﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şam &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/sam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Nov 2022 11:53:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Şam &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cezayir’de Fransızlara Karşı Direniş</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/cezayirde-fransizlara-karsi-direnis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah Koltaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 11:53:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[1832]]></category>
		<category><![CDATA[1847]]></category>
		<category><![CDATA[Emir Abdülkâdir]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8764</guid>

					<description><![CDATA[1832-47 yılları arasında Cezayir’in bağımsızlığı için Fransız ordusuna karşı 15 yıl mücadele eden Emir Abdulkâdir, devlet adamlığı hüviyetinin yanında arifane bir şahsiyete sahipti. Şam’da geçen sürgün yıllarını ilim halkalarına iştirak ederek ve kitap telifiyle bereketlendiren Emir, Ekberî neşe taşıyan eserleriyle Doğu’da ve Batı’da çok sayıda müslümanı etkilemişti. Düzenli bir ordu ve akıllıca bir yönetim sayesinde Fransızları anlaşma masasına oturtmayı başaran, sürgün yıllarında Bursa’da da ikamet ettiğini bildiğimiz Emir’i gazi olmaya sevk eden sûfî direniş ruhu. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1832-47 yılları arasında Cezayir’in bağımsızlığı için Fransız ordusuna karşı 15 yıl mücadele eden Emir Abdulkâdir, devlet adamlığı hüviyetinin yanında arifane bir şahsiyete sahipti. Şam’da geçen sürgün yıllarını ilim halkalarına iştirak ederek ve kitap telifiyle bereketlendiren Emir, Ekberî neşe taşıyan eserleriyle Doğu’da ve Batı’da çok sayıda müslümanı etkilemişti. Düzenli bir ordu ve akıllıca bir yönetim sayesinde Fransızları anlaşma masasına oturtmayı başaran, sürgün yıllarında Bursa’da da ikamet ettiğini bildiğimiz Emir’i gazi olmaya sevk eden sûfî direniş ruhu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Akdeniz’in Güvenlik Kilidi Kıbrıs’ta İslâm Sancağı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/dogu-akdenizin-guvenlik-kilidi-kibrista-islam-sancagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 09:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Roma İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[II. Konstans]]></category>
		<category><![CDATA[Köprü Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8313</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber’in (sas) vefatından sonra yönetime gelen ilk halifeler, cihadı Yüce Allah’ın (cc) kendilerine yüklediği bir sorumluluk ve dinî hayatın bir parçası olarak görüp hemen harekete geçtiler. Birkaç yıl içinde Doğu Roma (Bizans) ve Sâsânî imparatorluklarına ait geniş bölgeler fethedildi. İlk fetihler tabii olarak Müslümanların imkânları çerçevesinde şekillenmiş, zamanla daha donanımlı birlikler oluşturulmuştur. Müslümanların fethettikleri coğrafya içinde iki önemli bölge olan Şam ve Mısır eskiden Doğu Roma İmparatorluğu’nun topraklarıydı. İki bölgenin de Akdeniz’e kıyıları vardı. Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları Akdeniz’i çepeçevre kuşatmış, Akdeniz âdeta bir Doğu Roma gölü haline gelmişti. Bu durum güçlü bir donanmaya sahip olmayı gerektiriyordu. Bu sayede&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber’in (sas) vefatından sonra yönetime gelen ilk halifeler, cihadı Yüce Allah’ın (cc) kendilerine yüklediği bir sorumluluk ve dinî hayatın bir parçası olarak görüp hemen harekete geçtiler. Birkaç yıl içinde Doğu Roma (Bizans) ve Sâsânî imparatorluklarına ait geniş bölgeler fethedildi. İlk fetihler tabii olarak Müslümanların imkânları çerçevesinde şekillenmiş, zamanla daha donanımlı birlikler oluşturulmuştur.</p>
