﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Napolyon Bonapart &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/napolyon-bonapart/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Mar 2022 11:02:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Napolyon Bonapart &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geç Kalan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/7988/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:20:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Akka Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ezher Camii Külliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kahire]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[Saydâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7988</guid>

					<description><![CDATA[Napolyon Bonapart (Napoleon Bonaparte), kalabalık bir ordunun başında 1798’in Temmuz&#8217;unda Mısır topraklarına girmişti. İngilizlerin Hindistan ile bağlantısını koparmak ve Fransızlara İslâm coğrafyasının merkezinde yer açmak için planlanan bu seferin Kahire ayağı, kapsamlı bir halk ayaklanmasına sahne oldu. 21-22 Ekim günlerinde şehir halkı işgalcilere karşı hareket geçince, Fransızlar da Kahire Kalesi’ne yerleştirdikleri toplarla sivilleri bombalamaya başladı. Bizzat Napolyon’un da katıldığı çatışmalarla ayaklanma bastırıldı ve sağ kalanlar Ezher Camii Külliyesi’ne sığınarak canlarını kurtarabildiler. 6 bine yakın Kahirelinin hayatını kaybettiği ayaklanma sırasında, Napolyon’un “Tanrı’nız size yardıma geç kaldı. Siz başladınız, ama ben bitireceğim!” dediği rivayet edilir. Birkaç ay sonra, Napolyon bu kez Akka&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Napolyon Bonapart (Napoleon Bonaparte), kalabalık bir ordunun başında 1798’in Temmuz&#8217;unda Mısır topraklarına girmişti. İngilizlerin Hindistan ile bağlantısını koparmak ve Fransızlara İslâm coğrafyasının merkezinde yer açmak için planlanan bu seferin Kahire ayağı, kapsamlı bir halk ayaklanmasına sahne oldu. 21-22 Ekim günlerinde şehir halkı işgalcilere karşı hareket geçince, Fransızlar da Kahire Kalesi’ne yerleştirdikleri toplarla sivilleri bombalamaya başladı. Bizzat Napolyon’un da katıldığı çatışmalarla ayaklanma bastırıldı ve sağ kalanlar Ezher Camii Külliyesi’ne sığınarak canlarını kurtarabildiler. 6 bine yakın Kahirelinin hayatını kaybettiği ayaklanma sırasında, Napolyon’un “Tanrı’nız size yardıma geç kaldı. Siz başladınız, ama ben bitireceğim!” dediği rivayet edilir.</p>
<p>Birkaç ay sonra, Napolyon bu kez Akka Kalesi önlerinde göründü. Valisi olduğu Saydâ vilayetini Akka’dan yönetmekte olan Cezzâr Ahmed Paşa -ki bu sırada 80 yaşlarındaydı-, 20 Mart 1799’da başlayan kuşatmaya tam iki ay boyunca kahramanca direniş gösterecek, şımarık Fransız’a dünya tarihine geçecek bir ders verecekti. Akka Kuşatması’nın, Napolyon’un Mısır ve Suriye seferleri için gerçek bir dönüm noktası olduğunda ve hayalini kurduğu sömürgelerden bu sebeple vazgeçmek durumunda kaldığında bugün bütün kaynaklar hemfikir.</p>
<p><em>Derin Tarih</em>, Mart 2022 sayısında, Akka Kuşatması’nın yıldönümü vesilesiyle şu sorunun cevabını arıyor: Napolyon, Doğu serüveniyle ne yapmak istedi ve eline ne geçti?</p>
<p>Birbirinden kıymetli isimlerin katkıda bulunduğu dosyamızın, Fransa’nın bugün İslâm coğrafyasındaki etkinliğini anlamaya büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hiçbir hadise bir günde ve akşamdan sabaha gerçekleşmediğine göre, Napolyon’u anlamak, aslında bugünün dengelerini de kavramak olacaktır.</p>
