﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Samsun &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/samsun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2022 08:38:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Samsun &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köprülü Amcazâde Hüseyin Paşa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/koprulu-amcazade-huseyin-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Hilmi Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 08:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Köprülü Mehmed Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Vezirköprü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8187</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’nın meşhur sadrazamlarından Köprülü Mehmed Paşa’nın ağabeyi Hasan Ağa’nın oğlu olması hasebiyle kendisine “Amcazâde” lakabı takılan Hüseyin Paşa’nın doğum tarihi ve yeri kesin olmamakla birlikte, 1644’te Samsun’un Vezirköprü ilçesinde doğmuş olması en güçlü ihtimaller arasındadır. Çocukluk ve gençlik hayatı hakkında kaynaklarda kesin bilgi bulunmamaktadır. Dönem kaynakları, Köprülülerin en parlak devri olan dönemden başlayarak II. Viyana Kuşatması’na kadar, bazen İstanbul’da bazen de babasının Bulgaristan’ın Prevadi kasabasının Kozluca köyündeki çiftliğinde rahat bir çocukluk ve gençlik hayatı geçirdiğinden bahseder. Amcazâde’nin Sulhiye [Ayşe] ve Rahmiye adında iki kızı vardı. Sulhiye Sultan, 1703’te sadrazam olan Ahmed Paşa ile, Rahmiye Sultan ise 1709’da vefat eden Rumeli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın meşhur sadrazamlarından Köprülü Mehmed Paşa’nın ağabeyi Hasan Ağa’nın oğlu olması hasebiyle kendisine “Amcazâde” lakabı takılan Hüseyin Paşa’nın doğum tarihi ve yeri kesin olmamakla birlikte, 1644’te Samsun’un Vezirköprü ilçesinde doğmuş olması en güçlü ihtimaller arasındadır. Çocukluk ve gençlik hayatı hakkında kaynaklarda kesin bilgi bulunmamaktadır. Dönem kaynakları, Köprülülerin en parlak devri olan dönemden başlayarak II. Viyana Kuşatması’na kadar, bazen İstanbul’da bazen de babasının Bulgaristan’ın Prevadi kasabasının Kozluca köyündeki çiftliğinde rahat bir çocukluk ve gençlik hayatı geçirdiğinden bahseder.</p>
<p>Amcazâde’nin Sulhiye [Ayşe] ve Rahmiye adında iki kızı vardı. Sulhiye Sultan, 1703’te sadrazam olan Ahmed Paşa ile, Rahmiye Sultan ise 1709’da vefat eden Rumeli Kazaskeri İbrahim Efendi ile evlenmişlerdi. İbrahim Efendi, devrin meşhur ve güçlü şeyhülislâmı Feyzullah Efendi’nin oğludur.</p>
<p>Hüseyin Paşa, tarihî bir şahsiyet olarak ilk defa 1672’de Osmanlı ordusu Lehistan seferine giderken Sultan IV. Mehmed ve Haseki Sultan’ın Hasan Ağa’nın Kozluca’daki çiftliğine uğradıkları esnada karşımıza çıkmaktadır. Burada padişaha eyerlenmiş bir at ve yorgan; Haseki Sultan’a da birkaç bohça ve kumaş hediye etmiştir. Padişah da bu hediyelerin karşılığı olarak Hüseyin Paşa’ya, bir hilat ve 100 altın ihsanda bulunmuştur. Bu hadiseden sonra Haseki Sultan’ın adamları arasına katılan Hüseyin Paşa, 1683’deki Viyana bozgunu sebebiyle Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın katledilmesinin ardından Köprülü sülalesiyle birlikte gözden düşmüştür. Ardından 13 Ocak 1684’te Reisülküttap Lâz Mustafa Paşa, hazinedârı, hazine kâtibi, kapucular kethüdası ve bazı devlet adamları ile birlikte Amcazâde Hüseyin Paşa da hapsedilerek rikâb-ı hümâyûna gönderildi. Fakat 7 Şubat’ta affedilerek iki tuğlu sancak beyi unvanı ile Şehrizor Beylerbeyliğine atanarak İstanbul’dan uzaklaştırıldı.</p>
