﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Selahaddin Eyyûbî &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/selahaddin-eyyubi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 14:35:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Selahaddin Eyyûbî &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Moğol Tufanını Durduran Türk Zaferi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/mogol-tufanini-durduran-turk-zaferi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Yahya Ayaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasî]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7398</guid>

					<description><![CDATA[İslâm dünyasının büyük sıkıntılarla yüzleştiği 13. yüzyıl, Müslümanlar açısından talihsiz bir dönem olarak kabul edilir. Bir önceki asırda başlayıp süreci ve etkileri devam eden Haçlı istilaları, Moğolların batıya yönelip bazı devletlerin yanı sıra Bağdat’taki Abbâsî Devletini/Hilafetini de (750-1258) ortadan kaldırarak İslâm dünyasını yakıp yıkmaları gibi meşum hadiseler bu yüzyılda gerçekleşmiştir. Doğudan ve kuzeyden Moğollar ile onlara tâbi olan Çukurova ve civarındaki Ermeniler, Suriye sahilleri ve Antakya’da küçük prenslikler kuran Haçlılar, İslâm dünyasının merkez bölgeleri olan Fırat’ın batı kısmıyla Suriye, Mısır ve civarını sarmıştı. Bu sırada Müslüman devletlerin hükümdarları Moğol ve Haçlılarla mücadele için güçlerini birleştirmek yerine birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğol istilası&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm dünyasının büyük sıkıntılarla yüzleştiği 13. yüzyıl, Müslümanlar açısından talihsiz bir dönem olarak kabul edilir. Bir önceki asırda başlayıp süreci ve etkileri devam eden Haçlı istilaları, Moğolların batıya yönelip bazı devletlerin yanı sıra Bağdat’taki Abbâsî Devletini/Hilafetini de (750-1258) ortadan kaldırarak İslâm dünyasını yakıp yıkmaları gibi meşum hadiseler bu yüzyılda gerçekleşmiştir.</p>
<p>Doğudan ve kuzeyden Moğollar ile onlara tâbi olan Çukurova ve civarındaki Ermeniler, Suriye sahilleri ve Antakya’da küçük prenslikler kuran Haçlılar, İslâm dünyasının merkez bölgeleri olan Fırat’ın batı kısmıyla Suriye, Mısır ve civarını sarmıştı. Bu sırada Müslüman devletlerin hükümdarları Moğol ve Haçlılarla mücadele için güçlerini birleştirmek yerine birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğol istilası devam ederken Suriye ve Mısır topraklarında hâkim olan Eyyûbî Devleti (1171-1462), Suriye’de başında meliklerin bulunduğu birçok küçük devletçiğe bölünmüştü ve bu melikler birbirleriyle mücadele içerisindeydi. Selâhaddin Eyyûbî (1171-93) gibi bir İslâm kahramanından sonra onun ayarında bir hükümdar çıkaramayan Eyyûbîler Moğol ilerleyişinin doğuracağı sonuçların tam anlamıyla farkına varamamışlardı.</p>
<p>İslâm dünyasındaki bu feraset eksikliği Moğolların işine yaramış, 13. asrın ilk yarısında Türkiye Selçuklu Devleti’ni (1075-1308) ve dolayısıyla Anadolu’yu hâkimiyeti altına alan Moğollar, yüzyılın ikinci yarısının başlarında da İran ve Azerbaycan’ı istila etmişlerdi. Moğolların batıya doğru ilerleyen güçlerinin başında bulunan Hülâgû (1256-65) söz konusu bölgelerin ardından bu sırada Bağdat ve civarında hüküm süren ve İslâm dünyasının manevî liderliği dışında bir etkinliği kalmayan Abbâsî Devleti’ni hedef almıştı. Bu hedef doğrultusunda 1258 yılında Bağdat’a giren Hülâgû, Abbâsî Devleti’ni ortadan kaldırdığı gibi burada büyük bir katliam da gerçekleştirdi. İslâm dünyasının merkezini tahrip eden Moğolların bu seferki hedefi Suriye ve Mısır topraklarıydı.1</p>
