﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>projeler &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/projeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Apr 2017 07:22:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>projeler &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Derdi Olanların Türkiye’si</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/derdi-olanlarin-turkiyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2017 21:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa’nın tasallutundan kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Mısır’ı koparmak]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2235</guid>

					<description><![CDATA[“Biz esîr-i derd-i aşkız, bir başka sevdâyız.” Kim söylemiş­ti bu sözü? Şimdi Bursa’da 1927 doğumlu kendisi bir tarih olan babam Rafet Armağan’ın karşısında şu satırları yazar­ken hatırlayamadım. Lakin önemli mi? Dert ortada. Derdi­miz daha doğrusu… Bize derdi olan adam lâzım. Derdi olan ve bu memleke­tin, bu dinin ve bu milletin derdiyle dertlenen adamlar lâ­zım. Başka ülkelerde ancak savaş hâlindeyken düşünülebile­cek bu ağır şart bu topraklarda “elzem”dir ve bundan başka yerlere benzemez. Burası Türkiye’dir ve kalkandır. Neye kalkan? Zulme, sömürüye ve insanlığın öz değerle­rine karşı kalkan ellere kalkan… Hem de yalnız kendi ülke­sini değil ihtiyacı olan bütün insanları şâmil bir koru­yuculuk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Biz esîr-i derd-i aşkız, bir başka sevdâyız.” Kim söylemiş­ti bu sözü? Şimdi Bursa’da 1927 doğumlu kendisi bir tarih olan babam Rafet Armağan’ın karşısında şu satırları yazar­ken hatırlayamadım. Lakin önemli mi? Dert ortada. Derdi­miz daha doğrusu…</p>
<p>Bize derdi olan adam lâzım. Derdi olan ve bu memleke­tin, bu dinin ve bu milletin derdiyle dertlenen adamlar lâ­zım. Başka ülkelerde ancak savaş hâlindeyken düşünülebile­cek bu ağır şart bu topraklarda “elzem”dir ve bundan başka yerlere benzemez. Burası Türkiye’dir ve kalkandır.</p>
<p>Neye kalkan? Zulme, sömürüye ve insanlığın öz değerle­rine karşı kalkan ellere kalkan… Hem de yalnız kendi ülke­sini değil ihtiyacı olan bütün insanları şâmil bir koru­yuculuk vasfıdır bu.</p>
<p>Bu vasıftır ki, bize asırlar boyunca mertlik dağın­da otağ kurdurdu. Nâmertler kaçacak delik aradılar. Sindiler, yıldılar, pustular…</p>
<p>Pustular ama pusuya da yatmayı ihmâl etmedi­ler. Planlar, projeler, propagandalar, sıra dağlar gibi yığıldı karşımıza. Djuvaura’nın <em>Türki­ye’yi Parçalamak İçin 100 Proje </em>adlı kitabında toplananları okurken filozof Leibniz’den bile soğuyorsunuz. Elin filozofu üşenme­miş, Osmanlı’dan Mısır’ı koparmak için Fransız Kralı’na mektup yazmış. İşte Ba­tı’nın/Avrupa’nın son savleti bize yeniden onun “maske”sini hatırlattı. Âkif’in dediği gibi,</p>
<p>Maske yırtılmasa bize hâlâ âfetti o yüz,</p>
<p>Medeniyet dediğin, kahpe, hakikat yüzsüz.</p>
<p>Türkiye bu “medeniyet çarpılması” kar­şısında yeni bir kader oylamasının eşiğin­de. Tarihin kuşatma noktalarından birinden geçecek 16 Nisan’da. Fabrika ayarlarımız değişmez­se Avrupa’nın tasallutundan kurtulmamız bir başka bahara kalacak.</p>
<p>Değişimin 16 Nisan’daki yüzü bağımsızlığımıza doğru atılan güçlü bir “evet” olacaktır. Tarih boyunca şer­lere kalkan olmuş bir ülkenin evlâtlarına da Avrupa hege­monyasını sürdürmek isteyen statükoya “hayır” demek dü­şer.</p>
<p>Bahar kokulu sayılarda buluşmak dileğiyle…</p>
<p><em><strong>Mustafa Armağan</strong></em><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
