﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>suriye &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/suriye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2021 14:27:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>suriye &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslâm Kültürü Merkezi Akdeniz’in Diğer Ucuna Kayabilirdi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/islam-kulturu-merkezi-akdenizin-diger-ucuna-kayabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Roger Crowley]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 05:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayn Calut]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyubiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hülâgû]]></category>
		<category><![CDATA[Memlük]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7389</guid>

					<description><![CDATA[Tabiatıyla tarih bilinmeyenlerle dolu. Memlüklerin Ayn Calut’taki zaferi inanılmaz derecede önemliydi. Moğolların İslâm dünyasındaki yayılmasının sonu olmasa bile, bu sonun kaçınılmaz olduğunun bir göstergesiydi. Moğollar Ayn Calut Savaşı’nı kazanmış olsalardı, böyle bir son söz konusu olabilir miydi? Kesinlikle Kahire düşerdi. Bağdat’ın korkunç yıkımı sonrasında, şehir ahalisi -tıpkı daha az yıkıma uğrayan Şam ahalisinin yaptığı gibi- muhtemelen kapıları açacaktı. Bu da İslâm kültürü için büyük kayıplara yol açacaktı. Ancak Moğollar birçok nedenden dolayı, stratejik imkânları çerçevesinde hareket ediyorlardı. Birincisi, çok sayıdaki atlarını otlatmak için geniş otlakların bulunmaması, Suriye ve Mısır’da büyük bir ordu bulundurmalarını imkânsız kılıyordu. Ayrıca Moğolistan’daki büyük hanın ölümü&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tabiatıyla tarih bilinmeyenlerle dolu. Memlüklerin Ayn Calut’taki zaferi inanılmaz derecede önemliydi. Moğolların İslâm dünyasındaki yayılmasının sonu olmasa bile, bu sonun kaçınılmaz olduğunun bir göstergesiydi. Moğollar Ayn Calut Savaşı’nı kazanmış olsalardı, böyle bir son söz konusu olabilir miydi? Kesinlikle Kahire düşerdi. Bağdat’ın korkunç yıkımı sonrasında, şehir ahalisi -tıpkı daha az yıkıma uğrayan Şam ahalisinin yaptığı gibi- muhtemelen kapıları açacaktı. Bu da İslâm kültürü için büyük kayıplara yol açacaktı.</p>
<p>Ancak Moğollar birçok nedenden dolayı, stratejik imkânları çerçevesinde hareket ediyorlardı. Birincisi, çok sayıdaki atlarını otlatmak için geniş otlakların bulunmaması, Suriye ve Mısır’da büyük bir ordu bulundurmalarını imkânsız kılıyordu. Ayrıca Moğolistan’daki büyük hanın ölümü Moğol kabile liderlerinin dikkatini dağıtmıştı. Dahası, imparatorluğun batı bölgelerinde çeşitli Moğol hanları arasında bir rekabet vardı. Hülâgû Han İslâm’ı kabul eden ve Bağdat’ın ele geçirilmesinin intikamını almak isteyen komşu Altınordu Hanlığı hükümdarı Berke Han ile savaş halindeydi. Moğolların küçük ve yenisinin kurulması kolay olmayan Memlük ordusunu yok ederek Mısır’daki varlığını sürdürmesi ihtimal dışı görünse de, Müslüman Ortadoğu’da bir iktidar boşluğu yaratmaları mümkündü. Moğollar yenseydi, Türk-Memlük hanedanı asla var olamazdı. Peki, yerine kim geçecekti? İlk olarak Müslüman Ortadoğu Eyyûbîler döneminde olduğu gibi birçok küçük prenslik demeti haline geri dönecekti.</p>