<p>Geleneğimizi bozmayarak, bu sayımızda, siz kıymetli okurlarımıza 1915 Çanakkale Zaferi’ni konu edinen kapsamlı bir ek takdim ediyoruz. Ayrıca, geçen sayımızda vermiş olduğumuz ek kitaplara gösterilen olağanüstü teveccühün, benzer çalışmaları sürdürmek için bizi yüreklendirdiğini ifade etmem gerekir. Bu vesileyle, yakında başka sürprizlerimizin de olacağını şimdiden haber vermek isterim.</p>
<p>Yeni sayımıza kadar, hayırla kalınız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransızların Mısır’ı İşgali</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/fransizlarin-misiri-isgali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil İbrahim Erol]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[FORIF]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[ortadogu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7985</guid>

					<description><![CDATA[İslamofobinin, yani İslâm karşıtlığının Avrupa ülkeleri arasında son zamanlarda hiç olmadığı kadar yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Bunun son 20 senedir Ortadoğu’dan Afrika’ya uzanan İslâm coğrafyasındaki kaos ve savaşlardan bağımsız olduğunu düşünmek oldukça zor. Amerika’nın 2003 yılında Irak’ı işgali etmesi bu kaosun başlangıç noktasına yerleştirilebilir. Akabinde naif bir şekilde isimlendirilen “Arap Baharı” ile Ortadoğu ve Afrika’da şahit olunan çatışma ve savaşlar, bu coğrafyada yaşayan halklar başta olmak üzere birçok insanın hayatını etkilediği gibi bölgenin sınırlarını aşan bir krize dönüşmüştür. Bunun da muhtemel tesiriyle Avrupa’nın en kalabalık Müslüman nüfusunu barındıran Fransa, İslâm karşıtlığında en öne çıkan Batılı ülkelerdendir. FORIF (Le forum de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslamofobinin, yani İslâm karşıtlığının Avrupa ülkeleri arasında son zamanlarda hiç olmadığı kadar yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Bunun son 20 senedir Ortadoğu’dan Afrika’ya uzanan İslâm coğrafyasındaki kaos ve savaşlardan bağımsız olduğunu düşünmek oldukça zor. Amerika’nın 2003 yılında Irak’ı işgali etmesi bu kaosun başlangıç noktasına yerleştirilebilir. Akabinde naif bir şekilde isimlendirilen “Arap Baharı” ile Ortadoğu ve Afrika’da şahit olunan çatışma ve savaşlar, bu coğrafyada yaşayan halklar başta olmak üzere birçok insanın hayatını etkilediği gibi bölgenin sınırlarını aşan bir krize dönüşmüştür. Bunun da muhtemel tesiriyle Avrupa’nın en kalabalık Müslüman nüfusunu barındıran Fransa, İslâm karşıtlığında en öne çıkan Batılı ülkelerdendir. FORIF (Le forum de l’Islam de France-Fransa İslam Forumu) bu karşıtlığın sistematik ve müesses hali olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni bir diyaloğun imkânı ve ülkedeki Müslümanları temsil için kurulduğu iddia edilen bu forumun aslında İslâm’ın Fransa’nın menfaatlerine uygun olarak şekillendirilmek gayesiyle tesis edildiğine dikkat çekilmektedir. Aslında geçmişten günümüze bazı ilişki biçimlerinin hiç de değişmediğini söylemek gereksiz olacaktır. Yine de, bazı şeyler unutulduğunda toplumsal-tarihsel hafızanın zaman kazandırma kabiliyetinin tersine döndüğü gerçeğini çarpıcı bir şekilde hatırlatmaktadır bize.</p>
<p>Genel olarak Batılıların, özelde ise Fransızların İslâm ya da Müslümanlarla ilişki kurma biçimindeki tezatlar aslında hiç de yeni değil. Bu durum Fransızlar söz konusu edildiğinde 200 yıllık bir geçmişe sahip olan Mısır’ın işgaline kadar geri götürülebilir. Temmuz 1798’de Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız askerleri Mısır’ı işgal etmişlerdi. Üç yıl süren işgal Mısır-Osmanlı bağlamında olduğu kadar dahili-harici, bir başka açıdan ise yerel-bölgesel birçok değişimi beraberinde getirecektir.</p>
