan, sana sadık ve ileri görüşlü kırk bin kişiyi bıraktın” diyerek Hz. Hasan’ı (ra) da tenkit etmiş bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam tarihinin en tartışmalı kişiliklerinden Muâviye’nin halifeliği döneminde yaşanan bir hadise kendisi hakkındaki eleştirilere bir yenisini daha eklediği gibi fıkhî tartışmalara da kapı aralamıştır. Bu, faziletleri dolayısıyla “Hucrü’l-hayr” diye anılan Hucr b. Adî ve bir grup arkadaşının Hz. Ali (ra) taraftarlığı nedeniyle idam cezasına çarptırılması olayıdır.</p>
<p>Hucr b. Adî, Kinde kabilesinden bir sahabîdir. Kardeşi Hâni b. Adî ile beraber Hz. Peygamber’i (sas) ziyaret ettiğini ve Kâdisiye Harbi’ne katıldığını biliyoruz. Hz. Ali ile beraber Cemel ve Sıffîn savaşlarında bulunmuştu. “Düşmanına karşı seninle beraber savaşan, sana sadık ve ileri görüşlü kırk bin kişiyi bıraktın” diyerek Hz. Hasan’ı (ra) da tenkit etmiş bir sahabeydi. Muâviye’yi zalim olmakla suçlar, hakkında ağır ifadeler kullanmaktan çekinmezdi.</p>
<p>Muğîre b. Şu’be Kûfe valisiyken Hz. Ali’yi tenkit ettiğinde Hucr’un mescitte ayağa kalkarak ona cevap verdiğini kaynaklardan öğreniyoruz. Muğîre fiile dönüşmediği sürece sözlü muhalefete müdahale etmeyeceğini söylerdi. Ancak o vefat ettikten sonra Muâviye, Basra Valisi Ziyâd b. Ebih’i Kûfe valiliğine tayin ederek iki eyaletin valisi yaptı. Ne var ki Ziyâd, Muğîre kadar müsamahakâr değildi; muhalefete tahammülü yoktu. Kûfe’ye vali tayin edildiği zaman Hucr b. Adî’ye söyledikleri bu husustaki hassasiyetini gösteren çarpıcı ifadeler içerir:</p>
<p>“Biliyorsun ki seni tanıyorum. Ben ve sen -bildiğin konuda- Ali b. Ebû Tâlib’in sevgisi ve taraftarlığı konusunda beraberdik. Ancak durum başka şekilde gelişti. Allah aşkına bilirsin ki benim için kanından bir damla akıtırsan ben kanımın tamamını boşaltırım. Dilini tut ve evinde otur. Meclisime istediğin zaman gelip oturabilirsin. Benim yanımda bütün ihtiyaçların görülecektir. Beni kendine yeterli gör. Aceleci olduğunu biliyorum. Allah aşkına, ey Ebû Abdurrahman! Kendi hâlinde olasın. Bu alçak, akılsız ve ahmakların seni görüşlerinden caydırmaları konusunda dikkatli ol. Eğer sen bana karşı adileşirsen veya ben senin hakkını hafife alır ve ihmâl edersem bunu hem sana, hem kendime yakıştıramam.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2018">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fitne Döneminde Muâviye Gerçeği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/fitne-doneminde-muaviye-gercegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 22:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali’ye biat]]></category>
		<category><![CDATA[Muâviye]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2878</guid>

					<description><![CDATA[Efendimiz’e (sas) nübüvvet geldiğinde ona cephe alanlar arasında Ebu Süfyân da vardı. Nihayet oğlu Muâviye ile birlikte Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Muâviye’nin, Resulullah’a kâtiplik ve onun vefatının ardından Suriye üzerine gönderilen dört ordudan birinde komutan yardımcılığı yaptığını biliyoruz. Hz. Ömer (ra) zamanında önce Ürdün, sonra Şam valiliğine getirilen Muâviye, Hz. Osman (ra) döneminde Suriye genel valiliğine atandı. Hz. Ali (ra), hilafetinin başlangıcında Hz. Osman’ın diğer valileri gibi onu da görevinden azledecekti. Ancak Muâviye, Hz. Osman’ın katilleri cezalandırılmadıkça Hz. Ali’ye biat etmeyeceğini belirtiyor, üstelik bu tavrından taviz verecek gibi de görünmüyordu. Yazışmalar bir sonuca bağlanamayınca iki liderin kuvvetleri Sıffin’de karşı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendimiz’e (sas) nübüvvet geldiğinde ona cephe alanlar arasında Ebu Süfyân da vardı. Nihayet oğlu Muâviye ile birlikte Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Muâviye’nin, Resulullah’a kâtiplik ve onun vefatının ardından Suriye üzerine gönderilen dört ordudan birinde komutan yardımcılığı yaptığını biliyoruz.</p>
<p>Hz. Ömer (ra) zamanında önce Ürdün, sonra Şam valiliğine getirilen Muâviye, Hz. Osman (ra) döneminde Suriye genel valiliğine atandı. Hz. Ali (ra), hilafetinin başlangıcında Hz. Osman’ın diğer valileri gibi onu da görevinden azledecekti. Ancak Muâviye, Hz. Osman’ın katilleri cezalandırılmadıkça Hz. Ali’ye biat etmeyeceğini belirtiyor, üstelik bu tavrından taviz verecek gibi de görünmüyordu.</p>
<p>Yazışmalar bir sonuca bağlanamayınca iki liderin kuvvetleri Sıffin’de karşı karşıya geldi. Küçük çaplı çatışma ve ateşkeslerin ardından Hz. Ali’nin ordusu toplu taarruza geçti (miladi 657 yılındayız).</p>
<p>Gece gündüz aralıksız devam eden çarpışmalar Amr b. el-Âs’ın teklifiyle Muâviye tarafının Hz. Ali’nin ordusunu Kur’an’ın hakemliğine davet etmesi ve ardından meselenin tahkime götürülmesi (ihtilafın Kur’an’a göre çözülmek üzere hakemlere havalesi) kararıyla sona erdi. Bundan sonra mücadele diplomatik kanallarla ve zaman zaman sıcak temaslarla devam edecekti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-kasim2017">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