<p>Yine bu zafer Hıristiyan Haçlı devletleri için kısa vadeli bir kazanım olabilirdi. Baybars’ın kararlılığı olmaksızın, Filistin ve Suriye kıyılarında daha uzun süre kalabilirlerdi. Moğollar Memlüklere karşı Haçlılarla ittifak kurmaya çalışmıştı. Ancak Ayn Calut’tan sonra muhtemelen geriye kalan son Hıristiyan kalesini de yıkıp atabilirlerdi. Her halükarda Haçlı projesi çökecekti. Batı Avrupa ile mesafe hayli fazla, stratejik yönetim ise oldukça zordu. Ayrıca Batı Avrupa’da Haçlı seferi iştahı kayboluyordu. Moğolların, Müslüman Ortadoğu’nun geriye kalan en büyük merkezi olan Kahire’yi ele geçirme ihtimali, buradan kaçan insanlarla birlikte ilim ve İslâm kültürü merkezinin Akdeniz’in diğer ucuna -Endülüs’e- kaymasına yol açacaktı. Bu durum da İslâm’ın Avrupa’daki varlığını güçlendirebilirdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fitne Döneminde Muâviye Gerçeği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/fitne-doneminde-muaviye-gercegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 22:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali’ye biat]]></category>
		<category><![CDATA[Muâviye]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2878</guid>

					<description><![CDATA[Efendimiz’e (sas) nübüvvet geldiğinde ona cephe alanlar arasında Ebu Süfyân da vardı. Nihayet oğlu Muâviye ile birlikte Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Muâviye’nin, Resulullah’a kâtiplik ve onun vefatının ardından Suriye üzerine gönderilen dört ordudan birinde komutan yardımcılığı yaptığını biliyoruz. Hz. Ömer (ra) zamanında önce Ürdün, sonra Şam valiliğine getirilen Muâviye, Hz. Osman (ra) döneminde Suriye genel valiliğine atandı. Hz. Ali (ra), hilafetinin başlangıcında Hz. Osman’ın diğer valileri gibi onu da görevinden azledecekti. Ancak Muâviye, Hz. Osman’ın katilleri cezalandırılmadıkça Hz. Ali’ye biat etmeyeceğini belirtiyor, üstelik bu tavrından taviz verecek gibi de görünmüyordu. Yazışmalar bir sonuca bağlanamayınca iki liderin kuvvetleri Sıffin’de karşı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendimiz’e (sas) nübüvvet geldiğinde ona cephe alanlar arasında Ebu Süfyân da vardı. Nihayet oğlu Muâviye ile birlikte Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Muâviye’nin, Resulullah’a kâtiplik ve onun vefatının ardından Suriye üzerine gönderilen dört ordudan birinde komutan yardımcılığı yaptığını biliyoruz.</p>
<p>Hz. Ömer (ra) zamanında önce Ürdün, sonra Şam valiliğine getirilen Muâviye, Hz. Osman (ra) döneminde Suriye genel valiliğine atandı. Hz. Ali (ra), hilafetinin başlangıcında Hz. Osman’ın diğer valileri gibi onu da görevinden azledecekti. Ancak Muâviye, Hz. Osman’ın katilleri cezalandırılmadıkça Hz. Ali’ye biat etmeyeceğini belirtiyor, üstelik bu tavrından taviz verecek gibi de görünmüyordu.</p>
<p>Yazışmalar bir sonuca bağlanamayınca iki liderin kuvvetleri Sıffin’de karşı karşıya geldi. Küçük çaplı çatışma ve ateşkeslerin ardından Hz. Ali’nin ordusu toplu taarruza geçti (miladi 657 yılındayız).</p>
<p>Gece gündüz aralıksız devam eden çarpışmalar Amr b. el-Âs’ın teklifiyle Muâviye tarafının Hz. Ali’nin ordusunu Kur’an’ın hakemliğine davet etmesi ve ardından meselenin tahkime götürülmesi (ihtilafın Kur’an’a göre çözülmek üzere hakemlere havalesi) kararıyla sona erdi. Bundan sonra mücadele diplomatik kanallarla ve zaman zaman sıcak temaslarla devam edecekti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-kasim2017">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halep Osmanlı’yı Beklerken</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/halep-osmanliyi-beklerken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1888</guid>