<p>İşgalin sağlıklı bir değerlendirmesini yapmanın yolu, onu geniş ölçekli tarihî bağlamına yerleştirmekten geçiyor. Aslında bu belki de harcı alem olmuş bir usuldür; ancak pratikte hâlâ kolayca gözden kaçabilmektedir. Dolayısıyla öncelikle küresel emperyalist arenaya kısaca değinmekte yarar var. Bunun yanı sıra “Devrim Fransa’sının” kendi iç dinamikleri ayrıca önem arz etmektedir. Bilindiği üzere 18. asrın son dönemi Fransızlar açısından oldukça netameli bir sürece denk gelir. Gerek emperyalist rekabette Amerika ve Hindistan’da kaybettiği sömürge toprakları, gerekse devrim sürecine giden, hatta sonrasında da devam eden iç savaş ve peşi sıra doğurduğu karışıklıklar, en sonunda devrimin kendi çocuklarını da yediği “terör dönemi” Fransızları kaotik bir geçiş sürecinin bitmek bilmez zorluklarıyla karşı karşıya bırakmıştır. Bu hususlara ilave olarak, Napolyon’un Fransız yönetimi açısından kontrol edilemez olması, Mısır’ın işgaline giden sürecin önemli veçhelerinden bir diğerini teşkil etmektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Napolyon Akka’nın Kalbinden Nasıl Çıkarıldı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/napolyon-akkanin-kalbinden-nasil-cikarildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kamuran Şimşek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:09:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Akka Kuşatması]]></category>
		<category><![CDATA[Amiral Nelson]]></category>
		<category><![CDATA[Desaix]]></category>
		<category><![CDATA[Menou]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7981</guid>

					<description><![CDATA[Napolyon Bonapart Mısır’ı işgal ederek hem Akdeniz’de üstünlük sağlayabilecek bir üs elde etmeyi hem de İngilizlerin Uzakdoğu’daki ticaretini sekteye uğratmayı amaçlıyordu. 1798’de gerçekleştirdiği Mısır Seferi, başta 1799 tarihli Akka Kuşatması olmak üzere, Doğu Akdeniz’de önemli gelişmelere kapı aralayacaktı. Osmanlı Devleti stratejik açıdan ehemmiyetli olan Mısır’ın Fransızların saldırısına maruz kalması üzerine bazı önlemler aldı. Fransızları Mısır’dan çıkarmak amacıyla İngiltere ve Rusya gibi devletlerle ittifak yapılmasının yanı sıra bölgeye ordu sevk edilmesi için çalışmalar başlatıldı. Öte yandan, İngilizler bölgedeki menfaatlerini korumak amacıyla bir yandan Osmanlı Devleti ile ittifak kurmaya çalışırken, diğer yandan Napolyon’un peşine düştüler ve bu iş için görevlendirdikleri Amiral Nelson’un&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Napolyon Bonapart Mısır’ı işgal ederek hem Akdeniz’de üstünlük sağlayabilecek bir üs elde etmeyi hem de İngilizlerin Uzakdoğu’daki ticaretini sekteye uğratmayı amaçlıyordu. 1798’de gerçekleştirdiği Mısır Seferi, başta 1799 tarihli Akka Kuşatması olmak üzere, Doğu Akdeniz’de önemli gelişmelere kapı aralayacaktı.</p>
<p>Osmanlı Devleti stratejik açıdan ehemmiyetli olan Mısır’ın Fransızların saldırısına maruz kalması üzerine bazı önlemler aldı. Fransızları Mısır’dan çıkarmak amacıyla İngiltere ve Rusya gibi devletlerle ittifak yapılmasının yanı sıra bölgeye ordu sevk edilmesi için çalışmalar başlatıldı. Öte yandan, İngilizler bölgedeki menfaatlerini korumak amacıyla bir yandan Osmanlı Devleti ile ittifak kurmaya çalışırken, diğer yandan Napolyon’un peşine düştüler ve bu iş için görevlendirdikleri Amiral Nelson’un emrine 14 büyük harp gemisi verdiler. İngiliz donanması 27 Haziran 1798’de İskenderiye önlerine gelip açıkta demirledi. Sandallarla limana gönderilen memurlar, İskenderiye eşrafından görüştükleri kişilere Fransızların geldiğini haber vermek suretiyle Mısırlıları uyarmaya çalıştılar. Ancak İskenderiye ileri gelenleri, kendilerine yardım teklif eden İngilizlerin bir hileye başvurdukları düşüncesiyle bu teklifi reddettiler. Lakin İngilizler bölgeden uzaklaştıktan kısa süre sonra Napolyon Bonapart İskenderiye önlerine ulaşacaktı.</p>