<p>Müslümanların fethettikleri coğrafya içinde iki önemli bölge olan Şam ve Mısır eskiden Doğu Roma İmparatorluğu’nun topraklarıydı. İki bölgenin de Akdeniz’e kıyıları vardı. Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları Akdeniz’i çepeçevre kuşatmış, Akdeniz âdeta bir Doğu Roma gölü haline gelmişti. Bu durum güçlü bir donanmaya sahip olmayı gerektiriyordu. Bu sayede Akdeniz’deki irili ufaklı adaları kontrol ediyor ve buraların stratejik imkânlarından faydalanıyorlardı.</p>
<p>Şam ve Mısır bölgelerinin fethinden sonra burada görev yapan valiler, denizden gelebilecek Doğu Roma İmparatorluğu saldırılarına karşı müteyakkız olmak gerektiğini anlamışlardı. Böylece Hz. Osman (ra) döneminde denize ilgi gösteren Şam valisi Muaviye b. Ebî Süfyan ile Mısır valisi Abdullah b. Sa‘d b. Ebî Serh sınırlı da olsa yönettikleri bölgenin imkânlarını kullanarak Müslümanların ilk donanmalarını kurdular. Böylelikle Doğu Roma İmparatorluğu’nun Doğu Akdeniz’e ve bereketli Mısır ve Şam topraklarına tekrar hâkim olma çabalarını akim kıldılar. Öte yandan, Akdeniz’deki Bizans gücünü kırdıkları bu donanmalarla İstanbul kuşatmalarına da denizden destek verdiler. Erken bir zamanda Hz. Osman döneminde 652 veya 655 yılında meydana gelen Zâtü’s-savârî deniz savaşı, Bizans’ın ağır mağlubiyetiyle sonuçlanmış; İmparator II. Konstans canını ancak tebdil-i kıyafetle kaçarak zor kurtarmıştı.</p>
<p>Bu gelişmelere paralel olarak, Akdeniz’deki Kıbrıs’ın stratejik önemi de Müslümanlar tarafından erken bir tarihte fark edildi. Şam valiliği sırasında adanın ehemmiyetini gören Muaviye, Hz. Ömer’den (ra) Kıbrıs’a yönelik bir fetih seferi düzenlenmesi için izin istedi. Şam bölgesinin güvenliği için Kıbrıs’ın önemini Halife’ye anlatmaya çalışmış, ancak Hz. Ömer o dönemde deniz yolculuğunun taşıdığı riskleri hesaba katarak hemen müspet cevap vermek yerine Mısır Valisi Amr b. Âs ile durumu istişare etmeye karar vermişti. Amr hem Mısır’da valilik yapıyordu hem de deniz yolculuğu hususunda tecrübe sahibiydi. Halife’nin sorusuna edebî bir dille şüphe ve endişelerini yazan Amr’ın mektubunu okuyan Hz. Ömer, Müslümanların tehlikeli bir yolculuğa çıkarılmalarına izin vermeyeceğini bildirerek Muaviye’nin talebini geri çevirdi. Hz. Ömer’in bu kararında, hilafetinin ilk zamanlarında, 634 yılında meydana gelen Köprü Savaşı’nda geri çekilen askerlerin önemli bir kısmının nehirde boğularak şehit olmasının da payı vardır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Esir, 10 Müslüman Çocuğa Okuma Yazma Öğretecek</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/her-esir-10-musluman-cocuga-okuma-yazma-ogretecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 05:18:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kâbe]]></category>
		<category><![CDATA[kemâlât]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Sasani İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7858</guid>

					<description><![CDATA[Allah Resulü’nün (sas) hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Mekke’de halkın başlıca geçim kaynağı ticaret olup çoğu zaman trampa (takas) yöntemi tercih ediliyor, çevre ülkelerden Doğu Roma İmparatorluğu’nun para birimi olan dinar ile Sasani İmparatorluğu’nun para birimi olan dirhem kullanılıyordu. Ticarî faaliyetlerde hesap yapmak ve kayıt tutmak zorunlu olduğundan yazıya da ihtiyaç duyuluyordu. Özellikle kâr-zarar hesabı yapmak, anlaşmaları kayıt altına almak ve mektup yazmak için okuma yaza şarttı. Mekke halkının tamamı okuryazar olmayıp bazılarının bilmesi yeterliydi. Ayrıca kabileler arasında yapılan anlaşmalar da yazıya geçiriliyor, hatta bazı şairlerin beğenilen şiirleri