﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>roman &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/roman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Oct 2019 12:36:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>roman &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Roman ve Edebî Asimilasyon</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/roman-ve-edebi-asimilasyon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 05:25:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Afiraka]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Rus devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tanoukhi]]></category>
		<category><![CDATA[Troçki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5156</guid>

					<description><![CDATA[Roman icat oldu mertlik bozuldu! desem, Afrika daha tüfek icat etmeden roman icadına bu denli çaba harcamakla akıllılık etmiyor, der misiniz? Rus devriminin mimarlarından biri olan Troçki, sesimizi bir asır öncesinden duymuş gibi şöyle diyecektir: “Vahşiler tüfek görünce yay ve oklarından hemen vazgeçiyorlar, bu iki silah arasında geçmişte uzanan yolu kat etmeden.” Birleşik ve eşitsiz gelişme adını verdiği yeni gerçeklik ona göre “tarihsel gerikalmışlığın özel bir ayrıcalık olduğu” bir gelişme tarzıydı! “Azgelişmiş uluslar” sahip olmadıkları şeyleri karşılaştıkları ileri kültürlerden alacak, üstelik bunu tarihsel ilerlemenin araçlarını yeniden icat etme ihtiyacı duymadan gerçekleştireceklerdi. Tanoukhi’ye göre, vahşilikten modernliğe giden yolu kısaltan Troçki’nin bu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Roman icat oldu mertlik bozuldu! desem, Afrika daha tüfek icat etmeden roman icadına bu denli çaba harcamakla akıllılık etmiyor, der misiniz? Rus devriminin mimarlarından biri olan Troçki, sesimizi bir asır öncesinden duymuş gibi şöyle diyecektir: “Vahşiler tüfek görünce yay ve oklarından hemen vazgeçiyorlar, bu iki silah arasında geçmişte uzanan yolu kat etmeden.” Birleşik ve eşitsiz gelişme adını verdiği yeni gerçeklik ona göre “tarihsel gerikalmışlığın özel bir ayrıcalık olduğu” bir gelişme tarzıydı! “Azgelişmiş uluslar” sahip olmadıkları şeyleri karşılaştıkları ileri kültürlerden alacak, üstelik bunu tarihsel ilerlemenin araçlarını yeniden icat etme ihtiyacı duymadan gerçekleştireceklerdi. Tanoukhi’ye göre, vahşilikten modernliğe giden yolu kısaltan Troçki’nin bu formülasyonu modern kulaklara tuhaf gelebilir. Tüfek sonuçta roman değildir, derler. Oysa modern Afrika edebiyatında hiçbir tür roman kadar edebî asimilasyonu hızlandırmadı. Şayet Goethe’nin “dünya edebiyatı uluslar arasında karmaşık bir edebî asimilasyon süreci içerir” iddiası doğruysa, Afrika’nın roman türü üzerinden dünya edebiyatına açılımını incelemek, kara kıtanın “itaatkâr direnişini” anlamak bakımından öğretici olacaktır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasım-2019">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Tereddüdün Sancısı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/bir-tereddudun-sancisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 21:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizancı Mehmet Murat]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Turfanda mı Yoksa Turfa mı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3832</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de roman esas olarak bir medeniyet muhasebesi aracıdır. Kendi medeniyetinden kaçanlar roman yazabiliyor fakat Türk romanı yazamıyorlar. Medeniyetine gömülü yaşayanlarsa Türk hikâyesi yazabiliyor fakat roman yazamıyorlar. Bunu ilk fark eden fikir adamlarımızdan biri Mizancı Mehmet Murat’tır. Turfanda mı Yoksa Turfa mı? başlıklı romanına şu cümleyle başlıyor: “Bizde roman nâmı pek ucuz olarak alınıp verilmektedir. Beş-on seneden beridir ele alınması caiz olmayan kaba bir muaşaka tasvirleri millî roman unvanı altında itibar bularak kemal-i itina ile okunmaktadır.” Peki, roman neyi anlatacaktır? “İçinde yaşamakla müftehir olduğumuz terakkiyat-ı hasr-ı mülükânede her şey kesb-i kemal ettiği hâlde fazail-i ahlâkiyeye tesir-i küllîsi musaddak ve mertebe-i edebiye-i&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de roman esas olarak bir medeniyet muhasebesi aracıdır. Kendi medeniyetinden kaçanlar roman yazabiliyor fakat Türk romanı yazamıyorlar. Medeniyetine gömülü yaşayanlarsa Türk hikâyesi yazabiliyor fakat roman yazamıyorlar. Bunu ilk fark eden fikir adamlarımızdan biri Mizancı Mehmet Murat’tır. <em>Turfanda mı Yoksa Turfa mı?