﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osmanlılar &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/osmanlilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 08:16:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Osmanlılar &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Macar Cumhurbaşkanı Lajos Kossuth da Osmanlı’ya Sığınmıştı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/macar-cumhurbaskani-lajos-kossuth-da-osmanliya-siginmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 08:16:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Belgrad kuşatması]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Macar]]></category>
		<category><![CDATA[Niğbolu Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Murad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8386</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlılar 1375 senesinden itibaren Macar topraklarına akınlar düzenlediler. I. Kosova Savaşı sırasında, Osmanlı birliklerinin karşısındaki Sırp ordusunun içinde Macar askerler de vardı. Sultan Yıldırım Bayezid döneminde Balkanlar’daki Osmanlı ilerleyişi, Batı Avrupa’yı korkutmuştu. Tehlike altında gördükleri Macarlara destek olmak istiyorlardı. Böylece Doğu Avrupa, Osmanlılar ile aralarında bir tampon bölge olacaktı. O sıralarda Macar tahtında Lüksemburglu Sigismund bulunuyordu. Sultan Yıldırım Bayezid 1394 senesinde Silistre ve Niğbolu kalelerini fethetti. Ayrıca İstanbul üzerindeki Osmanlı tehdidi de devam etmekteydi. Bu gelişmeler üzerine çoğunluğunu Macarların oluşturduğu bir Haçlı ordusu teşekkül ettirildi. Budin’de (Budapeşte) toplanan Haçlı ordusunda Alman, Fransız, İngiliz, İspanyol ve İtalyan birliklerinin yanı sıra Rodos&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlılar 1375 senesinden itibaren Macar topraklarına akınlar düzenlediler. I. Kosova Savaşı sırasında, Osmanlı birliklerinin karşısındaki Sırp ordusunun içinde Macar askerler de vardı. Sultan Yıldırım Bayezid döneminde Balkanlar’daki Osmanlı ilerleyişi, Batı Avrupa’yı korkutmuştu. Tehlike altında gördükleri Macarlara destek olmak istiyorlardı. Böylece Doğu Avrupa, Osmanlılar ile aralarında bir tampon bölge olacaktı. O sıralarda Macar tahtında Lüksemburglu Sigismund bulunuyordu.</p>
<p>Sultan Yıldırım Bayezid 1394 senesinde Silistre ve Niğbolu kalelerini fethetti. Ayrıca İstanbul üzerindeki Osmanlı tehdidi de devam etmekteydi. Bu gelişmeler üzerine çoğunluğunu Macarların oluşturduğu bir Haçlı ordusu teşekkül ettirildi. Budin’de (Budapeşte) toplanan Haçlı ordusunda Alman, Fransız, İngiliz, İspanyol ve İtalyan birliklerinin yanı sıra Rodos şövalyeleri ve daha birçok irili ufaklı Avrupalı topluluktan askerler yer alıyordu. Sayıları 100 bini geçen Haçlı ordusu ile Osmanlı ordusu arasında 25 Eylül 1396’da Niğbolu Kalesi önünde meydana gelen savaşın galibi Osmanlılar oldu.</p>
<p>Fetret devrinin ardından Osmanlı Devleti Balkanlar’da daha sakin bir politika izledi. Ankara Savaşı sonrasında toparlanma sürecine girilmesiyle birlikte Balkanlar’daki gazâ günlerine geri dönüldü.</p>
<p>Sultan II. Murad devrinde, Osmanlı uç beyleri Macar sınırlarına akınlar yapıyorlardı. 1440’ta Sultan II. Murad’ın Belgrad kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum Haçlıları cesaretlendirdi. Osmanlı Devleti’ni Balkanlar’dan atmak ve Edirne’yi ele geçirmek üzere yeni bir ittifak oluşturuldu. İçerisinde Sırp, Eflak ve Hırvat askerlerin de olduğu Macar ordusu, Osmanlı üzerine harekete geçti. Osmanlı ordusuyla Macar kuvvetleri 10 Kasım 1444 günü Varna’da karşı karşıya geldi. Muharebe Osmanlıların zaferiyle sonuçlanırken, Macar Kralı Vladislav savaş meydanında yeniçeriler tarafından öldürüldü.</p>
