﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PKK &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/pkk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 Jan 2020 10:32:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>PKK &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Libya Krizi İkinci Sykes Picot Mu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/libya-krizi-ikinci-sykes-picot-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Bilgen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 03:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[ortadogu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Tunuslu Muhammed Buazizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5544</guid>

					<description><![CDATA[Tunuslu Muhammed Buazizi’nin 4 Ocak 2011 günü fitilini ateşlediği isyan dalgası Ortadoğu ve Afrika aksında 15’ten fazla ülkeyi derinden etkiledi. Osmanlı sonrası kesintisiz buhranın hâkim olduğu coğrafyalar bu sefer önce iç dinamiklerin sonrasında haricî müdahalelerin etkisiyle bir kez daha sarsıldı. İsyanın etki alanına giren birçok ülkede radikal değişim ve dönüşüm süreçleri yaşanırken Mısır, Tunus, Yemen, Libya ve Fas’ta uzun soluklu iktidar dönemlerinin baskıcı liderleri devrildi. 2011’de başlayan ve iç isyanlar dizesinin sivil direnişten silahlı çatışmaya dönüştüğü, çözüm ihtimalinin her geçen gün çok daha imkânsız hale geldiği ve 9 yıldır fiilî kavganın sürdüğü ülkeler arasında Suriye, Yemen ve Libya var. Yemen’de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tunuslu Muhammed Buazizi’nin 4 Ocak 2011 günü fitilini ateşlediği isyan dalgası Ortadoğu ve Afrika aksında 15’ten fazla ülkeyi derinden etkiledi. Osmanlı sonrası kesintisiz buhranın hâkim olduğu coğrafyalar bu sefer önce iç dinamiklerin sonrasında haricî müdahalelerin etkisiyle bir kez daha sarsıldı. İsyanın etki alanına giren birçok ülkede radikal değişim ve dönüşüm süreçleri yaşanırken Mısır, Tunus, Yemen, Libya ve Fas’ta uzun soluklu iktidar dönemlerinin baskıcı liderleri devrildi.</p>
<p>2011’de başlayan ve iç isyanlar dizesinin sivil direnişten silahlı çatışmaya dönüştüğü, çözüm ihtimalinin her geçen gün çok daha imkânsız hale geldiği ve 9 yıldır fiilî kavganın sürdüğü ülkeler arasında Suriye, Yemen ve Libya var. Yemen’de Suudi Arabistan-BAE ittifakı ile karşı kampta yer alan İran’ın mezhep eksenli güç mücadelesi sürüyor. ABD’nin PKK lehine sahaya indiği Suriye’de ise Rusya ve İran, Esed’i ayakta tutma adına sahada savaşan aktif iki güç. Ülke 2015 yılı başlarından itibaren iç savaş boyutundan çıkarak küresel kapışma arenasına dönüştürüldü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış Pınarı Harekâtı’nın Tarihî Önemi Nedir?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/gundem/baris-pinari-harekatinin-tarihi-onemi-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İnal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 05:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ayn el-Arap]]></category>
		<category><![CDATA[DEAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Tel Abyad]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5162</guid>

