﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rumeli &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/rumeli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Dec 2022 14:45:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Rumeli &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmanlılar Rumeli’ne Nasıl Yerleşti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/osmanlilar-rumeline-nasil-yerlesti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1352]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8841</guid>

					<description><![CDATA[Tahminen 1352 yılında Süleyman Paşa’nın Rumeli’ne geçişiyle birlikte Türkler Avrupa’ya yerleşti ve 20. asrın başına kadar burada kaldılar. Bu başarının ardında Osmanlıların takip ettiği fetih siyaseti vardı. Zira Balkanlar’daki fetihler kılıçtan ziyade istimâlet, yani gönül çekme usulüyle gerçekleşmişti. Osmanlılar gayrimüslimlere can ve mal güvenliği sağlayarak serbestlik tanımış, onları feodal bağlardan]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tahminen 1352 yılında Süleyman Paşa’nın Rumeli’ne geçişiyle birlikte Türkler Avrupa’ya yerleşti ve 20. asrın başına kadar burada kaldılar. Bu başarının ardında Osmanlıların takip ettiği fetih siyaseti vardı. Zira Balkanlar’daki fetihler kılıçtan ziyade istimâlet, yani gönül çekme usulüyle gerçekleşmişti. Osmanlılar gayrimüslimlere can ve mal güvenliği sağlayarak serbestlik tanımış, onları feodal bağlardan</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Sefer Organizasyonu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/osmanlida-sefer-organizasyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serhat Kuzucu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[harp]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8072</guid>

					<description><![CDATA[16. yüzyılda askerî yapısını tam anlamıyla oturtan Osmanlı Devleti, zamanla devrinin en ihtişamlı ve modern ordusunu tesis etti. Osmanlıların zaferleri esas alan savaş kaidelerini ve askerî faziletleri olanca inceliğiyle ortaya koymak suretiyle harp lojistiğini ve savaş silahlarının en mükemmelini kullanmayı prensip edindiklerini söyleyebiliriz. Böylece bir çarkın dişlileri misali muntazam işleyen bir ordu teşkilatı oluşturmayı başarmışlardı. Savaş kararının alınmasını müteakip seferberlik başlar, sefere çağrı fermanları doğrultusunda mümkün olan en kısa sürede köy, kasaba ve kazalardaki askerî birliklerin hazırlıklarını yapıp hareket etmeleri ve bağlı oldukları eyalet ya da sancak merkezlerindeki ilk toplanma yerlerinde eyalet kuvvetlerine katılmaları istenirdi. Sefer için en elverişli dönem&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>16. yüzyılda askerî yapısını tam anlamıyla oturtan Osmanlı Devleti, zamanla devrinin en ihtişamlı ve modern ordusunu tesis etti. Osmanlıların zaferleri esas alan savaş kaidelerini ve askerî faziletleri olanca inceliğiyle ortaya koymak suretiyle harp lojistiğini ve savaş silahlarının en mükemmelini kullanmayı prensip edindiklerini söyleyebiliriz. Böylece bir çarkın dişlileri misali muntazam işleyen bir ordu teşkilatı oluşturmayı başarmışlardı.</p>
<p>Savaş kararının alınmasını müteakip seferberlik başlar, sefere çağrı fermanları doğrultusunda mümkün olan en kısa sürede köy, kasaba ve kazalardaki askerî birliklerin hazırlıklarını yapıp hareket etmeleri ve bağlı oldukları eyalet ya da sancak merkezlerindeki ilk toplanma yerlerinde eyalet kuvvetlerine katılmaları istenirdi. Sefer için en elverişli dönem ilkbahar ve yaz aylarıydı. Ülkenin farklı uzaklıktaki bölgelerinden yola çıkan taşra kuvvetlerinin ana toplanma merkezine ulaşması birkaç ayı bulduğu için seferle ilgi emirler genellikle sonbahar ve kış aylarında gönderilir; başta İstanbul’da bulunan Kapıkulu askeri olmak üzere Rumeli ve Anadolu’daki eyalet kuvvetlerinin Mart sonundan Mayıs başına kadar İstanbul veya Edirne’deki ana toplanma merkezine ulaşmaları istenirdi. Asya veya Avrupa taraflarına yapılacak seferlerde ordunun üç toplanma ve hareket merkezi vardı. Eğer sefer Asya tarafına olacaksa Üsküdar, Avrupa yönünde olacaksa Davutpaşa ya da Edirne sahrasında ordu toplanır, ordugâhlar ilk buralara kurulurdu.</p>
