﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şii &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/sii/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2020 11:31:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Şii &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Aleviler İle Sünniler Arasında Büyük Bir Köprü Kurmaya Çalıştım, Olmadı”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/aleviler-ile-sunniler-arasinda-buyuk-bir-kopru-kurmaya-calistim-olmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Çamuroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:31:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Şii]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnî]]></category>
		<category><![CDATA[Zaza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6140</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Alevilerinin Türk kültür, gelenek ve göreneklerine en sadık ve en çok sahip çıkan grup olmasını nasıl açıklayabiliriz? Öncelikle bu özelliğin Aleviliğin yapısıyla sıkı bağlantıları olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu, İslamı kavrayışla, daha genel söylemek gerekirse din olgusunun nasıl kavrandığıyla ilgili bir durum. İslam dini evrenseldir ve bütün ırk, ulus ve kültürlere açıktır. Buradan rahatlıkla şöyle bir sonucu çıkarabilirsiniz: Arap kültür ve gelenekleri yahut dilinin hiçbir ayrıcalık ve üstünlüğü yoktur. Dolayısıyla kendi kavminizin gelenek, görenek ve elbette en başta da dilini korumanız, geliştirmeniz bu hususta bir “sünnet” haline gelir. İlginç bir duruma işaret etmeden geçemeyeceğim: Anadolu’da pek çok Kürt-Alevi yahut Zaza-Alevi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Alevilerinin Türk kültür, gelenek ve göreneklerine en sadık ve en çok sahip çıkan grup olmasını nasıl açıklayabiliriz?</strong></p>
<p>Öncelikle bu özelliğin Aleviliğin yapısıyla sıkı bağlantıları olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu, İslamı kavrayışla, daha genel söylemek gerekirse din olgusunun nasıl kavrandığıyla ilgili bir durum. İslam dini evrenseldir ve bütün ırk, ulus ve kültürlere açıktır. Buradan rahatlıkla şöyle bir sonucu çıkarabilirsiniz: Arap kültür ve gelenekleri yahut dilinin hiçbir ayrıcalık ve üstünlüğü yoktur. Dolayısıyla kendi kavminizin gelenek, görenek ve elbette en başta da dilini korumanız, geliştirmeniz bu hususta bir “sünnet” haline gelir. İlginç bir duruma işaret etmeden geçemeyeceğim: Anadolu’da pek çok Kürt-Alevi yahut Zaza-Alevi vatandaşımız yaşamakta ama neredeyse tamamı anadilleri kadar iyi bir şekilde Türkçe de konuşmaktadırlar. Aynı oran Sünnî-Kürt vatandaşlarımız için geçerli değildir mesela. Bu, Alevi deyişlerinin çok büyük oranda Türkçe oluşuyla yakından bağlantılı bir olgu&#8230;</p>
<p><strong>İran’daki Aleviliğin Türkiye’ye etkisi günümüzde nasıl?</strong></p>
<p>Alevilik Şiî ailesinin bir parçası. İran’daki On İki İmam Şiîliği, Şiîliğin kendisi değil, bir koludur. Nasıl ki Sünnîlik tek parçadan ibaret değilse ve pek çok kola, tarikata, meşrebe ayrılmışsa Şiîlik de böyle. On İki İmam Şiîliği, Zeydilik, Ahmedilik, İsmaililik ve kolları, Nusayrilik vs. İran’da “Ehl-i Hakk”lar gibi neredeyse tamamen bizim Aleviliğimizle örtüşen bir grup da var. İran Devrimi’nden sonra rejim uzun yıllar bu gruba son derece kötü davranmış, dışlamış, zaman zaman ağır baskılara maruz bırakmış. Devrimin doğurduğu atmosferde ve devrimi yayma çabaları içinde İran rejimi Şiîleştirmeyi umduğu Sünnîleri müttefik olarak görmüş ve oyununu onlar üzerinden kurmaya çalışmıştır. Bu durumda “bir avuç” görülen Alevilerin üzerine gitmekte sakınca görmediler. Seneler geçip de Sünnilerin Şiîleşmeyeceği ve devrime katılmayacağı görüldüğünde İran siyasetinde değişikliklere gitmiş ve yeni motto olarak “Biz önceliği şeriate verip Alevilere yaklaşmıştık, oysa bu yanlışmış, şimdi önceliğimiz Ehl-i Beyt aşkıdır” görüşü benimsenmiştir. Görüldüğü üzere bölgemizde din hala çok siyasî etki meselesine gelince, etkiler birden fazla değişkenle ortaya çıkar. Muhtemel etkiler Türkiye’nin kendi Alevilerine nasıl davrandığıyla yakından ilgili.</p>
<p><strong>Aleviliğin siyasî görüşten çıkıp dinî inanışa yönelmesi nasıl olmuştur?</strong></p>
<p>Aslında bu çok kısa bir sürede gerçekleşmiştir. Sıffin’de Kur’an yaprakları mızraklara bağlandığında ayrılık kaçınılmazdır. Benim kanaatim, İmam Ali (ra) ile Hz. Ebubekir (ra) arasında daha Ridde Savaşları sırasında ortaya çıkan fikir ayrılığı hem dinî, hem siyasî özellikte. Dinî ve siyasî yanlar eşzamanlıdır bile denilebilir.</p>
<p><strong>Alevilik resmî mezhep olarak neden kabul edilmemiştir?</strong></p>