<p>Suriye’de, bahsedildiği gibi önemli bir kısmı şehir devletçikleri hâlinde olan Eyyûbîler hâkim durumdaydı. Mısır’da ise ağırlığını Kıpçak Türklerinin oluşturduğu Bahrî Memlükler grubu, Eyyûbî Devleti’nin Mısır’daki hâkimiyetine son vererek kendi devletlerini kurmuşlardı. Bu grup Eyyûbîlerin Mısır’daki son hükümdarlarından el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb (1240-49) tarafından satın alınıp yetiştirilmiş memlüklerden müteşekkildi. Suriye’deki Eyyûbî meliklerinin tehditleri, Haçlı saldırıları, köle-asker (memlük) kökenli olmalarından dolayı yaşadıkları siyasî meşruiyet krizi daha kuruluş döneminde Memlükleri (1250-1517) büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakmıştı. Bütün bu sıkıntılara memlük hizipleri arasındaki çekişmeler ve başka bazı iç problemler de eklendi.2 İçeride bunlar yaşanırken Moğollar Suriye’nin büyük kısmını kısa sürede ele geçirmiş ve Memlük Devleti’ni tehdit etmeye başlamıştı. Memlük Devleti’nin destek alacağı veya dayanışma içine gireceği güçlü bir Müslüman devlet de kalmamış, hatta daha önce Mısır’daki Türkleri tehdit eden ve onlarla defalarca savaşan Eyyûbî melikleri, Moğollara kolayca teslim olmuştu. Bunlar arasında bizzat Hülâgû’nun yanına gidenler, ailesini rehin olarak gönderenler olduğu gibi Moğol güçlerine katılanlar dahi çıkmıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haçlı Seferine Asker Toplamak İçin Hz. Muhammed’i (Sas) Resmetmişler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/gundem/hacli-seferine-asker-toplamak-icin-hz-muhammedi-sas-resmetmisler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 06:06:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Hebdo]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı]]></category>
		<category><![CDATA[Montpellier]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Toulouse]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6505</guid>

					<description><![CDATA[Bayrak yarışındadır Haçlı dünyası. Birinin bıraktığı yerden diğeri devralır bayrağı ve devam eder seferlerine, entrikalarına… Şimdi sıra Fransa’da. O aldı bayrağı eline ve koşuyor. Nereye? Müslümanları kışkırtmaya… Fransa’da bir öğretmen, Charlie Hebdo’da 2015 yılında yayımlanan Hz. Muhammed’e (sas) ve İslam’a hakaret içeren karikatürleri öğrencilerine gösterdiği için öldürülmüş. Şer çeteleri harekete geçiyor tabii olarak. Kim öldürdü öğretmeni? Plan hazır: Müslümanlar. Piyon da var. Müslüman görüntüsünde nice piyon, parayı verince öldürür veya cinayeti üstlenir. Yeter ki plan yapılmayagörsün. Müslümanlar kışkırtılacak ya, sahne de hazır oyuncular da. Sıra uygulamada. Hz. Muhammed’i çirkin ve edepsiz bir üslupla karikatürize eden o görseller, Fransa’nın Montpellier ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayrak yarışındadır Haçlı dünyası. Birinin bıraktığı yerden diğeri devralır bayrağı ve devam eder seferlerine, entrikalarına… Şimdi sıra Fransa’da. O aldı bayrağı eline ve koşuyor. Nereye? Müslümanları kışkırtmaya…</p>
<p>Fransa’da bir öğretmen, <em>Charlie Hebdo</em>’da 2015 yılında yayımlanan Hz. Muhammed’e (sas) ve İslam’a hakaret içeren karikatürleri öğrencilerine gösterdiği için öldürülmüş. Şer çeteleri harekete geçiyor tabii olarak. Kim öldürdü öğretmeni? Plan hazır: Müslümanlar. Piyon da var. Müslüman görüntüsünde nice piyon, parayı verince öldürür veya cinayeti üstlenir. Yeter ki plan yapılmayagörsün. Müslümanlar kışkırtılacak ya, sahne de hazır oyuncular da. Sıra uygulamada.</p>