Kâbe duvarına asılıyordu. Bunlar dışında Araplar yazıya çok fazla ihtiyaç duymadıklarından, İslâm’dan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Resulü’nün (sas) hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Mekke’de halkın başlıca geçim kaynağı ticaret olup çoğu zaman trampa (takas) yöntemi tercih ediliyor, çevre ülkelerden Doğu Roma İmparatorluğu’nun para birimi olan dinar ile Sasani İmparatorluğu’nun para birimi olan dirhem kullanılıyordu. Ticarî faaliyetlerde hesap yapmak ve kayıt tutmak zorunlu olduğundan yazıya da ihtiyaç duyuluyordu. Özellikle kâr-zarar hesabı yapmak, anlaşmaları kayıt altına almak ve mektup yazmak için okuma yaza şarttı. Mekke halkının tamamı okuryazar olmayıp bazılarının bilmesi yeterliydi. Ayrıca kabileler arasında yapılan anlaşmalar da yazıya geçiriliyor, hatta bazı şairlerin beğenilen şiirleri Kâbe duvarına asılıyordu. Bunlar dışında Araplar yazıya çok fazla ihtiyaç duymadıklarından, İslâm’dan önce okuryazarlığın pek de önemsenmediğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Kur’an’daki yazı ve yazı malzemeleriyle ilgili kelimeler gibi deliller, Hz. Peygamber’in tebliğine muhatap olan şehirli insanlar, özellikle de tüccar bir toplum olan Mekkeliler arasında okuma yazma bilenlerin sayısı hakkındaki tahminlerin gerçek tabloyu yansıtmadığını göstermektedir. Yine de bu dönemde nüfusun çoğunun okuma yazma bilmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bununla birlikte okuma yazma bilmek, kemâlâtın ön şartlarından biri olarak zikredilmektedir. Öte yandan, Mekke’de okuma yazma bildiği kaydedilenler, Hz. Peygamber’in çağdaşı olup bir kısmı Müslümandır ve vahiy kâtipliği yapan şahsiyetlerdir. Bu sebeple verilen sayılar Mekke’nin genel durumunu değil, bir kesitini ifade ediyor görünmektedir.</p>
<p>Cahiliye döneminde okuma yazma bildiği kaydedilenler arasında kadınların da olması, dönemin şartları dikkate alındığında ciddi bir adımdır. Sayıları az olan şehirlerde yaşayanların durumu böyleyken, çölde yaşayan bedeviler arasında okuma yazma bilenlerin oranı çok daha düşüktü.</p>
<p>Hz. Peygamber’in bazı kabile liderlerine gönderdiği mektuplardan, yazının onlar için de önemli bir iletişim aracı olduğunu anlıyoruz. Irak ve Şam bölgelerindeki Araplar ise diğer kültürlerle etkileşim içinde olup farklı dinî ve kültürel münasebetler geliştirdikleri için yazı onların arasında nispeten yaygın olmalıdır.</p>
<p>Araplar arasında okuma yazmanın yaygınlaşması ile Hz. Peygamber’in vahiy almaya başlaması arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Allah Resulü, Mekke yıllarından itibaren kendisine gelen vahyi yazdırmak suretiyle yazıyı toplum hayatına yerleştirmiştir. Medine döneminde ise yazının vahyin kayda geçirilmesi dışında başka birçok alanda kullanıldığını görüyoruz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2022">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baybars’ın Şam’a Hediyesi: Zâhiriyye Medresesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/baybarsin-sama-hediyesi-zahiriyye-medresesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Emevî Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Fâtımîler]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Salâhaddîn]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Zâhiriyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7380</guid>