<p>1448’de II. Kosova Savaşı’nın galibi de Osmanlılar olmuştu. Fatih Sultan Mehmed, 1456’da Belgrad’ı kuşatsa da alamadı. Kanûnî Sultan Süleyman 1521’deki kuşatmayla Belgrad’ı fethetti ve Osmanlı-Macar ilişkilerinde yeni bir dönem başlamış oldu. Mohaç’ta 29 Ağustos 1526 günü Macarlara karşı kazanılan zafer ise, 17. yüzyılın sonuna kadar devam edecek olan Osmanlı-Habsburg mücadelesinin fitilini ateşlemiş oluyordu. Artık Avrupa siyasetinde gün geçtikçe daha da etkili hale gelen bir Osmanlı vardı. Kanûnî’nin son seferi olan Zigetvar da Macar topraklarında vuku buldu. 1568’e gelindiğinde Macaristan’ın yarısı Osmanlı hâkimiyetine girmişti. II. Viyana Kuşatması’nın ardından Osmanlı Devleti, kritik noktalar olan Estergon, Uyvar ve Budin’den çekilmek zorunda kaldı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Medeniyetin İki Yarısı Selçuklu-Osmanlı Benzerliği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/bir-medeniyetin-iki-yarisi-selcuklu-osmanli-benzerligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:43:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[atabeg]]></category>
		<category><![CDATA[ekberiyet]]></category>
		<category><![CDATA[gulâm]]></category>
		<category><![CDATA[Horasan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklular]]></category>
		<category><![CDATA[Tulunoğulları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6417</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlılar, Selçuklular gibi kendilerinden önceki millet ve devletlerden birtakım uygulama ve müesseseleri alıp geliştirerek kullanmışlardır. Osmanlıların hâkimiyet kurdukları coğrafyada öncüllerinden çok şey aldıkları, bazı gelenek ve âdetleri sürdürdükleri bir gerçektir. Pek çok kişi Osmanlı’yı Selçuklu’nun bir devamı gibi görür. Bu doğrudur ve bu nedenle iki hanedan arasında bir karşılaştırma yapıldığında pek çok benzerlik ortaya çıkmaktadır. Kültürel ve kurumsal benzerliklerin en önemlileri ekberiyet usulü (en büyük şehzâdenin hükümdar olması), kafes hayatı, toprak gelirinin askere maaş olarak verilmesi (ikta-timar sistemi), gulâm-devşirme sistemi (gulamhâne-Enderun), devlet adamı ve asker yetiştirme sistemi, melik ve şehzadelerin askerî ve siyasî tecrübe kazanması için tayin edilen görevli (atabeg-lalalık&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlılar, Selçuklular gibi kendilerinden önceki millet ve devletlerden birtakım uygulama ve müesseseleri alıp geliştirerek kullanmışlardır. Osmanlıların hâkimiyet kurdukları coğrafyada öncüllerinden çok şey aldıkları, bazı gelenek ve âdetleri sürdürdükleri bir gerçektir. Pek çok kişi Osmanlı’yı Selçuklu’nun bir devamı gibi görür. Bu doğrudur ve bu nedenle iki hanedan arasında bir karşılaştırma yapıldığında pek çok benzerlik ortaya çıkmaktadır. Kültürel ve kurumsal benzerliklerin en önemlileri ekberiyet usulü (en büyük şehzâdenin hükümdar olması), kafes hayatı, toprak gelirinin askere maaş olarak verilmesi (ikta-timar sistemi), gulâm-devşirme sistemi (gulamhâne-Enderun), devlet adamı ve asker yetiştirme sistemi, melik ve şehzadelerin askerî ve siyasî tecrübe kazanması için tayin edilen görevli (atabeg-lalalık kurumu), hükümdarın imzası (tevki-tuğra), ihtiraslı hatunlar (Terken-Hürrem), melik ve şehzâdelerin eğitimi, vakıf kurumu gibi başlıklardır.</p>
<p><strong>1 Devlet Adamı ve Asker Yetiştime Sistemleri</strong></p>