<p>Hz. Muhammed’i çirkin ve edepsiz bir üslupla karikatürize eden o görseller, Fransa’nın Montpellier ve Toulouse şehirlerinde, gece vakti devlet kurumlarına ait devasa binaların duvarlarına yansıtıldı. Gerekçe öldürülen öğretmeni anmak ve sözde ifade özgürlüğüne vurgu yapmaktı. Akabinde Fransız hükümetinin bu saygısızca davranışına İslam dünyasından tepkiler yağmaya başladı!</p>
<p>Gündemde manzara böyle! Ya tarihte? Orada da ahval farklı değil. Batılıların Peygamberimizle ilgili bu tür karikatürler çizmeleri yeni hadisattan zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Biz bu planı, yani Haçlıların kışkırtma yöntemlerini 831 yıl önce de görmüştük.</p>
<p>Kudüs’ün büyük komutan Selâhaddin Eyyûbî tarafından 1187 yılında fethedilmesini Haçlılar bir türlü hazmedememişti. Fetih sonrası Kudüs’ü terk etmek zorunda kalan Haçlılar, şövalyeler ve Kudüs Patriği Sûr’a sığınmıştı. 1189 yılında Sûr’dan çıkan Kudüs Patriği, rahipler, papazlar ve şövalyelerden müteşekkil pek çok kişiyi etrafına toplayarak karalar giyinmiş olduğu halde Kudüs çevresindeki diğer Frank şehirlerini dolaşarak onları Kudüs’ün intikamını almaya davet ediyorlardı. Bu davetin ses getirmesi için halkı galeyana getirecek bir şey bulmaları lazımdı. Kuru söz yetmiyordu. Aranan malzemeyi buldular: Hz. Peygamber’i Hz. İsa’yı döven, kanlar içinde bırakan bir Arap olarak tasvir eden bir resim çizdirdiler. Katolik Kudüs patriği ise bu resmi çoğaltıp dağıtmaya başladı. Patrik ve adamları Hz. İsa’nın kanlar içinde kalmış resimlerini Frank şehirlerindeki kalelerindeki halka göstererek, “İşte bu resim, Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed’in Hz. İsa’yı dövdüğünü, yaralayıp öldürdüğünü göstermektedir!” diye iftira atarak Hristiyanların dinî duygularını sömürdüler. Bu resimlerden o kadar çok çizmişlerdi ki gezdikleri her yerde halka gösteriyor, isteyenlere de veriyorlardı. Resmi gören dindar Hıristiyan halk ağlıyor, feryad-ı figan edip Hz. İsa’nın yasını tutuyor, Peygamberimize kinleniyor, Müslümanlara öfke kusuyordu…</p>
<p>Bu söylemlerle çevre kasaba ve köylerde dolaşan patrik her defasında bunun meyvelerini toplayıp, çok fazla yiyecek ve altınla geri dönüyordu. Böylece şövalyeler, papazlar ve rahipler çok uzak yerlerden gelen Haçlıların dinî duygularını harekete geçiriyor, büyük bir infial yaratıyorlardı. Kışkırtmalar öyle bir vaziyet almış ki yapılması planlanan Haçlı seferine katılamayanlar kendi yerlerine paralı asker gönderecek ve mukabilince para verecek kadar galeyana gelmişlerdi! (Cemal-Fatma Toksoy, <em>Şarkın En Sevgili Sultanı Selâhaddîn Eyyûbî</em>, Şule Yayınları, 2016, s. 253)</p>
<p>Haçlı zihniyetine mensup insanlar nelerin hayalini kuruyorlarmış? Fitne ve kışkırtma ta o zamanlardan başlamış. Karikatür ve resim çizerek Hz. Peygamber’e hakaret de… Tek fark var: O günlerde kışkırtılıp galeyana getirtilen Hıristiyan halktı, günümüzde ise Müslümanlar!</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arslan Yürekli Richard’ın Akkâ’daki Kasapları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/arslan-yurekli-richardin-akkadaki-kasaplari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 03:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5267</guid>

