﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Musul petrolleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/musul-petrolleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Oct 2017 09:30:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Musul petrolleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Musul, Erbil ve Kerkük’ün Büyük Kısmı Sultan II. Abdülhamid’in Tapulu Malıdır”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/musul-erbil-ve-kerkukun-buyuk-kismi-sultan-ii-abdulhamidin-tapulu-malidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2017 21:08:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Hulagü]]></category>
		<category><![CDATA[Musul petrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2738</guid>

					<description><![CDATA[Musul ve Kerkük’ün Sultan II. Abdülha¬mid’in tapulu malı olduğu iddiası doğru mu, yoksa bu bir şehir efsanesi mi? Bir defa bu mevzu şehir efsanesi değildir. Öteden beri vardır ve bütün yurtiçi ve yurtdışı kayıtlarda Sultan Abdülhamid’in ciddi bir mal varlığı¬nın olduğunu biliyoruz. Hem İngiliz evrakı, hem Osmanlı evrakı bunun delilidir. Bu konunun İngiliz dışişleri¬ni çok meşgul ettiğini de biliyoruz. La¬kin bu çok bahtsız bir mesele. Bizim devletimiz konuyu ne yazık ki ihmâl etti. Hanedan 1919’dan günümüze ka¬dar mahkemeleri zorluyor. İlk zaman¬lar hükümetle bir pazarlıkları da ol¬muş. İttihatçılar bir kısım malları vermek istedilerse de hanedan bu işe yanaşmamıştır. Avukatlar tutulmuş, birçok&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Musul ve Kerkük’ün Sultan II. Abdülha¬mid’in tapulu malı olduğu iddiası doğru mu, yoksa bu bir şehir efsanesi mi?</em></strong><br />
Bir defa bu mevzu şehir efsanesi değildir. Öteden beri vardır ve bütün yurtiçi ve yurtdışı kayıtlarda Sultan Abdülhamid’in ciddi bir mal varlığı¬nın olduğunu biliyoruz. Hem İngiliz evrakı, hem Osmanlı evrakı bunun delilidir. Bu konunun İngiliz dışişleri¬ni çok meşgul ettiğini de biliyoruz. La¬kin bu çok bahtsız bir mesele. Bizim devletimiz konuyu ne yazık ki ihmâl etti. Hanedan 1919’dan günümüze ka¬dar mahkemeleri zorluyor. İlk zaman¬lar hükümetle bir pazarlıkları da ol¬muş. İttihatçılar bir kısım malları vermek istedilerse de hanedan bu işe yanaşmamıştır. Avukatlar tutulmuş, birçok şirketle anlaşılmış; daha ilginci, bir davayı da kazanmışlar. Ama so-nu gelmemiş. Dolayısıyla hep peşinde olunmuş bir mesele.</p>
<p><strong><em>Nasıl bir mirastan bahsediyoruz?</em></strong><br />
Devasa! Mesela bugün baktığınızda Musul, Kerkük ve Bağdat’ın da içeri¬sinde olduğu 16 milyon dönümlük bir arazi söz konusu. Abdülhamid’in Kerkük’te az serveti olsa da Erbil’de muazzam arazisi var. Ortadoğu’nun -Fı-rat-Dicle arasında- çok özel yerlerinde bulunan araziler bunlar. Bilhassa tapu kayıtlarında petrol bulunan yerlerin olduğunu görebiliyoruz. Fakat özellik¬le Cumhuriyet sonrasında devlet bu işe hiç sıcak bakmadı. Bence burada bir eksiklik var. Ortadoğu’da stratejik ve iktisadî mânâda var olma mücade¬lesi verdiğimiz bir hengâmda bunun devlet tarafından kullanılması lâzım. Çünkü hanedan bu işe sıcak bakar.</p>
<p><strong><em>Hanedanın tavrı müspet olur yani…</em></strong><br />
Kesinlikle olur. Hanedan bu işi kö¬tüye kullansa Türkiye’nin elinden malları alabilir. Hukuken sonuna ka¬dar haklı çünkü. Ama kötü niyetli de¬ğiller. Hiçbir hanedan üyesi bütün sı¬kıntılara rağmen Türkiye aleyhinde hiçbir zaman konuşmamıştır. Ama bunun da bir nihaî sınırı var diye dü¬şünüyorum. Bu konuda hanedan açık¬ça ihanete uğramıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-ekim2017">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Gök Sultan’ın Kerkük’teki İzleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/gok-sultanin-kerkukteki-izleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2017 21:05:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[İKBY]]></category>
		<category><![CDATA[Kerkük]]></category>
		<category><![CDATA[Musul petrolleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2732</guid>

