﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Selçuklu Devleti &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/selcuklu-devleti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 14:35:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Selçuklu Devleti &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Moğol Tufanını Durduran Türk Zaferi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/mogol-tufanini-durduran-turk-zaferi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Yahya Ayaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasî]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7398</guid>

					<description><![CDATA[İslâm dünyasının büyük sıkıntılarla yüzleştiği 13. yüzyıl, Müslümanlar açısından talihsiz bir dönem olarak kabul edilir. Bir önceki asırda başlayıp süreci ve etkileri devam eden Haçlı istilaları, Moğolların batıya yönelip bazı devletlerin yanı sıra Bağdat’taki Abbâsî Devletini/Hilafetini de (750-1258) ortadan kaldırarak İslâm dünyasını yakıp yıkmaları gibi meşum hadiseler bu yüzyılda gerçekleşmiştir. Doğudan ve kuzeyden Moğollar ile onlara tâbi olan Çukurova ve civarındaki Ermeniler, Suriye sahilleri ve Antakya’da küçük prenslikler kuran Haçlılar, İslâm dünyasının merkez bölgeleri olan Fırat’ın batı kısmıyla Suriye, Mısır ve civarını sarmıştı. Bu sırada Müslüman devletlerin hükümdarları Moğol ve Haçlılarla mücadele için güçlerini birleştirmek yerine birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğol istilası&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm dünyasının büyük sıkıntılarla yüzleştiği 13. yüzyıl, Müslümanlar açısından talihsiz bir dönem olarak kabul edilir. Bir önceki asırda başlayıp süreci ve etkileri devam eden Haçlı istilaları, Moğolların batıya yönelip bazı devletlerin yanı sıra Bağdat’taki Abbâsî Devletini/Hilafetini de (750-1258) ortadan kaldırarak İslâm dünyasını yakıp yıkmaları gibi meşum hadiseler bu yüzyılda gerçekleşmiştir.</p>
<p>Doğudan ve kuzeyden Moğollar ile onlara tâbi olan Çukurova ve civarındaki Ermeniler, Suriye sahilleri ve Antakya’da küçük prenslikler kuran Haçlılar, İslâm dünyasının merkez bölgeleri olan Fırat’ın batı kısmıyla Suriye, Mısır ve civarını sarmıştı. Bu sırada Müslüman devletlerin hükümdarları Moğol ve Haçlılarla mücadele için güçlerini birleştirmek yerine birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğol istilası devam ederken Suriye ve Mısır topraklarında hâkim olan Eyyûbî Devleti (1171-1462), Suriye’de başında meliklerin bulunduğu birçok küçük devletçiğe bölünmüştü ve bu melikler birbirleriyle mücadele içerisindeydi. Selâhaddin Eyyûbî (1171-93) gibi bir İslâm kahramanından sonra onun ayarında bir hükümdar çıkaramayan Eyyûbîler Moğol ilerleyişinin doğuracağı sonuçların tam anlamıyla farkına varamamışlardı.</p>
<p>İslâm dünyasındaki bu feraset eksikliği Moğolların işine yaramış, 13. asrın ilk yarısında Türkiye Selçuklu Devleti’ni (1075-1308) ve dolayısıyla Anadolu’yu hâkimiyeti altına alan Moğollar, yüzyılın ikinci yarısının başlarında da İran ve Azerbaycan’ı istila etmişlerdi. Moğolların batıya doğru ilerleyen güçlerinin başında bulunan Hülâgû (1256-65) söz konusu bölgelerin ardından bu sırada Bağdat ve civarında hüküm süren ve İslâm dünyasının manevî liderliği dışında bir etkinliği kalmayan Abbâsî Devleti’ni hedef almıştı. Bu hedef doğrultusunda 1258 yılında Bağdat’a giren Hülâgû, Abbâsî Devleti’ni ortadan kaldırdığı gibi burada büyük bir katliam da gerçekleştirdi. İslâm dünyasının merkezini tahrip eden Moğolların bu seferki hedefi Suriye ve Mısır topraklarıydı.1</p>