					<description><![CDATA[Şam’ın simgesi Emevî Camii’nin kuzey yönüne açılan avlu kapısından çıktığınızda, hemen solda kırmızı bir kubbe görürsünüz. Bu kubbenin altında “Şarkın en sevgili sultanı Salâhaddîn” yatar. İslâm dünyasının içeriden ve dışarıdan büyük krizlerle boğuştuğu bir zaman diliminde yaşayan Salâhaddîn-i Eyyûbî, 1187’de Kudüs’ü Haçlı işgalinden temizlemiş, ardından kıyamet sabahında yeniden uyanmak üzere, çok sevdiği Şam’ın koynunda son uykusuna dalmıştır. Salâhaddîn-i Eyyûbî türbesinin kuzeybatı cihetindeki kırmızı kubbe ise, İslâm tarihinin en büyük kahramanlarından Melik Zâhir Baybars (1223-1277) ve oğlu Saîd Nâsiruddîn Muhammed Bereke’ye (1260-1280) ev sahipliği yapar. Kabrin etrafını kuşatan medrese, ismini sultandan almıştır: Zâhiriyye. Yüksek eyvanları, süslü taç kapıları ve havuzlu iç&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şam’ın simgesi Emevî Camii’nin kuzey yönüne açılan avlu kapısından çıktığınızda, hemen solda kırmızı bir kubbe görürsünüz. Bu kubbenin altında “Şarkın en sevgili sultanı Salâhaddîn” yatar. İslâm dünyasının içeriden ve dışarıdan büyük krizlerle boğuştuğu bir zaman diliminde yaşayan Salâhaddîn-i Eyyûbî, 1187’de Kudüs’ü Haçlı işgalinden temizlemiş, ardından kıyamet sabahında yeniden uyanmak üzere, çok sevdiği Şam’ın koynunda son uykusuna dalmıştır.</p>
<p>Salâhaddîn-i Eyyûbî türbesinin kuzeybatı cihetindeki kırmızı kubbe ise, İslâm tarihinin en büyük kahramanlarından Melik Zâhir Baybars (1223-1277) ve oğlu Saîd Nâsiruddîn Muhammed Bereke’ye (1260-1280) ev sahipliği yapar. Kabrin etrafını kuşatan medrese, ismini sultandan almıştır: Zâhiriyye. Yüksek eyvanları, süslü taç kapıları ve havuzlu iç avlularıyla, Zâhiriyye Kütüphanesi ve Medresesi, İslâm sanatının en seçkin örneklerinden biridir.</p>
<p>Deşt-i Kıpçak’ta<sup>1</sup> başlayan ve Sivas, Halep ve Şam’ın köle pazarlarına uğrayarak hükümdarlık tahtına kadar uzanan Baybars’ın filmleri aratmayacak hayatı, Şam’da Beradâ Nehri’nin kıyısındaki muhteşem sarayında (Kasr-ı Ablak) sona ermiş. Bir rivayete göre, başkası için hazırlanmış zehirli kımızı yanlışlıkla içerek…</p>
<p>Baybars da, tıpkı Selahâddîn-i Eyyûbî gibi, vefat ettiğinde ilk önce Şam Kalesi’ne defnedilmiş. Aslında kendi vasiyeti Şam kırsalındaki Dâreyyâ’ya gömülmek olmasına rağmen, oğlu ve siyasî varisi Saîd Muhammed Bereke, babası için şimdiki türbeyi hazırlatmış. Burada ilginç bir ayrıntı daha var: Baybars adına türbe, medrese ve kütüphane olarak düzenlenen mevcut bina, Fâtımîler döneminde Ahmed al Akîkî isminde bir zatın eviymiş. Salâhaddîn’in babası Necmuddîn Eyyûb (v. 1173) daha sonra burayı satın alarak ailesini yerleştirmiş. Hatta Salâhaddîn, çocukluğunun bir kısmını bu evde geçirmiş.</p>
<p>Hikâyenin sonunda Salâhaddîn, evin karşı sokağına defnedilirken, Mısır’daki Eyyûbî yönetiminin sona ermesinde de büyük rolü bulunan Baybars, bir zamanlar Salâhaddîn’in babasına ait olan eve “yerleşmiş”. Babasından sonra ancak iki yıl tahtta kalabilen Saîd Bereke ise, Memlûk emirlerinden Kalâvûn tarafından sürgüne gönderildiği eski Haçlı kalesi Kerak’ta -bugün Ürdün sınırları içindedir- henüz 19 yaşındayken öldükten sonra, Şam’a babasının yanı başına dönmüş. Tarih enteresan sürprizlerle dolu…</p>
<p>Hemen yanında yine Baybars’ın adını taşıyan bir de klâsik halk hamamının bulunduğu Zâhiriyye Kütüphanesi, günümüze mimarî açıdan mükemmel biçimde korunmuş olarak ulaşmasını, Suriye yakın tarihinin önemli simalarından Muhammed Kürd Ali’ye (1879-1953) borçlu. Irak’ın Süleymaniye kentinden Şam’a göç eden bir ailede, Kürt bir baba ile Çerkes bir annenin oğlu olarak doğan Muhammed Kürd Ali, 1918’e kadar Osmanlı İmparatorluğu’na sadık kalmış bir isim. Türklerle Arapların bir arada yaşaması gerektiğini savunan Muhammed Kürd Ali, imparatorluk dağılınca kendisini tarihî ve kültürel çalışmalara adamış. Arapçanın yanı sıra Türkçe, Kürtçe ve Fransızcaya da ana dili seviyesinde hâkim oluşu, ufkunu genişletmiş. 1919’da Arap Dil Akademisi’ni kuran ve merkez olarak da Zâhiriyye Kütüphanesi’ni seçen Kürd Ali, 1953’teki vefatına kadar akademinin başkanlığını yapmış<sup>2</sup>. Kendisinin ayrıca 1920-1928 arasında Suriye hükümetlerinde iki kez eğitim bakanlığı vazifesi var. Hayatı boyunca üç büyük Avrupa turuna çıkan ve her seferinde izlenimlerini kitaplaştıran Muhammed Kürd Ali, arkasında çok sayıda telif, tercüme ve tahkik eser bırakmış. Zâhiriyye başta olmak üzere onlarca tarihî binanın ihyası da yine onun eserlerinden.</p>
