﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sykes-Picot Antlaşması &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/sykes-picot-antlasmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Aug 2022 06:36:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Sykes-Picot Antlaşması &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Propaganda Filmlerinin Zirvesi: Lawrence Of Arabia</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sinema-tarihi/propaganda-filmlerinin-zirvesi-lawrence-of-arabia/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Önder]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 06:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence of Arabia]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8334</guid>

					<description><![CDATA[Arap karşıtlığı veya düşmanlığının en yaygın olduğu ülkelere bakıldığında listenin ilk sıralarında İran, Fransa, Amerika, İsrail ve Türkiye var. Özellikle son yıllarda tesirini gittikçe hissettiğimiz bu düşmanlığın kökleri tarihçiler tarafından I. Dünya Savaşı dönemine dayandırılmaktadır. Günümüzde, Osmanlı Devleti’nin yıkılışının ardından, 20. yüzyıl tarih yazımının ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın sınırlarının çizilmesinin gayr-i tabii yöntemlerle gerçekleştirildiği bütün taraflarca açık bir şekilde ifade edilmektedir. Rus Çarı I. Nikolay’ın “hasta adam” olarak tanımladığı Osmanlı Devleti’ne ait toprakların paylaşılması veya bölünmesi sorunu, 1916’da İngiltere’yi temsilen Mark Sykes ve Fransa’yı temsilen François Georges-Picot tarafından gizli olarak imzalanan Sykes-Picot Antlaşması ile kısmi olarak giderilmiştir. Bu antlaşmanın sonuçlarından&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap karşıtlığı veya düşmanlığının en yaygın olduğu ülkelere bakıldığında listenin ilk sıralarında İran, Fransa, Amerika, İsrail ve Türkiye var. Özellikle son yıllarda tesirini gittikçe hissettiğimiz bu düşmanlığın kökleri tarihçiler tarafından I. Dünya Savaşı dönemine dayandırılmaktadır.</p>
<p>Günümüzde, Osmanlı Devleti’nin yıkılışının ardından, 20. yüzyıl tarih yazımının ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın sınırlarının çizilmesinin gayr-i tabii yöntemlerle gerçekleştirildiği bütün taraflarca açık bir şekilde ifade edilmektedir. Rus Çarı I. Nikolay’ın “hasta adam” olarak tanımladığı Osmanlı Devleti’ne ait toprakların paylaşılması veya bölünmesi sorunu, 1916’da İngiltere’yi temsilen Mark Sykes ve Fransa’yı temsilen François Georges-Picot tarafından gizli olarak imzalanan Sykes-Picot Antlaşması ile kısmi olarak giderilmiştir. Bu antlaşmanın sonuçlarından biri de bazı Arap kabilelerinin Batı’nın, özellikle de İngilizlerin kışkırtmaları sonucu Osmanlı Devleti’ne karşı düzenledikleri ayaklanmalar olmuştur. Bu ayaklanmalarla Ortadoğu’nun Osmanlı’dan ayrışması hızlandırılmış ve bunun için düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılmıştır.</p>
<p>İşte bu dönemde Arap coğrafyasında Arapların içine karışarak, tıpkı bir Arap gibi konuşup yaşayan Thomas Edward Lawrence (Arabistanlı Lawrence), İngilizler adına Osmanlı Devleti aleyhine istihbarat faaliyetleri yürütmüştür. Kendisine verilen ilk görev, Kûtü’l-amâre’de ordu kumandanı Halil Paşa’yı İngiliz kuvvetlerine karşı başlattığı kuşatmadan vazgeçirmektir. Halil Paşa’nın Lawrence’ın bütün tekliflerini reddetmesi üzerine başarısızlığa uğrayan İngilizler, bu defa başta Mekke Emiri Şerif Hüseyin ve oğullarından Prens Faysal olmak üzere diğer Arap kabilelerinin liderlerini de Osmanlı’ya karşı kışkırtmak için Lawrence’ı kullanmaya devam etmişlerdir.</p>
