﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Napolyon &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/napolyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Mar 2022 08:05:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Napolyon &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Napolyon’un Mısır İşgalini Sonlandıran Suikast</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/napolyonun-misir-isgalini-sonlandiran-suikast/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Şasa]]></category>
		<category><![CDATA[Direktuvar]]></category>
		<category><![CDATA[General Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Deschamps]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Talleyrand]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7977</guid>

					<description><![CDATA[“Fakat her şeyden önce bu seferin medenileştirici bir misyonu (mission civilisatrice) olacaktır. General Bonapart bu ülkeye ihtiyacı olan her şeyi götürecek, her disiplinden bilginleri barındıran geniş bir ekibin başında yer alacaktır. Böylece 3000 yıldır büyük uygarlıkların doğumuna tanık olmuş bu topraklara gereken saygıyı göstereceğiz. Cumhuriyetimiz bu toprakların mirasına sahip çıkmak istiyor.” Senaryosunu rahmetli Ayşe Şasa’nın yazdığı, yönetmenliğini Jacques Deschamps’ın yaptığı 2008 yılına ait Dinle Neyden filminde geçen bu ifadeler Avrupa sömürgeciliğinin en belirgin söyleminin küçük bir özetinden ibaretti. Napolyon Bonapart’ın Mısır Seferini önlemek için yapılan müzakereleri ve eski bir Osmanlı paşası olan tekke şeyhi Nuri Dede Efendi’nin bu müzakerelere katkısını&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Fakat her şeyden önce bu seferin medenileştirici bir misyonu (<em>mission civilisatrice</em>) olacaktır. General Bonapart bu ülkeye ihtiyacı olan her şeyi götürecek, her disiplinden bilginleri barındıran geniş bir ekibin başında yer alacaktır. Böylece 3000 yıldır büyük uygarlıkların doğumuna tanık olmuş bu topraklara gereken saygıyı göstereceğiz. Cumhuriyetimiz bu toprakların mirasına sahip çıkmak istiyor.”</p>
<p>Senaryosunu rahmetli Ayşe Şasa’nın yazdığı, yönetmenliğini Jacques Deschamps’ın yaptığı 2008 yılına ait <em>Dinle Neyden</em> filminde geçen bu ifadeler Avrupa sömürgeciliğinin en belirgin söyleminin küçük bir özetinden ibaretti. Napolyon Bonapart’ın Mısır Seferini önlemek için yapılan müzakereleri ve eski bir Osmanlı paşası olan tekke şeyhi Nuri Dede Efendi’nin bu müzakerelere katkısını konu alan film, söz konusu görüşmelerin başarısızlığa uğramasını dramatik biçimde ele alır. Yukarıda geçen sözler ise Fransa’da dönemin kudretli siyasetçisi ve Dışişleri Bakanı Charles-Maurice de Talleyrand’ın temsilcisinin ağzından aktırılır. Peki, kendi ülkesini Osmanlı İmparatorluğu ile hasım kılacak kadar gözünü karartan Napolyon’u Mısır Seferine iten nedenler nelerdi?</p>
<p>*</p>
<p>1789 Fransız İhtilali’nin hemen ertesinde iç hesaplaşmalar ve çatışmalara sahne olan Fransa’da, direktörler ve meclislerden oluşan bir “Direktuvar” (Directoire) hükümeti iktidara gelmişti. Her ne kadar “Birinci Cumhuriyet” olarak anılan bu yeni rejim belli oranda siyasî temsile dayanıyor görünmekteyse de, elitlerin menfaatleri toplumun menfaatlerine baskın gelmekte ve yeni yönetimi kırılganlaştırmaktaydı. General Napolyon Bonapart’ın aralarında olduğu asker grubu, krizden çıkışın dış askerî etkinliğe yönelmekle mümkün olacağı hususunda siyasî idarecileri ikna etmeye çalışıyordu. İç buhran riskini en aza indirme fikri İtalya ve Mısır seferlerini tetikleyen bir ilk neden olmuştur, fakat tek neden değildir.</p>
