﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Resneli Niyazi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/resneli-niyazi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Dec 2021 12:45:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.8</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Resneli Niyazi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Müslüman Halka Hıristiyan Polis!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/musluman-halka-hiristiyan-polis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyüp Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:45:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Nuri Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[Resneli Niyazi]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7692</guid>

					<description><![CDATA[Sömürgeci Avrupa ülkeleri, Osmanlı Devleti’ni “Hasta adam” olarak belletmiş olmasına rağmen menfaatleri sebebiyle toprak bütünlüğünü korumaya özen gösterdi. Rusya’nın sıcak denizlere inme politikasını ancak bu yolla engelleyebileceklerine inanıyorlardı. Ne var ki düşük yoğunluklu bu koruma stratejisi uzun soluklu olmadı. Bu durum Osmanlı topraklarındaki zengin petrol kaynaklarının keşfi ve İngilizlerin Filistin topraklarında bir devlet kurmayı hedefleyen Siyonistlere yardıma karar vermesiyle nihayete erdi. Öncelikle Sultan II. Abdülhamid’in tahttan inmesi gerekiyordu. Bunun için onun döneminde kurulan modern okullarda yetişen ordunun kulağına “özgürlük, hürriyet ve eşitlik” kelimelerini fısıldamak yeterli gelecekti. Propagandalar doğrultusunda isyan ederek dağlara çekilen Resneli Niyazi’nin hareketi özendirildi. Öte yandan, her nasılsa&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sömürgeci Avrupa ülkeleri, Osmanlı Devleti’ni “Hasta adam” olarak belletmiş olmasına rağmen menfaatleri sebebiyle toprak bütünlüğünü korumaya özen gösterdi. Rusya’nın sıcak denizlere inme politikasını ancak bu yolla engelleyebileceklerine inanıyorlardı. Ne var ki düşük yoğunluklu bu koruma stratejisi uzun soluklu olmadı. Bu durum Osmanlı topraklarındaki zengin petrol kaynaklarının keşfi ve İngilizlerin Filistin topraklarında bir devlet kurmayı hedefleyen Siyonistlere yardıma karar vermesiyle nihayete erdi.</p>
<p>Öncelikle Sultan II. Abdülhamid’in tahttan inmesi gerekiyordu. Bunun için onun döneminde kurulan modern okullarda yetişen ordunun kulağına “özgürlük, hürriyet ve eşitlik” kelimelerini fısıldamak yeterli gelecekti. Propagandalar doğrultusunda isyan ederek dağlara çekilen Resneli Niyazi’nin hareketi özendirildi. Öte yandan, her nasılsa payitahtta birden patlak veren irticai hareketin bastırılması icap etti. Bu bahaneyle yola düşen “Hareket Ordusu” kurgulanan senaryo gereği irticaî kalkışmayı dağıtmayı amaçlıyordu. Ancak İstanbul’a girince tam bir çapulcu alayı gibi davranarak Yıldız Sarayı’nı basıp yağmaladı. Ardından da amaç hasıl oldu, Abdülhamid Han tahttan indirildi.</p>
<p>Hareket Ordusunun kurgulandığı biçimde harekete geçirilmesiyle birçok insan mağdur edildi. Ferden mağdur edilenlerin ilki Yanya Polis Müdürü Osman Nuri Bey (Alptekin) olmuştu. Hareket Ordusu Kumandanlığı tarafından Dâhilîye Nezaretine gönderilen bir tezkereyle Osman Nuri Bey hakkında şikâyette bulunuluyordu.</p>
<p>Şikâyette:</p>