<p>Ordunun toplanma sürecinde, merkeze uzak bölgelerden gelen eyalet askerlerinin zamanında merkeze ulaşamaması ve asker firarları gibi sorunlar baş gösterirdi. Bunun için Rumeli ve Anadolu’daki sağ, sol ve orta kol güzergâhlarına sürücü tabir edilen görevliler atanarak, askerlerin ilgili güzergâhı takip edip merkez ordugâha hızlı ve güvenli şekilde intikali sağlanmaya çalışılırdı. Bu esnada muhtemel firarların önünü kesmek için de elinde sadrazam kethüdası tarafından düzenlenen izin tezkeresi olmayan askerlerin yol ve köprülerden geçmelerine izin verilmemesi yönünde fermanlar hazırlanır ve ilgili kadılıklara gönderilirdi.</p>
<p>Savaş dönemlerinde askerî alanda yaşanan hareketlilik tabii olarak malî organizasyona da yansırdı. Büyük bir orduyu toparlamak, barındırmak ve beslemek devlete ek bir yük getirmekteydi. Osmanlı’nın malî organizasyonu genel anlamda devlet, özel anlamda ise ordu ve savaş finansmanlarının gereklerine göre şekillendiği için, devlet bu süreci klasik yapısının bozulmadığı yıllarda sarsılmadan atlatıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jön Türk Neşriyatının Kutsal Misyonu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/jon-turk-nesriyatinin-kutsal-misyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2020 10:39:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[İttihad]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Terakki Cemiyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5884</guid>

					<description><![CDATA[İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından Avrupalı güçlerin ve Balkan devletlerinin konsoloslukları için Fransızcaya çevrilen metindeki hitap, günümüzdeki Jön Türklerin de hitaplarını hatırlatıyor: “Ey vatanın evlatları! Ey Osmanlı kardeşler! Ey Rumeli’nin cesur halkı! Cesaretinizi göstermenin zamanı geldi nihayet. Bir araya gelip vatanımızı istila etmiş olan zulümlerden kurtarma zamanı geldi çattı. Eğer kendi kendimize yardım etmezsek, bize kim yardım edebilir? Toprak mı, yoksa taş mı? Vatan tehlikededir.”  “Köylerimiz ve köylülerimiz mahvolmuştur. Çok sevgili evlatlarımız (halkımızın ışığı) Yemen çölünde ve Rumeli’nin dağlarında şehit olmuştur. Ocaklarımız dumansız, kalplerimiz inançsız, tarlalarımız ekinsiz, kadınlarımız kocasız, ana babalarımız oğulsuz kalmıştır.” Gazete ve risaleler yayınlayıp broşürler dağıtarak gidişatı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından Avrupalı güçlerin ve Balkan devletlerinin konsoloslukları için Fransızcaya çevrilen metindeki hitap, günümüzdeki Jön Türklerin de hitaplarını hatırlatıyor:</p>
<p>“Ey vatanın evlatları! Ey Osmanlı kardeşler! Ey Rumeli’nin cesur halkı! Cesaretinizi göstermenin zamanı geldi nihayet. Bir araya gelip vatanımızı istila etmiş olan zulümlerden kurtarma zamanı geldi çattı. Eğer kendi kendimize yardım etmezsek, bize kim yardım edebilir? Toprak mı, yoksa taş mı? Vatan tehlikededir.”  “Köylerimiz ve köylülerimiz mahvolmuştur. Çok sevgili evlatlarımız (halkımızın ışığı) Yemen çölünde ve Rumeli’nin dağlarında şehit olmuştur. Ocaklarımız dumansız, kalplerimiz inançsız, tarlalarımız ekinsiz, kadınlarımız kocasız, ana babalarımız oğulsuz kalmıştır.”</p>