					<description><![CDATA[“Kudüs Haçlıların işgali altındayken ben nasıl olur da gülebilirim, nasıl sevinebilirim ve nasıl yiyip içebilirim?” diyen “Şark’ın en sevgili sultanı” Selâhaddin Eyyûbî, 1187 yılında Kudüs’ü fethettikten sonra sanırım onu koruyabilmek için yine gönülden gülememiştir. Çünkü bir taraftan İslam birliğini Kudüs’ü aldığı zamanki gibi diri tutma gayreti, diğer taraftan bitmeyen Haçlı tehlikesi&#8230; Yıl 1189. Kudüs’ü kaybettiği için karalar bağlayan Batı’da hummalı bir çalışma başlamıştır. Papazlar, rahipler ve şövalyeler karalar giyinip insanları Kudüs’ün intikamını almaya davet ediyorlardı. Kudüs patriği, Hz. İsa’nın bir Arap tarafından dövülüp kanlar içinde bırakılmış resimlerini çizerek, “İşte bu resim, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed’in Hz. İsa’yı dövdüğünü, yaralayıp öldürdüğünü&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kudüs Haçlıların işgali altındayken ben nasıl olur da gülebilirim, nasıl sevinebilirim ve nasıl yiyip içebilirim?” diyen “Şark’ın en sevgili sultanı” Selâhaddin Eyyûbî, 1187 yılında Kudüs’ü fethettikten sonra sanırım onu koruyabilmek için yine gönülden gülememiştir. Çünkü bir taraftan İslam birliğini Kudüs’ü aldığı zamanki gibi diri tutma gayreti, diğer taraftan bitmeyen Haçlı tehlikesi&#8230;</p>
<p>Yıl 1189. Kudüs’ü kaybettiği için karalar bağlayan Batı’da hummalı bir çalışma başlamıştır. Papazlar, rahipler ve şövalyeler karalar giyinip insanları Kudüs’ün intikamını almaya davet ediyorlardı. Kudüs patriği, Hz. İsa’nın bir Arap tarafından dövülüp kanlar içinde bırakılmış resimlerini çizerek, “İşte bu resim, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed’in Hz. İsa’yı dövdüğünü, yaralayıp öldürdüğünü göstermekte” diye propaganda yapıyordu. Rahipler gezdikleri her yerde isteyenlere bu resmi veriyorlardı. Resmi gören dindar Hıristiyanlar ağlıyor, feryad u figan edip Hz. İsa’nın yasını tutuyor, Peygamberimiz (sas)’e kinleniyor ve Müslümanlara öfke kusuyorlardı.</p>
<p>Kışkırtmalar öyle bir vaziyet almıştı ki Haçlı seferine katılamayanlar yerlerine başka bir adam kiralayıp gönderecek veya mukabilince para verecek kadar galeyana gelmişti! Fitne ve kışkırtma o zamanlardan başlamış demek. Karikatür, resim çizerek Peygamberimiz’e hakaret de.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2019">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EDİB CEVAT CUDEH EL-HÜSEYNÎ: “BİZ SELAHADDİN EYYÛBÎ’DEN EMANET OLARAK TARİHİ BİN YILA DAYANAN İKİ ANAHTAR TESLİM ALDIK”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/roportaj/edib-cevat-cudeh-el-huseyni-biz-selahaddin-eyyubiden-emanet-olarak-tarihi-bin-yila-dayanan-iki-anahtar-teslim-aldik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 05:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5147</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: BEYZA ARMAĞAN &#160; Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını yaklaşık 850 yıldır muhafaza ediyorsunuz. Anahtarlar neden Müslüman bir aileye verildi? Bu hikâyenin aslı, başlangıç noktası nedir? &#160; Bildiğimiz üzere Kıyamet Kilisesi dünya üzerinde Hıristiyanlar için en kutsal yerlerden biridir; çünkü içerisinde Hz. İsa’nın (as) kabrini bulundurduğuna inanıyorlar. Selahaddin Eyyubî Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarınca Müslümanlardan intikam olarak kiliseyi yıkma teklifiyle gelenler olmuştu. Çünkü Haçlılar Kudüs’e geldiklerinde her şeyi yakıp yıkmış, çok fazla Müslümanı katletmişlerdi. Ama Selahaddin Eyyubî Allah korkusu olan biriydi ve bu teklifleri reddetti. Bunun yerine Ömer Emannamesi’ne bakmayı tercih etti. O emanname ki Beytülmakdis’ten dünyaya yayılan, İslam’ın Hıristiyanlara hoşgörüsünün ifadesidir. Bu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: BEYZA ARMAĞAN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını yaklaşık 850 yıldır muhafaza ediyorsunuz. Anahtarlar neden Müslüman bir aileye verildi? Bu hikâyenin aslı, başlangıç noktası nedir?