<p>“Yanya vilayeti maiyet memurlarından Avlonyalı Ali ve Polis Müdürü Nuri Efendilerin erbab-ı irticadan (gericilerden) olduklarından ve Hareket Ordusunun İstanbul’a hareketini vilayet dâhilindeki baskım/baskim kulüplerine1 telgraf keşidesiyle (çekilmesiyle) protesto ittiklerine ve ahaliyi ifsadadda (kargaşalara uğratmakta) bulunduklarına ve mumaileyhanın (adı geçen kişinin) orada bekaları münasebetsiz ahvalin zuhuruna (devam etmesi uygunsuz hallerin çıkmasına) sebebiyet vereceğine dair Üçüncü Ordu Kumandanlığından vuku bulan işar-ı calib nazar-ı dikkat ve haiz-i ehemmiyet (ilgi çekici ve ehemmiyetli) olduğundan ba-husus (özellikle) Nuri Beyin maktul (katledilmiş) Fehim Paşa ile maslub (asılmış) Halil Beyin adamlarından olduğu meşhûd ve mütevatir (görülmüş ve duyulmuş) olması ise, büsbütün başka bir diğer yere vereceğinden mumaileyhanın mahall-i saireye (diğer yerlere) nakil suretiyle tebdilleri (değiştirilmeleri) hususuna müsaade-i celile-i Nezaretpenahileri (nezaretin koruyucusunun yüce müsaadesi) istirham olunur ol babda. 27 Mayıs 1325 (9 Haziran 1909)<em>”<sup>2</sup> </em>denilerek istediklerinin uygulamaya konulmasını talep ediyorlardı.</p>
<p>Talep herhangi bir incelemeye tabi tutulmadan kabul edildi. İlk olarak müfettişlikte istihdam edildikten sonra 14 Kasım 1907’de yeni oluşturulan Adalar Sancağı Polis Müdürlüğü görevine ataması yapıldı. Ardından da Yemen Polis Müdürlüğü görevine ataması yapılarak İstanbul’dan uzaklaştırıldı. Yemen Polis Müdürü olarak görev yapmakta iken memuriyet görevinin lağvı üzerine emekli edildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiliz Büyükelçisinin Arabasını Kendi Kollarıyla Çektiler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-sasirtir/ingiliz-buyukelcisinin-arabasini-kendi-kollariyla-cektiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kocabaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:20:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Şaşırtır]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[Enver]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Sabri]]></category>
		<category><![CDATA[Resneli Niyazi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İhtilali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6014</guid>

					<description><![CDATA[Enver, Resneli Niyazi ve Eyüp Sabri beylerin emirlerindeki askerî birlikler ve bunlara katılan sivil gönüllülerle 10 Temmuz 1908’de Balkan dağlarına çıkarak Sultan II. Abdülhamid’e Meşrutiyet’i yeniden ilan ettirmek üzere başlattıkları isyan “1908 Jön Türk İhtilali” olarak geçer tarihe. Sultan’ın aldığı askerî tedbirlerle isyanı bastıramaması üzerine Meşrutiyet, onun tarafından yayınlanan bir bildiriyle 24 Temmuz 1908’de ilan edilmiştir. II. Meşrutiyetin ilan edildiği günlerde, Jön Türkler (daha ziyade İngiliz taraftarı olan sivil unsurları) bu ilana İngilizlerin desteğiyle ulaşıldığı zannı ve Meşrutiyet’le yönetilen İngilizlerin bu yönetimine hayranlık duymaları sonucu olacak ki, İngiltere’den atanarak İstanbul’a 31 Temmuz 1908’de gelen İngiliz büyükelçisi Gerard Lowther’in arabasının atlarını&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enver, Resneli Niyazi ve Eyüp Sabri beylerin emirlerindeki askerî birlikler ve bunlara katılan sivil gönüllülerle 10 Temmuz 1908’de Balkan dağlarına çıkarak Sultan II. Abdülhamid’e Meşrutiyet’i yeniden ilan ettirmek üzere başlattıkları isyan “1908 Jön Türk İhtilali” olarak geçer tarihe. Sultan’ın aldığı askerî tedbirlerle isyanı bastıramaması üzerine Meşrutiyet, onun tarafından yayınlanan bir bildiriyle 24 Temmuz 1908’de ilan edilmiştir. II. Meşrutiyetin ilan edildiği günlerde, Jön Türkler (daha ziyade İngiliz taraftarı olan sivil unsurları) bu ilana İngilizlerin desteğiyle ulaşıldığı zannı ve Meşrutiyet’le yönetilen İngilizlerin bu yönetimine hayranlık duymaları sonucu olacak ki, İngiltere’den atanarak İstanbul’a 31 Temmuz 1908’de gelen İngiliz büyükelçisi Gerard Lowther’in arabasının atlarını Sirkeci garında sökmüş, Galata’nın sarp sokaklarından geçerek İngiliz büyükelçiliğinin Cadde-i Kebir (bugünkü İstiklal Caddesi) üzerindeki binasına (bugün İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosluğu olarak kullanılıyor) kadar kendileri çekmişti.1 Arabayı çeken Jön Türkler’in arasında bulunan Ahmet İhsan (Tokgöz) hatıralarında şunları yazar:</p>
