﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sultan V. Mehmed Reşad &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/sultan-v-mehmed-resad/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jul 2022 06:55:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Sultan V. Mehmed Reşad &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İttihatçılar Karakoldaki Abdülhamid Tuğralarından Ne İstedi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/ittihatcilar-karakoldaki-abdulhamid-tugralarindan-ne-istedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 06:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Methiye]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Ali Alparslan]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan V. Mehmed Reşad]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8230</guid>

					<description><![CDATA[Rejim değişikliklerinden sonra iktidara gelen hükümetlerin en belirgin özelliklerinden birinin eskiyle bağlantıları koparmak ve kendisi için yeni bir zemin inşa etmek olduğu birçok tarihî vakıa ile sabittir. Cumhuriyet’in ilanından sonra çıkarılan ve tarihî yapılardaki kitâbelerin tahribine sebep olan “Mebani-i Resmiyye ve Milliye Üzerinde Tuğra ve Methiyelerin Kaldırılması Kanunu”nuyla yapılmak istenen de budur. Örneklerde de görüleceği gibi, bu kanunun icrası sırasında kimi yapıların üzerindeki kitâbelerin tuğraları kazınmıştır. Kitâbelerin tamamen kazınması ise istisnai düzeyde kalmıştır. Buna misal olarak Sultanahmet’teki Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi kitâbesi zikredilebilir. Bu kitâbe Hattat Prof. Ali Alparslan tarafından tamamlanmış olsa da sonradan taşa hâkkedilme işleminden vazgeçilmiş, bir ibret&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rejim değişikliklerinden sonra iktidara gelen hükümetlerin en belirgin özelliklerinden birinin eskiyle bağlantıları koparmak ve kendisi için yeni bir zemin inşa etmek olduğu birçok tarihî vakıa ile sabittir. Cumhuriyet’in ilanından sonra çıkarılan ve tarihî yapılardaki kitâbelerin tahribine sebep olan “Mebani-i Resmiyye ve Milliye Üzerinde Tuğra ve Methiyelerin Kaldırılması Kanunu”nuyla yapılmak istenen de budur.</p>
<p>Örneklerde de görüleceği gibi, bu kanunun icrası sırasında kimi yapıların üzerindeki kitâbelerin tuğraları kazınmıştır. Kitâbelerin tamamen kazınması ise istisnai düzeyde kalmıştır. Buna misal olarak Sultanahmet’teki Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi kitâbesi zikredilebilir. Bu kitâbe Hattat Prof. Ali Alparslan tarafından tamamlanmış olsa da sonradan taşa hâkkedilme işleminden vazgeçilmiş, bir ibret vesikası olarak olduğu gibi bırakılmıştır. Bununla birlikte kitâbelere yönelik bu tutumun tarihi Cumhuriyet’ten öncesine gitmektedir. Sultan II. Abdülhamid’in hal’iyle tahta geçen İttihat ve Terakki Fırkası güdümündeki Sultan V. Mehmed Reşad devrinde de benzer uygulamaları görmek mümkün. Bunlara örnek kabilinden İstanbul’daki birkaç karakol kitâbesine bakabiliriz.</p>
<p>İstanbul’da müstakil karakol yapılarına ilk olarak Sultan II. Mahmud devrinde tesadüf edilir.1 Bu dönemde Yeniçerilerin ortadan kaldırılmasının getirdiği asayiş açığı karakollarla telafi edilmeye çalışılır. Devletin yeni bir askerî sisteme geçtiği II. Mahmud saltanatında karakollar aynı zamanda devletin varlığını “yeni yüzüyle” bölgede ikame etme çabası olarak görülebilir. Nitekim Fatih Camii avlusundaki karakolun kitâbesinde, II. Mahmud “Fâtih-i sânî-i İslambol (İstanbul’un ikinci Fatih’i)” olarak nitelendikten sonra, “Kıldı ol şeh Asker-i Mansûre cây-i mûtenâ (O padişah Asker-i Mansûre seçkin bir yer yaptı)” denilmesi karakolların nasıl bir amaçla inşa edildiğini göstermektedir.</p>
<p>1. Mahmud’un halefleri Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz devrinde yeni karakolların yapımına devam edildi ve Sultan II. Abdülhamid zamanında sayıları zirveye ulaştı. II. Abdülhamid’in hazırlattığı Yıldız Fotoğraf Albümlerinde rastlanılan 198 adet karakol fotoğrafı bunun en müşahhas göstergesidir.2 Gerçekten de arşiv incelendiğinde sözgelimi Bahçeköy, Kınalıada, Rumeli Kavağı gibi nüfusu sınırlı yerlerde bile karakolların olması devletin varlığının her yerde kendisini hissettirmesi anlamına geliyordu. Bu aynı zaman mezkûr padişahın payitahtta emniyeti temin etmek için gösterdiği çabayı da gözler önüne sermektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cihâdiye Yüzüğü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/cihadiye-yuzugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuri Durucu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 03:15:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Cihâdiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cimcoz Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Harp Mecmuası]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan V. Mehmed Reşad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7303</guid>