					<description><![CDATA[2015 Ocak’ından itibaren ABD’nin başkanlığındaki koalisyon güçlerini arkasına alan PKK/YPG Ayn el-Arap (Kobani)’tan harekâta başlayarak DEAŞ’ı güneye doğru sürerken İran’ın eğitip donattığı Haşbi Şabii milislerinin ön safta olduğu Irak ordusu Samarra, Tikrit, Felluce ve Ramadi’de DEAŞ’ı bu bölgelerden çıkardı. Ancak PKK/YPG başta Tel Abyad ve Rasulayn olmak üzere Sünni Araplarla meskûn bölgeleri işgal edip halkını buradan tehcir ederken, Şii Haşbi Şabi milisleri de yakaladıkları Sünni halkı DEAŞ’lı ilan ederek en vahşi işkencelerle öldürdüler, kalanları ise korkuyla sindirdiler. Bu operasyonlar sırasında sadece Tel Abyad’dan 150 bin Sünni Arap Akçakale’ye sığınmak zorunda kaldı. Üst Akıl, Başkan Obama yönetimi devretmeden önce Irak ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2015 Ocak’ından itibaren ABD’nin başkanlığındaki koalisyon güçlerini arkasına alan PKK/YPG Ayn el-Arap (Kobani)’tan harekâta başlayarak DEAŞ’ı güneye doğru sürerken İran’ın eğitip donattığı Haşbi Şabii milislerinin ön safta olduğu Irak ordusu Samarra, Tikrit, Felluce ve Ramadi’de DEAŞ’ı bu bölgelerden çıkardı. Ancak PKK/YPG başta Tel Abyad ve Rasulayn olmak üzere Sünni Araplarla meskûn bölgeleri işgal edip halkını buradan tehcir ederken, Şii Haşbi Şabi milisleri de yakaladıkları Sünni halkı DEAŞ’lı ilan ederek en vahşi işkencelerle öldürdüler, kalanları ise korkuyla sindirdiler. Bu operasyonlar sırasında sadece Tel Abyad’dan 150 bin Sünni Arap Akçakale’ye sığınmak zorunda kaldı.</p>
<p>Üst Akıl, Başkan Obama yönetimi devretmeden önce Irak ve Suriye’de son noktayı koymak istiyordu. Bunun için önce İran ve Rusya ile anlaşmak, ardından Türkiye’yi devre dışı bırakmak gerekiyordu. Uzun yıllardır sürdürülen müzakereler sonunda Obama yönetimi İran ile 14 Temmuz 2015’te bir antlaşmaya vardı. Buna göre İran, nükleer programından vazgeçecek, buna karşılık her türlü ambargodan kurtulacaktı. Böylece ABD ve İran kazan-kazan prensibi çerçevesinde anlaştılar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasım-2019">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sanma Bu Tekerlek Kalır Tümsekte”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/sanma-bu-tekerlek-kalir-tumsekte/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 08:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2494</guid>

					<description><![CDATA[Rahmetli Necmettin Erbakan’ı rahmet ve hasretle yad ederken Millî Nizam Partisi’nin 1970 yılının 8 Şubat’ında yapılan kongresinde söylediği o som altın değerindeki cümleyi hatırlamadan ede­mem: “Asıl kurucularımız Sultan Fatih hazretleri, Akşemseddin hazretleri, Sultan Yıldırım haz­retleri, Sultan Murad, Ulubatlı Hasan, Nizamül­mülk, Sultan Yavuz, Orhan Gazi, Alparslan, Melikşah, Kılıç Arslan ve Sultan Hamid hazret­leridir.” Ve ne zaman içime bir umutsuzluk to­humu düşer gibi olsa zihin arşivimi açar, bu cümleyi yeniden okurum. Sesimi Erba­kan’ınkiyle birleştirerek söyleyeyim: Biz de aynı soyağacından geliyoruz. Malum, 7 Mayıs’tan beri alçakça bir linç kampanyası yaşadık. Önce TV programından bir şey tutturma­ya çalıştılar ama Yavuz Baha­dıroğlu ve bendeniz hakkında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahmetli Necmettin Erbakan’ı rahmet ve hasretle yad ederken Millî Nizam Partisi’nin 1970 yılının 8 Şubat’ında yapılan kongresinde söylediği o som altın değerindeki cümleyi hatırlamadan ede­mem:</p>
