﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ömer Lütfi Barkan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/omer-lutfi-barkan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Apr 2021 07:20:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ömer Lütfi Barkan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Arşive Ruh Veren Tarihçi: Mehmet Genç</title>
		<link>https://www.derintarih.com/vefeyat/arsive-ruh-veren-tarihci-mehmet-genc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2021 07:20:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Vefeyat]]></category>
		<category><![CDATA[idrâk]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Lütfi Barkan]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkürnâme]]></category>
		<category><![CDATA[twit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6952</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Genç, Osmanlı tarihçiliğinin boyar maddesiydi. Tonlarca beyaz ham maddeye bir kaşık kırmızı boyar madde attığınızda, bütün kitle kıpkızıl olur. Birkaç kısa makaleyle arşivdeki ölü rakamları canlandıran “unvansız tarihçi,” gelecek nesillere işaret feneri oldu. Vefatının ardından, çalışmalarından hareketle attığım yedi twit, tarih idrâkimize katkılarının muazzam olduğunu göstermeye kâfidir: 1) Bize titiz bir çalışma ahlâkı ve derin bir tarih şuuru miras bırakan Mehmet Genç hocamızı ebedî hayata uğurladık, mekânı cennet olsun. “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.” 2) “Osmanlı iktisat ve maliyesi, kendisinden önce gelen bilgeliklerin birikimi üzerine aklın ve vicdanın inşâ etmeyi başardığı ilginç bir sentezdir.” 3) “Osmanlıların Avrupa’daki genişlemesi 329 yıl&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Genç, Osmanlı tarihçiliğinin boyar maddesiydi. Tonlarca beyaz ham maddeye bir kaşık kırmızı boyar madde attığınızda, bütün kitle kıpkızıl olur. Birkaç kısa makaleyle arşivdeki ölü rakamları canlandıran “unvansız tarihçi,” gelecek nesillere işaret feneri oldu. Vefatının ardından, çalışmalarından hareketle attığım yedi twit, tarih idrâkimize katkılarının muazzam olduğunu göstermeye kâfidir:</p>
<p>1) Bize titiz bir çalışma ahlâkı ve derin bir tarih şuuru miras bırakan Mehmet Genç hocamızı ebedî hayata uğurladık, mekânı cennet olsun. “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.”</p>
<p>2) “Osmanlı iktisat ve maliyesi, kendisinden önce gelen bilgeliklerin birikimi üzerine aklın ve vicdanın inşâ etmeyi başardığı ilginç bir sentezdir.”</p>
<p>3) “Osmanlıların Avrupa’daki genişlemesi 329 yıl (1354-1683), geri çekilmesi ise 239 yıl sürdü (1683-1922). Sanayi Devrimini gerçekleştirmiş bir Avrupa karşısındaki bu daralmayı başarılı saymak gerekir. Osmanlıların ‘düşüşü’, yükselişlerinden daha muhteşemdir.”</p>
<p>4) “Osmanlıları asıl başarılarını, ordularını iyi örgütleyip eğitmekten ziyade, bu orduları taşıyan, besleyen sosyal ve iktisadî düzenlerinde aramak gerekir. Liyakatli bir elitin sunduğu güvenlik, adalet, hoşgörü ve refah, Osmanlı sisteminin başarısının özünü oluşturur.”</p>
<p>5) “Nietzsche, ‘uçurumun içine bakarsan uçurum da senin içine bakar,’ diyor. Ben Osmanlı uçurumunun içine baktım. O da bana baktı. Ve neticede adeta kaynaştık.”</p>
<p>6) “İstanbul’u Avrupa’nın rakipsiz şehri mevkiine ulaştıran gelişmeler (fetihten sonradır). (Öyle ki) insan, Osmanlı mı İstanbul’u seçmiş ve fethetmiş, yoksa İstanbul mu potansiyellerini alabildiğine gerçekleştirmek üzere Osmanlı’yı seçip davet etmiştir diye sormaktan kendini alamaz.”</p>
<p>7) “Osmanlı geniş bir coğrafyada din, mezhep, dil ve ırk bakımından dünya tarihinde bilinen en büyük çeşitliliği bünyesinde barındırarak yönetmeyi başarmış bir devlettir. Son 7000 yılda bu kadar uzun süre bu (başarıyı sürdürebilen) devletlerin sayısı 10’u bulmaz.”</p>
<p>Halk arasında çok meşhur olan “Aramakla bulunmaz; ama bulanlar, yalnızca aramış olanlardır!” sözü tashihe muhtaçtır. “Bulanlar, vazgeçmiş olanlardır!” Medenî hayatın bütün formalite ve yüklerinden arınmadıkça, kendinizi topyekûn ve sadece ilme vermedikçe, ilim de size kendini vermez! Çağının en büyük tarih hocası Ömer Lütfi Barkan’ın asistanı iken bile, verileri konuşturamadığı ve anlamlı bir neticeye ulaştığını hissetmediği bir çalışmayı “tez” olarak sunmayı reddetmek, bu konumun sağladığı maddî rahatlık ve sosyal statüden vazgeçmek, emsalsiz bir ilim ahlâkının işaretidir. Bu fedakârlığın ailevî maliyetini, kitabının başına koyduğu teşekkürnâme ile hafifletmeye çalışmıştır: “Onlara verebildiğim, oldukça bol mahrumiyetlerden ibaret. Eşim Münevver Nurdan &#8230; beni Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikâyete hakkı olduğu halde, bunu yapmadı; üstelik sağladığı iç huzuru ile adeta kendini feda edercesine çalışmalarıma katkıda bulundu, ona teşekkürüm sonsuzdur. Kızlarım Zeynep ve Elif Süreyya, büyürken sordukları derin çocuk soruları ile zihnî gelişmemde önemli rol oynadılar. Buna karşılık, kendilerine yeteri kadar zaman ayıramayan, ayrıca sınırlı gelirini de uzak diyarlardan getirttiği pahalı kitaplara harcayan babalarını mahkemeye vermekte yerden göğe kadar haklı oldukları halde, hiç şikâyet etmeden katlandılar, onlara da teşekkürüm sonsuzdur.” Öyle anlaşılıyor ki, ilim şahsî olmaktan ziyade ailevî bir meşguliyet ve mes’uliyettir!..</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2021">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihimizin İki Halil’ini Buluşturan Yazı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/tarihimizin-iki-halilini-bulusturan-yazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 12:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fernand Braudel]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Sahillioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Koca Sinan Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Lütfi Barkan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Arşivi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6170</guid>

					<description><![CDATA[YAZAN: MUSTAFA ARMAĞAN Rahmetli Halil Sahillioğlu yakın dostumdu. Kendisi Ömer Lütfi Barkan’ın en güvendiği ve takdir ettiği bir ilim adamıydı. Menşei dolayısıyla Arapçaya tam anlamıyla hâkim bulunan Sahillioğlu’nun Osmanlı para tarihinin en büyük araştırıcısı olduğuna şüphe yoktur. Fransız tarihçisi Fernand Braudel İstanbul’da Ömer Lütfi Barkan’ı ziyaret ettiği zaman ona, kendisiyle çalışmak üzere bir asistanın Paris’e gönderilmesini teklif eder. Bunun üzerine Barkan asistanı Sahillioğlu’nu Braudel’in yanına gönderir. Paris’te araştırmalarını “Osmanlı Para Tarihi” üzerinde yapan Sahillioğlu’nun doktora tezi, hâlâ aşılamayan temel bir çalışmadır. Daha sonra birçok yazar bu tezi kaynak olarak kullanmıştır. Sahillioğlu, Osmanlı maliyesinin en çetin sorunları üzerinde çalışarak bu konuları&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAZAN: MUSTAFA ARMAĞAN</strong></p>
<p>Rahmetli Halil Sahillioğlu yakın dostumdu. Kendisi Ömer Lütfi Barkan’ın en güvendiği ve takdir ettiği bir ilim adamıydı. Menşei dolayısıyla Arapçaya tam anlamıyla hâkim bulunan Sahillioğlu’nun Osmanlı para tarihinin en büyük araştırıcısı olduğuna şüphe yoktur.</p>
<p>Fransız tarihçisi Fernand Braudel İstanbul’da Ömer Lütfi Barkan’ı ziyaret ettiği zaman ona, kendisiyle çalışmak üzere bir asistanın Paris’e gönderilmesini teklif eder. Bunun üzerine Barkan asistanı Sahillioğlu’nu Braudel’in yanına gönderir. Paris’te araştırmalarını “Osmanlı Para Tarihi” üzerinde yapan Sahillioğlu’nun doktora tezi, hâlâ aşılamayan temel bir çalışmadır. Daha sonra birçok yazar bu tezi kaynak olarak kullanmıştır.</p>
<p>Sahillioğlu, Osmanlı maliyesinin en çetin sorunları üzerinde çalışarak bu konuları aydınlığa kavuşturmuştur. Biz tarihçiler, Osmanlı para ve maliye tarihinde daima onun eserlerine başvurmaktayız.</p>
<p>Kendisi adeta Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ne seccadesini sermiş, gece-gündüz çalışan bir araştırıcıydı. Bana arşivde tetkik edeceği belge ve defterlerin uzun bir listesini gösterdiğini hatırlıyorum. Bu araştırmalar bütün çalışma hayatını doldurmuştur. Fakat araştırmalarına kıyasla yayınladığı makale ve eserler çok az sayıdadır.</p>
<p>Osmanlı Arşivi’nin müdavimlerinden olan Sahillioğlu’nun ilginç yanlarından biri de, arşive ve arşiv belgelerine bağımlılığı sebebiyle ikinci el literatüre değer vermemesi ve bunları okumamasıydı. Rahmetli Halil Sahillioğlu’nun başka bir önemli eseri de Koca Sinan Paşa’nın Telhisleri’dir. Bu döneme ait Osmanlı tarihinin ana kaynaklarından biri olan Telhisler’i tam bir vukufla yayımlamıştır. Dr. Sahillioğlu (Arapça makalelerinde tercihan kullandığı adıyla “Sâhilî”), “Osmanlı Para Tarihinde Dünya Para ve Maden Hareketlerinin Yeri (1300-1750)” başlıklı makalesinde önceki araştırmalarını özetledi. Kamerî ve Şemsî tarihler arasındaki zaman farkı ve bunun Kapıkulu’na yapılan ödemelerde yarattığı sorunlar hakkındaki araştırmayı kendisine borçluyuz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