					<description><![CDATA[Çanakkale Savaşı’nda saklı kalan hikâyelerden biri de Cihâdiye yüzüğüne aittir. Çok sayıda şehit verdiğimiz Çanakkale cephesindeki yaralıların büyük kısmı İstanbul’a getirilince hastanelerde yer ve hastabakıcı eksikliği baş göstermiş; ilaç, pamuk, sargı bezi gibi sıhhî malzeme ihtiyacı hızla artmıştır. Vahametin kendisine iletilmesi üzerine Sultan V. Mehmed Reşad bir ferman yayınlar. İstanbul’da tellallar vasıtasıyla yaralıların tedavisi için hanımlara ihtiyaç olduğu duyurulur, gelebileceklerin yanlarında tıbbî malzeme de getirmeleri istenir. Bu çağrıya cevaben, İstanbullu hanımlar yardım için hastanelere akın ederler adeta. Bu arada halkın bağışladığı ziynet eşyalarıyla ilaç ve tıbbî malzemeler temin edilir. Bu asil davranış bütün yurtta kabul bulur. Hanımların temsilcilerine para ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı’nda saklı kalan hikâyelerden biri de Cihâdiye yüzüğüne aittir. Çok sayıda şehit verdiğimiz Çanakkale cephesindeki yaralıların büyük kısmı İstanbul’a getirilince hastanelerde yer ve hastabakıcı eksikliği baş göstermiş; ilaç, pamuk, sargı bezi gibi sıhhî malzeme ihtiyacı hızla artmıştır. Vahametin kendisine iletilmesi üzerine Sultan V. Mehmed Reşad bir ferman yayınlar. İstanbul’da tellallar vasıtasıyla yaralıların tedavisi için hanımlara ihtiyaç olduğu duyurulur, gelebileceklerin yanlarında tıbbî malzeme de getirmeleri istenir. Bu çağrıya cevaben, İstanbullu hanımlar yardım için hastanelere akın ederler adeta.</p>
<p>Bu arada halkın bağışladığı ziynet eşyalarıyla ilaç ve tıbbî malzemeler temin edilir. Bu asil davranış bütün yurtta kabul bulur. Hanımların temsilcilerine para ve ödül teklif edildiyse de onlar bu gayreti vatan için gösterdiklerini, yardım ettikleri askerleri en yakın akrabaları olarak kabul ettiklerini ve bunun karşılığında hiçbir şekilde para ve benzeri bir ödülü kabul etmeyeceklerini ifade ederler.</p>
<p><em>Harp</em> <em>Mecmuası’</em>nda yer verilen yazıya göre, kıymetli takılarını hiç düşünmeden devlete hibe eden hanımlara, Mehmetçik karınca kararınca bir hediye takdim etmek ister. Kullanılmaz durumdaki İngiliz tüfeklerinin namluları halka şeklinde kesilir. Çelik halkaların üzerine ay-yıldız çizilip, cihâd ilanının tarihine atıf yapılarak, ‘Cihâdiye 1332’ yazılır. Bazılarına da ‘Müdafaa-i Milliye’ ibaresi eklenir. Namlu parçalarından elde edilen yüzükler fedakâr hanımlara takdim edilir. Gönüllü hanımlar ise bu yüzükleri Galata’da satıp gelirini yine orduya bağışlarlar.</p>
<p>Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, Cihâdiye yüzüklerini orduya destek olunması gayesiyle, 4 Mayıs 1915 tarihinde İstanbul’da 5 kuruştan satışa çıkarır. Bu yüzükler, “Askere gidecek olanlara yardım, hastane ve aşevleri tesisi, asker ailelerine yiyecek temini, orduya destek olunması maksadıyla” üretilip satılır. Yüzükler hurda ve dökme demirden imal edilmiş olup, devlet erkânı için hazırlananlar ise gümüştendir. Bir tarafına kabartma olarak ‘Cihâdiye’ yazısı ve ay-yıldız, diğer tarafına da 1332 tarihi işlenmiştir.</p>
<p>Müdafaa-i Milliye Cemiyeti Reisi Nedim Bey, İstanbul mebusu ve cemiyetin İrşadiye Reisi Salah Cimcoz Bey ile Cemiyet Müdürü Cemil Bey 24 Nisan 1915 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda Padişah V. Mehmed Reşad’ın huzuruna çıkarak, Cihâdiye yüzüklerinden örnekleri ve ordunun askerî ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan yardımları gösteren bir listeyi kendisine sunarlar. Mehmed Reşad takdim edilenleri kabul eder, Cihâdiye yüzüğünü de parmağına takar. Çalışmalarından dolayı cemiyeti tebrik eder. Sonra da cemiyetten gelenlere 100 Osmanlı lirası takdim eder.</p>
<p>Üretilen yüzükler İran, Afganistan ve Romanya’da da satılır. Elde edilen gelir ordunun ihtiyaçları ile cephede bulunan askerlerin geride kalan ailelerine yardım amaçlı kullanılır. Cemiyet savaş bitene kadar bu yüzükleri üretmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