					<description><![CDATA[İlk olarak MÖ 3 binlerde çivi yazılı Akad tabletlerinde Hâlaba ve Hâlman/Hâlwan şeklinde karşımıza çıktığını düşünürsek Hâlep’in 5 bin yıllık bir tarihi söz konusu. MÖ 18. yüzyılda Yamhad Krallığı’nın başşehri olarak yükselen şehir, sonraları Hitit Krallığı’nın eline geçti ve imparatorluk döneminde en önemli eyalet merkezlerinden oldu. İmparatorluğun dağılmasından sonra da Hâlpa Krallığı adıyla müstakil bir Geç Hitit devleti hâline geldi. MÖ 9. yüzyılın ortalarında Asur İmparatorluğu topraklarına dahil olan şehrin önemini kaybetmeye başladığı görülür. Pers hâkimiyeti sırasında ise küçük bir yerleşim merkezi durumuna düşmüştür. Helenistik dönemde Suriye Kralı Seleukos Nikator (MÖ 305-280) tarafından Grek mimarisine uygun planda imar edilmesiyle eski&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak MÖ 3 binlerde çivi yazılı Akad tabletlerinde Hâlaba ve Hâlman/Hâlwan şeklinde karşımıza çıktığını düşünürsek Hâlep’in 5 bin yıllık bir tarihi söz konusu. MÖ 18. yüzyılda Yamhad Krallığı’nın başşehri olarak yükselen şehir, sonraları Hitit Krallığı’nın eline geçti ve imparatorluk döneminde en önemli eyalet merkezlerinden oldu. İmparatorluğun dağılmasından sonra da Hâlpa Krallığı adıyla müstakil bir Geç Hitit devleti hâline geldi.</p>
<p>MÖ 9. yüzyılın ortalarında Asur İmparatorluğu topraklarına dahil olan şehrin önemini kaybetmeye başladığı görülür. Pers hâkimiyeti sırasında ise küçük bir yerleşim merkezi durumuna düşmüştür.</p>
<p>Helenistik dönemde Suriye Kralı Seleukos Nikator (MÖ 305-280) tarafından Grek mimarisine uygun planda imar edilmesiyle eski parlak günlerine kavuşur. Adı artık Beroia’dır. Romalılar zamanında gelişimini sürdürürken kalesi de kutsal mekânları barındıran bir akropol hâline gelir. Bizans döneminde geldiğimizde ise çok sayıda kilisenin bulunduğu bir Hıristiyanlık merkezidir.</p>
<p>Bizans’tan İslam coğrafyasına uzandığımızda Hz. Ömer’in (ra) hilâfeti devrinde Hâlid b. Velîd’in azledilmesinden sonra Suriye valiliği ve başkumandanlığına tayin edilen Ebu Ubeyde b. Cerrâh’ın emrindeki İslam ordusunun Hâlep üzerine yürüdüğünü görürüz. Öncü birliklerin başında İyâz b. Ganm el-Fihrî bulunuyordu. Şehir dışında, Hâdıru Hâleb denilen yerde yaşayan Tenûh ve diğer bazı Arap kabileleri İyâz b. Ganm’e itaat arz ettiler. Şehir hâlkı da kısa müddet sonra canlarına, mallarına, surlara ve binalara dokunulmaması şartıyla aman diledi. O da cizye vermeye razı olmaları üzerine isteklerini kabul etti ve kendileriyle bir antlaşma yaptı. Müslümanlar Antakya Kapısı’ndan şehre girdiler;  kalkanlarını yere koyup namaz kıldılar. Sonraları bu mekânda Mescidü’l-etrâs (Kalkanlar Mescidi) adıyla bilinen bir cami yaptırıldı. Bugün Câmiu’t-Tûte adıyla bilinen bu caminin duvarlarındaki kitabeler önemli tarihî vesikalar hükmünde.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fırat Kalkanı Harekatı’nda Terör Koridoruna Müsaade Yok</title>
		<link>https://www.derintarih.com/gundem/firat-kalkani-harekatinda-teror-koridoruna-musaade-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İnal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1885</guid>

					<description><![CDATA[Nisan 2011’den bu yana Suriye’de yaşanan iç savaşta 600 bin Suriyeli Beşşar Esed’in ordusu tarafından katledildi. 12 milyon civarında Suriyeli yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kaldı ve bunlardan 6 milyonu başka ülkelere iltica etti. Türkiye’de 3 milyona yakın mülteci yaşarken 1 milyon Suriyeli başta Almanya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine dağılmış durumda. Ne var ki hiçbir Avrupa ülkesinin bu insanları topraklarında istemiyor. Türkiye 2014’den bu yana Suriye’nin kuzeyinde “uçuşa yasak bölge” ile “güvenli bölge” oluşturulmasını gündeme getirmişse de ne ABD’den olumlu bir cevap alabildi, ne de Avrupalı devletlerden. Türkiye’nin Batı’nın bütün umursamazlığına rağmen kapılarını sonuna kadar açtığı Suriyeli sığınmacılar için&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nisan 2011’den bu yana Suriye’de yaşanan iç savaşta 600 bin Suriyeli Beşşar Esed’in ordusu tarafından katledildi. 