﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şamil &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/samil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Feb 2021 07:13:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Şamil &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Rus Tarih Yazımında ve Ders Kitaplarında Şeyh Şamil Kahraman mı, Hain mi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/rus-tarih-yaziminda-ve-ders-kitaplarinda-seyh-samil-kahraman-mi-hain-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elnur Ağayev]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 07:13:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Mirze Kazım Bey]]></category>
		<category><![CDATA[mucid]]></category>
		<category><![CDATA[Müridizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Şamil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6786</guid>

					<description><![CDATA[Tarihte iz bırakmış insanlar tarih yazımında karşımıza çoğu zaman farklı tanımlamalarla çıkartılmaktadır. İz bırakan insan “bizim” mahalleden biriyse övücü tanımlamaların yan yana dizildiği görülür: kaşif, mucid, kahraman, lider gibi. “Öteki” mahalledense olumsuz tanımlamalara layık görülür: hain, düşman, yobaz, gerici gibi. Bazen de tarihi şartlara, yere, zamana ve mekana göre “mahalle” değişimleri yaşanır. Böyle olduğu takdirde “biz” ve “öteki”lerin de yer değiştirdikleri görülür. Dünün kaşif, mucid, kahraman ve lideri hain, düşman, yobaz ve gerici oluverir. Ya da tam tersi… Şeyh Şamil’in Sovyetler Birliği öncesi ve sonrası Rusya tarih yazımı ve ders kitaplarına yansıyan imajı bunun bariz örneğini oluşturur. Rusya İmparatorluğu doneminde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihte iz bırakmış insanlar tarih yazımında karşımıza çoğu zaman farklı tanımlamalarla çıkartılmaktadır. İz bırakan insan “bizim” mahalleden biriyse övücü tanımlamaların yan yana dizildiği görülür: kaşif, mucid, kahraman, lider gibi. “Öteki” mahalledense olumsuz tanımlamalara layık görülür: hain, düşman, yobaz, gerici gibi. Bazen de tarihi şartlara, yere, zamana ve mekana göre “mahalle” değişimleri yaşanır. Böyle olduğu takdirde “biz” ve “öteki”lerin de yer değiştirdikleri görülür. Dünün kaşif, mucid, kahraman ve lideri hain, düşman, yobaz ve gerici oluverir. Ya da tam tersi… Şeyh Şamil’in Sovyetler Birliği öncesi ve sonrası Rusya tarih yazımı ve ders kitaplarına yansıyan imajı bunun bariz örneğini oluşturur.</p>
<p>Rusya İmparatorluğu doneminde Şeyh Şamil imajı Kafkasya’da yaşanan savaşlarla şekillenmişti. Olay devlete karşı gelme/başkaldırma şeklinde okunmaktaydı. Yapılan calışmalarda mücadelenin milli boyutu ve liderlerinin rolü inkâr ediliyor, küçümseniyordu. Bunların yanında çok az sayıdaki çalışmada mücadelenin Rus yayılmacılığına karşı oluşuna ve liderleri Şeyh Şamil’in kahramanlığına veya rolüne vurgu yapılmaktaydı.</p>
<p>Bu yüzyılda konuyla ilgili farklı görüşlerini belli edenlerden biri Mirze Kazım Bey oldu. 1860 yılında <em>Русское слово </em>dergisinde yayınladığı “Müridizm ve Şamil” başlıklı makalesinde Müridizm ve imamet konusunda geniş bilgi verdikten sonra şu değerlendirmeyi yapıyordu: “Şeyh Şamil halk temsilcisidir, Şeyh Şamil ismi tarih ve vatanperverlikle ilgili düşünceleri ihtiva ediyor… O her halde halk kahramanıdır…” 20. yüzyılın başında yayınlanan iki ansiklopedide de ilgili bilgilere rastlamak mümkün: Bu kaynaklarda Şeyh Şamil harekatı ile ilgili olumsuz görüşler bulunsa da onun kahramanca mücadelesini takdir eden bilgilere rastlanmaktaydı.</p>