<p>“Asıl kurucularımız Sultan Fatih hazretleri, Akşemseddin hazretleri, Sultan Yıldırım haz­retleri, Sultan Murad, Ulubatlı Hasan, Nizamül­mülk, Sultan Yavuz, Orhan Gazi, Alparslan, Melikşah, Kılıç Arslan ve Sultan Hamid hazret­leridir.” Ve ne zaman içime bir umutsuzluk to­humu düşer gibi olsa zihin arşivimi açar, bu cümleyi yeniden okurum. Sesimi Erba­kan’ınkiyle birleştirerek söyleyeyim: Biz de aynı soyağacından geliyoruz. Malum, 7 Mayıs’tan beri alçakça bir linç kampanyası yaşadık. Önce TV programından bir şey tutturma­ya çalıştılar ama Yavuz Baha­dıroğlu ve bendeniz hakkında Basın Savcısı takipsizlik kararı verdi. Buradan bir şey tutturama­yacaklarını görenler bu defa der­gimizi toplatma kararı aldırdılar. Latife Hanım’ın bir mektubunu ya­yınladık diye hakkımızda iddiana­me düzenlendi. Mahkememiz Eylül ayında başlayacak.</p>
<p>Peki kimi yargılayacaklar? Be­ni değil, Latife Hanım’ı.</p>
<p>Yargılanan ne? Latife Hanım’ın 91 yıl önce yayınlanmış bir mektubu. Neyle yargılayacaklar? Menderes’in 66 yıl ön­ce çıkardığı 5816 sayılı kanunla. Bu dünyada eşi menendi olmayan kanun er veya geç kaldırılacak veya değiştirilecek. Lakin ağına yeni kurbanlar düşürmeye devam ediyor. Niye gocunalım ki: Necip Fazıl bile mezara bu kanundan aldığı cezayla girmemiş miydi? İnanın, kendi adımıza değil, millet adına üzülüyoruz. Bu devirde bir tarihî belge yayın­ladık diye yargılandığımız için kaygılanıyoruz. Bunca yıldır bir arpa boyu yol alamadığımız içindir tasamız. Halbuki ortalık belgeleri tahrif edenlerden, makaslayanlardan geçilmiyor. Kanun adamları­nın asıl belgeleri sansürleyenleri, makaslayan­ları, tipeksle silenleri yargılamaları gerekirken tek yaptığı, BELGEYİ OLDUĞU GİBİ YAYIMLA­MAK OLAN dergimizi yargılamaları asla kabul edilemez.</p>
<p>Ne yapmalıydık yani? Bazılarının yaptığı gibi sansürlemeli miydik? “Zararlı yerleri” makasla­malı mıydık? Yani ahlaksızlık mı yapmalıydık?</p>
<p>Kanun dediğiniz, insanları ahlaklı olmaya teşvik eder. 5816 sayılı kanun ise insanları ah­laksızlığa, münafıklığa, iki yüzlülüğe teşvik ediyor. Bildiğini yazamıyor veya eline geçen bel­geyi makaslıyor tarihçiler. Ve bu rezaletler pa­çamızdan akarken kalkıp ‘ülkemizde tarih var’ diyebiliyoruz hâlâ. Yazıklar olsun!</p>
<p>Bir idarî şikayet üzerine dergimiz Mayıs’ın 18’inde toplatılıyor ve hakkımızda dava açılıyor. Ülkenin önünde FETÖ, PKK, PYD, DAEŞ gibi de­vasa ölçekte hassas sorunlar dağ gibi yığılmış­ken ölmüş bir kişiyi korumak üzere çıkarılmış çağdışı bir kanunla yargılanıyoruz. Vicdanen müsterihiz. Er veya geç beraat ede­ceğimize inancımız tamdır. Üst mahkeme, o da olmazsa AİHM’e müracaat edeceğiz. Çünkü yap­tığımızın doğru olduğuna inanıyoruz. 91 yıl ön­ceki (hiçbir mahremiyet unsuru içermeyen) bir mektubu yayımlamanın dünyanın hiçbir yerin­de suç olmadığını biliyoruz. Bu süreçte yanımızda olduğunuz, bizimle kaldığınız ve verdiğiniz candan destek için he­pinize hassaten teşekkür ediyor, sizi Üstad’ın mısralarıyla Allah’a emanet ediyoruz:</p>
<p style="text-align: center;"><em>Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!<br />
</em><em>Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!<br />
</em><em>Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!</em></p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