<p>Gazete ve risaleler yayınlayıp broşürler dağıtarak gidişatı Sultan aleyhine çevirmeye çalışan Jön Türkler, “imparatorluğun Makedonya’daki varlığı tehlikede” algısı yaratıp oradaki halka “vatanı kurtarma” (selamet-i vatan) sözü veriyorlardı.</p>
<p>Jön Türkler çıkardıkları gazete ve mecmualar ile k aleme aldıkları risalelerde Sultan Abdülhamid’e hakaret diye tabir etmenin hafif k alacağı çirkin iftiralarda bulunuyor, halkı cehaletle suçlarken bir yandan da vatanı kurtarma sözü veriyorlardı. Fakat Sultan’ın hal‘ edilişinden sonra, “Herkes gözleri dönmüş kendini kaybetmiş bir halde idi. Zihniyetimiz ne yanlıştı. Ne cahildik!” diye başlayan itiraflar gelecekti. Lakin artık çok geçti!</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2020">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Libya’nın Kurucusu Bir Türk Dostuydu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/libyanin-kurucusu-bir-turk-dostuydu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 03:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kral I. İdris.]]></category>
		<category><![CDATA[Mecîdî]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İdris b. Muhammed el-Mehdî]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Senûsi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5547</guid>

					<description><![CDATA[Asıl adı Muhammed İdris b. Muhammed el-Mehdî b. Muhammed b. Alî es-Senûsî, bilinen ismi ise Kral I. İdris. Senûsî şeyhi olan İdris, bağımsız Libya devletinin de ilk kralı. Osmanlı Devleti’nin bölgedeki Senûsîlerle yaptığı işbirliğinin bir tezahürü olarak İdris ile 1912 yılında irtibat kuruldu. Kendisine o zamanın örtülü ödeneğinden 2 bin Osmanlı altını ve bir de kürk hediye edildi. 1915’te birinci rütbeden Mecîdî nişanı ile taltif edilip akabinde Rumeli beylerbeyliği payesi verildi. Sene 1917’yi gösteriyordu. Senûsî tarikatının kurucusu Seyyid Muhammed b. Ali es-Senûsî’nin torunu Ahmed Şerif es-Senûsî Anadolu’ya gelmiş, İdris de tarikatın başına geçmişti. Maslahat icabı olarak hem İtalyanlar, hem de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Asıl adı Muhammed İdris b. Muhammed el-Mehdî b. Muhammed b. Alî es-Senûsî, bilinen ismi ise Kral I. İdris. Senûsî şeyhi olan İdris, bağımsız Libya devletinin de ilk kralı. Osmanlı Devleti’nin bölgedeki Senûsîlerle yaptığı işbirliğinin bir tezahürü olarak İdris ile 1912 yılında irtibat kuruldu. Kendisine o zamanın örtülü ödeneğinden 2 bin Osmanlı altını ve bir de kürk hediye edildi. 1915’te birinci rütbeden Mecîdî nişanı ile taltif edilip akabinde Rumeli beylerbeyliği payesi verildi. Sene 1917’yi gösteriyordu. Senûsî tarikatının kurucusu Seyyid Muhammed b. Ali es-Senûsî’nin torunu Ahmed Şerif es-Senûsî Anadolu’ya gelmiş, İdris de tarikatın başına geçmişti. Maslahat icabı olarak hem İtalyanlar, hem de 1. Dünya Savaşı’nda Almanlarla ittifak eden Osmanlılara misilleme olarak Mısır’ı işgal eden İngiltere ile anlaşma yolları aramıştı. Anlaşmaya göre, bölgedeki son Osmanlı subaylarının teslimi karşılığında İtalyan ve İngilizler de Cağbub’u İdris’e bırakacak; böylelikle İdris yerli halkın meşru temsilcisi haline gelecekti. Ancak İdris’in gönlü Osmanlı subaylarını teslim etmeye razı olmadı. Lâkin buna gerek kalmayacak, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’yle bütün Osmanlı subayları Afrika kıtasını terk edecekti. Şeyh İdris bundan sonra İtalyanlarla 1920 ve 1921’de olmak üzere iki anlaşma imzaladı ve 64 bin İtalyan lireti maaşa bağlandı. Akabinde Senûsî ailesinin ileri gelenleri de İtalyanlardan maaş almaya başladılar. Buna karşılık İdrîs sömürge kanunlarının uygulanmasına yardım edecek, ülke genelinde silahlı mücadeleye devam eden bütün Senûsîler’e silahlarını bıraktıracaktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