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bildiğimiz üzere Kıyamet Kilisesi dünya üzerinde Hıristiyanlar için en kutsal yerlerden biridir; çünkü içerisinde Hz. İsa’nın (as) kabrini bulundurduğuna inanıyorlar. Selahaddin Eyyubî Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarınca Müslümanlardan intikam olarak kiliseyi yıkma teklifiyle gelenler olmuştu. Çünkü Haçlılar Kudüs’e geldiklerinde her şeyi yakıp yıkmış, çok fazla Müslümanı katletmişlerdi. Ama Selahaddin Eyyubî Allah korkusu olan biriydi ve bu teklifleri reddetti. Bunun yerine Ömer Emannamesi’ne bakmayı tercih etti. O emanname ki Beytülmakdis’ten dünyaya yayılan, İslam’ın Hıristiyanlara hoşgörüsünün ifadesidir. Bu emanname ile açıkça Hristiyanlara istedikleri gibi ibadet edebilme özgürlüğü verilmiş, kilise inşa etmelerine izin verilmiş, kendi işlerini kendileri görmelerine müsaade edilmiş. Peki ne olmuştu da Hıristiyanlar Müslümanlara zarar vermeye, onları öldürmeye başlamıştı? Çünkü Hz. Ömer (as) vefat ettikten sonra emannameden tavizler verilmiş ve emanname de onunla beraber ölmüştü. İşte Selahaddin Eyyubî bu Emanname’yi ihya etmek için gelmişti.</p>
<p>Hz. Ömer’den sonra süregelen bu sıkıntılı hali ortadan kaldırmak için Selahaddin Eyyubî Etiyopyalılar, Rum-Ortodokslar, Katolikler, Süryaniler, Kıptîler, Ermeniler’den olmak üzere altı Hıristiyan mezhebinin liderlerini bir araya getirmiş ve onlara (Onlara tek bir şey söylemişti: “Ben sultan olarak hepinizi koruyabilirim. Ama ben ölüp gittikten sonra Emanname’nin de ölüp gitmesini istemiyorum. Kıyamet Kilisesi’nin uzun süre koruma altında kalmasını arzu ediyorum. Bunun için size sunmak istediğim bir fikrim var, kabul ederseniz ben elimden geleni yapmaya hazırım. Eğer reddederseniz seçim sizin. Eğer dilerseniz Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını Al-i Beyt’e teslim edebilirim.” Hıristiyan mezhepleri bu fikri onayladılar ve o zamandan beri Hz. Ömer’in Emannamesinin muhyisi Selahaddin Eyyubî’nin emriyle bu anahtarları muhafaza ediyoruz.</p>
<p>İsrail işgalinin ardından Kıyamet Kilisesi’nin anahtarları Hıristiyanlar arasındaki ayrılık ve anlaşmazlıklardan dolayı zorla Müslüman bir aileye verilmiş diye bazı söylentiler yayılmaya başladı. Bu doğru değil çünkü o Hıristiyan mezhep mensuplarını bu topraklara getiren zaten Selahaddin Eyyubî idi. Onun zamanında Hıristiyanlar birbirlerini öldürmeye cesaret edemezlerdi çünkü kiliseyi onlar arasında bölüştüren de yine Selahaddin Eyyubî’nin kendisiydi. Mezhepler arasındaki anlaşmazlıklar 1520 yılından sonra, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ortaya çıkmaya başladı. Bu Siyonistlerin Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında anlaşmazlık çıkarma şekliydi. Bu inanışı yaygınlaştırarak Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtmayı hedeflediler. “Siz birbirinizi öldürüyordunuz, Müslümanlar sizin aranıza girdiler” iddiasında bulundular. Böylece Hristiyanlar anahtarları zorla alıp kiliselerine el koyduğumuzu düşünecek, Müslüman liderler kötü bir şekilde yaftalanacaklardı. Ama bu doğru değil. Bu bölge uzun süre Müslümanlar tarafından yönetildiği için Hıristiyanların Müslümanların güvenilirliğinden şüpheleri yoktu. Bu yüzden Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını kendileri ona teslim etmişlerdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasım-2019">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Halifenin İzinde Kudüs’ün Fethini Hazırladı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/turk-tarihi/4-halifenin-izinde-kudusun-fethini-hazirladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2017 21:27:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Zengî Devle­ti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2757</guid>

