﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Resulullah &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/resulullah/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Feb 2021 05:57:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Resulullah &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hz. Muhammed’in (Sas) Hayvan Hakları Şuuru</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/hz-muhammedin-sas-hayvan-haklari-suuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 05:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[binek hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[Buhâri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6738</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber (sas) döneminde et ve süt gibi gıdaların tedariki yanında hayvanların yünlerinden faydalanılıyor, deri ve kemikleri çeşitli eşyaların yapımında hammadde işlevi görüyordu. Bazı hayvanlar ise güvenlik amacıyla evcilleştirilmişti. Allah Elçisi’nin varlığa ilişkin temel yaklaşımı israf etmemek ve zarar vermemekti. Bu prensip üzerine inşa edilen duruşu esasen vahye dayanır. Bu yaklaşımın uygulamalarına da yansıdığı görülür. Hayvanlara işkence edilmemesi, taşıyamayacakları kadar ağır yükler yüklenmemesi gibi genel uyarılarından söz etmek mümkün. Ayrıca et ihtiyacı için boğazlarken dahi acı çekmemelerine dikkat edilmelidir. Bunların dayandığı temel prensip ise merhamettir. Allah Elçisi hapsettiği bir kedinin açlıktan ölümüne sebep olduğu için geçmişte bir kadının cehennemlik olduğunu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber (sas) döneminde et ve süt gibi gıdaların tedariki yanında hayvanların yünlerinden faydalanılıyor, deri ve kemikleri çeşitli eşyaların yapımında hammadde işlevi görüyordu. Bazı hayvanlar ise güvenlik amacıyla evcilleştirilmişti. Allah Elçisi’nin varlığa ilişkin temel yaklaşımı israf etmemek ve zarar vermemekti. Bu prensip üzerine inşa edilen duruşu esasen vahye dayanır. Bu yaklaşımın uygulamalarına da yansıdığı görülür. Hayvanlara işkence edilmemesi, taşıyamayacakları kadar ağır yükler yüklenmemesi gibi genel uyarılarından söz etmek mümkün. Ayrıca et ihtiyacı için boğazlarken dahi acı çekmemelerine dikkat edilmelidir. Bunların dayandığı temel prensip ise merhamettir.</p>
<p>Allah Elçisi hapsettiği bir kedinin açlıktan ölümüne sebep olduğu için geçmişte bir kadının cehennemlik olduğunu ifade ederek insanları uyarmaktadır (Buhârî, “Enbiya”, 54 [hadis no: 3482]). Hayvanlara merhametli davranmak ise Allah’ın hoşnutluğunu sağlayacaktır. Hz. Peygamber susayıp bir kuyuya inerek su ihtiyacını gideren bir adamın hikâyesiyle buna vurgu yapar: Adam kuyudan çıktığında susuzluktan perişan olmuş bir köpek gördü. Tekrar kuyuya inip ayakkabısıyla su çıkarıp köpeğin susuzluğunu giderdi. Allah Elçisi’nin yanında bulunanlardan biri, “Ey Allah’ın Resulü! Yani bize hayvanlar için de ödül mü var?” diye sordu. Allah Elçisi, “Evet! Her yaş ciğer sahibi için bir ödül var” buyurdu (Müslim, “Selâm”, 153 [hadis no: 2244]).</p>
<p>Yüce Allah bazı hayvanları binek olarak insanların emrine musahhar kılmıştır. Öte yandan bazı hayvanlara binilmesi yasaktır. Ancak sırtına binilen ve yük taşımak için yararlanılan hayvanlara ağır yük yüklenmemesini emreder. Resulullah’ın yolculuk sırasında yükü fazla olan devenin yükünü diğer hayvanlara paylaştırması bu hassasiyetin yansımasıdır. Ayrıca bineklerinin sırtında sohbet eden bir grupla karşılaştığında onları kınamış, sohbet edeceklerse bineklerinden inmelerini söylemiştir (Ahmed b. Hanbel, <em>Müsned</em>, XXIV, 399). Yine hayvanların sırtının, üstüne çıkılıp hitap edilen minberler gibi kullanılmaması hususunda ikazda bulunduğunu görüyoruz (Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 55/61 [hadis no: 2567]).</p>
<p>Allah Resulü’nün besin ihtiyacının hayvanlardan karşılanması hususunda koyduğu temel ölçülerin başında merhametle muamele ve israf etmeme gelir. Mesela süt sağılırken hayvanların memelerinin acıtılmaması için tırnakların kesilmesini emreder (İbn Sa‘d, <em>Tabakât</em>, IX, 46). Ayrıca hayvanların yüzüne vurulmamasını ve yüzlerinden dağlanmamalarını tavsiye eder. (Ahmed b. Hanbel, <em>Müsned</em>, XXII, 315). Onlara küfredilmesini ve lanet okunmasını da yasaklamıştır. Bir rivayette horoza sövülmemesi uyarısında bulunur (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 105-106/115 [hadis no: 5101]). Henüz küçük olan, süt emen yavruların boğazlanmamasını istemiştir (Ahmed b. Hanbel, <em>Müsned</em>, XXIII, 411). Bu yaklaşımın neslin devamıyla ilgili olduğu söylenebilir.</p>