<p>Sultan Zâhir Baybars, bugün Suriye ve Mısır’da olduğu kadar, Kazakistan’da da meşhur. Kazaklar kendisini “hemşehri” kabul ederek, hatırasına büyük saygı duyuyorlar. Yakın tarihte, dönemin Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in 2007 Kasım’ında Şam’a gerçekleştirdiği resmî ziyaretin duraklarından biri Zâhiriyye Kütüphanesi ve Baybars’ın buradaki kabriydi. İki ülke arasında imzalanan anlaşma sonucu, Kazaklar Baybars’ın türbesini tamamıyla imar ettiler.</p>
<p>Toz bulutları dağıldıktan sonra, bugünden tarihe bakınca: Küçücük bir alanda Türkleri, Arapları, Kürtleri, Çerkesleri, Kazakları bir arada ve kendi rollerini oynarken görmek, “İslâm medeniyeti” dediğimiz birikimin nasıl doğduğunu yeniden hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslamda İlk Koruyucu Hekimlik Ve Karantina Uygulaması: Amvas Vebası Nasıl Bertaraf Edildi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/islamda-ilk-koruyucu-hekimlik-ve-karantina-uygulamasi-amvas-vebasi-nasil-bertaraf-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 06:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah b. Abbâs]]></category>
		<category><![CDATA[Amvâs]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[kara ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5796</guid>

					<description><![CDATA[Batı dünyasına “kara ölüm” diye anılan ve geçen asra kadar yüzbinlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan veba, pek bilinmese de İslam tarihinin ilk dönemlerinde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Bunlardan biri Amvâs vebasıdır. Adını, ilk defa görüldüğü yer olan Kudüs’ün 33 km kuzeybatısındaki Amvâs’tan alır. Amvâs vebasının Filistin’den Şam’a, Ürdün’den Urfa’ya geniş bir coğrafyada etkili olduğunu biliyoruz. Hicret’in 18. yılında (M. 639) ortaya çıkan salgında pek çok Müslüman hayatını kaybetmiştir. Bölgenin başkomutanı Ebu Ubeyde b. el-Cerrah’ın 58, onun yerine geçen Muâz b. Cebel’in ise 38 yaşında bu hastalıktan vefat ettiğini biliyoruz. Hz. Peygamber’in (sas) amcasının oğlu el-Fadl b. el-Abbas da Amvâs salgınında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard"><span lang="EN-US">Batı dünyasına “kara ölüm” diye anılan ve geçen asra kadar yüzbinlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan veba, pek bilinmese de İslam tarihinin ilk dönemlerinde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Bunlardan biri Amvâs vebasıdır. Adını, ilk defa görüldüğü yer olan Kudüs’ün 33 km kuzeybatısındaki Amvâs’tan alır. Amvâs vebasının Filistin’den Şam’a, Ürdün’den Urfa’ya geniş bir coğrafyada etkili olduğunu biliyoruz.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Hicret’in 18. yılında (M. 639) ortaya çıkan salgında pek çok Müslüman hayatını kaybetmiştir. Bölgenin başkomutanı Ebu Ubeyde b. el-Cerrah’ın 58, onun yerine geçen Muâz b. Cebel’in ise 38 yaşında bu hastalıktan vefat ettiğini biliyoruz. Hz. Peygamber’in (sas) amcasının oğlu el-Fadl b. el-Abbas da Amvâs salgınında hayatını kaybedenler arasındaydı. Şurahbîl b. Hasene, Süheyl b. Amr, Utbe b. Süheyl, Hâris b. Hişam ve -Muâviye’nin ağabeyi, Şam valisi- Yezid b. Ebu Süfyân da vebada ölen 25 bin Müslümandan birkaçıdır.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Hz. Ömer (ra) hastalığın etkili olduğu günlerde Şam bölgesine seyahate çıkmıştı. Başkomutan Ebu Ubeyde b. el-Cerrâh ile bölgedeki ileri gelen komutanlar kendisini karşılayıp kötü haberi verdiler. Veba hızla yayılmaktaydı; yola devam etmek, ölüme bir adım daha yaklaşmak anlamına gelebilirdi.