﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sultan Abdülhamid Han &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/sultan-abdulhamid-han/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Oct 2022 11:32:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Sultan Abdülhamid Han &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Seyyid Osmanlı El-Üveysi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/seyyid-osmanli-el-uveysi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 08:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8573</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber’in Veysel Karanî’ye (ra) hediye ettiği hırka Sultan Abdülmecid döneminde yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmektedir. Ziyarete açıldığı dönemde hırkaya Üveysî ailesinden biri refakat etmekte, bu zata “hırka şeyhi” denilmekteydi. Hırka şeyhleri arasında Seyyid Osman el-Üveysî gibi meşhur hattatlar da bulunmaktadır. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında… &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber’in Veysel Karanî’ye (ra) hediye ettiği hırka Sultan Abdülmecid döneminde yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmektedir. Ziyarete açıldığı dönemde hırkaya Üveysî ailesinden biri refakat etmekte, bu zata “hırka şeyhi” denilmekteydi. Hırka şeyhleri arasında Seyyid Osman el-Üveysî gibi meşhur hattatlar da bulunmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Sinema Şirketimiz Ordu Bünyesinde Kuruldu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sinema-tarihi/ilk-sinema-sirketimiz-ordu-bunyesinde-kuruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Önder]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 11:50:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Aguste]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet-i Aliyye]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Lumiere]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7647</guid>

					<description><![CDATA[Aguste ve Louis Lumiere kardeşlerin tasarladığı ve 1895 yılının Aralık ayında düzenledikleri ilk gösteriyle kamuoyuna tanıttıkları sinematograf, dünyayla eş zamanlı olarak Osmanlı topraklarına da geldi. Görüntüleri kaydetmeye ve bir zemin üzerine yansıtmaya yarayan bu aygıttan Devlet-i Aliyye’nin yöneticileri, Mösyö Jamin adlı bir Fransız’ın gönderdiği mektupla haberdar oldu. Fransız elçiliğinden Osmanlı Hariciye Nezaretine 1896 yılının Haziran ayında gönderilen yazıda Mösyö Jamin sinematografi için gerekli olan aletlerin gümrükten geçirilmesini istiyordu. Sultan Abdülhamid Han’ın gelişmelere ve icatlara önem verdiğini bilen dönemin sadrazamı Halil Rıfat Paşa bu aletin araştırılmasını istedi ve 20 Eylül 1896’da kendisine sunulan raporu Sultan Abdülhamid Han’a sundu. Raporda “sinematografi adı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aguste ve Louis Lumiere kardeşlerin tasarladığı ve 1895 yılının Aralık ayında düzenledikleri ilk gösteriyle kamuoyuna tanıttıkları sinematograf, dünyayla eş zamanlı olarak Osmanlı topraklarına da geldi. Görüntüleri kaydetmeye ve bir zemin üzerine yansıtmaya yarayan bu aygıttan Devlet-i Aliyye’nin yöneticileri, Mösyö Jamin adlı bir Fransız’ın gönderdiği mektupla haberdar oldu. Fransız elçiliğinden Osmanlı Hariciye Nezaretine 1896 yılının Haziran ayında gönderilen yazıda Mösyö Jamin sinematografi için gerekli olan aletlerin gümrükten geçirilmesini istiyordu. Sultan Abdülhamid Han’ın gelişmelere ve icatlara önem verdiğini bilen dönemin sadrazamı Halil Rıfat Paşa bu aletin araştırılmasını istedi ve 20 Eylül 1896’da kendisine sunulan raporu Sultan Abdülhamid Han’a sundu. Raporda “sinematografi adı verilen aletin ilmî yönden insanlık için faydalı” olduğunun belirtilmesi üzerine Sultan Abdülhamid Han sinema faaliyetlerinin ülkemizde başlatılmasına izin verdi.</p>
<p>Sinemanın 1896’da Osmanlı topraklarına gelmesinin ardından, payitahtta ilk yerleşik salon Ocak 1908’de Fransız şirket Pathé Frères’in (Pathé Kardeşler) İstanbul temsilcisi Sigmund Weinberg tarafından Tepebaşı’nda açıldı. 1914 senesine gelinceye kadar İstanbul’da sinema salonlarının sahipliği çoğunlukla Rumlar ile Levantenlerin, bir kısmı da yabancıların elindeydi. 1914’e gelindiğinde Müslümanlar tarafından da pek çok salon açıldı ve sinema hızla şehrin Müslüman bölgelerine yayıldı.</p>