<p>Suriye’de, bahsedildiği gibi önemli bir kısmı şehir devletçikleri hâlinde olan Eyyûbîler hâkim durumdaydı. Mısır’da ise ağırlığını Kıpçak Türklerinin oluşturduğu Bahrî Memlükler grubu, Eyyûbî Devleti’nin Mısır’daki hâkimiyetine son vererek kendi devletlerini kurmuşlardı. Bu grup Eyyûbîlerin Mısır’daki son hükümdarlarından el-Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb (1240-49) tarafından satın alınıp yetiştirilmiş memlüklerden müteşekkildi. Suriye’deki Eyyûbî meliklerinin tehditleri, Haçlı saldırıları, köle-asker (memlük) kökenli olmalarından dolayı yaşadıkları siyasî meşruiyet krizi daha kuruluş döneminde Memlükleri (1250-1517) büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakmıştı. Bütün bu sıkıntılara memlük hizipleri arasındaki çekişmeler ve başka bazı iç problemler de eklendi.2 İçeride bunlar yaşanırken Moğollar Suriye’nin büyük kısmını kısa sürede ele geçirmiş ve Memlük Devleti’ni tehdit etmeye başlamıştı. Memlük Devleti’nin destek alacağı veya dayanışma içine gireceği güçlü bir Müslüman devlet de kalmamış, hatta daha önce Mısır’daki Türkleri tehdit eden ve onlarla defalarca savaşan Eyyûbî melikleri, Moğollara kolayca teslim olmuştu. Bunlar arasında bizzat Hülâgû’nun yanına gidenler, ailesini rehin olarak gönderenler olduğu gibi Moğol güçlerine katılanlar dahi çıkmıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koskoca Devlet Neden Kabile Gibi Gösteriliyor? 15 Maddede Uyanış: Büyük Selçuklu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/koskoca-devlet-neden-kabile-gibi-gosteriliyor-15-maddede-uyanis-buyuk-selcuklu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 06:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Selçuklu obası]]></category>
		<category><![CDATA[Melik Sencer]]></category>
		<category><![CDATA[Melikşah]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Tapar]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Vezir Nizâmü'l-Mülk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6523</guid>

					<description><![CDATA[Uyanış: Büyük Selçuklu, bir belgesel olmayıp tarihî dizi filmdir. Bu nedenle her türlü kurgusal yoruma açık olduğu düşünülebilir. Ancak izleyicilerden “Dizinin tarihî gerçeklerle bir alakası var mıdır?” ya da “Ne kadar gerçekçi bir dizidir?” şeklinde sorular yükselmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Onlara cevaben şunları söyleyebilirim: 1: Anadolu Selçuklu obası diye bir şey yoktur. Dizinin konusunun geçtiği yıllarda Anadolu’da Türkiye Selçuklu Devleti hâkim bulunuyordu. Bir devletin oba diye gösterilmesi tarihî gerçekliğe aykırıdır. 2: Diziye bakarsak Koskoca Büyük Selçuklu Devleti bir kabile gibi idare edilmiş! Sanki ortada bir devlet yok da göçebe bir kabile var. 3: Selçuklular kan dökmekten zevk alan bir topluluk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Uyanış: Büyük Selçuklu</em>, bir belgesel olmayıp tarihî dizi filmdir. Bu nedenle her türlü kurgusal yoruma açık olduğu düşünülebilir. Ancak izleyicilerden “Dizinin tarihî gerçeklerle bir alakası var mıdır?” ya da “Ne kadar gerçekçi bir dizidir?” şeklinde sorular yükselmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Onlara cevaben şunları söyleyebilirim:</p>
<p><strong>1: </strong>Anadolu Selçuklu obası diye bir şey yoktur. Dizinin konusunun geçtiği yıllarda Anadolu’da Türkiye Selçuklu Devleti hâkim bulunuyordu. Bir devletin oba diye gösterilmesi tarihî gerçekliğe aykırıdır.</p>
<p><strong>2: </strong>Diziye bakarsak Koskoca Büyük Selçuklu Devleti bir kabile gibi idare edilmiş! Sanki ortada bir devlet yok da göçebe bir kabile var.</p>
<p><strong>3: </strong>Selçuklular kan dökmekten zevk alan bir topluluk değildi, dizi daha ilk dakikasından işe kan dökerek başlıyor. Aksine Selçuklu Devleti sulhsever olup eğer savaş kaçınılmaz bir hal almış ise bundan çekinmeyen, korkusuz ve savaşın kurallarına bihakkın uyan bir devletti.</p>
<p><strong>4: </strong>Senarist sanki bir çırpıda Selçuklular ile ilgili bazı metinleri okumuş ve aklında kalanlardan bir senaryo yazmış intibaı uyanıyor. Birbiriyle uyumsuz karakterler ve konular, yer ve zaman mefhumu bulunmadan havada uçuşuyor. Tarihî karakterlerle onları canlandıran oyuncular arasında dağlar kadar fark var. Vezir Nizâmü’l-Mülk başarılı bir oyuncu tarafından canlandırılıyor ancak vezirin görevi olmayan işlerle meşgul olması dikkat çekiyor. Vezir otopsi yapmaz! Sultanın oğlu olan meliki tehlikelere atmaz.</p>