<p>Birinci Paylaşım Savaşı’nın en ilgi çeken karakteri olan Lawrence’ın, üstün meziyetli bir casus profiliyle sunulan hayatı günümüze dek merak konusu olmaya devam etmiştir. Bu merak doğrultusunda hazırlanan belgeseller, yazılan kitaplar ve çekilen filmler de büyük alaka görmüştür. Özellikle 1962 yapımı Lawrence of Arabia filmi dört saate yakın süresine rağmen büyük beğeniyle seyredilmiş; 1963 yılında Akademi (Oscar) Ödülleri’nde aralarında en iyi yönetmen, en iyi uyarlama senaryo, en iyi sinematografi dahil toplam 10 kategoride aday olmuş ve bu ödüllerin yedisini kazanmıştır.</p>
<p>Film bir casusun sosyo-kültürel, askerî ve diplomatik mücadelesinin onu nasıl efsaneleştirdiğini anlatırken, bu durumun ya da onların bakış açısıyla kahramanlaşmanın Lawrence üzerindeki psikolojik etkilerini de irdeler. Filmin süresine kıyasla diyalogların seyrek olması seyirciyi hikâyeden koparmaz. Aksine, ustalıklı görüntü yönetimi ve oyunculuklar sayesinde seyircinin çöl atmosferinin içerisine dahil edilmesi ve son ana kadar Lawrence’ın karakter gelişiminin merakla beklenmesi filmin öne çıkan başarılı unsurlarındandır.</p>
<p>Ancak “barbar Araplar” ya da “ahlâksız Türkler” gibi genellemeler, filmin nesnel bakış açısına zarar vererek belirli bir amaç doğrultusunda çekildiğini ortaya koymaktadır. Ülkemizde 1991 senesine kadar gösterimi yasak olan film, özel kanalların yayın hayatına dahil olmasıyla, yıllar sonra ilk defa seyredilebilmiştir. İki milletin de birbirinden adeta nefret etmesine neden olacak pek çok sahne barındıran ve “barış getiren İngiliz” idealini besleyen Arabistanlı Lawrence, propaganda filmlerinin en başarılı örneklerindendir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’ın Sınırları İngilizlerin Sömürgeci İhtiraslarına Göre Çizildi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/iranin-sinirlari-ingilizlerin-somurgeci-ihtiraslarina-gore-cizildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Basra Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Belücistan]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Sîstan]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7601</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıldan itibaren petrol ve ideoloji karışımı bir yapının şekillendirdiği Ortadoğu’da -başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere- bugün pek çok ihtilafa ve gerilime yol açan sınırların belirlenmesinde temel aktörler Batılı devletlerdir. Sömürge sürecinde İngiltere ve diğer Batılı devletlerin müdahalesi ile çizilen sınırlar, âdeta bölgedeki doğal kaynakların paylaşılıp yağmalanmasının da bir haritasını yansıtmaktadır. 19. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu, Batı’nın sömürgeci güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ekonomik ve siyasî nüfuz elde etmeye yönelik paylaşım mücadelesine sahne oldu. 1916’da İngilizler ile Fransızların imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması bu paylaşımı resmîleştirirken, hegemonya alanlarının da sınırlarını çizdi. Doğu ile Batı arasındaki geçiş kapısı olan bölgenin jeopolitik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıldan itibaren petrol ve ideoloji karışımı bir yapının şekillendirdiği Ortadoğu’da -başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere- bugün pek çok ihtilafa ve gerilime yol açan sınırların belirlenmesinde temel aktörler Batılı devletlerdir. Sömürge sürecinde İngiltere ve diğer Batılı devletlerin müdahalesi ile çizilen sınırlar, âdeta bölgedeki doğal kaynakların paylaşılıp yağmalanmasının da bir haritasını yansıtmaktadır.</p>