<p>Mısır Seferine hazırlanan Fransız donanmasında 30 büyük savaş gemisi ve 400’den fazla nakliye gemisi bulunmaktaydı. Ayrıca 38 bin civarındaki askerlerin 24 bini piyade, 4 bini süvari, 3 bini topçu olup kalanlar geri hizmetten sorumluydu. Fransız ordusu Kleber, Reynier, Bon, Desaix ve Menou’nun kumandanlığı altında beş tümenden meydana geliyordu. Toulon’da hazırlıklarını tamamlayan Napolyon, önce Malta’yı ele geçirmiş, adada altı gün kaldıktan sonra yönünü Mısır’a çevirmişti. Ciddi bir mukavemetle karşılaşmayan Fransız donanması İskenderiye’yi kolayca ele geçirdi. Ardından birkaç firkateyni, küçük savaş gemileri ile nakliye gemilerini limana soktular. Geriye kalan büyük harp gemileri ise Ebukır’da demirlemişti. İngiliz Amiral Nelson, Fransızların bu donanmasını fark edince, kara ile arasına girip demir attı. Bu durum karşısında hayli şaşıran Fransızlar harekete geçtiler.</p>
<p>Yaklaşık üç saat süren savaş neticesinde Fransızların 10 büyük gemisinden dokuzu İngilizlerin eline geçti. Ayrıca 74 toplu bir gemi yakıldı, üç kıta gemi de İngilizler tarafından ele geçirildikten sonra tahrip edildi. Fransızların biri 80, diğeri 74 toplu iki kalyonu, 40’ar toplu iki firkateyni, 14 toplu iki korveti ve iki bomba gemisi kaçıp kurtulabilmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MARTYN DOWNER: SULTAN III.SELİM’İN AMİRAL NELSON’A HEDİYE ETTİĞİ MÜCEVHER AVRU-PA’DA ALATURKA MODASI BAŞLATMIŞTI</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/martyn-downer-sultan-iii-selimin-amiral-nelsona-hediye-ettigi-mucevher-avru-pada-alaturka-modasi-baslatmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Martyn Downer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2021 05:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Amiral Horatio Nelson]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Mücevher]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[Nil Muharebesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6650</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY Sultan’ın Kayıp Mücevheri hakikaten titiz bir araştırmanın mahsulü, mücevherin kendisi gibi göz alıcı bir kitap. Amiral Nelson’ı Osmanlı İmparatorluğu tarafından böyle anlamlı bir hediyeyle onurlandırılacak kadar önemli kılan neydi? O muhteşem Çelenk’i (sorguç), üzerinden iki asrı aşkın süre geçmesine rağmen bugün bir röportajın başkahramanı yapan nedir sizce? 1 Ağustos 1798 tarihinde Amiral Horatio Nelson, Nil Muharebesi’nde Fransızların işgali altındaki Mısır açıklarında demir atmış olan Fransız donanmasını yok etti. Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu Temmuz ayında İngilizlerin elindeki Hindistan’a ulaşma arzusuyla Osmanlı hakimiyetindeki Mısır’ı işgal etmişti. Nelson’ın zaferi Fransızları Mısır’da tuzağa düşürerek, Suriye üzerinden karadan bir kaçış&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY</strong></p>
<p><strong>Sultan’ın Kayıp Mücevheri hakikaten titiz bir araştırmanın mahsulü, mücevherin kendisi gibi göz alıcı bir kitap. Amiral Nelson’ı Osmanlı İmparatorluğu tarafından böyle anlamlı bir hediyeyle onurlandırılacak kadar önemli kılan neydi? O muhteşem Çelenk’i (sorguç), üzerinden iki asrı aşkın süre geçmesine rağmen bugün bir röportajın başkahramanı yapan nedir sizce?</strong></p>
