﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osman Gazi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/osman-gazi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Sep 2022 12:10:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Osman Gazi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osman Gazi Ve Orhan Gazi Türbelerine Nasıl Saldırdılar?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/osman-gazi-ve-orhan-gazi-turbelerine-nasil-saldirdilar-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 12:10:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[yunan işgali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8522</guid>

					<description><![CDATA[“Yunan işgali” esnasında Osmanlı’yı kuran şehir Bursa’da neler yaşandı? İşgal kuvvetlerinin Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbelerine yaptığı saygısızlık pek çok hatırata yansımış, hatta devrin gazeteleri konu hakkında manşetler atmıştı. Peki, Ankara’daki mecliste bu edepsizliğe karşı ne konuşuldu, ne konuşulmadı? &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yunan işgali” esnasında Osmanlı’yı kuran şehir Bursa’da neler yaşandı? İşgal kuvvetlerinin Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbelerine yaptığı saygısızlık pek çok hatırata yansımış, hatta devrin gazeteleri konu hakkında manşetler atmıştı. Peki, Ankara’daki mecliste bu edepsizliğe karşı ne konuşuldu, ne konuşulmadı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FERİDUN EMECEN: “OSMANLILAR KAYI’DANDIR VE KURUCUSU OSMAN GAZİ’DİR”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/feridun-emecen-osmanlilar-kayidandir-ve-kurucusu-osman-gazidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 08:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Atman]]></category>
		<category><![CDATA[el-Ömerî]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Battuta]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Said]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Otman]]></category>
		<category><![CDATA[telâkki]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna Kazakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5455</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: SAMET TINAS   Osman Gazi’nin ismi hakkında “Otman, Ataman” gibi yakıştırmalar yapılıyor. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir?   Osman Bey’in adı üzerindeki tartışmalar daha çok o dönemde kendisiyle çağdaş olan Pachymeres’ten kaynaklanıyor. Pachymeres, Grek alfabesi ile Osman Bey’in adını yazarken onu sanki “Otman, Atman” gibi yazıyor; o şekilde de okunduğu için bazı tarihçiler buradan hareketle aslında onun isminin “Osman” değil, “Otman” yahut “Atman” olduğunu, bu adın da kuzeyden gelen Türklere mahsus bir unvan olduğunu söylüyor. Osman Bey’in aslında Doğu Anadolu cihetinden, Azerbaycan tarafından gelmediği, daha çok kuzeyden gelen Türklere mensup bir askerî lider olduğu ileri sürülüyor. Yani bu tartışmalar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: SAMET TINAS</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Osman Gazi’nin ismi hakkında “Otman, Ataman” gibi yakıştırmalar yapılıyor. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Osman Bey’in adı üzerindeki tartışmalar daha çok o dönemde kendisiyle çağdaş olan Pachymeres’ten kaynaklanıyor. Pachymeres, Grek alfabesi ile Osman Bey’in adını yazarken onu sanki “Otman, Atman” gibi yazıyor; o şekilde de okunduğu için bazı tarihçiler buradan hareketle aslında onun isminin “Osman” değil, “Otman” yahut “Atman” olduğunu, bu adın da kuzeyden gelen Türklere mahsus bir unvan olduğunu söylüyor. Osman Bey’in aslında Doğu Anadolu cihetinden, Azerbaycan tarafından gelmediği, daha çok kuzeyden gelen Türklere mensup bir askerî lider olduğu ileri sürülüyor. Yani bu tartışmalar “Atman” üzerinden sürdü. Hatta bugün “Atman” veya “Ataman” şeklinde, “başbuğ” anlamına gelen ve bir askerî kumandan hüviyetini taşıyan bir unvan var. Bu unvanı Ukrayna Kazakları kullanıyorlar ama kelime Türkçeden türemiştir. Bu kelimenin bozulmuş şekli gibi telâkki ediyorlar. Bana göre bu doğru bir yaklaşım değil. Dönemin Arap müelliflerinin hiçbiri bunu “-t” şeklinde yazmadı. İbn Battuta, İbn Said, el-Ömerî gibi yakın dönem Arap seyyah ve coğrafyacıları hiç böyle yazmadılar. Osman oğlu Orhan Bey dediler mesela. Dolayısıyla devletin kurucusunun isminin Osman olduğuna şüphe yok. Üstelik benim anladığım kadarıyla Arapçadaki “peltek s” sesi Yunancadaki “t sesi”ne benzer. Dolayısıyla “s” harfi peltek olduğundan “t” gibi çıkabiliyor. Buna bağlı bir şey gibi görüyorum ben bunu. Yoksa bizim tarih literatürümüzde böyle bir şey yok. Osman Bey’in bastırdığı paralar da bugün elimize ulaştı; onların sahihliği de söz konusu. Bugün artık tamamen ortaya çıkmış vaziyette. Yani “ayn” ve “peltek s” ile yazılmış bir Osman var karşımızda.