					<description><![CDATA[Necip Fazıl, “Fatih’ten yola çıkıp nereye varılmaz ki?” demişti. Bu söz ayniyle Sultan II. Abdülhamid için de geçerli. Geçtiğimiz ay doğumunun 175. yıldönümünü idrak ettiğimiz Sultan II. Abdülhamid’den de yola çıkınca hangi paslı kapılar gıcırdamıyor ki? Siyonizmin de, Ermeni sorununun da, İslam alemini büken Haçlı kıskacının da, eğitim-öğretim yaramızın da o devirden akıp gelen bir tarafı muhakkak çıkıyor. İşte o paslı kapılardan biri, dergiyi yayına hazırlarken yeniden gıcırdadı. Mesut Barzani liderliğindeki İKBY, bağımsız olmayı bir kenara bırakın, kendini Siyonist kıskaca tamamen teslim edecek bağımsızlık referandumundan bütün ikazlara rağmen vazgeçmedi ve Türkiye gerekirse askerî seçeneği de masaya koyduğunu açıkladı. İşte bu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Necip Fazıl, “Fatih’ten yola çıkıp nereye varılmaz ki?” demişti. Bu söz ayniyle Sultan II. Abdülhamid için de geçerli. Geçtiğimiz ay doğumunun 175. yıldönümünü idrak ettiğimiz Sultan II. Abdülhamid’den de yola çıkınca hangi paslı kapılar gıcırdamıyor ki? Siyonizmin de, Ermeni sorununun da, İslam alemini büken Haçlı kıskacının da, eğitim-öğretim yaramızın da o devirden akıp gelen bir tarafı muhakkak çıkıyor.</p>
<p>İşte o paslı kapılardan biri, dergiyi yayına hazırlarken yeniden gıcırdadı. Mesut Barzani liderliğindeki İKBY, bağımsız olmayı bir kenara bırakın, kendini Siyonist kıskaca tamamen teslim edecek bağımsızlık referandumundan bütün ikazlara rağmen vazgeçmedi ve Türkiye gerekirse askerî seçeneği de masaya koyduğunu açıkladı.</p>
<p>İşte bu sıradadır ki, basınımızda 1926 Ankara Antlaşması’ndan Lozan’a uza¬nan bir dizi tartışma boy verdi ve dikkatler tarihe mıhlandı. Tarihten müdahale gerekçesi çıkarılmaya çalışıldı. Ama kimse Sultan Abdülhamid’in Musul Vilayeti’ndeki muazzam mal varlığını gündeme getirmedi. Nerelerde mi var emlaki? Basra ve Bağdat vilayetleri haricinde Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil, Kerbela, Samarra, Zaho vb. yerlerdeki kimisi petrol ve maden imtiyazı olmak üzere Osmanlı hanedanı üzerine tapulanmış koca bir servet yatıyor ve nedense Türkiye devleti bu meselenin üzerine gitmiyor.</p>
<p>Neden gidilmediğini ve gidildiği takdirde Barzani’nin başkent yaptığı Erbil dahil bütün bu topraklardaki arazi tapularının Türkiye’nin lehine ne tür hukukî sonuçlar doğuracağını değerli tarihçi Prof. Dr. Metin Hülagü ile ayrıntısıyla konuştuk ve böylece gündeme bir menfez açmaya çalıştık. Bu arada dergimizdeki belgelerden bir kısmının ilk kez yayımlandığını hatırlatalım.</p>
<p>Kapak dosyamızın Son Sultan’ın bugünü de kucaklayan dehasına yeni bir yol açacağı kanaatindeyiz. Bu arada Eylül’ün 19’unda Bakırköy Adliyesi’nde Mayıs sayımızda neşrettiğimiz Latife Hanım’ın mektubu davamızın ilk duruşması yapıldı. Dualarınızı daima yanımızda hissettik. Davaya 31 Ekim tarihinde devam edilecek. Durmak yok; yola devam diyor, yeni sayılarda ilk sayımızdaki coşkuyla buluşmayı diliyoruz.</p>
<p>Hayırla kalınız efendim.</p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Musul Petrollerini İngilizlere Sunan Ermeni Kalust Gülbenkyan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/musul-petrollerini-ingilizlere-sunan-ermeni-kalust-gulbenkyan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Okumuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 21:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Battuta]]></category>
		<category><![CDATA[Musul petrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Standard Oil şirketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2703</guid>

					<description><![CDATA[Musul petrollerinin varlığı çok eskiden beri bilinirdi. Bölgede depremler neticesinde çatlaklar oluşur, derinlerde bulunan petrol çatlaklardan yüzeye çıkar, hatta içinde gaz bulunduğundan bazen fışkırdığı olur, şehir ve köylerin çeşitli yerlerinde petrol gölcükleri oluşurdu. Musul’a gelen seyyah ve tüccarların gözünden kaçmayan bu durum detaylarıyla anlatılmıştır. İbn Battuta ziftin toplanması için havuzlar yapıldığını ve daha çok kayaların etrafında çıktığını anlatır. Evliya Çelebi’nin Musul için “memba- ı zift” tabirini kullanması manidardır. Petrolün asıl hükümranlığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlar. Edwin Drake’in 1859’da sondajla petrol çıkarmasıyla Amerika’da başlayan petrolün saltanatı 20. asırda dünyayı saracaktır. Rockefeller’in başında bulunduğu Standard Oil şirketi muazzam bir kazanç elde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Musul petrollerinin varlığı çok eskiden beri bilinirdi. Bölgede depremler neticesinde çatlaklar oluşur, derinlerde bulunan petrol çatlaklardan yüzeye çıkar, hatta içinde gaz bulunduğundan bazen fışkırdığı olur, şehir ve köylerin çeşitli yerlerinde petrol gölcükleri oluşurdu. Musul’a gelen seyyah ve tüccarların gözünden kaçmayan bu durum detaylarıyla anlatılmıştır. İbn Battuta ziftin toplanması için havuzlar yapıldığını ve daha çok kayaların etrafında çıktığını anlatır.</p>
<p>Evliya Çelebi’nin Musul için “memba- ı zift” tabirini kullanması manidardır. Petrolün asıl hükümranlığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlar. Edwin Drake’in 1859’da sondajla petrol çıkarmasıyla Amerika’da başlayan petrolün saltanatı 20. asırda dünyayı saracaktır. Rockefeller’in başında bulunduğu Standard Oil şirketi muazzam bir kazanç elde edip kartel haline gelmiş, arka arkaya pek çok petrol şirketi kurulmuş, bunlar dünyanın çeşitli yerlerinde kuyular açmış ve işletmişlerdir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-eylul2017">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