12 milyon civarında Suriyeli yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kaldı ve bunlardan 6 milyonu başka ülkelere iltica etti. Türkiye’de 3 milyona yakın mülteci yaşarken 1 milyon Suriyeli başta Almanya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine dağılmış durumda. Ne var ki hiçbir Avrupa ülkesinin bu insanları topraklarında istemiyor. Türkiye 2014’den bu yana Suriye’nin kuzeyinde “uçuşa yasak bölge” ile “güvenli bölge” oluşturulmasını gündeme getirmişse de ne ABD’den olumlu bir cevap alabildi, ne de Avrupalı devletlerden. Türkiye’nin Batı’nın bütün umursamazlığına rağmen kapılarını sonuna kadar açtığı Suriyeli sığınmacılar için yaklaşık 20 milyar dolar harcadığını hatırlatalım.</p>
<p>2014’te DEAŞ aktif bir saldırı politikasıyla Irak’ın %40’nı, Suriye’nin ise %60’ını ele geçirdi. Türkiye DEAŞ ile mücadele etmek için ABD liderliğindeki koalisyonla beraber hareket etmeye hazır olduğunu defaten söyledi. Ayrıca gerek Esed, gerekse DEAŞ ile etkin mücadele için başta Özgür Suriye Ordusu olmak üzere Suriye Muhalif Güçlerine “eğit-donat” desteğinin şart olduğunu ısrarla ifade etti.</p>
<p>2015’in başına kadar Suriye sorununa Esed’siz bir çözüm getirme ve muhalif güçlere destek konusunda Türkiye ile aynı politikayı paylaştığı görüntüsünü veren ABD yönetimi, Ocak ayından itibaren çok farklı bir uygulama için düğmeye bastı. DEAŞ ile mücadeleyi PKK/PYD ile yürütmeye karar verdi. Pentagon, Suriye’deki ılımlı muhalefete mesafeli davranırken, PKK/PYD terör örgütünü hızla eğitip silahlandırmaya başladı. 2015 Ocak’ından itibaren başta ABD olmak üzere koalisyon güçlerinin hava desteğini arkasına alan PKK/PYD saldırıya geçti. Bu saldırı sonucu DEAŞ, Mart ayında Kobani’nin (Ayn el Arap) 30 km güneyine çekildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-ocak2017">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye’de sadece Bayır-Bucak değil köşe bucak Türkmen</title>
		<link>https://www.derintarih.com/turk-tarihi/suriyede-sadece-bayir-bucak-degil-kose-bucak-turkmen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tufan Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2015 22:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[bayır-bucak]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://derintarih.pho.fm/?p=275</guid>

					<description><![CDATA[Türkmen Dağı’ndan yükselen du­manlar Türk kamuoyunu biraz­cık şaşırtmadı değil. Bulgaris­tan’da, Yunanistan’da, Irak’ta soydaşlarımız vardı da, Suriye neyin nesiy­di? Laf aramızda, Cumhurbaşkanı R. T. Er­doğan’ın (başbakanlık yıllarında) 2010’da Lübnan ziyareti sırasında Türk bayrakla­rıyla onu karşılayan insanları görünce de çok şaşırmıştık. Hatta bu insanların gös­teri amaçlı salonlara doldurulduğunu da sanmadık değil. Allah’tan kısa zamanda anladık ki, onlar Lübnan’da kalan yetim­lerimizdi ve Beyrut’tan başka, Nananiye, Duris, Şeymiye, Addus, Hadidiye, Al Kaa, Kuvaşra gibi yerlerde hayatlarını sürdürü­yorlardı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkmen Dağı’ndan yükselen du­manlar Türk kamuoyunu biraz­cık şaşırtmadı değil. Bulgaris­tan’da, Yunanistan’da, Irak’ta soydaşlarımız vardı da, Suriye neyin nesiy­di? Laf aramızda, Cumhurbaşkanı R. T. Er­doğan’ın (başbakanlık yıllarında) 2010’da Lübnan ziyareti sırasında Türk bayrakla­rıyla onu karşılayan insanları görünce de çok şaşırmıştık. Hatta bu insanların gös­teri amaçlı salonlara doldurulduğunu da sanmadık değil. Allah’tan kısa zamanda anladık ki, onlar Lübnan’da kalan yetim­lerimizdi ve Beyrut’tan başka, Nananiye, Duris, Şeymiye, Addus, Hadidiye, Al Kaa, Kuvaşra gibi yerlerde hayatlarını sürdürü­yorlardı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