<p>İmparatorluğun çalkantılı bir döneminde Şehrizor Beylerbeyliği görevi ile İstanbul’dan uzaklaştırılan Amcazâde, burada fazla kalmadı. İkinci görev yeri olan Çardak’ta unutulmuş bir halde beş yıl görev yaptı. Nisan 1689’da terfien vezirlik rütbesi ile Seddülbahir muhafızlığı görevine atandı. Burada da iki yıl görev icra ettikten sonra 15 Mayıs 1691’de Sadaret kaymakamlığı görevine getirilmişse de Şubat 1692’de azledilerek tekrar Seddülbahir muhafızlığı vazifesi verildi. Çok geçmeden, 1694 başlarında tekrar Sadaret kaymakamına tayin edildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Atatürk’ün Ayasofya’yı Müze Yapması, Kur’an’ı Uydurma Görmesindendi”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ataturkun-ayasofyayi-muze-yapmasi-kurani-uydurma-gormesindendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bülent Bâkiler]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsrev Gerede]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Tarcan]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Ziya Ortaç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6255</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk’ün çok yakın arkadaşlarından Hüsrev Gerede’nin hatıraları 2002 yılında Literatür Yayınları arasında çıktı. Hüsrev Gerede, 19 Mayıs 1919’da Atatürk ile birlikte Samsun’a çıkan 18 kurmay subayımızdan biridir. Gerede, kitabının 267-268. sayfalarında diyor ki: “Bir gün beden eğitimi uzmanı, tanınmış yazar, eski dostum Selim Sırrı Tarcan’ı Atatürk Ankara’ya çağırıyor. Ona bir soru soruyor: “Sen dinle devrim yapılması hakkında yazılar yazıyormuşsun. Amacın nedir?” diyerek Tarcan’ın bu konudaki görüş ve düşüncelerini açıklamasını istiyor. Tarcan bu konuda görüş ve düşüncelerini açıklıyor. Bunun üzerine Atatürk: “Bu din batacak, ileride yeni bir din çıkacaktır. Sen bu konuda yazı yazmayacaksın, anladın mı?” diye kesin emir veriyor. O&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk’ün çok yakın arkadaşlarından Hüsrev Gerede’nin hatıraları 2002 yılında Literatür Yayınları arasında çıktı. Hüsrev Gerede, 19 Mayıs 1919’da Atatürk ile birlikte Samsun’a çıkan 18 kurmay subayımızdan biridir. Gerede, kitabının 267-268. sayfalarında diyor ki: “Bir gün beden eğitimi uzmanı, tanınmış yazar, eski dostum Selim Sırrı Tarcan’ı Atatürk Ankara’ya çağırıyor. Ona bir soru soruyor: “Sen dinle devrim yapılması hakkında yazılar yazıyormuşsun. Amacın nedir?” diyerek Tarcan’ın bu konudaki görüş ve düşüncelerini açıklamasını istiyor. Tarcan bu konuda görüş ve düşüncelerini açıklıyor. Bunun üzerine Atatürk: “Bu din batacak, ileride yeni bir din çıkacaktır. Sen bu konuda yazı yazmayacaksın, anladın mı?” diye kesin emir veriyor. O da kalemini kırıp atıyor.</p>
<p>Bazı kimseler Atatürk’ün yeni bir din olarak Kamalizm’i, bazı kimseler de Hıristiyanlığı düşündüğünü zannetmektedirler. Acaba hangisi doğru? Cumhuriyet gazetesi 5 Ağustos 1935 tarihli nüshasının birinci sayfasında, “Atatürk yarım bir ilahtır, Türklerin babasıdır” diye bir manşet attı. Cumhuriyet devri şairlerimizin büyük bir kısmı Atatürk’ten bir peygamber veya yeni bir ilah olarak bahsettiler. Atatürk o şiirleri çok sevdi.</p>
<p>Kemalettin Kamu: “Ne örümcek ne yosun / Ne mucize ne füsun / Kabe Arabın olsun / Çankaya bize yeter.” diye haykırdı. Atatürk, Kemalettin Kamu’yu milletvekili olarak yanına aldı&#8230;</p>
<p>İslamın tekbiri bildiğiniz gibi “Allahu ekber”dir. “Allahu ekber” “Allah en büyüktür” mânâsına gelmektedir. Yusuf Ziya Ortaç, Türk’ün tekbirini “Atatürk ekber” şeklinde yazdı, söyledi&#8230;</p>
<p>Aka Gündüz, “Atatürk’ün Tapkınıyız” şiirinde dedi ki: “Varsın, teksin, yaratansın; sana tapmayanlar utansın.” Aka Gündüz milletvekili seçildi&#8230;</p>
<p>Behçet Kemal Çağlar, sevgili Peygamberimiz (sas) için yazılan şiiri baştan sona kadar Atatürk üzerine uyguladı. Katıldığı toplantılarda okudu&#8230;</p>
<p>Edip Ayel, diğer şairlerimizden geri kalmamak için Atatürk’e aynı şiirde hem peygamber hem de Allah diye hitap etti: “Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun / Türk ırkının en son ulu peygamberi oldun / Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses / İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez.” diyerek haykırdı&#8230;</p>
<p>1936 yılında Şeref Aykut Kamâlizm adında bir kitap yazdı. Kitabı İstanbul’da Muallim Ahmet Halit Kitabevi’nde bastı. Şeref Aykut Edirne milletvekili olarak meclisimize girdi. Şeref Aykut, Kamalizm’i “yaşamak dinidir” diye ifade ediyordu&#8230;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