</em> başlıklı romanına şu cümleyle başlıyor: “Bizde roman nâmı pek ucuz olarak alınıp verilmektedir. Beş-on seneden beridir ele alınması caiz olmayan kaba bir muaşaka tasvirleri millî roman unvanı altında itibar bularak kemal-i itina ile okunmaktadır.” Peki, roman neyi anlatacaktır? “İçinde yaşamakla müftehir olduğumuz terakkiyat-ı hasr-ı mülükânede her şey kesb-i kemal ettiği hâlde fazail-i ahlâkiyeye tesir-i küllîsi musaddak ve mertebe-i edebiye-i milliyeyi musavvir olan roman kısmının erbab-ı kalemin itinası haricinde kalması nazar-ı dikkate çarpacak ahvalden bulunduğu cihetle karınca kaderince fehvasına binaen vaz’ ve iktidar dâhilinde ifâ-yı vazife ediyorum.” Yani ilerliyoruz ama toplumsal ahlâka etkisi kesin olan romanı millî edebiyatımıza lâyıkıyla dâhil edebilmiş değiliz demeye getiriyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sömürgecinin Diliyle Savaşmak</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/somurgecinin-diliyle-savasmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 21:32:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel savaş]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sömürgecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3209</guid>

					<description><![CDATA[Başlığı iki türlü anlayabiliriz: 1. Sömürgecinin dilini, sömürgeleştirilme sürecinin en önemli silahlarından biri sayıp o dille savaşmak. Onun yerine kendi yerel, yerli veya millî dilimizi koymak. 2. Sömürgeciye karşı siyasî, iktisadî ve hatta kültürel savaşı onun diliyle yapmak. Bu durumda, kendi yerli dilimizi belki folklorik bir zenginlik olarak muhafaza etmek; fakat ilmî ve edebî düzlemde Avrupa dillerinden biriyle okuyup yazmak. Maalesef pek az tanıdığımız Afrika aydınları, yarım yüzyıldır bu ikilemle boğuşuyor. Roman bu savaşta en büyük imkân veya ayakbağı. Çünkü Afrika romanlarının önemli bir kısmı hâlâ İngilizce yahut Fransızca yazılıyor. Edebiyatı “kanaryanın ötüşüne” benzeten Borges haklı ise kanaryaların bülbülce veya&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başlığı iki türlü anlayabiliriz: 1. Sömürgecinin dilini, sömürgeleştirilme sürecinin en önemli silahlarından biri sayıp o dille savaşmak. Onun yerine kendi yerel, yerli veya millî dilimizi koymak. 2. Sömürgeciye karşı siyasî, iktisadî ve hatta kültürel savaşı onun diliyle yapmak. Bu durumda, kendi yerli dilimizi belki folklorik bir zenginlik olarak muhafaza etmek; fakat ilmî ve edebî düzlemde Avrupa dillerinden biriyle okuyup yazmak. Maalesef pek az tanıdığımız Afrika aydınları, yarım yüzyıldır bu ikilemle boğuşuyor. Roman bu savaşta en büyük imkân veya ayakbağı. Çünkü Afrika romanlarının önemli bir kısmı hâlâ İngilizce yahut Fransızca yazılıyor. Edebiyatı “kanaryanın ötüşüne” benzeten Borges haklı ise kanaryaların bülbülce veya kargaca ötüşleri ruha itici gelmeli.</p>
<p>Achebe, İngilizce öten en sevimli kara kanarya. Kararlı ama mahçup. “Afrikalı Yazar ve İngiliz Dili” başlıklı konuşmasında (1964), bir insanın kendi anadilini bir başkasının dili uğruna terk etmesinin “korkunç bir ihanet gibi göründüğünü ve insana suçluluk duygusu verdiğini” itiraf etmesine rağmen kendisi için İngilizce yazmaktan başka bir seçeneğin olmadığını söylüyor: “Bana bu dil verildi ve onu kullanmak niyetindeyim. Fakat bu, kendi ata yurduyla bağlantılı olsa da Afrika’daki yeni ortamına uyacak biçimde değiştirilmiş yeni bir İngilizce olacaktır.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2018">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