<p>19. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu, Batı’nın sömürgeci güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ekonomik ve siyasî nüfuz elde etmeye yönelik paylaşım mücadelesine sahne oldu. 1916’da İngilizler ile Fransızların imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması bu paylaşımı resmîleştirirken, hegemonya alanlarının da sınırlarını çizdi. Doğu ile Batı arasındaki geçiş kapısı olan bölgenin jeopolitik özellikleri, Batılı işgalcilerin nüfuz ve güç elde etme mücadelesinde iştah kabartan bir saik idi. Bu nedenle, uluslararası sisteme hâkim olan süper güçler ekonomik ve siyasî menfaatleri doğrultusunda Ortadoğu’daki sınır ihtilafları ve anlaşmazlıklarına doğrudan müdahil oldular.</p>
<p>Bölgedeki sınırların şekillenmesinde, Rus-İngiliz-Fransız kuvvetlerinin hırs ve menfaate dayalı 100 yıllık nüfuz çatışması belirleyici olmuştur. Özellikle Hindistan’daki koloni yönetiminin sınırlarını güvence altına almak, çıkarlarını korumak ve daha geniş stratejik alan sağlamak gayesi İngiltere’yi bölgenin haritasının şekillenmesinde öne çıkardı. Çeşitli ekonomik imtiyazlar elde ettikleri İran’ın politik kararlarının yanında sınır konularına dâhil olmaları da bunun bir sonucudur. İngiltere -herhangi bir bölgesini ele geçirme niyetinde olmamasına rağmen- Basra Körfezi, Afganistan, Sîstan ve Belûcistan’ı takiben Horasan’ın kuzeydoğusundan Mekran sahiline uzanan, İran’ın kuzeyinden güneye doğru inen doğu sınırlarının çizilmesinde başat aktördür.</p>
<p>İngilizlerin dâhil olduğu İran-Irak sınır ihtilaflarından en önemlisi Şattülarap kavgasıdır. Tarihî bir geçmişi olan İran-Irak sınırının ilk tespiti 1639’da Osmanlılar ile Safevîler arasında imzalanan Kasrışîrin Antlaşması’na kadar uzanır. 1847’de Osmanlılar ile Kaçarlar arasında imzalanan ve 1913’te tekrar onaylanan antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti Hürremşehir ve geleceğin Abadan şehrini İran’a bırakıyor, karşılığında Şattülarap’ı alıyordu. 1869 yılına gelindiğinde, sınırın tam olarak çizilmesi konusunda nihaî bir anlaşmanın kaçınılmazlığına rağmen bu konuda ilerleme sağlanamamıştı.</p>
<p>1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, İngiliz ve Rus güçleri sınırda ve özellikle de Şattülarap’ta nihaî bir çözümü zorlamak için yeniden müdahalede bulundular. 21 Aralık 1911’de Tahran’da gerçekleşen oturumda, 1847 yılında yapılan anlaşmaya ek bir protokol imzalandı ve karma komisyonun yeniden canlandırılması kararlaştırıldı. 17 Kasım 1913 tarihli İstanbul Protokolü’nde, antlaşmanın Avrupalı sponsorları, mevcut şartların İngiltere’nin menfaatlerine uygun olduğunu gördüler. Bu protokol ile İngilizlerin İran’dan aldığı petrol imtiyazı, onları İran’ın iç ve dış işlerine müdahale eder bir pozisyona getirmişti. Artık 20. yüzyılın ilk yarısında İngiltere, İran’ın dış politikasına da müdahil olmaya başlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim İcat Etti Bu Ortadoğu’yu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/5870/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nicholas Danforth]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2020 10:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[ortadogu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5870</guid>

					<description><![CDATA[1. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupalı imparatorlukların Ortadoğu’yu nasıl yeniden şekillendirdiği hakkında çok şey yazıldı. Bu dönüşüm 100 yıl önce, Fransa ve Britanya Sykes-Picot Antlaşması’nı imzaladığında başlamıştı. Ancak çok az insan, savaş sonrası Avrupalı emperyalistlerin modern Ortadoğu haritasını çizmelerine ilaveten aslında bu kavramı da icat ettiklerini fark etmiştir. Bugün Ortadoğu olarak bildiğimiz bölge kabaca Türkiye’den Mısır’a, oradan İran’a uzanmaktadır; ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesi ve eski, şimdi demode görünen “Yakındoğu” teriminin ortadan kalkmasından sonra gündeme gelmiştir. 