﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öteki ve Ötesi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/oteki-ve-otesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Feb 2018 09:14:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Öteki ve Ötesi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doç. Dr. İbrahim Kalın: ‘Batı Tarihine Düşülmüş Bir Dipnot Muamelesi Görmeyi Reddediyoruz’</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/doc-dr-ibrahim-kalin-bati-tarihine-dusulmus-bir-dipnot-muamelesi-gormeyi-reddediyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Dec 2017 22:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim kalın]]></category>
		<category><![CDATA[İslam dünyasının sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Öteki ve Ötesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3023</guid>

					<description><![CDATA[2016 yılında yayımlanan ve bugüne kadar defalarca basılan Ben, Öteki ve Ötesi: İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş adlı önemli kitabınız ilim ve fikir çevrelerinde geniş yankılar uyandırdı. Siz İslam ve Batı arasındaki ilişkilerin tarihini “ben ve öteki” arasındaki diyalektik üzerinden inceliyor ve irdeliyorsunuz. Sadece tarih yok kitabınızda, tarihe bir düşünür olarak bakan bir yazar da var. Bu iki alanı buluşturmak gibi cesaret gerektiren bir eseri yazmaya neden ihtiyaç duydunuz? Gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında yaptığım çalışmalarda İslam-Batı ilişkilerinin hemen her alanda karşıma çıktığını erken bir dönemde fark ettim. Tarih yazıcılığından uluslararası sistem tartışmalarına, felsefeden edebiyata, dinler tarihinden modern İslam dünyasının sorunlarına&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>2016 yılında yayımlanan ve bugüne kadar defalarca basılan Ben, Öteki ve Ötesi: İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş adlı önemli kitabınız ilim ve fikir çevrelerinde geniş yankılar uyandırdı. Siz İslam ve Batı arasındaki ilişkilerin tarihini “ben ve öteki” arasındaki diyalektik üzerinden inceliyor ve irdeliyorsunuz. Sadece tarih yok kitabınızda, tarihe bir düşünür olarak bakan bir yazar da var. Bu iki alanı buluşturmak gibi cesaret gerektiren bir eseri yazmaya neden ihtiyaç duydunuz?</em></strong></p>
<p>Gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında yaptığım çalışmalarda İslam-Batı ilişkilerinin hemen her alanda karşıma çıktığını erken bir dönemde fark ettim. Tarih yazıcılığından uluslararası sistem tartışmalarına, felsefeden edebiyata, dinler tarihinden modern İslam dünyasının sorunlarına kadar çok geniş bir alanda meseleler bir şekilde İslam ve Batı toplumları arasındaki ilişkilerin mahiyetiyle ve tarihî serüveniyle irtibatlı. Avrupa-merkezci tarih ve kültür anlayışının sorgulanması gerektiğini üniversite yıllarında hissetmeye başlamıştım. Zira bu tarih tasavvurunda biz yokuz; Batılı olmayan hiçbir toplum ve medeniyet yok. Bizler Batı tarihine eklenmiş birer küçük dipnot yahut detay olarak muamele görüyoruz. Bu haksızlığı neden kabul edelim?</p>
<p>Ama bu adaletsizliğe karşı çıkmak için bizim ortaya ciddi bir çaba koymamız gerekiyor. Biz kendi hakkımızı arama gayreti içinde olmazsak başkalarından nasıl adalet talep edebiliriz? Dahası Batı’da yapılan Avrupa-merkezcilik eleştirileri bir noktadan sonra yine Batı düşünce sistematiği içinde üretiliyor ve Batılı paradigmanın dışına çıkamıyor. Heidegger’in modern hümanizm ve teknolojik medeniyet eleştirisi elbette önemlidir ve dikkatle incelenmelidir. Ama o eleştiriden hareketle ben kendi varlık tasavvurumu ve dünya görüşümü inşa edemem. Daha farklı temellere, mefhumlara ve araçlara ihtiyacım var. Bunu da ancak biz kendi çabamızla -tabii ki dünyaya kendimizi kapatmadan- yapabiliriz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2018">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam ve Batı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/islam-ve-bati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Dec 2017 22:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa/Batı sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Komünist Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[Öteki ve Ötesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3017</guid>