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AYKUT KAZANCIGİL: SULTAN II. ABDÜLHAMİD DEVRİNDE BİLİM PATLAMASI YAŞANMIŞTIR.</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/sultan-ii-abdulhamid-devrinde-bilim-patlamasi-yasanmistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Havva Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:12:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklular]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4971</guid>

					<description><![CDATA[Konuşan: Havva AKDAĞ   Bilim tarihçisisiniz ama esasen doktorsunuz. Bu iki hususiyetinizi göz özünde bulundurarak “Osmanlı’da bilim yoktu!” klişesine neşter vurarak başlamaya ne dersiniz?   Bir devlet 600 sene yaşmış, dünya devleti haline gelmiş, mirası da Türkiye Cumhuriyeti olmuşsa, bu devlette bilim yapılmadı demek mümkün değil! İnsan nasıl aç karnına çalışamazsa, bilimsiz bir devlet de olmazdı. Osmanlı’da bilim vardır; kurulduğu andan itibaren vardır. Devlet kurucusu olarak Osman Gazi çalışmış. Ondan sonra gelen Orhan Gazi aldığı her yerde medrese açmış. Mesela İznik’i almış, medrese açmışlar; Bursa’ya gelmiş, medrese yapmışlar; Edirne’ye geçmiş, medrese açmışlar, camiler yapmışlar… Anadolu’da da bu faaliyete devam etmişler.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konuşan: Havva AKDAĞ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bilim tarihçisisiniz ama esasen doktorsunuz. Bu iki hususiyetinizi göz özünde bulundurarak “Osmanlı’da bilim yoktu!” klişesine neşter vurarak başlamaya ne dersiniz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir devlet 600 sene yaşmış, dünya devleti haline gelmiş, mirası da Türkiye Cumhuriyeti olmuşsa, bu devlette bilim yapılmadı demek mümkün değil! İnsan nasıl aç karnına çalışamazsa, bilimsiz bir devlet de olmazdı. Osmanlı’da bilim vardır; kurulduğu andan itibaren vardır. Devlet kurucusu olarak Osman Gazi çalışmış. Ondan sonra gelen Orhan Gazi aldığı her yerde medrese açmış. Mesela İznik’i almış, medrese açmışlar; Bursa’ya gelmiş, medrese yapmışlar; Edirne’ye geçmiş, medrese açmışlar, camiler yapmışlar… Anadolu’da da bu faaliyete devam etmişler.</p>
<p>Osmanlı teknik, bilim ve kültürü Selçuklulardan miras almıştır. Selçuklular da İslamî kültürün devamıdır. Bir İslamî kültür vardır ve kitlesel büyük bir kültür olarak Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir. Osmanlı bilimi kendi kendine, yavaş yavaş gelişmeye başlamış; Edirne’den Balkanlar’a, ondan sonra Anadolu’ya yayılmış ve her yerde standart değerler elde etmiştir. Bu kültürün üst seviyesini veren, medreselerdir. Seneler sonra ünlü Fransız eğitim bakanı Duruy, “Fransa’nın her yerinde bu sabah aynı saatte sınıflar açılacak ve aynı kitaplar okunacak” diyor. Medrese bunu çok sene evvel yapmış. Medreselere bakıyorsunuz; İstanbul’da, Belgrad’da, Tunus’ta ve Bağdat’ta okunan kitaplar aynı. Yani Osmanlı eğitime standart getiriyor. İşte bu standart, bütün İslamî kültürün standartlaşmasının temelinde yatıyor. Hangi medreseden mezun olursa olsun, aynı liyakatte öğrenciler yetişiyor. Osmanlı eğitim sisteminin anlaşılmamış ilginç taraflarından biri de cerre çıkmaktır. Kitleye kültürü yaymaya çalışan “cer” sistemi vardı. Genelde alay edilen bir sistemdir, fakat bu tutum yanlıştır. Cerre çıkma üç aylarda olurdu. Medrese talebeleri İstanbul’dan çıkarlardı. İstanbul gibi büyük şehirlere gidilmesi yasak olduğu için köy ve kasaba gibi ufak yerlere giderlerdi. Cerre çıkan hoca, İstanbul’daki kültürü köy ve kasabadaki din adamlarıyla karşı karşıya getirirdi. Kültürün yayılımı bakımından mükemmel bir sistem! Bu sistem aşağı yukarı 1850’lere kadar yürümüş, ondan sonra zayıflamıştır. Çünkü yeni bilgiler, yeni teknikler, yeni görüşler gelmiş. Bu hareketlerle medrese çok aktif bir yer oluyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