<p>“1908 Temmuz’unun 23. günü İstanbul’da bulunmayan İngiliz sefiri Lowther şehrimize döndüğü zaman Sirkeci istasyonunu baştanbaşa doldurmuştuk. Büyükelçiyi candan ve gönülden alkışlıyorduk. Nihayet coşkun gençler, büyükelçinin arabasını çeken atları söküp arabayı kendi kollarıyla çekmişlerdi. Bu fıkrayı yazmaktan maksadım, Meşrutiyet’in ilanına kadar Türk aydınlarının siyasî meylini ve düşüncesini göstermek içindir.”</p>
<p>Hiç beklemediği bu olay karşısında İngiliz büyükelçisi neye uğradığını şaşırmış, aynı gün Londra’ya çektiği telgrafta, arabasını çeken Jön Türkler’i, “Politik tecrübeden yoksun, aralarında birlik bulunmayan iyi niyetli çocuklar topluluğu” diye tasvir etmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülhamid’i Tahttan Nasıl İndirmişlerdi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/sultan-abdulhamidi-tahttan-nasil-indirmislerdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 08:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid’in tahttaki son dakikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Resneli Niyazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Sarayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4396</guid>

					<description><![CDATA[Tarih: 27 Nisan 1909. Yer: Yıldız Sarayı, Küçük Mabeyn Köşkü. Saat: Akşam 7-8 civarı. Sultan II. Abdülhamid’in tahttaki son dakikalarıdır yani. Yalnızdır Sultan, gözü gibi baktığı asker tarafından işgal ve hatta kısmen yağma edilmiş olan Yıldız Sarayı’nın bir köşkünde iki haremağasıyla beraber dışarıdan gelecek haberlere kulak kesilmiştir. Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarih: 27 Nisan 1909. Yer: Yıldız Sarayı, Küçük Mabeyn Köşkü. Saat: Akşam 7-8 civarı. Sultan II. Abdülhamid’in tahttaki son dakikalarıdır yani. Yalnızdır Sultan, gözü gibi baktığı asker tarafından işgal ve hatta kısmen yağma edilmiş olan Yıldız Sarayı’nın bir köşkünde iki haremağasıyla beraber dışarıdan gelecek haberlere kulak kesilmiştir. Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman bir devletin başı imiş gibi muhasara ve tazyik edilmektedir. Efendim, dağa çıkan Resneli Niyazi çok dürüst, namuslu ve kahramanmış! Geçin efendim bunları. Cuma vakti cümle erat ve zabitan Allah’ın huzuruna varmışken tabur kasasını kırarak 200 Hamidî altını çalan ve devletin düşmanla savaşsınlar diye verdiği silahlarına zorla el koyarak adamlarıyla birlikte dağa çıkan eşkıyayı efsaneleştirirseniz 15 Temmuz’daki alçaklığı millete reva gören çeteyi de alkışlamanız gerekir. Hem 100 küsur sene önce, hem de bugün yapılan, bal gibi kanunsuz eylemlerdi ve kanunen suçtu; biri başarılı oldu diye tebcil edilirken öbürü başarısız olunca takbih edilmemeli, hepsi aynı “gayrimeşruluk gayrimeşruluktur” kriterine göre maşeri vicdanda mahkûm edilmelidir.Aksi halde iyi darbe-kötü darbe ikilemine sürükleniriz ki, bu bizi çıkmazların en çürütücüsüne mahkûm eder.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2019">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a>&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