					<description><![CDATA[Karl Marx ve Friedrich Engels beraber kaleme aldıkları Komünist Manifesto’nun ilk cümleleri olarak “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor- Komünizm hayaleti. Avrupa’nın bütün eski güçleri bu hayalete karşı kutsal bir sürgün avı için ittifak halindeler, Papa ile Çar, Metternich ile Guizot, Fransız radikalleri ile Alman polisleri” diye yazmışlardı. Oysa Komünizm, Marx ve Engels’in bu satırları yazmasının üzerinden 1,5 asır bile geçmeden tarihin unutulmuşlar mezarlığındaki yerini alacaktı. Ne var ki Marx ve Engels Avrupa’nın başına daha Emeviler zamanında musallat olan gerçek hayaleti gözden kaçırıyorlardı. Bu hayalet, Jack Goody’nin isabetle teşhis ettiği gibi İslamın hayaletiydi ve savuşup mezarlığa gideceğine, Batı’nın kalbine ağır çekimdeki bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karl Marx ve Friedrich Engels beraber kaleme aldıkları <em>Komünist Manifesto</em>’nun ilk cümleleri olarak “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor- Komünizm hayaleti. Avrupa’nın bütün eski güçleri bu hayalete karşı kutsal bir sürgün avı için ittifak halindeler, Papa ile Çar, Metternich ile Guizot, Fransız radikalleri ile Alman polisleri” diye yazmışlardı. Oysa Komünizm, Marx ve Engels’in bu satırları yazmasının üzerinden 1,5 asır bile geçmeden tarihin unutulmuşlar mezarlığındaki yerini alacaktı.</p>
<p>Ne var ki Marx ve Engels Avrupa’nın başına daha Emeviler zamanında musallat olan gerçek hayaleti gözden kaçırıyorlardı. Bu hayalet, Jack Goody’nin isabetle teşhis ettiği gibi İslamın hayaletiydi ve savuşup mezarlığa gideceğine, Batı’nın kalbine ağır çekimdeki bir bıçak gibi usul usul sokuluyor ve Avrupa/Batı dediğimiz ve Tanzimat sonrası üdebamızın -haşa- kıblesi sayılan bu nevzuhur dünyayı dönüştürüyordu: Olumlu yönde, İslamın lehine veya olumsuz yönde, İslamın aleyhine.</p>
<p>Yine Jack Goody ile devam edersek Marx ve Engels’in cümlesinde geçen “Papa ile Çar”ın yerine bugün ABD ve Rusya’yı, “Metternich ile Guizot”nun yerine Pegida ve Macron’u, “Fransız radikalleri ile Alman polisleri”nin yerine Avrupalı sağcı liderler ile İsrail askerlerini rahatlıkla koyabiliriz. Sonuç değişmez: Avrupa’nın/Batı’nın üzerindeki İslamın hayaleti inatla avlanmaya devam etmektedir.</p>
<p>Bu ayan beyan hakikate rağmen İslamı inatla görmezden gelme ve sanki mümkünmüş gibi ortamdan silme, o da olmazsa ötekileştirme, terörist ilan etme tavrı giderek komik kaçmakta ve bir nevi çaresizliğin ilanı olmaktadır. Oysa meselenin çözümü için bir medeniyet yüzleşmesine gidilmesi ve mevcut “öteki”leştirmenin “ötesi”ne geçilmesi gerekir.</p>
<p>Bu sözler bizi değerli dostum Doç. Dr. İbrahim Kalın’ın 2016 yazında yayımlanan <em>Ben, Öteki ve Ötesi </em>adlı kitabının ana tezine götürüyor. İslam ve Batı’nın iç içe geçmiş tarihleri, onların karşılıklı etkileşim ve tedahülleri eşliğinde okunduğunda asırlardır devam eden “ben” ve “öteki” dikotomisinin ötesine nasıl geçileceğinin revnaklı ipuçlarını uzatıyor önümüze.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcılığı gibi sorumluluk isteyen bir görevin ağırlığına rağmen fikir ve sanat faaliyetine hız kesmeden devam eden Doç. Kalın ile gerçekleştirdiğimiz ufuk açıcı söyleşi ile kitabı hakkındaki her biri ayrı bir değer taşıyan değerlendirmelerin neredeyse Namık Kemal’den beri uğraştığımız Avrupa/Batı sorununu anlayıp aşmamıza katkısı olacağı ümidini taşıyoruz.</p>
<p>2018 yılında yine dopdolu sayılarda buluşmak ümidiyle. Hayırla kalınız efendim.</p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