<p>Mısır Seferinin bir diğer nedeni, Fransızların İngilizlerle rekabetiyle ilgilidir. Napolyon, İngilizlerin Akdeniz’deki hâkimiyetini bitirmek, Akdeniz’den Ortadoğu’ya oradan da Hindistan’a uzanan ticaret ve ikmal yollarını ele geçirmek niyetindeydi. Hindistan’a giden en kısa yolun Mısır’dan geçtiği düşünülürse, Britanya İmparatorluğu’nun doğrudan hedefler arasında olduğu söylenebilir. Bir diğer neden, doğrudan Fransız sömürgeciliğinin geldiği aşamaya dairdir. Cumhuriyet döneminde Fransız sömürgeciliğini kurumsallaştırma ve genişletme hedefi ortaya çıkmıştır. Böylece zengin kaynaklar ve ticaret ağı Fransa’nın denetimine geçirilecektir. Mısır Seferinin bir başka gerekçesi, Haçlı Seferleri ile benzerlik taşır: Ortadoğu’da Hıristiyanların kutsal kabul ettiği toprakları işgal ederek içeride yeni rejimin meşruiyetini tahkim etmek. Böyle bu işgalin sadece Fransa Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşları üzerinde değil, hasım olarak gördükleri Avrupalı milletler üzerinde de tesire sahip olacağı beklenebilir bir durumdur. Ayrıca, getirilen pek çok Avrupalı bilginle bu coğrafya hakkında bilgi üretim tekeli oluşturulması hedeflenmiştir. Bölgesel tarih yazımını kendi tekeline alma niyeti, artık Fransa’nın merkeziyetçi, katı ve doğrudan sömürgecilik tarzının bir parçasıdır. Nitekim sonraki dönemlerde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Fransız sömürgeciliği yararına bu birikimden istifade edilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Napolyon’un Savaş Makinesinin Sırrı Neydi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/napolyonun-savas-makinesinin-sirri-neydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kahraman Şakul]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Gribeauval]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyonik]]></category>
		<category><![CDATA[stratejist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7971</guid>

					<description><![CDATA[Fransız İhtilali pek çok alanda olduğu gibi askerî sahada da yeni bir çığır açtı. Bu süreçte Fransız devrimciler başroldeydiler. Aslında 1763-89 askerî ıslahatları sayesinde Fransa’nın karışık düzen (ordre mixed) diye bilinen güçlü bir muharebe nizamı zaten vardı. Tüfek cenginde azamî yaylım ateşi sağlayan uzun ama ince piyade safları, süngü hücumunda ivme ve tesir gücü yüksek kalın saflı kalabalık kıtalar, araziye serpiştirilmiş hafif avcı kıtaları ve Gribeauval’ın hareketli sahra topçuluğu&#8230; Meraklı okur bunun neye benzediğini Mısır Seferi’ni konu alan herhangi bir yağlıboya tabloya bakarak öğrenebilir. Bu sistem kan bağından ziyade yetenek ve liyakatleri sayesinde yükselen subayların emrindeki devasa yurttaş ordusu ile&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransız İhtilali pek çok alanda olduğu gibi askerî sahada da yeni bir çığır açtı. Bu süreçte Fransız devrimciler başroldeydiler. Aslında 1763-89 askerî ıslahatları sayesinde Fransa’nın karışık düzen (<em>ordre mixed</em>) diye bilinen güçlü bir muharebe nizamı zaten vardı. Tüfek cenginde azamî yaylım ateşi sağlayan uzun ama ince piyade safları, süngü hücumunda ivme ve tesir gücü yüksek kalın saflı kalabalık kıtalar, araziye serpiştirilmiş hafif avcı kıtaları ve Gribeauval’ın hareketli sahra topçuluğu&#8230; Meraklı okur bunun neye benzediğini Mısır Seferi’ni konu alan herhangi bir yağlıboya tabloya bakarak öğrenebilir. Bu sistem kan bağından ziyade yetenek ve liyakatleri sayesinde yükselen subayların emrindeki devasa yurttaş ordusu ile birleşince ortaya adeta bir savaş makinesi çıktı.</p>
<p>İhtilal karşıtı devletlerin işgali altındaki Fransa son çare olarak toplu celb (<em>leveé en masse</em>) ile yüzbinleri askere alarak modern ordunun temelini atmıştır. Milletin okuluna dönüşen ordu bünyesinde yeni yurtseverlik anlayışını (özgürlük, eşitlik, kardeşlik) özümseyen Fransız köylüsü önce Fransa’yı işgalden kurtardı sonra da ihtilal ilkelerini diğer memleketlere ihraç kastıyla fetih savaşlarına girişti. Bu andan itibaren Fransa 1815’e dek kendisine karşı kurulan koalisyonlarla çetin bir mücadeleye başlamıştır.</p>
<p>Paris’te işlerin karıştığı havadisi üzerine Mısır’dan kaçan Napolyon 1799’da bir darbe ile iktidarı ele geçirince bu savaşlar teknik olarak “Napolyonik Savaşlar” diye anılır oldu. Savaşlar sürerken önce konsül, sonra ömür boyu konsül (1802) ve nihayet imparator (1804) ilan edildi. Napolyon erkek yurttaşlara siyasî ve hukukî eşitlik veren can ve mal güvenliğine dayalı Medeni Kanun ve papalıkla uzlaşma politikası sayesinde yurtta istikrarı sağladı. Fakat devrim ihracını öngören savaşları yayılmacı siyasete alet ederek tüm Avrupa’yı istikrarsızlaştırdı. Fethettiği her memlekette (İspanya ve kısmen İtalya hariç) Medeni Kanun ve temel devrim ilkelerini uygulayarak halk tabakasından çok destekçi buluyordu. Bu bakımdan ihtilalin çocuğuydu.</p>
