﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şeyhülislam &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/seyhulislam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Oct 2022 11:32:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Şeyhülislam &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Yok Kaşları Cevrin. Ekenin Hadd Ü Hesabı&#8221;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/edebiyat-tarihi/yok-kaslari-cevrin-ekenin-hadd-u-hesabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Güleç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 10:41:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmud Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8576</guid>

					<description><![CDATA[İbnülemin Mahmud Kemal İnal’e göre, Şeyhülislâm Yahya Efendi bir gazelinin dördüncü beytini, bayram tebriki için yanına gelen Kemankeş Ali Paşa’yı, bir sadrazama yakışmayacak hareketlerde bulunduğu için ikaz etmek üzere söylemişti. Bu beytin tetiklediği hadiseler zinciri ise bugün dahi ibret değerindedir. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İbnülemin Mahmud Kemal İnal’e göre, Şeyhülislâm Yahya Efendi bir gazelinin dördüncü beytini, bayram tebriki için yanına gelen Kemankeş Ali Paşa’yı, bir sadrazama yakışmayacak hareketlerde bulunduğu için ikaz etmek üzere söylemişti. Bu beytin tetiklediği hadiseler zinciri ise bugün dahi ibret değerindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seyyid Osmanlı El-Üveysi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/seyyid-osmanli-el-uveysi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 08:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8573</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber’in Veysel Karanî’ye (ra) hediye ettiği hırka Sultan Abdülmecid döneminde yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmektedir. Ziyarete açıldığı dönemde hırkaya Üveysî ailesinden biri refakat etmekte, bu zata “hırka şeyhi” denilmekteydi. Hırka şeyhleri arasında Seyyid Osman el-Üveysî gibi meşhur hattatlar da bulunmaktadır. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında… &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber’in Veysel Karanî’ye (ra) hediye ettiği hırka Sultan Abdülmecid döneminde yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmektedir. Ziyarete açıldığı dönemde hırkaya Üveysî ailesinden biri refakat etmekte, bu zata “hırka şeyhi” denilmekteydi. Hırka şeyhleri arasında Seyyid Osman el-Üveysî gibi meşhur hattatlar da bulunmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fehime Sultan’ın Acıklı Hikayesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/fehime-sultanin-acikli-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Gâlip Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Fehime Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan V. Murad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6114</guid>

					<description><![CDATA[Sultan V. Murad’ın üç kızından ortancası olan Fehime Sultan (1875-1929), babasının şehzadeliğinde doğdu. Bir yaşında iken babası padişah oldu. 93 gün sonra da tahttan indirilip Çırağan Sarayı’na hapsedilen babasının yanında çocukluğunu geçirdi. Annesi Meyliservet Kadınefendi’yi 13 yaşında kaybetti. V. Murad, padişah biraderine haber göndererek evlenme çağı gelip de geçmekte olan üç kızını kendisine emanet etti. Bunun üzerine Sultan Hamid, ağabeyinin üç kızı Hadice, Fehime ve Fatma Sultanları Yıldız Sarayı’na aldı. Padişahın yeğenlerini kendi kızlarından ayırmadığı, hepsine aynı miktarda maaş verilmesinden bellidir. Ancak tahttan indirilmiş bir padişahın kızlarına münasip talip çıkmadı. 30 yaşını geçen Hadice Sultan için, saray çevresinden birinin oğlu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan V. Murad’ın üç kızından ortancası olan Fehime Sultan (1875-1929), babasının şehzadeliğinde doğdu. Bir yaşında iken babası padişah oldu. 93 gün sonra da tahttan indirilip Çırağan Sarayı’na hapsedilen babasının yanında çocukluğunu geçirdi. Annesi Meyliservet Kadınefendi’yi 13 yaşında kaybetti. V. Murad, padişah biraderine haber göndererek evlenme çağı gelip de geçmekte olan üç kızını kendisine emanet etti.</p>