<p><strong>5: </strong>Meliklerin dışarıda, orada burada yaşaması diye bir devlet geleneği yoktur.</p>
<p><strong>6: </strong>Sencer’in doğum sahnesi, Melikşah’ın ok ile yaralanması tamamen gerçek dışı olaylardır.</p>
<p><strong>7: </strong>Melik Sencer ile Melik Muhammed Tapar öz kardeşlerdir. Muhammed Tapar yaşça Sencer’den büyüktür. Sarayda ikamet eden Muhammed Tapar tehlike altında değilken, yine aynı anadan olma Sencer nasıl oluyor da tehlike altında bulunuyor? Dönemi ve konuyu bildiğim halde anlamakta güçlük çektim. Hiç bilmeyen ne yapmıştır, doğrusu merak ediyorum.</p>
<p><strong>8: </strong>Savaş sahnelerini incelediğimizde Selçuklular ile uzaktan yakından alakasının olmadığını görüyoruz. Selçuklu savaş sistemi yakın dövüşü kabul etmez. Düşmana belli bir mesafede yaklaşılır, sonra kaçmak suretiyle pusuya çekilinir, pusu bölgesinde kıstırılan düşman çembere alınarak ok yağmuruna tutulur. Uzun süre takip edilen düşmana yorgun olduğu bir anda ani saldırı düzenlenir. Vur kaç taktiği uygulanır. Düşman dar bir geçitte sıkıştırılır ve uzaktan atılan oklarla hücum edilir&#8230;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Coğrafyasında Yazılan İlk Astronomi Eseri Bulundu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/osmanli-cografyasinda-yazilan-ilk-astronomi-eseri-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Göksel Baykan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 07:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam toplumları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Beyliği]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5438</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde, altı asırlık tarihi boyunca meydana gelen bilim hareketlerinin, kendine has bir gelişme çizgisi takip ettiği görülmektedir. Bu çizgi, imparatorluk sınırları dışında kalan diğer İslam toplumları ile tarihî miras ve gelenek bakımından birçok müşterek unsura sahip olmakla beraber coğrafî konumu, devlet idaresi ve toplumun dinamizmi açısından bazı yönleriyle farklılıklara sahiptir. Böylece Osmanlı bilimi, kaynağı bakımından onun dışında kalan İslam dünyası ile müştereklik içinde olmakla birlikte geçirdiği gelişmeler bakımından öncü vasfını taşır. Başlangıçta kendisinden daha eski İslam devletlerinin birikiminden etkilenerek oluşan Osmanlı bilimi, çok geçmeden eski bilim ve kültür merkezlerini etkileyecek ve onlara örnek olacak bir noktaya ulaşmıştır.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde, altı asırlık tarihi boyunca meydana gelen bilim hareketlerinin, kendine has bir gelişme çizgisi takip ettiği görülmektedir. Bu çizgi, imparatorluk sınırları dışında kalan diğer İslam toplumları ile tarihî miras ve gelenek bakımından birçok müşterek unsura sahip olmakla beraber coğrafî konumu, devlet idaresi ve toplumun dinamizmi açısından bazı yönleriyle farklılıklara sahiptir. Böylece Osmanlı bilimi, kaynağı bakımından onun dışında kalan İslam dünyası ile müştereklik içinde olmakla birlikte geçirdiği gelişmeler bakımından öncü vasfını taşır. Başlangıçta kendisinden daha eski İslam devletlerinin birikiminden etkilenerek oluşan Osmanlı bilimi, çok geçmeden eski bilim ve kültür merkezlerini etkileyecek ve onlara örnek olacak bir noktaya ulaşmıştır. Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu 13. yüzyılın sonu, 14. yüzyılın ilk yarısı Anadolu’ da siyasî ve sosyal hayatın karmaşık ve çalkantılı bir devrini teşkil etmektedir. Moğol istilası ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin iç ve dış siyasetindeki zayıflama ve bağımsızlığını kaybetmesi çeşitli bölgelerde yeni yeni bağımsız Türk beylikleri kurulmasına sebep olmuştur. Osmanlı Beyliği de diğer Anadolu Selçuklu beylikleri gibi tipik patrimonyal bir devlet olarak ortaya çıkmış ve kurucusunun adını alarak Batı Anadolu’da kurulmuştur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