					<description><![CDATA[Abbasî halifeliğinin zayıfladığı ve Haçlı saldırılarının ortalı­ğı kan gölüne çevirdiği bir dö­nemde İslam yurdunun semasına gü­neş gibi doğdu Nureddin Mahmud b. Zengi. Musul’da kurulan Zengî Devle­ti’nin başına geçerek Haçlılara karşı Müslümanların kalkanı olmuş, adalet ve mücadele ruhuyla tezyin ettiği ül­kesinde İslam sancağını bir an olsun eğmemişti. Ayrıca Kudüs’ü Haçlılar­dan geri alan Selahaddin Eyyûbî de bu şanlı komutanın elinin altında yetişe­cekti. Türklerin Kudüs’e en kıymetli hediyesinin onun emriyle hazırlanaca­ğını kim bilebilirdi? 11 Şubat 1118 tarihinde Halep’te dünyaya gelen Nureddin Mahmud b. Zengî’nin küçük yaşlarda babası İma­deddin Zengî’nin giriştiği bazı askerî faaliyetlerde yer aldığı bilinir. İma­deddin Zengî Ca’ber Kalesi’ni kuşat­tığı sırada (14&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Abbasî halifeliğinin zayıfladığı ve Haçlı saldırılarının ortalı­ğı kan gölüne çevirdiği bir dö­nemde İslam yurdunun semasına gü­neş gibi doğdu Nureddin Mahmud b. Zengi. Musul’da kurulan Zengî Devle­ti’nin başına geçerek Haçlılara karşı Müslümanların kalkanı olmuş, adalet ve mücadele ruhuyla tezyin ettiği ül­kesinde İslam sancağını bir an olsun eğmemişti. Ayrıca Kudüs’ü Haçlılar­dan geri alan Selahaddin Eyyûbî de bu şanlı komutanın elinin altında yetişe­cekti. Türklerin Kudüs’e en kıymetli hediyesinin onun emriyle hazırlanaca­ğını kim bilebilirdi? 11 Şubat 1118 tarihinde Halep’te dünyaya gelen Nureddin Mahmud b. Zengî’nin küçük yaşlarda babası İma­deddin Zengî’nin giriştiği bazı askerî faaliyetlerde yer aldığı bilinir. İma­deddin Zengî Ca’ber Kalesi’ni kuşat­tığı sırada (14 Eylül 1146) öldürülünce oğlu Nureddin Mahmud bazı emirler­le Halep’e gelerek şehre hâkim oldu. İleride Eyyûbîler Devleti’nin kurucu­su olacak Selâhaddin Eyyûbî’nin baba­sı Necmeddîn Eyyûb ve amcası Şirkuh da Zengîler Devleti’nin hizmetindeydi. Necmeddin Eyyûb, Seyfeddin Gazi’nin yönetimindeki Dımaşk Atabegliği’ne bağlı Baalbek şehrinin idarecisiy­di. Kardeşi Şîrkuh ise Nureddin Mah­mud’un ileri gelen kumandanlarından biriydi.</p>
<p>Nureddin Mahmud’un büyük kar­deşi Seyfeddin Gazi (1146-49) Zengîler Atabegliği’nin başkenti Musul ve bura­ya bağlı yerlere egemen olunca, baba­larının vefatından sonra devlet ikiye bölünmüş oluyordu. İmadeddin Zen­gî’nin ölümünden büyük bir sevinç duyan Haçlılar toprakların iki kardeş arasında taksimiyle daha da keyiflen­diler. İki kardeşin birbiriyle mücade­leye girişeceğine ve babalarının ka­zandığı toprakları kaybedeceklerine inanıyorlardı. Ancak Haçlılar karşısın­da Nureddin Mahmud ve Seyfeddin Gazi birbirine destek olacak, onların da hevesleri kursaklarında kalacaktı. Hele Nureddin Mahmud ile Türkiye Selçuklu Sultanı Mesud’un birlikte ha­reket etmesi ve buna Artukluların da katılması Haçlıları büsbütün zor duru­ma soktu. İmadeddin Zengî’nin ölümüyle Haç­lı Kontu Joscelin Urfa’yı tekrar ele ge­çirme umuduna kapılmıştı. Ama kar­şısında babasından daha dişli bir rakip olduğundan haberdar değildi henüz. Nureddin Mahmud, Joscelin’in fetih planından haberdar olunca Urfa’da­ki