<p>Sinemanın kitleleri etkisi altına alabildiğini fark eden, başta Almanya, Amerika ve Rusya gibi ülkeler sinemayı kurumsallaştırarak devlet politikasının bir uzantısı haline getirdi. Bizim topraklarımızda da aynı dönemde sinemanın kurumsallaştırılmasının temeli atıldı. 1914 yılında Devlet-i Aliyye’nin Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, Almanya’daki bir görevi esnasında Almanların orduya bağlı bir birlik olarak sinema kolu oluşturduğunu gördü. Alman ordusunun sinema aracılığıyla propaganda yaparak kitleleri etkilediğini ve ordu içerisinde askerlerin yetişmesinde de bu aracı kullandıklarını gözlemledi ve bu sistemi Osmanlı topraklarında uygulamaya karar verdi. Enver Paşa’nın Almanya’dan dönmesinin ardından sinemanın ülkemizde resmiyet kazanması 1915’te, Merkez Ordu Sinema Dairesi’nin kurulmasıyla gerçekleşti. Bu dairenin başlıca amaçları, cephede savaşan askerlerin hareketleri, askerî fabrikaların çalışmaları, müttefik ülkelerden gelen yeni silahların kullanımı ve önemli olaylara ilişkin filmler çekilmesiydi. Sinema Dairesi öncelikle savaş ve devlet katındaki gelişmeleri ele alan belgesel nitelikli filmlere yoğunlaştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derin Tarih’in Yazılmamış Tarihi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/derin-tarihin-yazilmamis-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 12:26:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı]]></category>
		<category><![CDATA[Çamlıca]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6191</guid>

					<description><![CDATA[2011 yılının başları olmalı. Bir telefonun ucunda uzun bir macera bacasının tüteceğini nereden bilebilirdim! Albayrak Medya’dan bir yönetici arıyordu. Görüşmek istedi. Buluştuk. Bir dergi çıkarmak istemişler. Haftalık, güncel. Ancak bu hız çağında günlük gazeteler bile gündeme yetişemezken haftalık bir haber dergisi ne işe yarayacak? Diye itiraz etmiş yönetici. O zaman ne çıkaralım? demişler. Mesela tarih dergisi demiş. Kim yapabilir bu işi? Fakirin adı geçmiş. Öyle başlamış, benim dışımda gelişti işler. Tamamen de dışımda sayılmaz. Zira 2005 yılında Sultan Abdülhamid Han ile alakalı üç aylık bir dergi çıkarmaya teşebbüs etmiş, hatta ön toplantıyı dahi akdetmiştik Çamlıca tepesindeki bir restoranda. Sonra biraz&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılının başları olmalı. Bir telefonun ucunda uzun bir macera bacasının tüteceğini nereden bilebilirdim! Albayrak Medya’dan bir yönetici arıyordu. Görüşmek istedi. Buluştuk. Bir dergi çıkarmak istemişler. Haftalık, güncel. Ancak bu hız çağında günlük gazeteler bile gündeme yetişemezken haftalık bir haber dergisi ne işe yarayacak? Diye itiraz etmiş yönetici. O zaman ne çıkaralım? demişler. Mesela tarih dergisi demiş. Kim yapabilir bu işi? Fakirin adı geçmiş. Öyle başlamış, benim dışımda gelişti işler.</p>
<p>Tamamen de dışımda sayılmaz. Zira 2005 yılında Sultan Abdülhamid Han ile alakalı üç aylık bir dergi çıkarmaya teşebbüs etmiş, hatta ön toplantıyı dahi akdetmiştik Çamlıca tepesindeki bir restoranda. Sonra biraz da fakirden kaynaklanan sebeplerle o proje akim kaldı.</p>
<p>Lakin o proje bakın neye kapı açtı? İlk baskısı 2006 Nisan’ında çıkan <em>Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı </em>adlı kitabıma. Kitap bugüne kadar diğer ciltleriyle beraber yarım milyona yakın bir tiraj yakaladı. Temelinde bir dergi projesi yattığını önsözünde yazmış olmama rağmen çoğu kimse fark etmedi.</p>
<p>Bazı kitapların sayfalarını rüzgar çevirir, bazıları ise keskiyle zor çevirirsiniz. Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı hem yazımı hem de okunması rüzgarlı kitaplarımdan biri oldu. Derken Mayıs 2011&#8230;</p>
<p>Mesut Albayrak Bey’le Bayrampaşa’daki binada buluşuyoruz. El sıkışıyoruz ama önceden yazmaya başladığım kitap projeleri bir türlü fırsat vermiyordu dergiye girmeme. Ramazan, bayram derken Eylül 2011’de tekrar görüşme ve artık kaçış yolu kalmadığı anlaşıldı.</p>
<p>1 Ekim itibariyle dergi çalışmalarına başladım. Ama nasıl?</p>
<p>Boş bir masa.</p>
<p>Birkaç kalem ve kağıt bana bakıyor.</p>
<p>Ve bir telefon.</p>
<p>Çay istiyorum sürekli.</p>
<p>Nereden başlamalı?</p>
<p>Nasıl bir dergi olmalı?</p>
<p>Ve kimlerle?</p>
<p>Hedef ne? İyi bir tarih dergisi. Tabulara dokunacak, bilinenleri sarsacak, yeni bilgi ve belgeler bulup çıkaracak.</p>
<p>Derken 100 aydır dergimizin logosunun altında size seslenen o manidar söz zuhur ediyor ajanstan:</p>
<p>“Tüm bildikleriniz tarih olacak!”</p>
<p>Güzel.</p>
<p>Başlıyoruz o zaman. Ama nereden?</p>
<p>Editör ilanları, görüşmeler, insan kaynakları biriminin başındaki Ali Bey’in müthiş sükuneti ve bilgeliği işimizi bir hayli kolaylaştırıyor.</p>
<p>Nihayet 1 Kasım günü 4-5 kişilik (bir kısmı part-time olmak üzere) bir grup arkadaş çalışmaya başlıyor (ekip olmanın zaman aldığını sonradan öğrenecektim). İki ön toplantı düzenliyoruz Otağtepe’deki restoranda. Dergimizin temelleri Boğaziçi’nin en nadide manzaralarından birinin kıyısında atılıyordu velhasıl.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