<p>Sovyet tarih yazımında, 19. yüzyılda Rusya İmparatorluğu’nun yayılmacı politikasına karşı mücadele eden halklar ve Şeyh Şamil’in faaliyetleri üç temel tezle açıklanmaktaydı: “zararlı”, “az zararlı” ve “gönüllü birleşme” tezleri.</p>
<p>Birinci dönem: Kuruluş aşamasındayken Sovyet sisteminin ortadan kaldırdığı Rusya İmparatorluğu’nu övmesi, yaptıklarını hoş göstermesi söz konusu olamazdı. Bu bağlamda Çarlık yönetiminin yaptıkları “zararlı” olarak tarif edilmekteydi. “Tarihî, siyasî mucadelede en iyi silah” olarak gören Sovyet sisteminin emrindeki tarih yazımı da bu tezi işlemekteydi. Bu yorum 1920’li yıllarda Sovyet Marksist tarihcilerinin lideri pozisyonunda olan M. N. Pokrovski tarafından geliştirildi. 1923 yılında Moskova’da yayınladığı <em>Çarlık Rusya’sının XIX. Yüzyıldaki Savaş ve Diplomasisi</em> isimli eserinde Çarlık Rusya’sının Kafkas politikasını işgalci bir politika olarak değerlendiriyordu. Eserinde Müridizm ve Şamil harekatına da yer veren Pokrovski, yerel halkın kendilerini, geleneklerini, yönetimlerini korumak için ya savaşmak ya da Rusya’ya teslim olmak zorunda kaldığını vurguluyordu. Gammer’in ifadesiyle, “Pokrovski, Marks ve Engels’in Şamil hakkındaki görüşlerini izleyerek onu bir kahraman ve eşit olmayan bir mücadelede yetenekli bir önder olarak tanımlamış ve hareketine demokratik demiştir.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şamil’in Abidesi Dağlardır</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/samilin-abidesi-daglardir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lesley Blanch]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 07:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Harito]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülaziz]]></category>
		<category><![CDATA[Temirhan Şura]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6782</guid>

					<description><![CDATA[Şamil 1870 yılının Mart ayında Çar’dan Mekke’ye gitmek için izin aldı. Yetmiş dört yaşındaydı. Yazdığı mektupta, bir ayağının çukurda olduğunu anlatmıştı. Buna rağmen yetkililer, fevkalade katı davrandı. Gazi Muhammed ve Muhammed Şefi’nin, Şamil’e refakat etmesine izin vermediler. Şamil’in en sadık taraftarlarından olan Hacı Harito, Mekke’ye gitmemeye karar verdi. Derdi, Kaluga’daki eğlenceden kopmamak değildi. Hacı Harito, Kafkasya’yı özlüyordu. Rusların, valinin emrinde Unkratl bölgesini yönetme teklifini kabul etti. İpek gömleklerini ve eşyalarını toplayan Hacı Harito, Kaluga’daki sevgilileriyle vedalaştı ve memleketine döndü. Şamil, eşleri, çocukları ve geriye kalan naipleriyle birlikte hacca gitmek üzere yola çıktı. Kafkasya’ya uğramadan Anapa üzerinden İstanbul’a gitmek için gemiye&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şamil 1870 yılının Mart ayında Çar’dan Mekke’ye gitmek için izin aldı. Yetmiş dört yaşındaydı. Yazdığı mektupta, bir ayağının çukurda olduğunu anlatmıştı. Buna rağmen yetkililer, fevkalade katı davrandı. Gazi Muhammed ve Muhammed Şefi’nin, Şamil’e refakat etmesine izin vermediler. Şamil’in en sadık taraftarlarından olan Hacı Harito, Mekke’ye gitmemeye karar verdi. Derdi, Kaluga’daki eğlenceden kopmamak değildi. Hacı Harito, Kafkasya’yı özlüyordu. Rusların, valinin emrinde Unkratl bölgesini yönetme teklifini kabul etti. İpek gömleklerini ve eşyalarını toplayan Hacı Harito, Kaluga’daki sevgilileriyle vedalaştı ve memleketine döndü.</p>