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Hz. Ömer haberi alır almaz Abdullah b. Abbâs’tan ilk muhacirleri toplantıya davet etmesini istedi. Hangi tedbirleri alması gerektiğini soracak, bir karara varacaktı. İstişareler sırasında bazıları Hz. Ömer’in belirli bir gaye için yola çıktığını, bölgeye girmeden geri dönmesinin uygun olmadığını, diğerleri de vebalı bölgeye girilmemesi gerektiğini savundu.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Muhacirlerle yaptığı toplantıyı sona erdirdikten sonra Hz. Ömer, Ensâr’ın ileri gelenleriyle de bir toplantı yaptı; fakat bir sonuca varılamadı. Bu defa Mekke’nin fethinden sonra hicret eden yaşlıların çağrılmasını istedi. Onlar hep bir ağızdan hastalığın yayıldığı bölgeye girmemesi, hemen geri dönmesi gerektiğini söyleyince, “Sabah yola çıkıyorum. Siz de yola çıkmak üzere hazırlıklarınızı yapın” talimatını verdi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde, “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diye sitem edince Hz. Ömer, “Ey Ebu Ubeyde! Keşke bu sözü sen değil de başkası söyleseydi! Evet, Allah’ın kaderinden, Allah’ın kaderine kaçıyoruz! Bir deve sürün olsa, bir tarafı çorak, bir tarafı verimli bir vadiye götürsen, onları verimli yerde de çorak yerde de otlatsan Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mısın?”</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">O sırada ortalıkta görünmeyen Abdurrahman b. Avf çıkageldi. Aralarındaki konuşmayı duyunca, “Bende bunun cevabı olabilecek bir bilgi var. Allah’ın Elçisi’nin şöyle dediğini duydum: ‘Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyin. Eğer bulunduğunuz yerde veba ortaya çıkarsa oradan ayrılmayın.’ Hz. Ömer, onun naklettiği hadisi işitince Allah’a hamd ederek oradan ayrıldı</span></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2020">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emevî Askerleri İstanbul Surlarında</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/emevi-askerleri-istanbul-surlarinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:58:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Haris b. Umeyr Mu'te]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Tebük Gazvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=5062</guid>

					<description><![CDATA[تَفُْتحََنَّ القُْسْطنَطِْينيِةَُّ، فلَنَعِْمَ الْمَِير أمَِيرهَُا، وَلنَعِْمَ الجَْيشُْ ذلَكَِ الجَْيشُْ “İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden ordu ne güzel ordudur!” (Ahmed b. Hanbel, XXXI, 287) Hz. Peygamber (sas) döneminde Müslümanlar düzenli ordu sahibi olan Bizans İmparatorluğu’yla karşı karşıya gelmişlerdi. Allah Elçisi’nin İslam’a davetine Bizans İmparatorluğu’nun Şam bölgesindeki vasalı olan Gassanîler sert tepkiyle karşı verdi. Hatta Resulullah’ın mektubunu Busra Emiri Şürahbil b. Amr’a götüren elçisi Haris b. Umeyr Mu’te’de öldürüldü. Bunun üzerine Mu’te Gazvesi meydana gelmiş, bu gazvede Efendimiz’in çok sevdiği evlatlığı Zeyd b. Harise ile amcasının oğlu Cafer b. Ebi Talib şehit olmuşlardı. Yine Resulullah hicretin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>تَفُْتحََنَّ القُْسْطنَطِْينيِةَُّ، فلَنَعِْمَ الْمَِير أمَِيرهَُا، وَلنَعِْمَ الجَْيشُْ ذلَكَِ الجَْيشُْ</p>
<p><em>“İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan</em></p>
<p><em>ne güzel komutandır, onu fetheden ordu ne güzel ordudur!”</em></p>
<p><em>(Ahmed b. Hanbel, XXXI, 287)</em></p>
