﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Safahat &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/safahat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Aug 2021 08:35:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Safahat &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nesiller Boyu İlham Kaynağı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/nesiller-boyu-ilham-kaynagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:35:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Abdürreşid]]></category>
		<category><![CDATA[Ayân Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Safahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tokyo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7289</guid>

					<description><![CDATA[“Uzun zamandır nâr-ı hicranla kavrulmakta olan hayat arkadaşım, Ellerinden öper, hürmetli selâm ba’dında, evlâtlarına yegân yegân selâm ve dua. Ben çok ihtiyarladım. Sıhhatim, hamd olsun. Sizi düşünmekteyim, lâkin benim kaderim gurbet hayatı imiş. Hak ve hukuku helâl etmeni kemâl-i hürmetle rica ederim. Mülakât ümidim bakidir, sevgili hayat arkadaşım. 16 Nisan 1943, Tokyo.” Abdürreşid İbrahim Efendi, vefatından bir sene kadar önce, Türkiye’deki eşi Ayân Hanım’a bu içli satırlarla seslenmiş. Vatanından ve doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, sürekli mücadele ve sabırla geçmiş bir ömrün gurûbunda kâğıda dökülen bu cümleler, insanı derinden sarıp sarmalıyor doğrusu. Bilhassa, dünyada maalesef mukadder olmayan o “mülakât ümidim&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Uzun zamandır nâr-ı hicranla kavrulmakta olan hayat arkadaşım,</p>
<p>Ellerinden öper, hürmetli selâm ba’dında, evlâtlarına yegân yegân selâm ve dua. Ben çok ihtiyarladım. Sıhhatim, hamd olsun. Sizi düşünmekteyim, lâkin benim kaderim gurbet hayatı imiş. Hak ve hukuku helâl etmeni kemâl-i hürmetle rica ederim. Mülakât ümidim bakidir, sevgili hayat arkadaşım.</p>
<p>16 Nisan 1943, Tokyo.”</p>
<p>Abdürreşid İbrahim Efendi, vefatından bir sene kadar önce, Türkiye’deki eşi Ayân Hanım’a bu içli satırlarla seslenmiş. Vatanından ve doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, sürekli mücadele ve sabırla geçmiş bir ömrün gurûbunda kâğıda dökülen bu cümleler, insanı derinden sarıp sarmalıyor doğrusu. Bilhassa, dünyada maalesef mukadder olmayan o “mülakât ümidim bakidir” kısmı…</p>
<p>İsmini ilk kez Mehmed Âkif ’in Safahât’ı vesilesiyle işittiğim Abdürreşid İbrahim Efendi, İslâm dünyasının büyük sarsıntıların ve krizlerin içinden geçtiği bir zaman diliminde yaşamış. “İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca” misali, yangını söndürebilmek için elinden ne gelirse yapmaya, yetişebildiği her yere koşmaya, sürekli anlatmaya ve bir şeyleri değiştirmeye çabalamış. Ve 87 yıllık dopdolu bir ömrün heyecanlarını, umutlarını ve hedeflerini kendisinden sonra geleceklere ilham kaynağı olarak bırakıp, 17 Ağustos 1944’de Japonya’nın başkenti Tokyo’da rahmete kavuşmuş.</p>
<p>Kendisine yetişemediğim bir insanın kabrini ziyaret, bana sanki onu hayattayken görmüşüm hissiyatını yaşatır. 2017’nin Eylül’ündeki Japonya seyahatim sırasında, Abdürreşid İbrahim Efendi’nin kabrinde de aynı şeyi yaşamıştım. O seyahatin benim için en heyecan verici ânı ise, Tokyo Camii’nde cuma namazı kıldırmak ve bir zamanlar Abdürreşid İbrahim Efendi’nin namaza durduğu mihraba geçmekti. Zaman çok değişmişti gerçi, cami yenilenmiş, cemaati çoğalmış, atmosferinin rengi ve dokusu çeşitlenmişti. Ama Abdürreşid İbrahim’in bıraktığı bereketli iz, her köşeye sinmişti. Bunu fark etmemek mümkün değildi.</p>
<p>Geçtiğimiz Mart ayında Derin Tarih’in genel yayın yönetmenliği emanetini devralır almaz, sonraki ayların kapak dosyalarına dair taslakları çalışırken, Ağustos’un kapak konusunda hiç tereddüt etmemiştim: Vefat yıldönümünde, ülkemizde hâlâ çok az tanınan bu büyük adamı anmak, bir vazifeydi. Hamd olsun, çok sayıda kıymetli ismin katkısıyla bu vazifeyi yerine getirdiğimizi görüyorum şimdi. Şunu belirtmem gerek: Dosyamızdaki fotoğrafların çoğu, Türkçe bir kaynakta ilk kez yayınlanıyor.</p>
<p>Sayfaları çevirirken, kıymetli okurlarımızın da bizim heyecanımıza katılacağına yürekten inanıyorum.</p>