<p>Esir veya köle olarak hizmete alınan kimselerin yeteneklerine bakılarak ve kendilerine verilen eğitimin sonunda başta ordu olmak üzere çeşitli devlet kademelerinde istihdam edilmeleri suretiyle işleyen sisteme gulâm sistemi denir. Bir gulâm, hizmet ettiği meslek dalında başarılı olduğu sürece en yüksek makama veya rütbeye yükselebilirdi. Türkiye Selçukluları Devleti’nden önceki Müslüman ve gayrimüslim devletlerde de görülen gulâm sisteminin ne zaman ve nasıl başladığını söylemek zordur. Abbasî halifeleri 9. yüzyılda iktidara gelmelerine yardımcı olan Horasan askerî kuvvetini dengelemek amacıyla Türklerden kurulu birlikleri kullanmışlardı. Gulâmlar çoğunlukla küçük yaşta, yabancı kültürel bir ortamdan ya da uzak coğrafî bölgelerden devşiriliyordu. Bunlar saraya getirildikten sonra uygun bir eğitimle istenen düzeyde yetiştirilmekteydiler. Küçük yaşta yetiştirilen gulâmların, efendisi olan sultana, yerli Müslüman tebaaya göre daha sadık ve itaatkâr olması sağlanırdı. Aldıkları eğitim sayesinde yetenekleri geliştirilen gulâmlar iyi bir asker ve idareci haline gelirlerdi.</p>
<p>Hanedanların egemen olduğu bölgelerde, günümüzün modern milliyetçilik anlayışından farklı olarak etnik, dinî ve dil birliğinin olmayışı, bu sistemin 13. yüzyıla kadar başarılı bir biçimde uygulanmasını sağlamış; ancak bu sisteme dayalı birçok devlet Moğol akınları karşısında duramamıştı. Ayrıca gulâmların bağlılıklarının farklılık göstermesi hanedanların ortadan kalkmasına ya da Tulunoğulları, İhşîdîler ve Memlukler gibi gulâm kaynaklı hanedanların oluşmasına neden olmuştur.</p>
<p>İslam dünyasının kuzeydoğu sınırlarında yer alan Türkmenler uzun süre gulâm sistemi için özellikle tercih edilmişti. İhtiyaç duyulan köleler Horasan, Kafkaslar ve Anadolu’daki köle pazarlarından sağlanıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Mısıroğlu’nu Nasıl Bilirdim?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kadir-misiroglunu-nasil-bilirdim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:42:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4630</guid>

					<description><![CDATA[Kadir Mısıroğlu için ilk söylenecek şey, hayatını Ehl-i Sünnet hizmetine ve yolun en şanlı müdafii olan Osmanlılara vakfetmiş olmasıdır. Yetiştiği devirlerde sağcısından solcusuna Osmanlı aleyhtarlığı modaydı. İdeolojik resmî tarih olanca varlığıyla hüküm sürmekteydi. Zaten mekteplerde böyle okutuluyordu. Kitaplar, romanlar, filmler hep bu istikamette hazırlanırdı. Tamam, insanların kurduğu bir sistemin kusurları bulunabilir. Ama hiç mi iyiliği olmaz? Bu, insaflı düşünen vicdanlı kimselerin hamiyet-i milliyesine dokunuyordu. Vatanını seven, ecdadına hürmet ve minnet duyan insanlarda hâsıl ettiği haklı bir reaksiyon vardı. Bu gidişe dur diyen yok muydu? Tarihçi İsmail Hami Danişmend, Yılmaz Öztuna, Ziya Nur (Aksun), şair Yahya Kemal (Beyatlı), Necip Fazıl (Kısakürek),&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Kadir Mısıroğlu için ilk söylenecek şey, hayatını Ehl-i Sünnet hizmetine ve yolun en şanlı müdafii olan Osmanlılara vakfetmiş olmasıdır. Yetiştiği devirlerde sağcısından solcusuna Osmanlı aleyhtarlığı modaydı. İdeolojik resmî tarih olanca varlığıyla hüküm sürmekteydi. Zaten mekteplerde böyle okutuluyordu. Kitaplar, romanlar, filmler hep bu istikamette hazırlanırdı. Tamam, insanların kurduğu bir sistemin kusurları bulunabilir. Ama hiç mi iyiliği olmaz? Bu, insaflı düşünen vicdanlı kimselerin hamiyet-i milliyesine dokunuyordu. Vatanını seven, ecdadına hürmet ve minnet duyan insanlarda hâsıl ettiği haklı bir reaksiyon vardı. Bu gidişe dur diyen yok muydu? Tarihçi İsmail Hami Danişmend, Yılmaz Öztuna, Ziya Nur (Aksun), şair Yahya Kemal (Beyatlı), Necip Fazıl (Kısakürek), gazeteci Osman Yüksel (Serdengeçti) gibi temkinli bir şekilde mazinin hakkını vermeye çalışanlar vardı ama tesirleri fazla değildi. İşte Kadir Mısıroğlu Bey’in kimseye benzemeyen reaksiyoner duruşu, tarih ve din kültürü ve güçlü hitabeti yanında doğru bildiğinden şaşmayan tavizsiz üslûbu, 50’lerle başlayan hürriyet vasatının da tesiriyle insanlarda makes buldu. Bir mânâda hissiyatların tercümanı, vicdanların sesi oldu.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