<p>Hz. Peygamber (sas) döneminde Müslümanlar düzenli ordu sahibi olan Bizans İmparatorluğu’yla karşı karşıya gelmişlerdi. Allah Elçisi’nin İslam’a davetine Bizans İmparatorluğu’nun Şam bölgesindeki vasalı olan Gassanîler sert tepkiyle karşı verdi. Hatta Resulullah’ın mektubunu Busra Emiri Şürahbil b. Amr’a götüren elçisi Haris b. Umeyr Mu’te’de öldürüldü. Bunun üzerine Mu’te Gazvesi meydana gelmiş, bu gazvede Efendimiz’in çok sevdiği evlatlığı Zeyd b. Harise ile amcasının oğlu Cafer b. Ebi Talib şehit olmuşlardı. Yine Resulullah hicretin 9. yılında Tebük Gazvesi’ne çıkmış, başarılı bir askerî harekâttan sonra çatışma olmaksızın geri dönmüştü. Şam taraflarına komutan olarak Üsame b. Zeyd’i görevlendirdi ancak ömrü vefa etmediğinden gönderilmesi Hz. Ebubekir’e (ra) nasip oldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2019">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menbic Halep’in Çilekeş Kapısı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/menbic-halepin-cilekes-kapisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2016 22:33:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Menbiç]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1759</guid>

					<description><![CDATA[Suriye tarihinde iki şehir stratejik öneme sahiptir: Merkez Şam (Dımaşk) ve Halep. İkincisine bağlı olan Menbic, kritik konumuyla sadece Halep’in değil, Suriye’nin de tarihine damga vurmuştur. Eski adı Bambyke (Süryanice Mabbug) veya Hierapolis olan şehrin kuruluşu Asurlular devrine uzanır. Fırat Nehri üzerindeki geçitleri kontrol eden bir bölgede kurulan Menbic putperestliğin öne çıkan merkezlerindendi. Hıristiyanlığın kabulünden sonra yeni dinin kutsal emanetlerine duyulan hayranlık putperestliğin yerini almış ve pek çok dindarı buraya çekmişti. Bizans döneminde monofizitlerin bir merkezi ve doğuya düzenlenen askerî seferlerde Bizans ordusunun toplanma yeri oldu şehir. 5. yüzyılda burada yaşayan din adamı Philoxenus, İncil’i Süryâniceye tercüme etti. 531’de Sasani&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye tarihinde iki şehir stratejik öneme sahiptir: Merkez Şam (Dımaşk) ve Halep. İkincisine bağlı olan Menbic, kritik konumuyla sadece Halep’in değil, Suriye’nin de tarihine damga vurmuştur. Eski adı Bambyke (Süryanice Mabbug) veya Hierapolis olan şehrin kuruluşu Asurlular devrine uzanır. Fırat Nehri üzerindeki geçitleri kontrol eden bir bölgede kurulan Menbic putperestliğin öne çıkan merkezlerindendi. Hıristiyanlığın kabulünden sonra yeni dinin kutsal emanetlerine duyulan hayranlık putperestliğin yerini almış ve pek çok dindarı buraya çekmişti.</p>
<p>Bizans döneminde monofizitlerin bir merkezi ve doğuya düzenlenen askerî seferlerde Bizans ordusunun toplanma yeri oldu şehir. 5. yüzyılda burada yaşayan din adamı Philoxenus, İncil’i Süryâniceye tercüme etti. 531’de Sasani Hükümdarı Kubâd’ın (Kavaz) işgal ettiği şehri Bizanslı Kumandan Belisarius geri aldı. 540’ta Bizans’la “ebedî sulh” yapılmasına rağmen Sasani hükümdarı şehre hücum etti ve bir ateşgede yaptırarak buraya Manbik adını verdi (zamanla ismi Arapçada Menbic’e dönüşmüştür). 7. yüzyılda Sasanilerin Suriye, Filistin ve Mısır topraklarına saldırması üzerine Bizans İmparatoru Herakleios elden çıkan bölgeleri ve bu arada Menbic’i geri aldı (630).</p>
<p>İlk İslamî fetihler döneminde, 637 yılında İslam kumandanı İyâz b. Ganem, Menbic önüne gelince halk şehri kendiliğinden teslim etti. Emeviler zamanında Yezîd b. Muâviye veya babası Kınnesrîn idarî birimini (cünd) kurunca Antakya, Menbic ve çevresini de buraya bağladı. 786 yılında Abbasi Halifesi Harun Reşid şehri Kınnesrîn cünd’ünden ayırarak Bizans’a yapacağı seferler için yeni kurduğu Avâsım bölgesinin merkezi haline getirdi.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-aralik2016" target="_blank">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