<p>Bu hangi döneme baktığınızla ilgili. Fatımî Mısır’ına ve Kuzey Afrika’sına, Safevî İran’ına bakarsanız kabul edilmiştir. Tarihle ilgili bir genel kural söz konusu burada. Tarihi galipler yazar. Sonra devran döner, yeni galipler onu siler, kendi tarihlerini yazarlar. Bu devrevî anlayışların üzerine çıkmaya çalışmalıyız. Tabu gibi görünen şeyleri tarihçiler zorlamayacaksa kim zorlayacak?</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik ve Diyanet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/alevilik-ve-diyanet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Subaşı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 21:08:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nusayri]]></category>
		<category><![CDATA[Şii]]></category>
		<category><![CDATA[Vahhabi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2656</guid>

					<description><![CDATA[Alevileri Diyanet kapsamında bir sorun olarak ele alma çabası oldukça yeni. Bu grubun siyasî bir sorun olarak algılanmasını perdeleyen bu çaba, bütün kritik tartışmaları Diyanet üzerinden yürütmeyi amaçlayan yeni bir güzergâha girdi. Aleviliği -Türkiye bağlamında- öncelikle başat bir “sorun” olarak görmekle başlayan, arkasından bu sorunun kritik eşikleri arasına ısrarla Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yerleştirmeye çalışan bu bakış açısı ivedilikle tartışılmaya muhtaç. Belirtmek gerekir ki Aleviler, İslam dairesi içindeki öz(n)el vurgularıyla her Türk vatandaşı gibi Diyanet’in hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptirler. Diyanetin görev alanı ve sorumlulukları anayasa ile belirlenmiştir. Kurum öteden beri faaliyetlerini, Kur’an ve sünnette vurgulanan dinî ve ahlakî vecibelerin gerçekleştirilmesi konusunda&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alevileri Diyanet kapsamında bir sorun olarak ele alma çabası oldukça yeni. Bu grubun siyasî bir sorun olarak algılanmasını perdeleyen bu çaba, bütün kritik tartışmaları Diyanet üzerinden yürütmeyi amaçlayan yeni bir güzergâha girdi. Aleviliği -Türkiye bağlamında- öncelikle başat bir “sorun” olarak görmekle başlayan, arkasından bu sorunun kritik eşikleri arasına ısrarla Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yerleştirmeye çalışan bu bakış açısı ivedilikle tartışılmaya muhtaç. Belirtmek gerekir ki Aleviler, İslam dairesi içindeki öz(n)el vurgularıyla her Türk vatandaşı gibi Diyanet’in hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptirler.</p>
<p>Diyanetin görev alanı ve sorumlulukları anayasa ile belirlenmiştir. Kurum öteden beri faaliyetlerini, Kur’an ve sünnette vurgulanan dinî ve ahlakî vecibelerin gerçekleştirilmesi konusunda genel geçer Müslüman algısının sınırlarını zorlamayan bir dairede yürütmektedir. Bu bağlamda inanç ve kültür çeşitlilikleriyle iftihar edilebilecek ülkemizde, Diyanet İşleri Başkanlığı İslam dairesi içinde tanımlanagelen bütün unsurlara hizmet etmekle yükümlüdür. Hiç şüphesiz bu gruplar arasında Aleviler de yer alır. Bu haliyle Diyanet’in ülkenin laik ve demokratik yapısının açıkça hem teminatı, hem de süreklilik içindeki tamamlayıcısı olduğunu göstermektedir. Buna karşılık kurum içinde her herhangi bir dinî, mezhebî ya da kültürel grubun temsilini esas alan bir örgütlenme, hem İslamın herkesçe kabul görmüş sistematiğini ve teolojisini, hem de ülkenin bölünmez bütünlüğünü aşındırmaya yol açacaktır. Bu çerçevede Alevilerle ilgili ısrarın kendi başına esaslı bir yeterlilik sunduğuna ikna olmak için bu özgünlüğü doğru bir şekilde anlamak ve değerlendirmek gerekir. Bunun için de İran’ın Şii, Suriye’nin Nusayri, Suudi Arabistan’ın Vahhabi eğilimlerini devlet nezdinde önceleyen uygulamalarına bakmakta yarar var. Bu ülkelerdeki sistem incelendiğinde belli bir grubun inançlarını genele dayatmanın ağır faturaları görülecektir.</p>
<p>Türkiye’de Kemalizm içinde kendine yer bulan yoruma göre muhtemel sorunlar daha baştan fark edilmiş ve sağlam öngörülere dayanan düzenlemelerle devlet dinde ayrışma yerine buluşmayı merkeze alan bir yapılanma inşa etmiştir. Böylece toplumsal birliğin olmazsa olmaz bir gereği olarak farklılıklar ortak bir paydada temsil edilmiş, hatta buna zorlanmıştır.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ihdas etmenin altında yatan sebep, dinî inanç ve farklılıkların bir kargaşaya, keşmekeşe ve sıkıntıya yol açmasını önlemektir. Fakat bu hamleyle problemler tamamen çözülememiştir. Bu bağlamda katlanarak çoğalan, hatta genişleyen pek çok sorundan söz edilebilir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-eylul2017">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