<p>Hayırla görüşmek üzere…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O “İslâmiyetin Ümidi Anadolu Evladındadır” Dedi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/o-islamiyetin-umidi-anadolu-evladindadir-dedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:26:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abdürreşid]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Safahat]]></category>
		<category><![CDATA[Süleymaniye Kürsüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7279</guid>

					<description><![CDATA[Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr ammâ, Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîmâ. Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destârı, O mehîb alnı, pek mûnis olan didârı, Her taraftan kuşatıp, bedri saran hâle gibi, Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi! Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki: Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki. Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun, Bağlı her târ-ı füsunkârına bin rûh-i zebûn! Mehmed Âkif merhumun Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde büyük bir sitayişle bahsettiği, kürsîdeki beyaz sakallı, temiz yüzlü vaizi bırakın genç nesilleri, yetişkinlerin kaçı bilir? Bendeniz de üzerinde çalıştığım bir yazı vesilesiyle kendisinden haberdar olmuştum. Japonya bile onu bizden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr ammâ,</em></p>
<p><em>Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîmâ.</em></p>
<p><em>Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destârı,</em></p>
<p><em>O mehîb alnı, pek mûnis olan didârı,</em></p>
<p><em>Her taraftan kuşatıp, bedri saran hâle gibi,</em></p>
<p><em>Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi!</em></p>
<p><em>Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki:</em></p>
<p><em>Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki.</em></p>
<p><em>Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun,</em></p>
<p><em>Bağlı her târ-ı füsunkârına bin rûh-i zebûn!</em></p>
<p>Mehmed Âkif merhumun Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde büyük bir sitayişle bahsettiği, kürsîdeki beyaz sakallı, temiz yüzlü vaizi bırakın genç nesilleri, yetişkinlerin kaçı bilir? Bendeniz de üzerinde çalıştığım bir yazı vesilesiyle kendisinden haberdar olmuştum.</p>
<p>Japonya bile onu bizden iyi tanıyıp tanıtırken biz kendisinden bihaberiz. Ne yazık ki bu dine, bu ülkeye hizmet eden kıymetli şahsiyetleri hafızalarımızdan silmişler satır satır. Yazıklar olsun onlara! Eyvahlar olsun bana da!</p>
<p>Farklı yayınevlerine ait <em>Safahat</em>’ları taradığımda Abdürreşid İbrahim’den bahsedilmeyişine hayretle şahit oldum. Sadece iki baskıda çıktı karşıma. 1958 tarihli, Neriman Malkoç Öztürkmen hanımın hazırladığı <em>Safahat</em>’ta pek anlaşılır şekilde olmasa da bir cümle ile bahsedilmiş. 2018 yılında Fatih Bayhan’ın hazırladığı <em>Safahat</em>’ta geçiyor bir de. “Mehmed Âkif’in Süleymâniye Kürsüsünde isimli eserinde konuşturduğu kişi Abdürreşid İbrahim’dir” denilerek kendisi birkaç cümle ile tanıtılmış. Başkaca bir yerde çıkmadı karşıma, en azından ben bulamadım.</p>
<p>“Otuz yıldır milletim milletim dedim, bu uğurda bütün Rusya’yı karış karış dolaştım, milletim için bin bir meşakkate göğüs gerdim, tek gayem milletimi bir araya toplamaktı” diye gayesini dile getiren Abdürreşid İbrahim’in seyahatleri <em>Japonya Mektupları</em> başlığıyla yayımlanır.</p>
<p>Bir yandan “demir çarık, demir asa” gezer; diğer taraftan elinden kalemini düşürmeyerek mücadelesini sürdürür. Ayak bastığı topraklardaki konferans, vaaz ve konuşmalarıyla gönülleri ihya eder. Yanında Japon Müslüman Hacı Ömer olduğu halde İstanbul’da tamamladığı seyahatlerin ardından konferanslar verir, seyahat intibalarını anlatır. “Seyyah-ı Şehir”, “Hatib-i Şehir” unvanlarıyla anılacaktır artık.</p>
<p>Hilâfet merkezi İstanbul olmadan Rusya’da İslâm varlığının korunamayacağı kanaatindedir. Bu düşünce ile 1880-1910 yılları arasında kayda giren 10 İstanbul ziyareti vardır. Mehmet Âkif, Bediüzzaman Said-i Nursi, Tahirü’l-Mevlevî gibi isimleri Rusya Müslümanları ve Japonya hakkında bilgilendirir.</p>
<p>Âkif onun Japonya’da İslâmiyet’in yayılması için gösterdiği gayretin ancak Osmanlı’nın yardımı ile mükemmele ulaşabileceğini şöyle şiirleştirmiştir:</p>
<p><em>Müslümanlık, sanırım parlayacaktır orada;</em></p>
<p><em>Sade Osmanlıların gayreti lazım arada</em></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
