﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>New York Times &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/new-york-times/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 09:09:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>New York Times &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Basını Musaddık’ı Yüzyılın En Büyük Diktatörleri Arasında Gösterdi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turk-basini-musaddiki-yuzyilin-en-buyuk-diktatorleri-arasinda-gosterdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 09:09:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Musaddık]]></category>
		<category><![CDATA[New York Times]]></category>
		<category><![CDATA[ortadogu]]></category>
		<category><![CDATA[Rehine Krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8401</guid>

					<description><![CDATA[Amerika ile İran arasındaki husumet, Ortadoğu’nun en kalıplaşmış olgularından biri. Belirli dönemlerde kendini gösteren bu husumetle birlikte, zaman zaman iki ülke arasında bir savaş çıkabileceği yönünde endişeler gündeme gelmekte. Kimileri bu husumetin köklerinin 1979 Rehine Krizi’ne dayandığını savunsa da İran Devrim Rehberi Ali Hamaney, 2019 tarihli bir konuşmasında iki ülke arasındaki gerilimin bahsi geçen krizle değil, 1953 yılında meydana gelen ve Ajax Operasyonu olarak da bilinen dönemin seçilmiş Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesiyle başladığına işaret etmiştir. Dönemin şahitleri kadar tarihçiler tarafında birçok yönüyle ele alınan söz konusu darbeye ilişkin bu değerlendirme, İran İslâm Cumhuriyeti elitleri için de darbenin ifade ettiği anlamı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika ile İran arasındaki husumet, Ortadoğu’nun en kalıplaşmış olgularından biri. Belirli dönemlerde kendini gösteren bu husumetle birlikte, zaman zaman iki ülke arasında bir savaş çıkabileceği yönünde endişeler gündeme gelmekte. Kimileri bu husumetin köklerinin 1979 Rehine Krizi’ne dayandığını savunsa da İran Devrim Rehberi Ali Hamaney, 2019 tarihli bir konuşmasında iki ülke arasındaki gerilimin bahsi geçen krizle değil, 1953 yılında meydana gelen ve Ajax Operasyonu olarak da bilinen dönemin seçilmiş Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesiyle başladığına işaret etmiştir.</p>
<p>Dönemin şahitleri kadar tarihçiler tarafında birçok yönüyle ele alınan söz konusu darbeye ilişkin bu değerlendirme, İran İslâm Cumhuriyeti elitleri için de darbenin ifade ettiği anlamı göstermesi bakımından önemlidir. Darbenin üzerinden geçen uzun yıllar boyunca ortaya çıkan belgelerin ardından, artık Musaddık’ın devrilişinde ABD’nin kilit rol oynadığında bir şüphe bulunmuyor. Nitekim darbeden yaklaşık 12 yıl sonra, 1965 yılında yazılan <em>Görünmeyen Hükümet CIA</em> adlı kitapta, ABD’nin Musaddık darbesindeki rolünden ayrıntılı bir şekilde bahsedilmiştir. Ne var ki darbe ile ABD arasındaki bağlantı 2000’li yıllara kadar herkesin bildiği fakat hiçbir zaman Amerikan hükümeti tarafından itiraf edilmeyen bir olay olarak kaldı.</p>
<p>2000 yılında darbeyle ilgili bazı bilgilerin <em>New York Times</em> tarafından yayımlanmasıyla dönemin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, ülkesinin darbedeki rolünü itiraf etmek durumunda kaldı. 2009 yılına gelindiğinde bir itiraf da Barack Obama tarafından gelmiş, ABD Başkanı üstünden 56 yıl geçtikten sonra ülkesinin darbedeki rolünü kabullenmişti. Her ne kadar bu itiraflar hem ABD’nin Soğuk Savaş Dönemi’nde dünyada ne kadar yıkıcı bir rol oynadığını göstermesi ve İran-ABD hattındaki gerilimin bir boyutunu anlamayı sağlaması açısından önemli olsa da Muhammed Musaddık olayının bölgesel boyutu üzerinde çok durulmamış olması şaşırtıcıdır. Zira Musaddık nevi şahsına münhasır bazı özelliklere sahip olmakla beraber, özünde Soğuk Savaş’ın erken evrelerinde ABD-SSCB kamplaşması dışında kalma yönünde önemli bir tecrübeydi. Ortadoğu’da farklı ülkelerin bu kamplaşmada farklı yerlerde durduğu dikkate alınınca, hangi ülkenin Musaddık darbesine nasıl tepki verdiğini hatırlamak da ilgi çekici olacaktır. Şüphesiz bu ülkelerin en önemlilerinden biri, hem darbe tarihi itibariyle NATO’ya girmiş olması, hem söz konusu dönemde Demokrat Parti yönetiminde ABD ile iyi ilişkilere sahip bulunması, hem de en az bu iki madde kadar önemli olmak üzere İran’la uzun bir geçmişe sahip sınırdaş ülke olması itibariyle Türkiye’dir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’ın Petrol Ringinde Son Raund</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/iranin-petrol-ringinde-son-raund/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Talha Şeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:27:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Lord Curzon]]></category>