<p>Gelgelelim, kurduğu rejimin bir de karanlık yüzü vardı: Kocanın tekrar ailenin reisi ilan edilmesi (ki eşlerin eşitliği kadınların sayılı devrim kazanımlarından biriydi), ifade özgürlüğünün kısıtlanması, basın sansürü, gizli polis, siyasî mahkûmlar (1815’de 2500 kişi), devlet propagandasıyla kamu algısını şekillendirme, seçilmişleri değersizleştirme, sadık subaylar ve aile mensuplarından kurulu saadet zinciri tabii ki onu devrim ilkelerinden bir hayli uzaklaştırmıştı.</p>
<p>Napolyon büyük bir taktik dehası olmakla birlikte pek de stratejist değildi. Aşırı özgüvenle gücünün doruğunda olduğu 1809’da bile sürdürülebilir barışı tesis etmek için kılını kıpırdatmadı. Güç zehirlenmesi ile maksimalist planların peşine düştü. Oysa 15 yıllık savaş boyunca hasımları onun taktiklerini önce çözüp sonra benimseyip başarıyla kendisine karşı kullanmaya başlamışlardı. Neydi bu taktikler? Evvela hızlı yürüyüş ve düşmanı muharebeye zorlamaya yönelik taktik manevralar. Sonra sahra topçuluğuna dayalı cenk anlayışı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rus Çarını Tahtından İndiren Doğu Akdeniz Rekabeti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/rota/rus-carini-tahtindan-indiren-dogu-akdeniz-rekabeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Talha Şeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 07:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Habsburglar]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Saray]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5423</guid>

					<description><![CDATA[Fransa, İspanyol tehdidine karşı 1526’da adeta Osmanlı himayesine girdi. Paris’teki monarşinin rakibi Habsburglar, Hıristiyan Fransa’nın “din düşmanı Türkler” ile diğer Hıristiyan devletlere karşı ittifak yapmasını çok aşağılık buluyorlardı. Hatta Fransa sahilindeki Toulon şehrinin sekiz ay Türk kolonisi olarak Osmanlı donanmasına üs olması ve şehirde beş vakit ezan okunup darü’l-İslam toprağı muamelesi görmesi Fransa’da da tepki görmüştü. Fakat 18. yüzyılda Osmanlı eski gücünü sürdüremediği gibi Fransa’nın hızla yükselmesi iki ülke arasındaki eski münasebetleri değiştirmeye başladı. 1700’de İstanbul’daki Fransız elçisi Saray’daki merasimde kılıcını çıkarmayı reddettiği gibi yüzyılın sonuna doğru Fransız orduları Doğu Akdeniz’de Osmanlı’ya silah doğrultacaklardı. Fransa’nın Mısır ve Suriye’yi işgal ederek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransa, İspanyol tehdidine karşı 1526’da adeta Osmanlı himayesine girdi. Paris’teki monarşinin rakibi Habsburglar, Hıristiyan Fransa’nın “din düşmanı Türkler” ile diğer Hıristiyan devletlere karşı ittifak yapmasını çok aşağılık buluyorlardı. Hatta Fransa sahilindeki Toulon şehrinin sekiz ay Türk kolonisi olarak Osmanlı donanmasına üs olması ve şehirde beş vakit ezan okunup darü’l-İslam toprağı muamelesi görmesi Fransa’da da tepki görmüştü. Fakat 18. yüzyılda Osmanlı eski gücünü sürdüremediği gibi Fransa’nın hızla yükselmesi iki ülke arasındaki eski münasebetleri değiştirmeye başladı. 1700’de İstanbul’daki Fransız elçisi Saray’daki merasimde kılıcını çıkarmayı reddettiği gibi yüzyılın sonuna doğru Fransız orduları Doğu Akdeniz’de Osmanlı’ya silah doğrultacaklardı. Fransa’nın Mısır ve Suriye’yi işgal ederek İngiltere’nin önüne geçme politikası Osmanlı’yı sarsmaktan başka, Rusya’da darbe yaşanmasına bile yol açacaktı.</p>
<p>18. yüzyılın son çeyreğinde Avrupa’daki ittifakların değişikliği, Fransa’nın yükselişi ve Akdeniz-Hint Okyanusu hattında yaşanan gelişmeler dünya siyasetinde yeni bir dönemin doğuşunu hazırlıyordu. Genç Fransız Kumandan Napolyon Bonapart, 1797’de İtalya’da yürütülen operasyonları idare ediyordu. Bonapart’ın başarıları, Fransa ile Avusturya arasında Venedik Cumhuriyeti’ni tarihe gömüp İtalya’yı paylaşan Campo Formio Antlaşması’nın imzalanmasını sağladı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