<p>1 Ağustos 1798 tarihinde Amiral Horatio Nelson, Nil Muharebesi’nde Fransızların işgali altındaki Mısır açıklarında demir atmış olan Fransız donanmasını yok etti. Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu Temmuz ayında İngilizlerin elindeki Hindistan’a ulaşma arzusuyla Osmanlı hakimiyetindeki Mısır’ı işgal etmişti. Nelson’ın zaferi Fransızları Mısır’da tuzağa düşürerek, Suriye üzerinden karadan bir kaçış rotası aramak zorunda bıraktı. İşgalden önce Fransızlar Türkiye ile İngilizlerden daha iyi dostluk ilişkilerine sahipti. Hatta Bonapart, Osmanlı padişahı Sultan III. Selim’i Mısır’daki isyancı Memlûk kabilelerini bastırmaya yardım ettiğine inandırmaya bile çalışmıştı. Ancak Sultan ve Türk halkı, topraklarının işgal edilmesine öfkelendi ve intikam yemini ederek, Fransızları yenmek için bir ordu gönderdi. Sultan zaferinden dolayı Nelson’a şaşaalı bir armağan vermek istemişti. Türkiye’de kahraman askerlere Çelenk adı verilen sade sarık sorguçları vermek kadim bir gelenekti. Ancak Sultan Selim, Nelson için olağandışı bir jest olarak imparatorluk hazinesinden bir elmas sorguç mücevherini seçti. Çok iyi yetişmiş ve romantik fikirli biri olan Sultan, savaşçılara ve kahramanlara hayrandı. Mücevher Sultan Selim’in şahsî zevkinin bir sembolü olmakla birlikte, aynı zamanda Türkiye ile İngiltere arasında 200 yıl sonra bile süren kalıcı bir dostluğun da sembolü oldu. 2018 yılı gibi yakın bir tarihte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere’de York Dükü ve dönemin Dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın katıldığı bir etkinlikte Çelenk’i tam da bu ifadelerle takdim etti.</p>
<p><strong>Çelenk nasıl oldu da dünyanın ve İngiliz tarihinin en ikonik elmaslarından biri, Nelson’un alâmet-i farikası haline geldi?</strong></p>
<p>Horatio Nelson Nil Muharebesi sonrası kazandığı uluslararası şöhretin tadını çıkarmakla birlikte, onu iyi de değerlendirdi. Kendisine para, madalyalar ve unvanlar verilmişti; ancak o, Sultan’ın paha biçilmez armağanıyla özellikle gururlanıyordu. Kral III. George tarafından Lord yapılan Nelson, yeni armasına Çelenk’in bir çiziminin de dâhil edilmesini sağladı. Böylece Çelenk geniş çevrelerce tanındı. Kendisinin de beklediği gibi, mücevher kısa sürede onun cesaretinin ikonik ve emsalsiz bir sembolü, şöhretini yansıtmanın da aracı haline geldi.</p>
<p><strong>Bildiğimiz kadarıyla Amiral Nelson Osmanlı geleneklerine aşina değildi. Doğrusu armağanı nasıl karşıladığını merak ediyoruz. Mesela bugün bizim heyecanlandığımız kadar heyecanlanmış mıydı?</strong></p>
<p>Sultan, Çelenk’i Nelson’ın Nil Muharebesi sonrası gittiği (ve Emma, yani Leydi Hamilton ile meşhur gönül ilişkisinin başladığı) Napoli’ye deniz yoluyla göndermişti. Mücevheri Türk elçiler, 1798 yılı Aralık’ında, Napoli Fransızlar tarafından işgal edilmeden hemen önce, İngiliz Büyükelçiliği’ndeki aceleye getirilmiş bir törenle takdim ettiler. Nelson hemen Sultan’a bu paha biçilmez armağan için minnettarlığını bildiren bir mektup yazdı; ancak Çelenk’i diğer İngiliz madalyalarının yanına takmasına izin verilip verilmeyeceğinden emin değildi. İngiltere kralından yabancı bir hükümetin verdiği madalyayı takmak için izin alması gerekiyordu. Sonunda Çelenk’i bir sarık mücevherini taklit ederek amiral şapkasına taktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2021">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
