﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Selimnâme &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/selimname/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2020 06:04:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Selimnâme &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yavuz Sultan Selim’i Doğru Anlamarehberi: Selimnâmeler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/yavuz-sultan-selimi-dogru-anlamarehberi-selimnameler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 06:04:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[II. Bayezid]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[Selimnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Tursun Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6347</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu’nda tarih yazıcılığı devletin tarih sahnesine çıktığı 13. yüzyılın sonu ve 14. yüzyılın başına nazaran çok daha geç dönemde başlamıştır. İmparatorluğun asıl kurucusu olan Fatih Sultan Mehmed döneminde dahi üç eser kaleme alındığı dikkate alınırsa bu keyfiyet kolaylıkla idrak edilebilir. Lâkin Fatih’in hemen akabinde tahta geçen II. Bayezid devri adeta tarihçilik açısından bir ‘altın çağa’ dönüşmüş; en bilindik kronikler -Âşık Paşazâde’den Neşrî’ye Oruç Bey’den Tursun Bey’e kadar- bu dönemde yazılmıştır. II.Bayezid’den sonra Osmanlı tahtına oturan Yavuz Sultan Selim ile birlikte ise bir dönemi esas alan tarihler karşımıza çıkmaya başlar. Yalnız döneminin hükümdarını anlatıp o hükümdarın ismini taşıyan bu eserler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğu’nda tarih yazıcılığı devletin tarih sahnesine çıktığı 13. yüzyılın sonu ve 14. yüzyılın başına nazaran çok daha geç dönemde başlamıştır. İmparatorluğun asıl kurucusu olan Fatih Sultan Mehmed döneminde dahi üç eser kaleme alındığı dikkate alınırsa bu keyfiyet kolaylıkla idrak edilebilir. Lâkin Fatih’in hemen akabinde tahta geçen II. Bayezid devri adeta tarihçilik açısından bir ‘altın çağa’ dönüşmüş; en bilindik kronikler -Âşık Paşazâde’den Neşrî’ye Oruç Bey’den Tursun Bey’e kadar- bu dönemde yazılmıştır.</p>
<p>II.Bayezid’den sonra Osmanlı tahtına oturan Yavuz Sultan Selim ile birlikte ise bir dönemi esas alan tarihler karşımıza çıkmaya başlar. Yalnız döneminin hükümdarını anlatıp o hükümdarın ismini taşıyan bu eserler iki padişah ile başlayıp bir üçüncüsünde nihayet bulmuştur. Ancak devrinin kitapları olması bakımından birinci el kaynak niteliği taşımaktadır. Bu tip eserler Yavuz Sultan Selim devrinde Selimnâme, Kanunî Sultan Süleyman döneminde Süleymannâme ismini taşırken, II. Selim döneminde de yine üç tane eser Selimnâme olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim dönemini esas alan Selimnâmelerin bir kısmı kendi döneminde, büyük bir kısmı ise Kanunî zamanında yazıldığı anlaşılmaktadır. Bunun haricinde daha sonraki yıllarda ‘Selimnâme’ türünde eserler de vücuda getirilmiştir. Bunların kısm-ı azamı Türkçe olmakla birlikte Arapça ve Farsça yazılanları da mevcuttur. Yine Selimnâmelerin çoğunun mensur, bir kısmının ise manzum olduğu görülmektedir.</p>
<p>Selimnâmeler içerisinde en başta geleni İdris-i Bitlisî’ye ait olan <em>Selim Şahnâme</em>’dir. Müellif daha evvel ilk sekiz hükümdarı anlattığı <em>Heşt Behişt</em> gibi bu eseri de Farsça olarak kaleme almıştır. Aslında eser Yavuz Sultan Selim’in bizzat emriyle kaleme alınmıştır. I. Selim Han, ilk sekiz hükümdara ilâve olarak kendi döneminin yazılmasını istemiş, İdris-i Bitlisî ise Yavuz’un diğer padişahlardan daha üstün ve yüce olduğunu belirterek müstakil bir eser yazmayı tercih etmiştir.</p>