<p>Bunun üzerine Sultan Hamid, ağabeyinin üç kızı Hadice, Fehime ve Fatma Sultanları Yıldız Sarayı’na aldı. Padişahın yeğenlerini kendi kızlarından ayırmadığı, hepsine aynı miktarda maaş verilmesinden bellidir. Ancak tahttan indirilmiş bir padişahın kızlarına münasip talip çıkmadı. 30 yaşını geçen Hadice Sultan için, saray çevresinden birinin oğlu olan Ali Vâsıf Bey münasip görüldü. Paşa rütbesi verilen damat, Şûrâ-i Devlet (Danıştay) âzâlığına tayin edildi.</p>
<p>Ablasından daha güzel olmayan 26 yaşındaki Fehime Sultan da, Posta-Telgraf Nezâreti İdare Meclisi Âzâsı Hâfız Ahmed Tevfik Bey’in oğlu ve Mâbeyn Şifre Kâtiplerinden Ali Gâlib Paşa (1871- 1950) ile evlendirildi. Çerkez asıllı Ali Gâlib Paşa, Mekteb-i Mülkiye mezunu, iyi Fransızca, Arapça ve Farsça bilen bir zât idi. Vezir yapılarak, 1906’da Şûrâ-i Devlet’e tayin edildi.</p>
<p>Hadice ve Fehime Sultan’ın düğünü, Sultan Aziz’in kızı Emine Sultan ile aynı gün oldu. Ancak iki kız kardeş de kendilerine layık görmedikleri namzetlerini beğenmedi. Hatta evvelce “Haremağasına bile razıyım” diyen Hadice Sultan, “Kendi kızlarını Gazi Osman Paşa’nın oğulları ile evlendirirken, bize aşağı kimseleri münasip görerek tahkir etti” dediği amcasına kin bağladı. Bu takıntı, onu büyük bir skandala sürükledi ve babasının kahrından ölümüne sebep oldu. Fehime Sultan’ın zevci, kız kardeşlerinin evlendiği kısmetlerden daha yüksek meziyette idi. Hiç de çirkin bir adam değildi. Ancak Fehime Sultan da, ablası gibi zevcini kabullenmedi. Yedi sene sonra, II. Meşrutiyet ilan edilince geçimsizlik iyice su yüzüne çıktı ve zevcinden ayrılmak istedi.</p>
<p>Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi araya girerek, Damat Bey’i zevcesini boşamaya ikna etmek istedi. Ancak zevcesinin haysiyetini muhafaza etmek isteyen Damat Gâlib Paşa, kendisinin mutad bir buhran geçirdiğini; zamanla düzelip tekrar mesut olacaklarını ileri sürerek teklifi reddetti. Nihayet 1910 yılında Damat Paşa razı oldu; talâk tazminatı da almadı. Meşrutiyet’ten sonra Sultan Hamid’in yakınlarından olduğu için açığa çıkarılan Gâlib Paşa, sonradan evlendi; çocuk sahibi oldu. Ömrünün sonlarına doğru görme kabiliyetini kaybederek Beşiktaş’ta vefat etti.</p>
<p>Fehime Sultan, aynı sene bir mesirede görüp beğendiği Hilmiefendizade Behçet Bey’in oğlu Mahmud Tevfik Bey (1880-1962) ile evlendi. Sultan’dan beş yaş küçük, kısa boylu, tıknaz, Sultan’ın önceki zevcinden hiç de yüksek mertebede bulunmayan, ordudan ayrılmış bir yüzbaşı idi. Üstelik boşandığı önceki zevcesinden de iki çocuğu vardı.</p>
<p>Nikâhları, sarayda şeyhülislâm tarafından değil; ablasınınki gibi evde mahalle imamı tarafından kıyıldı. Basiretçi Ali Bey’in kızı olan ilk zevcesi gelip, “Bu adama varmayın, fena adamdır” dediyse de dinletemedi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Aklı Kıskacında: Suhte Mi, Yobaz Mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/devlet-akli-kiskacinda-suhte-mi-yobaz-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Mahmut Bakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğrikapı]]></category>
		<category><![CDATA[iktizâ]]></category>
		<category><![CDATA[Mekkizade Mustafa Asım Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Mehmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=5045</guid>