<p>Şamil, eşleri, çocukları ve geriye kalan naipleriyle birlikte hacca gitmek üzere yola çıktı. Kafkasya’ya uğramadan Anapa üzerinden İstanbul’a gitmek için gemiye bindiler. Şamil, “gerilmiş teller üzerinden” Temirhan Şura’daki arkadaşlarına telgraf gönderdiği için çocuk gibi sevindi. Haber iki saate ulaşır, demişlerdi. Kervanların aynı yolu iki ayda aldığını hatırlayan Şamil, hayrete düştü. İstanbul’a yanaşan gemiyi, sevinç gösterileri yapan devasa bir kalabalık karşıladı. Rus Elçiliği, grubu yanlarında kalmaya davet etti; ancak Türk topraklarında Padişah’ın misafiri olduğunu söyleyen Şamil, bu daveti geri çevirdi. Sultan Abdülaziz, Şamil’i fevkalade görkemli bir törenle karşıladı. Dolmabahçe Sarayı’nın incilerle süslenmiş, göz kamaştıran salonunda Şamil’i başıyla selamladı. Halk, nereye giderse gitsin Şamil’in peşinden ayrılmıyor, camiye giderken bastığı toprağı öpüyordu.</p>
<p>Sultan, konaklaması için Şamil’e birkaç saray önerdi; ancak bu mekânların hiçbiri, onun sade zevklerine uygun değildi. Kim bilir belki de ihtiyar savaşçı, sürgünü Osmanlı sarayının güzel kokulu odaları ve şaşaalı ortamında, Kaluga’daki yılmaz Rusların arasında olduğundan daha derinden hissetmiştir. Dini bir kenara bırakırsak, Bâb-ı Âli’deki hayat ona tamamen yabancıydı. Sultan, halkın çok sevdiği Şamil’in Osmanlı tahtını tehdit edebileceğinden çekinmişti. “Bana, sizin eşkıya olduğunuzu söylediler” dedi.” Yüzünde muzip bir gülümseme beliren Şamil, “Olsa olsa sizin kadar” diye cevap verdi. Sultan’a, söz verdiği yardımın neden gönderilmediğini sordu. İmam’ın varlığından faydalanmayı bilen Sultan, Türkiye ve Mısır arasındaki bir anlaşmazlıkta arabuluculuk yapması için Şamil’den Kahire’ye gitmesini istedi. Vazifeyi kabul eden Şamil, meseleyi başarıyla halletti. Müminler arasındaki ihtilafın gâvurları memnun edeceğini söyleyip Mısırlıları ikna etti.</p>
<p>Dönüş yolunda, Şamil’in gizemli güçlere sahip olduğu efsanesini güçlendiren etkileyici bir olay yaşandı. Korkunç bir fırtına başlamış ve gemi denizde kaybolmuştu. Duruma kayıtsız kalamayan Şamil, fırtınayı dindireceğine söz verdi. Bir muska yazdı. Dualar eşliğinde kâğıdı dalgalara bıraktı. Kabaran deniz bir anda duruldu.</p>
<p>Şamil’in yokluğunda ailesi, Sultan’ın tahsis ettiği Aksaray mahallesindeki Koska’da bulunan köşkte bekledi. Bu elli odalı eski Türk evinin etrafı çınar ağaçlarıyla çevriliydi. Evin kendi mescidi vardı. Şamil’in evi beğenme nedeni, bu mescit olmuştu. Evin geniş selamlığını dolduran Kafkas sürgünler, dağları ve savaş günlerini yâd ediyordu. Söyledikleri yaslı şarkılar Şamil’in ailesinde nesilden nesle aktarıldı. Doğan her bebek bu ninnilerle uyutulurdu. Ey Gunib dağları, ey Şamil’in askerleri, Şamil’in hisarı savaşçılarla doluydu, yine de düştü, düştü ebediyen&#8230;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