<p>Hz. Peygamber döneminde gıda kaynaklarından biri de avcılıktı. Ancak hac ibadeti sürecince haram aylarda harem bölgesinde avlanmak yasaklanmıştır. Keyfî avlanma da yasaktır. Sırf spor olsun diye bir hayvana kıyılamaz. Allah Elçisi Cahiliye adetlerinden olan hayvanların hedef olarak kullanılmasını ve bazı uzuvlarının kesilerek işkence edilmesini yasaklamıştır (Buhârî, “Zebâih ve Sayd”, 25 [hadis no: 5513]).</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam Fetih Politikası Savaş ve Zaferden İbaret Değildi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/islam-fetih-politikasi-savas-ve-zaferden-ibaret-degildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:30:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bahreyn]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[Hudeybiye Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6318</guid>

					<description><![CDATA[Allah’ın Elçisi (sas) döneminde İslam, doğduğu Hicaz bölgesinden Arabistan’ın diğer bölgelerine yayılmaya başlamış; Resulullah vefat ettiğinde Müslümanların hâkimiyeti güneyde Yemen’e, doğuda Bahreyn’e, kuzeyde Irak ve Biladü’ş-Şam sınırlarına dayanmıştı. Hz. Peygamber’in Müslümanları tebliğle görevlendirilmesi neticesinde başlayan süreç, 13 yıllık Mekke döneminde genellikle birebir tebliğde bulunularak yürütüldü. 10 yıllık Medine döneminde ise başta Kureyşliler olmak üzere müşriklerle ve Yahudilerle çatışma dönemleriyle devam etti. Nihayet 11 Ocak 630 tarihinde barış yoluyla gerçekleştirilen Mekke’nin fethi, Arabistan’da İslamın yayılması açısından bir dönüm noktası olmuştur. Müslümanlar Mekke’nin fethinden yaklaşık iki yıl önce Hz. Muhammed’in Mekke müşrikleriyle akdettiği Hudeybiye Antlaşması’nın şartlarını ağır bularak muhalif olmuşlardı. Antlaşmadan sonra&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ın Elçisi (sas) döneminde İslam, doğduğu Hicaz bölgesinden Arabistan’ın diğer bölgelerine yayılmaya başlamış; Resulullah vefat ettiğinde Müslümanların hâkimiyeti güneyde Yemen’e, doğuda Bahreyn’e, kuzeyde Irak ve Biladü’ş-Şam sınırlarına dayanmıştı. Hz. Peygamber’in Müslümanları tebliğle görevlendirilmesi neticesinde başlayan süreç, 13 yıllık Mekke döneminde genellikle birebir tebliğde bulunularak yürütüldü.</p>
<p>10 yıllık Medine döneminde ise başta Kureyşliler olmak üzere müşriklerle ve Yahudilerle çatışma dönemleriyle devam etti. Nihayet 11 Ocak 630 tarihinde barış yoluyla gerçekleştirilen Mekke’nin fethi, Arabistan’da İslamın yayılması açısından bir dönüm noktası olmuştur.</p>
<p>Müslümanlar Mekke’nin fethinden yaklaşık iki yıl önce Hz. Muhammed’in Mekke müşrikleriyle akdettiği Hudeybiye Antlaşması’nın şartlarını ağır bularak muhalif olmuşlardı. Antlaşmadan sonra nazil olan vahiy ise bu gelişmeyi bir fetih olarak müjdeliyordu: “Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik” (Fetih, 1). Bu mesaj üzerine Müslümanlar büyük bir sevinç yaşadılar.</p>
<p>Mekke’nin fethinden sonra Arap kabileleri Medine’ye heyetler göndererek İslama girmeye başladılar. Heyetler kabileleri adına İslamı kabul edip temel dinî bilgileri öğrendikten sonra memleketlerine dönerek öğrendiklerini akrabalarına öğrettiler. Bu önemli gelişme sebebiyle 630 yılına Heyetler Yılı denir.</p>
<p>Yüce Allah Mekke’nin fethi ve akabinde Arapların İslama yönelişlerine son inen sure olan Nasr Suresi’nde şöyle değinir: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tesbihte bulun ve O’ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr, 1-3).</p>
<p>Yukarıda işaret ettiğimiz gelişmeler fethin savaştan ibaret görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Fetih kavramında Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmanın önündeki engellerin kaldırılarak İslamla tanıştırılmaları öncelikli hedeftir. Nitekim kelime Arapçada “zafere ulaşma” anlamı yanında “açma ve yol gösterme” anlamına gelmektedir. Bununla ilişkili olarak, Müslümanların dinlerini özgürce yaşamaları, mal ve can güvenliklerinin sağlanması da önemli bir görevdir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