1. Dünya Savaşı öncesinde İngilizler şimdi Ortadoğu olarak bilinen bölgenin önemli bir kısmını teorik olarak 1) Yakındoğu (Balkanlar ve Doğu Akdeniz), 2) Ortadoğu (İran ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupalı imparatorlukların Ortadoğu’yu nasıl yeniden şekillendirdiği hakkında çok şey yazıldı. Bu dönüşüm 100 yıl önce, Fransa ve Britanya Sykes-Picot Antlaşması’nı imzaladığında başlamıştı. Ancak çok az insan, savaş sonrası Avrupalı emperyalistlerin modern Ortadoğu haritasını çizmelerine ilaveten aslında bu kavramı da icat ettiklerini fark etmiştir. Bugün Ortadoğu olarak bildiğimiz bölge kabaca Türkiye’den Mısır’a, oradan İran’a uzanmaktadır; ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesi ve eski, şimdi demode görünen “Yakındoğu” teriminin ortadan kalkmasından sonra gündeme gelmiştir. 1. Dünya Savaşı öncesinde İngilizler şimdi Ortadoğu olarak bilinen bölgenin önemli bir kısmını teorik olarak 1) Yakındoğu (Balkanlar ve Doğu Akdeniz), 2) Ortadoğu (İran ve İran Körfezi’nin etrafı) şeklinde bölmüştü. Bu bölünmenin belli bir coğrafî ve stratejik mantığı vardı. Yakındoğu aynı zamanda Ortadoğu’dan daha yakındı ve Ortadoğu, Yakın ve Uzak Doğuların ortasında yer alıyordu. İngiliz sömürge yöneticileri için Ortadoğu, Hindistan’ın savunulması için hayatî önem taşıyan bir bölge iken, Yakındoğu büyük ölçüde Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolü altındaydı.</p>
<p>Bir asır önce Osmanlı İmparatorluğu çöktüğünde işler tamamen değişti. Balkanlar ve sonra da modern Türkiye daha Batılı kabul edilirken, Yakındoğu’nun diğer kısımları İngiliz kontrolü altındaydı ve imparatorluğun bürokratik yeniden sömürgesinin kurbanı oldu. Sömürgelerden sorumlu bakan Winston Churchill yeni ele geçirilen Filistin, Ürdün ve Irak topraklarını kapsayan bir “Ortadoğu Departmanı” kurdu. Artık bu bölge de Britanya’nın Süveyş Kanalı’nın doğusunda kalan her yeri savunma planlarının parçası olmuştu. Tarihçi Roderic Davison’ın çarpıcı ifadesiyle “bu moda çerçevesinde Ortadoğu Akdeniz kıyısına dönüştü”. 20-30 yıl boyunca bu yeni kullanım İngiliz hükümetinin gizli birimleriyle sınırlı kaldı. Ancak 2. Dünya Savaşı esnasında İngilizce konuşan kamu kurumlarına da yayıldı. Çünkü bu dönemde insanlar bölgedeki askerî gelişmeler hakkındaki günlük haberleri okumaya başlamıştı. Sonra Amerikalılar Soğuk Savaş’ın başlamasıyla bölgeye yeni bir ilgi göstermeye başladıklarında o dönemde yaygın olan İngiliz terimini benimsediler. Bazıları “Ortadoğu” teriminin problemli olduğunu, çünkü kaçınılmaz olarak Batılı bakış açısını yansıtan bir Batılı terim olduğunu savunmakta. Hindistan’ın ilk başbakanı Jawaharlal Nehru bir defasında bu bölgenin gerçekte Batı Asya olarak adlandırılması gerektiğini söylerken, zaman zaman akademik çevrelerde bölgenin Güneybatı Asya gibi terimlerle adlandırılmasına ilişkin öneriler söz konusu olmuştur.</p>
<p>Günümüzde pek dikkat etmesek de isimleri nispeten bir coğrafyayı ima eden birçok ülke bulunmakta. Mesela Norveç (kuzey) ve Avusturya (doğu). Arapça konuşan milletler uzun süredir Kuzey Afrika’yı -Batı anlamına gelen kelimeden hareketle- Mağrib olarak adlandırmıştır. Çünkü bu bölge Arapça konuşan ülkelerin batısında yer almaktadır.</p>
<p>Kavramın anti-emperyalist eleştirmenleri bir emperyalist olmasına rağmen Churchill’in de oluşumuna yardım ettiği bu terimden pek hoşlanmadığını bilmek isteyeceklerdir. 1950 yılında şöyle yakınıyordu: “Mısır, Akdeniz, Suriye ve Türkiye’yi içeren bölgeye ‘Ortadoğu’ denilmesinin yanlış bir tercih olduğunu düşünmüşümdür hep. Burası Yakındoğu idi”.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2020">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