					<description><![CDATA[1820 yılında Sultan Mehmed/Fatih suhtelerinden 15 “yobaz” Balat kolluğunun önünden geçerek Eğrikapı’ya çıkmış ve oradan Yazılı Medrese’ye varıp orada meskûn olan talebeyle alaylı şekilde konuşup dedikodu yaptıktan sonra Fatih’e geri dönmüştü. Bazılarında silah olduğu tebdiller vasıtasıyla haber alınmış ve bu husus Şeyhülislam’a bildirilmişti. Mevzudan kendisinin de haberi olduğu anlaşılan Şeyhülislam bazı hocaları çağırarak tembih edeceğini ifade etmişti. Şeyhülislam Mekkizade Mustafa Asım Efendi ders vekili ile beş hoca efendiyi nezdine çağırarak “hilâf-ı ahd suhteler harekâta başlamışlar, bu ne keyfiyettir? Talebe-i ulûm olan kimesnelerin koynunda kitabı olur, silahı olmaz. Efâl-i şenî‘aya şüru edip müsellah bulunan, talebe-i ulûmdan değildir. O makûleleri zâbitâna ahz&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1820 yılında Sultan Mehmed/Fatih suhtelerinden 15 “yobaz” Balat kolluğunun önünden geçerek Eğrikapı’ya çıkmış ve oradan Yazılı Medrese’ye varıp orada meskûn olan talebeyle alaylı şekilde konuşup dedikodu yaptıktan sonra Fatih’e geri dönmüştü. Bazılarında silah olduğu tebdiller vasıtasıyla haber alınmış ve bu husus Şeyhülislam’a bildirilmişti. Mevzudan kendisinin de haberi olduğu anlaşılan Şeyhülislam bazı hocaları çağırarak tembih edeceğini ifade etmişti. Şeyhülislam Mekkizade Mustafa Asım Efendi ders vekili ile beş hoca efendiyi nezdine çağırarak “hilâf-ı ahd suhteler harekâta başlamışlar, bu ne keyfiyettir? Talebe-i ulûm olan kimesnelerin koynunda kitabı olur, silahı olmaz. Efâl-i şenî‘aya şüru edip müsellah bulunan, talebe-i ulûmdan değildir. O makûleleri zâbitâna ahz edip kapıya getirdiklerine ben istishâb etmem varın iktizâ edenlere tekîd ve teşdîd ederek tenbîh edin” demiştir.1 Vakayı araştıran Şeyhülislam suhtelerden Akşehirli Mehmed Efendi ve Karasulu Seyyid Mehmed Efendi’nin sorumlular olduğunu anlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2019">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülhamid’in Hal’ Fetvasındaki Büyük İftira</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/sultan-abdulhamidin-hal-fetvasindaki-buyuk-iftira/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 07:47:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Âyan]]></category>
		<category><![CDATA[Mebusan]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Ziyâeddin Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4811</guid>

					<description><![CDATA[Sultan Abdülhamid’in emriyle 1882’de Encümen-i Teftiş ve Muayene Dairesi adlı, uzmanlardan oluşan yeni bir müessese kurulmuştu. Heyet basım ruhsatı istenen ya da yurt dışından getirilip gümrüklerde tutulan kitap ve risâlelere yönelik muhteva incelemesi yaparak bu kitapların dinî, ahlakî ve devlet politikası açısından zararlı olup olmadığını tespit edecekti. Sultan II. Abdülhamid 27 Nisan 1909 günü Âyan ve Mebusan meclislerinin ortak toplantısında, Şeyhülislam Mehmed Ziyâeddin Efendi’nin imzası bulunan bir fetva gerekçe gösterilerek tahtından indirilmişti. Meclis zabıtlarına göre bu karar, bu fetvaya uygun olarak Âyan’dan Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın teklifi sonrası 36 Âyan üyesi ve 240 Meclis-i Mebusan üyesinin oy birliği ile alınmıştı.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Abdülhamid’in emriyle 1882’de Encümen-i Teftiş ve Muayene Dairesi adlı, uzmanlardan oluşan yeni bir müessese kurulmuştu. Heyet basım ruhsatı istenen ya da yurt dışından getirilip gümrüklerde tutulan kitap ve risâlelere yönelik muhteva incelemesi yaparak bu kitapların dinî, ahlakî ve devlet politikası açısından zararlı olup olmadığını tespit edecekti.</p>
<p>Sultan II. Abdülhamid 27 Nisan 1909 günü Âyan ve Mebusan meclislerinin ortak toplantısında, Şeyhülislam Mehmed Ziyâeddin Efendi’nin imzası bulunan bir fetva gerekçe gösterilerek tahtından indirilmişti. Meclis zabıtlarına göre bu karar, bu fetvaya uygun olarak Âyan’dan Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın teklifi sonrası 36 Âyan üyesi ve 240 Meclis-i Mebusan üyesinin oy birliği ile alınmıştı. Ziya Şakir’e göre bu karara sadece Âyan’dan Yorgiyadis Efendi itiraz etmiş ve “Yazıktır, günahtır” diye bağırmış, bunun üzerine orada bulunanlar tarafından hainlikle suçlanmış ve hemen susturulmuştu. Sultan II. Abdülhamid’in hal’ fetvasının ilk müsveddesini meşhur âlim ve Antalya Mebusu Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi (Yazır) yazmıştı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