		<category><![CDATA[New York Times]]></category>
		<category><![CDATA[ortadogu]]></category>
		<category><![CDATA[Tahran]]></category>
		<category><![CDATA[William Morgan Shuster]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6315</guid>

					<description><![CDATA[Amerikalıların Ortadoğu’ya gelişine petrol şirketleri ve misyoner cemaatler öncülük etmişti. Ancak İran’da İngilizlere ve Ruslara meydan okuyan ilk ciddi adımlar 1911’de Tahran’a gönderilen danışman William Morgan Shuster ile atıldı diyebiliriz. İran maliyesini toparlamak için danışmanlık vazifesi üstlenen Amerikalı Shuster, kısa bir süre çalıştığı Tahran’da İngiltere, Rusya ve Almanya’nın rekabetini ve İran-Türkiye ilişkilerini müşahede etmişti. Shuster’in tespitlerine göre, İran’daki anayasa teşebbüslerinde Rusya daima menfi bir rol üstlenmişti. Ayrıca İran önemli bir güzergâh merkeziydi ve dış dünyaya açılırken komşusu Osmanlı’ya bağımlıydı. Fakat ülke üzerinde belirleyici iki güç vardı: Ruslar ve İngilizler. Shuster İran’ın Boğulması (The Strangling of Persia) başlığıyla kaleme aldığı eserinde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikalıların Ortadoğu’ya gelişine petrol şirketleri ve misyoner cemaatler öncülük etmişti. Ancak İran’da İngilizlere ve Ruslara meydan okuyan ilk ciddi adımlar 1911’de Tahran’a gönderilen danışman William Morgan Shuster ile atıldı diyebiliriz. İran maliyesini toparlamak için danışmanlık vazifesi üstlenen Amerikalı Shuster, kısa bir süre çalıştığı Tahran’da İngiltere, Rusya ve Almanya’nın rekabetini ve İran-Türkiye ilişkilerini müşahede etmişti.</p>
<p>Shuster’in tespitlerine göre, İran’daki anayasa teşebbüslerinde Rusya daima menfi bir rol üstlenmişti. Ayrıca İran önemli bir güzergâh merkeziydi ve dış dünyaya açılırken komşusu Osmanlı’ya bağımlıydı. Fakat ülke üzerinde belirleyici iki güç vardı: Ruslar ve İngilizler. Shuster İran’ın Boğulması (The Strangling of Persia) başlığıyla kaleme aldığı eserinde İngilizlerin ve Rusların İran’a Amerikalıları sokmamakta kararlı olduklarına dikkat çekmişti. Tahran’daki İngiliz Elçisi Barclay’ın raporları da İngiltere ve Rusya’nın Tahran’daki para işlerine müdahale etmeye çalışan Amerikalı Shuster’ten hiç haz etmediklerini göstermektedir.</p>
<p>Shuster’in Tahran’daki varlığından rahatsız olan Ruslar, Kasım 1911’de İran Hükümeti’ne baskıyı arttırdı. <em>New York Times</em>, 26 Kasım 1911’de bu meseleyi manşete taşımış ve şu soruyu sormuştu: “Rusya Nasıl Shuster’e Saldırma Noktasına Geldi?”</p>
<p>34 yaşındaki Amerikan vatandaşı nihayet Rusların sert baskıları üzerine Aralık’ta İran’dan ayrıldı. Zira İran 1907’de İngiltere ile Rusya arasında paylaşılmış ve üçüncü bir ülkeye çıkar sahası açılmaması için gerekli adımlar atılmıştı. İran Hükümeti, ABD’nin gelişine dek bu iki aktöre bağımlı kalmaya devam edecekti.</p>
<p>Büyük Harp’ten sonra, 1919’da yeni hükümet kuran başvekil Hasan Han (Vüsuküddevle), İngiltere ile yapılacak görüşmelerde öne çıkan isimdi. Bu dönemde İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour, Versailles’teki Paris Barış Konferansı’na, yerine geçecek olan Lord Curzon ise Ortadoğu’ya odaklanmıştı. Hatta Curzon İran’ı çok sevdiğini dile getiren bir isim olarak İran mütehassısı gibi davranmaya başlamıştı. İran’ı İngiltere’nin müstemlekesi yapmak istemiş, Cihan Harbi akabinde bunu gerçekleştirmek için gerekli adımları atmıştı. Türklerle Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra İran (savaşta taraf olmadığı halde) yeni bir antlaşma masasına sürükleniyordu. İran’ı temsilen imzaladığı 1919 İngiliz-İran Anlaşması, Hasan Han’ın ismini İran tarihine kara bir leke olarak yazacaktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