<p>Eser Yavuz Sultan Selim’in doğumundan 1518’e kadar geçen dönemi ele almıştır. Müellifin <em>Heşt Behişt</em>’te fazla orijinal bilgiler kullanmamasına mukabil Selim Şahnâmesi kendi müşahedelerini ihtiva etmesi bakımından mühimdir. Eser mensur ve manzum karışıktır. İdris-i Bitlisî eseri yazarken vefat etmiş ve müsvedde hâldeki notların bir kısmı kaybolmuştur. Kanunî’nin emriyle İdris- i Bitlisî’nin oğlu Ebû’l-Fazl Mehmed Efendi 1567’de eseri tamamlamıştır. Lâkin Ebû’l-Fazl’ın yazdığı yerler çok fazla değildir. Binaenaleyh eserin doğrudan İdris-i Bitlisî’ye ait olduğu kabul görmüştür.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’da Alevi Katliamı Bir Efsaneden İbarettir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/anadoluda-alevi-katliami-bir-efsaneden-ibarettir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feridun Emecen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:48:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ebulfazl Mehmed Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviye]]></category>
		<category><![CDATA[Selimnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Selimşahnâme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6156</guid>

					<description><![CDATA[16. yüzyılın ikinci yarısında kaleme alınmış Osmanlı tarihlerinde yapılan teftişler sonucu 40.000 kişinin tespit edilip bunların bütünüyle imha edildikleri veya bir bölümünün sürgüne gönderildiği bilgisi bulunur. Bu bilgiler zamanla Anadolu’da yapılan bu teftişler sonucu “40.000 Alevinin Yavuz Sultan Selim tarafından katledildiği” şeklinde nerdeyse tartışılmaz bir kabule dönüşen bilgi haline gelerek bugün sosyal ve siyasî vesilelerle sık sık tekrarlanan bir “paradigma” olmuştur. (…) Öncelikle bu konudaki ilk bilgilerin dönemin kaynakları olan Selimnâme literatüründe geçmediği tespit edilmektedir. Konuyu açık şekilde ve bazı ayrıntılar vererek izah eden ilk kaynak İdris-i Bitlisî’nin Selimşahnâme adlı kitabıdır. I. Selim’in yanında bulunmuş ve önemli hizmetler görmüş olan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>16. yüzyılın ikinci yarısında kaleme alınmış Osmanlı tarihlerinde yapılan teftişler sonucu 40.000 kişinin tespit edilip bunların bütünüyle imha edildikleri veya bir bölümünün sürgüne gönderildiği bilgisi bulunur. Bu bilgiler zamanla Anadolu’da yapılan bu teftişler sonucu “40.000 Alevinin Yavuz Sultan Selim tarafından katledildiği” şeklinde nerdeyse tartışılmaz bir kabule dönüşen bilgi haline gelerek bugün sosyal ve siyasî vesilelerle sık sık tekrarlanan bir “paradigma” olmuştur. (…)</p>
<p>Öncelikle bu konudaki ilk bilgilerin dönemin kaynakları olan Selimnâme literatüründe geçmediği tespit edilmektedir. Konuyu açık şekilde ve bazı ayrıntılar vererek izah eden ilk kaynak İdris-i Bitlisî’nin Selimşahnâme adlı kitabıdır. I. Selim’in yanında bulunmuş ve önemli hizmetler görmüş olan İdris-i Bitlisî, II. Bayezid döneminin bir bölümünü içine alan Heşt Bihişt adlı sekiz ciltten oluşan Farsça bir Osmanlı tarihi kaleme almış, daha sonra I. Selim dönemiyle ilgili bilgileri de toplamış, fakat ölümü sebebiyle bunları temize çekme ve düzenleme imkânı bulamamıştı. Daha sonra oğlu Ebulfazl Mehmed Çelebi babasının notlarını düzenleyerek ve kendi edindiği bilgilerle de eklemeler yaparak Selimşahnâme adlı eseri tamamlamıştı. İste bu eserde Çaldıran Seferi’ne çıkmadan önce Edirne’de hazırlık yaparken I. Selim’in “Kızılbaş taifesinin kökünü kazımak için” memleketteki idarecilere bir hüküm yolladığı belirtilerek şöyle emrettiği belirtilir:</p>
<p>“Hiç beklemeksizin her yörede Kızılbaş taifesinden her kim varsa ve nerede oturuyorsa, üç atasına dek bu Safeviye şeyhlerinin üç tabakasına (Şah İsmail ve atalarını kastediyor) inanan müritlerden iseler, her halükarda ‘imânı inkâr ile değiştiren şüphesiz doğru yoklan sapmış olur’ ayeti gereğince köklerinin kazınmasını ve tebdil ile cezalandırılmayı hak etmişlerdir; kaçınılmaz olarak Rum (Anadolu) beldelerinde oturan ve yolculuk (konargöçer demek istiyor) hâlinde bulunan bu taifenin yediden yetmişe hepsini yazsınlar ve kadılar arz etsinler.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