Türk garnizonunu uyardı. Ne var ki kendilerine gösterilen insanca mu­ameleye rağmen Ermeni halk şehrin kapılarını Joscelin’e açmakta tereddüt etmedi. Bu durumda Türk garnizonu iç kaleye çekilmek zorunda kaldı. Ney­se ki Nureddin Mahmud beş gün son­ra emrindeki kuvvetleriyle Urfa önü­ne geldi de Joscelin şehirden kaçmak zorunda kaldı. İhanetlerinin cezasını ödemekten korkan Ermeniler de pe­şine takılmışlardı. Türkler hem Haç­lıları, hem de Ermenileri hüsrana uğ­ratarak çifte zafer kazandılar. Böylece Urfa’nın Hıristiyan halkı kaderini ken­disi tayin etmiş oluyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-ekim2017">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üst Aklın Son Haçlı Seferindeki Ortadoğu Kozları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/ust-aklin-son-hacli-seferindeki-ortadogu-kozlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İnal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2016 22:25:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı Seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1762</guid>

					<description><![CDATA[Aralık 1917’de Kudüs’e giren İngiliz General Allenby şöyle diyordu: “Bugün Haçlı Seferleri sona ermiştir.” Ertesi yıl Şam’ı işgal edince Selahaddin Eyyûbî’nin mezarına giden Fransız General Gouraud ise şöyle haykırıyordu: “Haçlı Seferleri şimdi sona erdi! Uyan Selahaddin, bak geri geldik!” Türkler yaklaşık bin yıldır İslamın kılıcı ve hâmisiydi. Bunu çok iyi bilen İngiltere savaşın ardından Türkleri Anadolu’da dar bir alana hapsetmek istiyordu. Bunun için Anadolu denizden Oniki Ada ve Kıbrıs ile ablukaya alınırken, doğu ve güneyden büyük Ermenistan ve Kürdistan ile kuşatılacaktı. Ne var ki İngiltere 1. Dünya Savaşı sonunda amaçlarına tam olarak ulaşamadı. Çünkü 1917 Devrimi’nin ardından Rusya savaştan çekilecekti.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralık 1917’de Kudüs’e giren İngiliz General Allenby şöyle diyordu: “Bugün Haçlı Seferleri sona ermiştir.” Ertesi yıl Şam’ı işgal edince Selahaddin Eyyûbî’nin mezarına giden Fransız General Gouraud ise şöyle haykırıyordu: “Haçlı Seferleri şimdi sona erdi! Uyan Selahaddin, bak geri geldik!”</p>
<p>Türkler yaklaşık bin yıldır İslamın kılıcı ve hâmisiydi. Bunu çok iyi bilen İngiltere savaşın ardından Türkleri Anadolu’da dar bir alana hapsetmek istiyordu. Bunun için Anadolu denizden Oniki Ada ve Kıbrıs ile ablukaya alınırken, doğu ve güneyden büyük Ermenistan ve Kürdistan ile kuşatılacaktı.</p>
<p>Ne var ki İngiltere 1. Dünya Savaşı sonunda amaçlarına tam olarak ulaşamadı. Çünkü 1917 Devrimi’nin ardından Rusya savaştan çekilecekti. Kâzım Karabekir Paşa ise 1918’de Ermenileri işgal ettikleri topraklardan sürdü. Kürtler İngilizlerin bütün gayretlerine rağmen oyuna gelmeyerek Türklere sadık kaldı.</p>
<p>Buna rağmen İngiliz oyunu devam etti ve Misak-ı Millî sınırlarımız içinde olmasına rağmen Lozan’da Halep, Musul ve Kerkük’ü bize bırakmamak suretiyle güney sınırımızı problemli halde bırakmayı başardılar.</p>
<p>2.Dünya Savaşı’nın ardından dünya iki bloğa ayrıldı. Bu dönemde Batı için en büyük tehdit Sovyetler Birliği ve Çin’in liderliğindeki “Komünist” blok oldu. Savaşın ardından Batı’nın liderliğini devralan ABD, bu kez Sovyetler Birliği ve Çin’i Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan ve Endonezya’dan oluşan “Yeşil Kuşak Projesi” ile kuşatmaya çalıştı.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-aralik2016" target="_blank">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
